Yazı Yazabilmek Neden Önemli?

Pazarlamacıların yazılı iletişimi neden hafife aldıklarını anlayamıyorum. SEO’dan sonra Chat GPT belası ve birbiri ardına patlayan saçma skandallar iletişim dünyasındakiler için yüz karası. İletişime ihtiyaç duyan kurumsal dünya ve dahi herkes için çok çok çok büyük tehlike. Özüne dönüp baktığınızda, olan biten mantıklı ama işin geldiği nokta amaçla aracın birbiriyle karıştırılması. Yozlaşma salgını ve sonucu vasat olma hali.

DİLİNE SAHİP ÇIK LÜTFEN

Lütfen dilinize, beyninize sahip çıkın. İki satırı okumaya üşenenlere, imla hataları yapıp umursamayanlara, oradan buradan kopyalayıp yapıştırıp önünüze getirenlere prim vermeyin, çalıştırmayın ve böyle çalışmayın. Diplomalı eğitimsizlere geçit vermeyin.

DİJİTAL İNTİHAL

Ayrıca, özenmenin dozunu genişletip, intihalin sınırlarını zorlamak ne kelime, bunu alışkanlığa dönüştüren büyüklerinize özenmeyin. Yazma eylemini bir yapay zekaya verince temiz kaldığınızı düşünmeyin, bu kadar saf olamazsınız. Kimseyi Google Translate eziyetiyle sınamayın, olur ya yabancı dili bilmiyorsanız kendinizi okumaktan mahrum bırakmayın ama yararlandıktan sonra üşenmeyin yeniden yazın. Kaynak gösterin dileyen oradan yolculuğuna devam etsin. Referans verin, orijinali ortaya koyana ulaşma imkanı olsun.

BİZ DE ÖYLE YAPMAYALIM

Bir de artık kimse okumuyor, gençler yalnızca mesajlaşıyor, mesaj diliyle konuşuyor o zaman biz de öyle yapalım diyenlere de gülüp geçin. Evet artık destansı uzunluklara kimsenin sabrı yok ama, ihtiyaç ve anlaşılacak kadar, ulaşmak istediğiniz kitlenin algılayabileceği şekilde…

KENDİ KONUŞTUĞUNU ANLAMAYAN

Etrafımda konuştuğunu anlamayanlar görüyorum. İzlediklerinden tarih öğrenmiş, filmlerden kaptığı repliklerle dağarcığını doldurmuş, özendiği insanların kim bilir kimden duyup ezberlediklerini, o da onlardan ezberlemiş, kelimeleri arka arkaya koyunca iletişim kurduğunu sanıyor. Vasatlar Kulübü’ne girmek bedava!

İLETİŞİM “ULAŞMAK” DEMEK

Hafta içinde Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın, bundan sonra yazışmalarında Times New Roman’dan Calibri’ye geçme kararını duyurduklarını okudum. Büyükelçilikler dahil bakanlık iç iletişimin okunabilirliğini artırmayı hedefliyormuş. Karar, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bizzat gönderdiği bir e-posta aracılığıyla duyurulmuş. Bilgi, The Washington Post muhabirinin kucağına düşmüş, yayılmasıyla bizler de öğreniyoruz. Sosyal medya konuyu alınca haberi övenler de sövenler de çok oldu.

MANTIĞI ANLAMALI

Pazarlamacılardan başlamak üzere aktarmalı; neden yazıyı hafife aldıkları izlenimi var? Oysa ürünü, hizmeti aktarmak için gereksiz uzunlukta ifadeler yerine fikri satın almaya ikna edecek bilgiler kadar uzun olmalı dediklerine şüphe yok. Geldiği yer küçümseme efsanesi.  Bir reklamcı için yazı pratiği daha da ekonomik, o da mantıklı; sloganlar, başlıklar, ara başlıklar, fotoğraflar gözün beynin anlık seçimi içindir. Bilimsel bir yaklaşım içinde yazmıyorum konuyu gündeme getirdiğim LinkedIn platformu için çok uzun farkındayım. Ama fikir bütünlüğünü sağlamam gerek.

SEO’CULARI DA SEVİYORUZ

Peki SEO’cular düşman mı? Ne demek… onların marifeti de ne kadar olduğu hayal gücümüzü aşan dijital içerik içerisinden arama yapmayı kolaylaştırmak. Tabii arkadaki reklam canavarını unutmuyorum eğrisiyle doğrusuyla o farklı bir eksen.

YALAN SALGININDAN BÜYÜK

Gelelim yapay zeka uygulamalarına, şimdiden bir sürü var. İki ekseni var, biri konumuz olmayan acaba gazetecilerin, içerik üreticilerinin yerini alacak mı sorusu… Diğeri, konumuz olan üretimin kendisi. Maliyetten kısmak için bu uygulamaların çok popüler olacağı ortada. Umarım küresel hukuki engeller yakında gelir. Yoksa yalan haber salgınından daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız.

YAPAY ZEKA HOOOP DİYE VERİYOR

Uzaktan bakıldığında, yapay zekadan konuyu istiyorsun o da sana hop diye çıkarıp veriyor. Zahmetsiz ve hızlı kullanıyorsun; bloğunda, gazeteden, bülteninde… şu soruyu sormak gerek, yapay zeka hop deyip hangi kaynaktan çıkarıyor?

OKUR YAZARLIK

Dönelim okuma yazmaya. “Okuryazarlık” kalıbını pek çok şey için kullanır olduk; finansal okuryazarlık en yaygın olanı değil mi. Okuma ve yazmanın gerçek okuryazar olmakla ilişkisini atlamamak gerek. Kendisini doğru ifade etmek isteyen herkese özellikle de yönetici patron ve beyaz yaka, varsayıyorum ki, okuryazar platformu olan LinkedIn kulübünde yer alanlara bu mesajı vermeyi önemsiyorum.

“Kötü-yanlış- yanlı” yazımın sonucu da aynı şekilde kötü yanlış ve yanlı okuma demektir. Bu konuyu yalnızca siyasi ya da ideolojik yazılar için düşünmemeliyiz. Bir de teknik olarak okuma zorluğu çekenler var. Unutmayalım ki, herkes her gördüğünü aynı şekilde algılayamıyor. Disleksi yaygın olan durumlardan yalnızca bir tanesi.

ANLAŞILIR VE KAPSAYICI

Yazının içine neden ABD Dışişleri Bakanlığını gömdüğümü merak edenler için konunun gerekçesi Calibri’nin Times New Roman’dan teknik anlamda daha kapsayıcı olması ve hedef kitlelere daha hızlı ve net ulaşabilme yeteneği. Bu Calibri’nin en iyisi olduğu anlamına gelmiyor. Bakanlık ve dijital platformlar bildiğim kadarıyla daha önce de farklı geçişler yaptılar.

Beynimiz, bazı karakterleri karmaşık buluyor. Bir düz yazı parçasını okumak herkes için eşit zorluk derecesi taşımıyor. Kaldı ki okuduğunu anlama güçlüğü çeken veya görme bozukluğu olan kişilerin de aynı kategori altında farklı algılama sorunları var. Calibri seçimi, metni okumayı kolaylaştırmak. Fikirlerin, bilgilerin anlaşılabilir olması önemli. Yazıyı bu nedenle bir araç olarak kullanıyoruz. Okurken zevk almamız ise bize bahşettiği bir hediye.

 

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir