Yeni Nesil Yayıncılıkla Karşınızdayım

Sevgili Okur,

Yeni nesil yayıncılıkla karşınızdayım. Yeni yıla umutla ve heyecanla girmeme vesile olan dijital yayıncılık ve Yazardan Direkt konseptini sizlerle buluşturmanın sevincini yaşıyorum. Gün geçmiyor ki, değişimden, dönüşümden söz etmeyelim. O kadar çok kullanıyoruz ki, değişimi de dönüşümü de değersizleştirdik. Konuşmaktan eyleme geçmek istedim. Bu çabamı biraz da öyle değerlendirmenizi rica edeceğim.

Aşağıda üç kitabımda ne anlattığımı çok kısaca sizlere aktarıyorum. Umarım yöntem kadar içerikleri okumaya değer bulursunuz.

İletişime Kanat Çırpmak

Biz genel olarak iletişimi ne sanıyoruz diyecek olursanız, deneyimlerimden bir derleme yapmak isterim;

Konuşuyor, konuşuyor… konuşuyoruz! Hiç susmuyoruz… Devamlı anlatıyoruz. Sosyal medyada aktifiz. Çok yazıyoruz. Kısa kısa, yarım cümleler, tuhaf nidalarla kompozisyon şampiyonuyuz.

Çok fotoğraf çekiyoruz, kendimizi sağdan soldan üstten yanan alttan belgeleyip duruyoruz… Günün her saatini, her coğrafyayı, her anıyı kaydediyoruz. Her anı belgeliyoruz. Her fotoğrafta, yaşamı donduruyor; en mutlu gülücüğü atıyoruz…

Aktif okuruz, çok retweet yapıyoruz. Mesaj yanıtlıyor, yorum yapıyoruz. Kısa kısa… Dışarıdan bakacak olduğunuzda, işimiz gücümüz iletişim sanırsınız. Gerçek biraz daha farklı; bu kitapta toparladığım yazılarımda dilim döndüğü kadar iletişime nasıl kanat çırptığımızı, çoğu zaman kanadımızın kırık olduğunu, pek çok zaman yanlış istikamete uçtuğumuzu, sürüden kolayca ayrıldığımızı, zaman zaman da mucizevi şekilde iletişim kurduğumuzu anlatmaya çalıştım.

Türkiye Geleceğini Arıyor: Adı İnsan

Bu kitap “Adı İnsan” temasındaki yazılarımı bir araya getiriyor. İnsana dair olunca, hayatın her alanından, örneğin eğitimden, ekonomiden… kadından, gençten, çocuktan yani her şeyden söz ediyor. Duyarlı ve genç bir gazetecinin “insan kaynakları ve yönetim bilimi” alanında yaptığı çalışmalarda yakaladığı küresel bireysel değerleri, ülke gelişimi adına katma değer, verimlilik ve başarı gibi kavramlarla birleştiriyor.

O genç gazeteci herkes gibi yaş aldı, deneyimlendi, başarıyı da başarısızlığı da farklı noktalarında gördü, yaşadı… Deneyimli bir iletişimci olarak bugün ülkesinin yol katetmiş olduğunu söylemeyi çok isterdi, geçmişte yazdıklarına baktı, bugün yaşananlara ve yazmak zorunda kaldıklarına baktı… Aynı şeyleri yazmaya devam ettiğini anladı.

 

Liderlik, Yönetim, Türkiye
Ne İş Olsa Yaparım Abi!

Türkiye her krizde tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyor. Aslında buraya bir nokta koyup bu cümleyi bir hatta iki kez okumanız gerekiyor. Ben bu cümleyi neresinden değiştirsem diye çok düşündüm. Cümle bugünkü kriz için kurulmamış olsa da bugünkü kriz için daha başka bir cümle kuramayacağıma karar verdim. Bundan sonraki cümleleri de farklı yazmamın anlamını göremedim. Tarih beyaz yakalı Türkler için tekrar ediyor.

Neden en büyük bu kriz;
Çünkü bunun “ekonomik” olduğunu sanıyoruz. Hayır!
Çünkü bu binlerce beyaz yakalının işsiz kaldığı bir kriz.
Çünkü başarının, performansın sorgulandığı bir kriz.
Çünkü cepte paranın tükendiği, umutların solduğu bir kriz.
Çünkü sosyal ve psikolojik faturası, ekonomik bütçesinden daha büyük bir kriz.
Çünkü doktorun, mühendisin, bankacının, gazetecinin “Ne iş olsa yaparım abi” demeye başladığı bir kriz.

Bu kriz neden büyük, daha önce yazmadığım bir cümleyle bitireyim; çünkü ilk kez beyaz yakanın, arkasına bakmadan ülkesinden göçtüğü bir kriz.

Türkiye bu krizi aşmak için, insanına sahip çıkmak zorunda.