Seçim zamanı: Doğuralım mı, doyuralım mı?

Doğurmak mı, doyurmak mı zor ?

Türkiye, doğurganlık hızındaki azalmaya ilişkin TÜİK verilerini  endişeyle karşılarken, nüfus ve istihdam odaklı araştırmalar, tehlikenin asıl adresi olarak çalışabilen insangücündeki azalmayı gösteriyor. BETAM’ın araştırma sonuçlarına göre yaşlanan nüfusun yerine “kadın”ı koyacak politikalar geliştirilmezse, yakın gelecekte doğurdumuzu doyurmak bile zorlaşacak.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM), “Kentlerde Kadın İşgücüne Katılım Artıyor” başlıklı araştırma sonuçları yayınlandı.  Yardımcı Doçent Doktor  Gökçe Uysal’ın yaptığı araştırmada, yaşlanan nüfusla birlikte doğacak insan kaynağı açığının, kadın istihdamını artıracak politikalarla aşılabileceğine dikkat çekiliyor.

Çalışabilir kadınların yarısı istihdam dışı

Türkiye’nin insan kaynaklarını verimli kullanmadığını vurgulayan Uysal,  “Çalışabilen nüfusun yüzde 50’si kadın. Ancak çalışma hayatındaki kadın sayısı kentlerde yüzde 25’le sınırlı” bilgisini veriyor. Kadın işgücü potansiyelinin sadece yarısının kullanıldığına dikkat çekilen rapora göre, 2004-2011 yılları arasında, kadının kentlerde işgücüne katılımı yüzde 7’lik bir artışla sınırlı kalıyor. Uysal, yüzde 17,8’den yüzde 24,9’a çıkan katılım oranınlarının, salt yapısal etkenlerle açıklanamayacağını ancak kadın istihdamına yönelik politikalara ışık tutabileceğine işaret ediyor.

Kadınlar “kayıtlı” çalışmayı seviyor!

Araştırmaya göre, söz konusu artış yüzde 6.4’lik bir oranla, en çok tercih edilen “kayıtlı ve ücretli istihdam” alanında gerçekleşiyor.  Bu noktada devlet politikalarının taşıdığı öneme dikkat çeken Uysal, 2008 yılında yapılan ve işverenler üzerindeki kadın ve çocuk çalışanlara yönelik maliyetleri düşüren SGK prim değişikliğinin oynadığı rolu vurguluyor. Uysal, kadın istihdamı arttırmak için benzer politikaların geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Araştırma, doğru bildiğimiz bazı yanlışları da gözler önüne seriyor. Örneğin, kadın istihdamı arttıkça işsizlik oranlarının da artacağı iddiası gerçeği yansıtmıyor. Tam aksine, işgücüne katılım oranındaki artışa karşın, kentlerde kadınlar arasında işsizlik oranlarının düştüğüne işaret ediliyor.

Düşük eğitim grubunun katılımı daha fazla

Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer ilginç gerçek, kadınlarda eğitim seviyesi azaldıkça, çalışma hayatına katılım oranının artması.  2004-2011 yılı verilerine göre, ilkokul mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 11,8’den yüzde 17,6’ya çıkarken, meslek lisesi yada üniversite mezunu kadınlarda herhangi bir artış gözlenmiyor.  Araştırmada, eğitim seviyesi düşük gruplarda gözlenen artışın, gelecekte izlenecek kadın katılımını artırmaya yönelik politikalara ışık tutabileceği vurgulanıyor.

Araştırma, bilinen bir gerçeğin de altını çiziyor. Hane içindeki çocuk ve yaşlı bakımının, kadınların işgücüne katılımını olumsuz etkilediği belirtilen araştırmada ayrıca, kültürel farklılıkların kadın üzerindeki etkisini de vurgulanıyor. Buna göre, kadınların istihdama katılımı, batı bölgelerinden doğuya gidildikçe azalıyor.

 

İstihdam durumu kentte kadın (%)

 

Kayıtlı ücretliKayıtsız ücretliİşverenKendi hesabına çalışanÜcretsiz aile işçisiToplam
2004

55.7

23.6

1.7

7.4

11.7

100

2005

55.2

23.9

1.5

9.4

10.0

100

2006

56.5

24.1

2.1

8.5

8.8

100

2007

60.0

23.0

2.2

6.8

8.1

100

2008

62.7

20.0

2.2

7.2

7.9

100

2009

60.9

18.8

2.1

10.2

8.1

100

2010

60.4

17.8

2.0

11.1

8.8

100

2011

61.3

18.0

1.9

9.9

8.8

100

2004 – 2011 farkı(yüzde puan)

5.7

-5.6

0.3

2.6

-2.9