Üniversite Mezunu Kadınların İşsizlikle İmtihanı

Araçtırmacılar: Seyfettin Gürsel  Gökçe Uysal  ve Mine Durmaz

 

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), gerçekleştirdiği “Üniversite Mezunu Kadınların İşsizlikle İmtihanı” adlı araştırması kamuoyuyla paylaştı. Yıllık gözlemlenen işgücü, istihdam ve işsizlik gibi alanlarda değişimleri temel alan bu analizin sonuçları kadın işgücünün erkeklere kıyasla hızla arttığına dikkat çekiyor. 2015 yılının ikinci yarısında erkeklerin ve kadınların işsizlik oranlarının farklılaştığı, kadın işsizlik oranlarının daha hızlı arttığı görülüyor.

 

Son yılda işsizliğin genel evrimi

 

TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Anketi (HİA) serisinde 2014 Ocak ayında bir kırılma gerçekleşti. Bu dönemde yıllık işsizlik oranları yüzde 9,9’dan yüzde 10,3’e, tarım dışında da yüzde 12’den yüzde 12,4’e yükseldi. Toplam işsiz sayısı 204 bin artarak 3 milyon 57 bin oldu. İşsizlikteki bu artış istihdamdaki güçlü yıllık artışlara rağmen işgücünün sistematik olarak daha hızlı artmasından kaynaklandı. İşgücü ve istihdam değişimleri cinsiyet ve eğitim düzeyleri ayırımında irdelendiğinde işgücü ve istihdam, dolayısıyla işsizlik dinamiklerinin önemli ölçüde farklılaştığı görülüyor. 2014’ten 2015’e TÜİK yıllık işgücü istatistiklerine göre tarım dışı erkek işsizlik oranı yüzde 10,3’ten 10,5’e sınırlı bir artış kaydederken kadın işsizlik oranında yüzde 16,5’ten 17,2’ye sert bir yükseliş gerçekleşti.

 

Kadın işsizliğinde belirgin artış

 

TÜİK toplumsal cinsiyet ayrımında yayınladığı verilerde mevsim etkilerinden arındırma işlemini yapmadığından tarım dışı işgücü piyasası göstergelerinin dönemsel evrimini izleyebilmek için bu araştırmada yıllık değişimler kullanıldı. Ocak 2015 döneminden Aralık 2015 dönemine bakıldığında ilk çarpıcı gözlem kadın işgücünde erkek işgücüne kıyasla sistematik olarak daha yüksek artışların gerçekleştiği görülüyor. Kadınlardaki daha yüksek artışların bir kısmı eğitimini tamamlayan kadınlardan oluştuğu düşünülebilir ancak bu olgunun arkasında “ev işleriyle meşgul kadınların” işgücüne katılmalarının da olduğu yadsınamaz. İstihdam artışlarında da iki dönem hariç kadın istihdam artışlarının erkeklerinkinden daha güçlü olduğu araştırma sonuçlarında görülüyor. Sadece Şubat ve Kasım 2015 dönemlerinde önceki yılın aynı dönemine göre erkek istihdam artışları çok az farkla (4 ve 6 bin kadar) kadın istihdamını aşıyor.

 

 

 

İkinci çarpıcı gözlem ise, kadınlarda işgücü artışlarının istihdam artışlarından daha güçlü olması sonucu kadın işsiz sayısında artışın erkeklere kıyasla daha yüksek olması. Bu ayrışma ilk altı ayda sınırlı düzeyde kalırken ikinci altı ayda dikkate değer ölçüde belirginleşiyor. 2014’ün ilk altı ayından 2015’in ilk altı ayına ve aynı şekilde son altı aya karşılık gelen yıllık ortalama değişimlere göre; ilk dönemde erkeklerde işgücü yıllık ortalama artış 438 bin, istihdam artışı 298 bin olurken işsiz sayısı da 140 bin artıyor. Buna karşılık kadınlarda işgücü 551 bin, istihdam 367 bin artarken işsiz sayısı da 177 bin artıyor. Kadın işgücü ve istihdam yıllık ortalama artışları erkeklerden daha yüksek olmakla birlikte işsiz sayısı artışında iki cinsiyet arasında ilk dönemde fark 37 binle sınırlı.

 

Buna karşılık son altı ayda kadın-erkek işsiz sayısı artışında ayrışma belirginleşiyor. Her iki cinsiyet için de işgücü yıllık ortalama artışlarda bir yavaşlama gözlemlendiği (erkeklerde 438 binden 368 bine, kadınlarda 551 binden 466 bine) ortay koyuluyor. Bu yavaşlamayla işgücü artışlarının çalışabilir nüfus artışlarını yakınsamaya başladığı ve bu gelişmenin normalleşme belirtisi olarak değerlendirilebileceği söylenebilir.

 

Buna karşılık iki dönemi kıyasladığımızda istihdam artışlarında yükseliş göze çarpıyor: Erkeklerde ortalama yıllık istihdam artışı 298 binden 364 bine 66 bin artarken, kadın istihdamı da 367 binden 393 bine 26 bin artıyor. 2014’ten 2015’e ekonomik büyümenin yüzde 2,9’dan yüzde 4’e yükselmesiyle tutarlı bir artış söz konusu. Ancak bu dönemde erkek işgücü artışı ile istihdam artışı hemen hemen eşitlendiğinden işsiz sayısı artışının da 4 binden ibaret olduğu görülüyor. Oysa kadın istihdam artışı işgücü artışına kıyasla yetersiz kaldığından kadın işsizlerin yıllık ortalama artışı ancak 76 bine geriliyor (Şekil 3). İki dönem arasında kadın işsiz sayısındaki artış farkı da 37 binden 72 bine yükseliyor.

 

Kadın işsizliğinde artışın kaynağı yüksek öğrenimliler

 

İşsizlik artışında kadınların aleyhine gelişmenin kaynakları ve nedenleri araştırılmaya değer. Bunun için daha uzun bir dönemi kapsayan verilere ihtiyaç var. Ayrıca bu ayrışmanın kalıcı olup olmadığını da izlemek gerekiyor. Bu araştırma notunda bu yönde bir ilk adım olarak eğitim düzeyleri itibariyle kadın-erkek işsizliğindeki değişimlere inceledik. Farklı eğitim düzeylerinde tarım dışı ayrımı yapılamadığından toplam veriler kullanılıyor.

 

Erkeklere kıyasla kadın işsiz sayısında yüksek artış çok büyük ölçüde yüksek öğretim diplomalı kadınlardan kaynaklanıyor. İlk dönemde yüksek öğretimli kadın işsiz sayısı yılda ortalama yaklaşık 100 bin artarken erkek işsiz sayısı artışı 48 binle sınırlı kalıyor. İkinci dönemde ise yüksek öğrenimli erkek işsiz sayısı yılda ortalama 6 bin kadar azalırken kadın işsiz sayısı artmaya (ortalama 37 bin) devam ediyor. Ocak 2014’ten Aralık 2015’e (yaklaşık iki yılda) yüksek öğrenimli erkek işgücü 620 bin artarken, aynı eğitim seviyesine sahip kadın işgücü ise 545 bin artıyor. Buna karşılık, yıllık ortalama itibariyle kadın işsiz sayısının erkeklere kıyasla belirgin ölçüde daha fazla arttığı göze alınırsa işe alımlarda kadınların ayrımcılığa uğradıkları düşünülebilir. Bu muhtemel ayırımcılığın nedenleri geçmişten bugüne geçerli olan geleneksel etkenler olduğu gibi son dönemde ücretli kadınlara verilen uzatılan doğum izinleri gibi imtiyazların da etkilerini göstermeye başladığı düşünülebilir.

 

 

İşgücü içinde en yüksek paya sahip olan lise altı eğitimliler grubunda kadın işsiz sayısının her iki dönemde de yılda ortalama 45 bin civarında arttığını buna karşılık aynı grupta erkeklerde ilk dönemde işsizlik artışı daha yüksek olurken ikinci dönemde büyük çapta azaldığı da söyleniyor. Diğer eğitim grupları (okuma yazma bilmeyenler ve lise mezunları) işgücü içinde düşük paylara sahip olduğundan dikkate alınmıyor.

 

2014’ten 2015’e özellikle son aylarda gözlemlenen güçlü istihdam artışına rağmen, yüksek işgücü artışlarının toplam işsizlikte artışa neden olduğu bilinen bir olgudur. Ancak bu genel eğilim cinsiyet temelinde irdelendiğinde çarpıcı ayrışmalar gözlemleniyor. İlk dönemde gerek erkeklerde gerekse kadınlarda yüksek işgücü artışlarının gerisinde kalan istihdam artışı sonucu her iki cinsiyet için işsiz sayısı belirgin ölçüde artarken kadınlarda artışın erkeklere kıyasla daha yoğun olduğu gözlemleniyor. İkinci dönemde ise erkeklerde işgücü artışları ile istihdam artışlarının hemen hemen eşitlenmesi, buna karşın kadınlarda işgücü artışları devam ederken istihdam artışlarının yavaşlaması sonucu erkeklerde işsizlik durağanlaşırken kadınlarda işsizlik artmaya devam ediyor.

 

Kadın-erkek işsizlik oranı farkı son iki yılda 6,2 puandan 6,7 puana çıkmış durumda. Bir diğer ilginç gözlem de, işsizlikte zaten yüksek olan cinsiyet farkının derinleşme eğiliminin esas olarak yüksek eğitimli gruptan kaynaklanıyor olması. Büyük ölçüde ücretlilerden oluşan bu grupta kadınların iş bulmakta erkeklere kıyasla daha fazla güçlük çektikleri anlaşılıyor. Bu olgunun nedenlerinin araştırılması gerekiyor.

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir