Yeni Medya Teknolojileriyle Gündem Yaratma: Arap Baharı Örneği

Teknolojik gelişmelerle birlikte son yıllarda geleneksel medyanın yerini yeni medya ya da sosyal medya olarak da dile getirilen bir kavrama bırakmaya başladığı görülür. İnsanlar arasında doğru ve güvenilir kaynaklardan bilgi edinme ihtiyacı ve talebinin her geçen gün artan bir hızla yükselmesi, tek yönlü bir ileti olanağı sunan geleneksel medyanın yerini yeni enformasyon kaynaklarının almasına neden oldu (Çildan, Ertemiz, Tumuçin, Küçük ve Albayrak, 2011). Bu durum bilgisayar teknolojileri ve ondan gelen iletilerle birlikte, haber sözcüğünün manasının değişmesinde de önemli bir etken oluşturdu. Zaman ve mekana esneklik kazandıran bu araçlar ile birlikte, mekan insan bedeninin doğal kısıtlamalarından kurtarılmakla kalmayıp, bilgisayar terminalleri ile video monitörlerinin birbirine bağlanması sayesinde, uzak- yakın arasındaki ayrımı ortadan kalktı (Babacan, Haşlak ve Hira, 2011)

Günümüzde iletişim aracı olmaktan çok, insanlar için sosyalleşme aracı teşkil eden yeni medyanın dünya üzerinde milyonlarca insanı aynı anda ortak bir platformda buluşturabilir. Son 15 yılda pek çok sosyal ağın yayına başladığı bilinse de 2004 ve 2006 yıllarında Facebook ve Twitter’ın hizmet vermeye başlaması pek çok değişim ve gelişimi de beraberinde getirmiştir (Çildan, Ertemiz, Tumuçin, Küçük ve Albayrak, 2011). Bu bağlamda yeni medyanın sunduğu imkânlar ile yeni toplumsal hareketlerin bu yeni mecrayı kullanma pratikleri ve özellikle Arap Devrimleri olarak nitelendirilen, Arap coğrafyasındaki son on yıl önce yaşananların anlaşılmasında yeni medyanın ne kadar önemli olduğu ve dünya siyasetine yön vermede ne kadar etkili bir araç haline geldiği anlaşılacaktır.

Söz konusu yeni medya döneminde eskiye kıyasla bilginin özgürce dolaşımı ve paylaşımı daha kolay sağlanabilirken, kullanıcılar aktif biçimde sahip oldukları her şeyi paylaşabilmektedirler. Tek taraflı enforme edilmeden, kendileri bizzat özne olarak gerek haberin kaynağı, gerekse haberin yorumcusu olabilmektedirler (Babacan, Haşlak ve Hira, 2011) . Bu durumda geleneksel medyaya göre daha tarafsız ve daha dinamik bir yapı ortaya çıkmaktadır. Sosyal ağlarda içerikler hızlı bir şekilde yayılırken insanlara bu içeriği tartışma olanağını da doğar. Çünkü sosyal ağ siteleri bireyi topluluğun merkezine yerleştiren kişisel ağlar olarak yapılandılar (Çildan, Ertemiz, Tumuçin, Küçük ve Albayrak, 2011).

Arap Baharı ve gelişim süreci
Hafızalarımızı canlandırarak biraz gerilere gidelim:
Arap Baharı, Arap dünyasında baskıcı ve otoriter yönetimlere karşı son dönemde meydana gelen farklı ölçeklerdeki halk hareketlerini ifade etmek ve süreci bir demokratikleşme dalgası olarak olumlu manada tanımlamak maksadıyla kullanılan anonim bir kavramdır (Doğan ve Durgun, 2012:62). Uzun yıllar devam eden haksızlık, adaletsizlik ve yoksulluk temelinde halkın rejime başkaldırısıdır. Özgür Uçkan, Arap yarımadasındaki olayları şöyle dile getirir: ‘Kuşkusuz, isyan sokakta başladı; nedenleri de gıda fiyatlarındaki hızlı artış, gelir dağılımı adaletsizliğinin giderek derinleşmesi, genç işsizliğin yükselmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün şiddetle bastırılması, polis devleti, ayyuka çıkan yolsuzluklar gibi sosyo-ekonomik dinamiklerdir’.

Sosyal medya bu bağlamda oluşuma neden olan değil; etki eden konumundadır. Arap baharı olarak nitelenen bu olaylara sosyal medyanın katkısı ve etkisi, insanları örgütleyerek hızlı bir biçimde haber akışını sağladıkları bir araç olmasıdır. Önce Wikileaks’in açıkladığı belgeler, sonra da Tunus, Mısır ve Libya’daki halk hareketleri, geleneksel medyayı İyice sersemletti. Yeni yıl öncesi Tunus’ta başlayan olaylar önce 25 Ocak 2011’de Mısır ve sonra 17 Şubat 2011’de Libya’ya sıçrayınca, gelişmeleri bölgeye muhabir göndermek yerine küresel ve yerel ajanslardan izlemeyi tercih eden gazete ve televizyonlarımız, bu haber kaynaklarından gelen çelişkili haberler karşısında ciddi bir bocalama geçirdi. Bölgeye ilişkin uzman eksikliği nedeniyle kendi geleneksel yöntemleri çerçevesinde “doğrulanmış haberi yakalama çabası” sonuç vermeyince, uzunca bir süre gelişmeleri görmemeyi ve çok kısa haber e altyazılarla geçmeyi yeğlediler. Mübarek ve Kaddafi yönetimleri, dünyada bu zamana kadar hiçbir liderin cesaret edemeyeceği bir hamle ile İnternet’in şalterini indirince habercilik açısından BBC, CNN gibi ana akım küresel medya organlarının bile haber yayınlamakta zorlandığı karanlık bir döneme girildi. Bu süreçte Mısır ve Libya’dan haber akışı sağlayamayan ve bölgeyi sağlıklı yorumlayacak tek bir uzmandan bile yoksun geleneksel medyanın anlı şanlı haber kanalları, kendilerince en kolay yolu seçip halk hareketleri ile sosyal medyanın ilişkisini analiz etmeye çalıştılar. Kanallara çıkan birtakım analistler, sosyal ağların artık demokrasiden uzaklaşan yönetimleri hizaya getirecek kadar güçlendiğini heyecanla anlatıyorlardı. Programlarda atılan başlıklar ise şöyleydi: “Sosyal Medya Devrimleri”,“Facebook ve Twitter diktatörleri deviriyor.’(Polat,2011: 30).

2011 yılının ilk dönemlerinde Ortadoğu’da cereyan eden olaylarda da, İnternet’in gücü yadsınamaz bir hal aldı. Tunus’ta başlayan eylemler ve sonucunda devrimin gerçekleşmesi İnternet’te başlayıp sokakta son bulan bir süreç yarattı. Wikileaks’in yayımladığı 2008 tarihli belgelerinde, devlet başkanı Ben Ali ve ailesinin mafya usulü yolsuzluk çetesi oluşturduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte, halk bu duruma isyan edip sokağa döküldü (Engin, 2011: 33). Aslında Arap coğrafyasında bu gelişmelerin zeminini oluşturan tarih 17 Aralık 2010’dur. Seyyar satıcılık yapan üniversite mezunu işsiz Tunuslu genç Muhammed Bouazizi’nin tezgâhına el koyulunca Bouazizi kendisini ateşe vermiş ve ülkede hükümeti deviren isyanın fitilini de tutuşturmuştur. Bir nevi patlama noktasını oluşturan bu olay daha sonra başka Arap ülkelerine de örnek olmuş ve bu ülkelerde de isyan hareketleri görülmüştür. Tunus, Cezayir, Mısır, Libya, Bahreyn, Ürdün ve Yemen Arap Baharı’nın en çok etkili olduğu ülkeler olmuştur. Mısır, Libya ve Tunus’ta yaşanan isyanlar mevcut hükümetleri devirecek kadar etkili olmuştur (Çildan, Ertemiz, Tumuçin, Küçük ve Albayrak, 2011).

Özellikle Mısır ve Tunus’ta yaşanan olaylarla ilgili yapılan araştırmalarda, 3 milyondan fazla tweet, binlerce blog gönderisi ve yüzlerce gigabaytlık YouTube video incelenmiş ve sonuçta sosyal medyanın Arap Baharı’ndaki siyasi tartışmaların şekillenmesinde etkili bir araç olarak kullanıldığını ortaya koymuştur. Washington Üniversitesi’nin yapmış olduğu bu araştırma sonucu incelenen binlerce veri ortaya koymuştur ki Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya yayılan özgürlük ve demokrasi temelli mesajların sosyal medya aracılığıyla daha fazla kitleyi ortak bir noktada toplayabilmesi ve tüm dünyanın da yaşanan gelişmeleri yine sosyal medya aracılığıyla takip etmiş olması sosyal alandaki devrimi de ortaya koymuştur (Korkmaz, 2011).

Örneğin, Hüsnü Mübarek’in istifasının gerçekleştiği hafta boyunca Mısır ve dünyadan çekilen toplam tweet oranı bir günde 2300’den 230,000’lere kadar yükselmiştir. Protestolar ve politik tartışmaların bulunduğu videolar çok hızlı bir şekilde viralleşmiş ve en çok izlenen ilk 23 video toplamda 5,5 milyon kez görüntülenmiştir. Siyasi içerikli, demokrasi ve özgürlük ağırlıklı her türlü dijital mesaj sürekli bir şekilde birbirini tetikleyerek insanların bu isyanlardan olan beklentisini daha çok artırmıştır. Bir kartopu misali yayılan mesajlar insanların isyanlara olan inancını pekiştirerek kendi içinde bir kelebek etkisine neden olmuştur (Pesen, 2011).

Tunus’ta yaşanan gelişmelerle birlikte sanal dünyadaki bloglarda özgürlük, demokrasi ve devrim hakkındaki tartışmalar atılan ‘tweetler’ üzerinden kısa sürede geniş yankı uyandırmış ve sanal dünyadaki örgütlenme sokaklara taşınarak protestolara dönüşmüştür. Hem Tunus hem de Mısır örneği gösteriyor ki insanların sınırlar ötesinde aynı duygu ve düşünce etrafında organize olmaları gelişen teknoloji ve tabiî ki yeni medya çağı ile daha kısa sürede olumlu dönütler yaratmaktadır.

Tüm bunlar yaşanırken ilgili yönetimlerin interneti ve sosyal medya araçlarının kullanımını kısıtlamaya ve de baskılamaya yönelik çalışmaları, halkları aktivizme daha da körüklemiştir. Bunun en bariz örneği ise Mısır’da yaşanmıştır (Pesen, 2011). Hüsnü Mübarek yönetimi olayların yaşandığı dönemde kendi iktidarlarını korumak ve güvenliği sağlamak adına bütün internet ve mobil iletişim kanallarını kapatabilmiştir. Ancak, Google veTwitter, İnternet’in kesildiği ülkede, yeni alternatif sistemler geliştirerek sosyal ağlarını geliştirmiştir(alternatif bilişim). Mübarek ve Kaddafi yönetimleri, dünyada bu zamana kadar hiçbir liderin cesaret edemeyeceği bir hamle ile internet’in şalterini indirince habercilik açısından BBC, CNN gibi ana akım küresel medya organlarının bile haber yayınlamakta zorlandığı karanlık bir döneme girilmiştir (Babacan, Haşlak ve Hira, 2011).

Eskiden uluslararası çapta bir haberin CNN’de çıkması ve diğer haber ağlarına yayılması, o haberin teyidi ve toplumu yönlendirmesi açısından yeterliydi. Sosyal medya ise bu durumu asimetrik bir şekilde değiştirmeyi başardı. Bireyler açısından haberi alma ve yayma alanı geleneksel medyadan neredeyse tümüyle sosyal medyaya kayarken, sansasyonel haberlerin sosyal medyada kelebek etkisine maruz kalarak dalgalar halinde yayılması haber ve bilginin doğrululuk meşruiyetinin sınanmadan ve ilk çıkış kaynağının sicilinin önemsenmeden yayılması toplulukları/toplumları kitlesel yönlendirmelere ve toplu dezenformasyona maruz bırakma olasılığı da doğabilir (Pesen,2010) Kitlesel yönlendirmeler doğru bir şeyin yayılması için yapılabileceği gibi yanlış, yalan ve propagandaya yönelik de yapılabileceği üzerinde durulması gereken bir problemi oluşturmaktadır. Sosyal medyalardan kaynaklanan haber bombardımanı, bireylerin yoğun bilgi akışı ve karmaşası içinde hakikati sorgulamalarına mani olabilir (Pesen,2011).

Sonuç olarak değişen ve gelişen medya ile birlikte haber ve habercilik adına pek çok şey de değişmiş, kitleler sanal medya üzerinden ortak bir platforma ortak amaçlar doğrultusunda örgütlenirken bir nevi kamuoyu yaratma düşüncesi de sanal medya aracılığı ile oldukça hızlı ve etkili bir şekilde oluşturulmaya başlanmıştır. Araştırmacıların ‘kelebek etkisi’ olarak adlandırdıkları ve iletilerin dalga dalga yayıldığı bu platformda, Arap coğrafyasında yaşanan gelişmelerde kitleleri örgütlemek adına oldukça etkili bir araç olarak kullanıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda ‘Arap Baharı sosyal medyada demlendi.’ çıkarımında bulunulmaktadır (Pesen, 2011). Baskıcı yönetimler altında ezilen halk, sanal medyada elde ettiği güç ile eski zamanların çok yetenekli olmayan iletişim teknolojileri ile günler sürecek bir eylemi, ‘Twitter’ ve ‘Facebook’ benzeri sosyal ağlar aracılığıyla bir gecede planlayıp ertesi güne bir başkaldırı hareketine uyanabiliyorlar (Pesen, 2011). Kısacası olayın nasıl geliştiğinden ziyade, ne kadar hızlı bir şekilde yayılış göstermiş olması üzerinde durmak gerekiyor.

İkinci medya çağında yaşanan gelişmeler de gösteriyor ki sosyal medya sahip olduğu güç sebebiyle insanları sadece belli bir fikir etrafında toparlayabilen ve onları harekete geçiren, fikirlerin özgürce tartışıldığı ve yayılma fırsatının verildiği bir platform oluşturmasının yanında, belli güç odakları tarafından dünya siyasetine yön verilebileceğini de kanıtlıyor. Artık en büyük silahın ‘medya’ olarak görüldüğü günümüzde, sosyal medyanın da haber verme işlevini üstlenmiş olması ve insanların gelen iletilerin doğruluğunu bile teyit etmeden üzerinde tartışmaya başlaması sanal ve gerçek arasında yaratılan uçurumla belli ideolojilerin hayal ettikleri düşünceleri harekete geçirmelerine de olanak sağlıyor. Araştırmadan çıkan en çarpıcı sonuca göre ise en popüler haber kaynaklarının tweetlerinin yaşam ömrü bir, neredeyse 3 günü geçmiyor. Bu kadar anlık verinin durmaksızın akıp gitmesi haberler üzerinde maalesef sele kapılıp kaybolma etkisi meydana getiriyor (Pesen, 2013) Yine de Arap dünyasında yaşanan gelişmelerde dünya siyasetine yön veren belli güç odaklarının da devrede olduğu gerçeği sosyal medya etkisi ile birleşince ortaya çarpıcı sonuçlar çıkıyor. Bu durumda artık sadece medya organına sahip olan değil; sosyal medyayı yöneten ve yönlendirebilen kesim dünya siyasetine yön veriyor. Sosyal medya artık en güçlü ve en tehlikeli silah; çünkü kitleler üzerinde yapmış olduğu etki ile savaş yöntemini bile değiştiren bir yapıya sahip. Olayların tam anlamıyla çıkış nedeni değil; ancak yaşanan gelişmelere baktığımızda siyasi isyanların oluşmasında ve başarıya ulaşmasında sosyal medyanın oldukça kritik bir işleve sahip olduğu söylenebilir. Sosyal medya, başlı başına Arap Baharı’nı yöneten bir güç olmamıştır ancak en önemli harekete geçiricilerden, köprülerden, yardımcılardan ve tamamlayıcılardan bir tanesi olarak işlev görmüştür (Tekek, 2011)

Bugün etkinliğini her geçen gün daha da fazla arttıran sosyal medya veya ‘ikinci medya çağı’ olarak da adlandırılan bu süreçte meydana gelen dönüşümle haberler yayınlanırken kendinden başka bir editörün olmadığı ve haberlerine oto-sansür uygulanmayacağı bir alanda yayılma fırsatı yakalamıştır. Ayrıca bu ortam sadece gündelik haber, bilgi veya iletişim amacıyla değil; siyasi, ideolojik, iktisadi, kültürel, hemen her konuda bireyi pasiflikten çıkartarak aktif bir sürecin içine dahil etmiştir. Böylece gerçek hayatta yaşanan her türlü gelişme sanal ortama taşınma olanağı bulmuştur (Babacan, Haşlak ve Hira, 2011: 72-73).

KAYNAKÇA
Polat, İ. (2011).Wikileaks ve 2011 Arap İsyanları Üzerine Tartışmalar, Cesur Yeni Medya ve Sosyal Medya Devrimleri, Alternatif Bilişim Derneği Yayınları, İstanbul, ss: 17-30.
Engin, B.(2011).Wikileaks ve 2011 Arap İsyanları Üzerine Tartışmalar, Yeni Medya ve Sosyal Hareketler, Alternatif Bilişim Derneği Yayınlarıi, İstanbul, ss: 33-38.
Uçkan, Ö.(2011). Wikileaks ve 2011 Arap İsyanları Üzerine Tartışmalar, Yeni Medya ve Sosyal Hareketler, Alternatif Bilişim Derneği Yayınları, İstanbul, ss:47-51.
Avcı, E.(2012).Arap Baharında Sosyal Medya Rüzgarı, Uluslar arası İlişkiler Anabilim dalı Tezli Yüksek Lisans, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Cihan Ç., Mustafa E., H. Kaan T., Evren K., Duygu A.(2011). Sosyal Medyanın Politik Katılım ve Hareketlerdeki Rolü. Bilkent Üniversitesi, Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri Bölümü, Ankara.
Tekek, M.(2011). Sosyal Medya ve Arap Baharı, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi, Gazi Üniversitesi, Ankara.
Korkmaz, A.(2011). Arap Baharı Sürecinde İnternet ve Sosyal Medyanın Rolü, Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi, Kayseri.
Akbıyık, N., Öztürk, M.(2011). Sivil Toplum ve Sosyal Medya Perspektifinde “Arap Baharı” ve “Wall Street‟i İşgal Et” Eylemleri. .
Doğan, G.; Durgun, B.(2012). Arap Baharı ve Libya: Tarihsel Süreç ve Demokratikleşme Kavramı Çerçevesinde Bir Değerlendirme. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü Dergisi, sayı: 15.
Babacan, Emin M., Haşlak, İ., Hira, İ.(2011). Sosyal Medya ve Arap Baharı. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt:6, sayı:2
Pesen, M. Mekin
http://www.e-siber.com/sosyal-medya/sosyal-medya-devrimlerinin-anatomisi/
Pesen, M. Mekin http://www.e-siber.com/sosyal-medya/sosyal-medya-tarihin-akisini-nasil-degistirebilir/
Pesen, M. Mekin
http://www.e-siber.com/sosyal-medya/sosyal-medyada-kelebek-etkisiyle-kitlesel-yonlendirme/
Pesen, M. Mekin
http://www.e-siber.com/sosyal-medya/haberler-twitter-da-nasil-dagilip-yayilir/

İçerik Fabrikası-Saibe Pala

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir