Öteki Türkiye

Yeni bir forumla karşınızdayız. Çok sayıda yanıt geldi.

Ne yazık ki bir bölümünü eledim. Aşağıda kendi cümlelerinizi bulamasanız da fikirlerinizi bulacaksınız. Duygu ve düşüncelerinizde ne yazık ki yalnız değilsiniz.

Sorumuz şuydu;

“Türkiye’nin geleceği göçüyor mu; beyin göçü engellenebilir mi?”

İşte sizlerden gelen yanıtlardan aldığımı çarpıcı birkaç cümle;

* Türkiye’nin geleceğinin göçtüğünü bilmem ama, benim geleceğim Türkiye yüzünden göçtü.

* Türkiye Aralık’ta AB’den tarih alamazsa gideceğim.

* Elimde fırsat olsa, ben de giderim ve geri gelmem.

* Devlet, “Bana ne” der gibi davranıyor. Yazık.

* Sadece Türkiye’nin geleceği değil, geçmişi de göçüyor.

* Beyinlerimiz Türkiye dışında Ay’a bile gider.

* Ben okumadan da tezgahtar olabilirdim.

* Sosyal hak denilen şeyin “s” sine sahip bir iş bulun, ben bu ülkeye demir atayım.

* Sizce Türkiye’de kalıp sürünmeye devam mı etmeliyim?

* Gitmek için yüzlerce neden sayılabilir. Siz kalmak için kaç neden sayabilirsiniz?

* Gurbette miyiz yoksa gurbet bizim içimizde mi?

* Kırgınım ama, her şeye rağmen yine ideallerim için imkan sağlansa dönerim ülkeme.

Beyin göçüyle ilgili sayısız yazı yazdım. İstihdam konusunda neredeyse her hafta yazıyorum. Benim görüşlerimi biliyorsunuz. Yorumlarınız ve içinde bulunduğunuz durum öylesine çarpıcı ki, benim bu forum vesilesiyle büyük büyük konuşmamın anlamsız olduğunu düşünüyorum.

Ateş düştüğü yeri yakar. Tok açın halini anlamaya çalışır, tam olarak anlayabildiğine inanmam. Yanıt verenlerin çoğu işsiz. Onların çoğu da uzun süredir işsiz. Bana, “Ne yapayım, sen olsan ne yaparsın?” diye sormuşssunuz. Ne mi yaparım, ben de sizin gibi düşünür, sizin gibi yaparım… Başka ne yapabilirim.

Vatan kutsaldır. Buna kimsenin itirazı yok. Bayrak kutsaldır. Göklerde dalgalanması hepimizin yüreğinin pırpır etmesi için yeter. Ama açsanız arkadaşım, karnınızı doyurmanız gerek.

Bir süre önce yazdığım bir yazının başlığını, “Dur gitme kal” diye atmıştım. Bir beyin göçü yazısıydı. Gelen yanıtlardan biri bana dersimi verdi; özetle ‘gitmeyip ne yapayım, karnım aç, çocuklarımın geleceği yok’ diyordu. Kötü hissettim kendimi. Biraz utandım. Dur gitme kal demek kolay. Kalmak zor.

Ben yine hepinize seslenerek, “dur gitme kal” demeyi çok istiyorum. Ama bunu benim söylemem ne fayda, bunu bizi yönetenlerin söylemesi gerekmez mi?

Sizin görüşlerinizi ve içinde bulunduğunuz durumu birilerine anlatmamız gerekiyor. Meydanlarda boş nutuklar atanlar. Ülke yönetimini halkına hizmet olarak değil, şahsına hizmet olarak görenlere, ülkenin yarınını değil kendi yarınına konsantre olanlara öteki Türkiye’yi göstermeliyiz.

Öteki Türkiye kavramı ilk kez ortaya atıldığında yoksul Türkiye’yi simgeliyordu. Uzun uzun tartışılmıştı. Yoksul Türkiye yine yoksul, hala yoksul. Ne yazık ki bir şey değişmedi. Öteki Türkiye’de yalnızca yoksulluk yok. Orada ciddi işşizlik ve umutsuzluk da var.

Öteki Türkiye’nin genç ama işşiz, genç ama yılgın, genç ama kırgın üyeleri kendi dünyalarının fotoğrafını çektiler, bakmak ister misiniz…

Bir şey daha… Lütfen yalnızca siz bakmayın içindeki görün… Lütfen görmekle kalmayın, başkalarına da gösterin. Gösterin ki, anlasınlar. Bakıp da görmediklerinde.görmek istemediklerinde gözlerine sokun ki, Türkiye’de yalnızca kendilerinin yaşamadığını hatırlasınlar.

Unutmayın bizi yönetenler onlara sahip çıkmasa da, biz onlara sahip çıkmalıyız…

Unutmayın biz kendimize sahip çıkmadığımız için onlar bugün ortada…

Unutmayın bir gün biz de aynı kaderi paylaşabiliriz.

Unutmayın, unutturmayın!

Öteki Taraftan Seslenenler

“Ben 25 yaşında pratisyen hekimim, Almanya’dayım 1yıldır ve 1 Ekim’de Almanya’da bir hastanede uzmanlığımı yapmaya başlayacağım ama, gönlüm hala Türkiye’de. Ancak benim ülkem bana başka ülkelerin sunduğu imkanları sunmuyor. 3 yıllık tıpta uzmanlık sınavının başarısızlığı ardından girdim bu maceraya. Ailemin Almanya’da yaşamasına rağmen sonuna kadar direndim Türkiye’de kalmak için ama, maalesef ideal olmaktan çok, maddi geliri artırmanın bir yolu olarak görülen tıpta uzmanlık sınavına yoğun ilgi ve kontenjan azlığı nedeniyle istediğim bölüme giremedim. Yolum yine yurtdışına düştü. Kırgınım ama, her şeye rağmen yine ideallerim için imkan sağlansa dönerim ülkeme.”

“Genel Müdür şoförünün, Bilkent, ODTÜ, Boğaziçi gibi üniversitelerden mezun pırıl pırıl çocuklardan daha forslu ve geleceklerinin bu gençlerden daha sağlam olduğu bir ülkedeki bu çocuklar, imkan bulduğunda göçerler ve dönmezler. Çünkü, bu değişmeyecek. Kimsenin bu yeni nesili itelemeye hakkı yok. Ben göçtüm, İngilizce, üzerine İspanyolca öğrendim. Belki bir dil daha öğrenirim. Dönmek için değil ama, ülkemi ve başka ülkelerde eğitimli bir Türk’ü tanıttığıma inanıyorum.”

“Ben yurtdışında üniversite eğitimimi devam ettirip biyoteknoloji firmasında çalışıyorum. Size sormak istediğim soru; İstanbul Üniversitesi Biyoloji bölümünü bitirdikten sonra Türkiye’de kalıp bir ilaç firmasında promosyon elemanı olmaktan başka ne iş yapabilecektim? Oysa şimdi hem kendi mesleğimi yapıyorum, hem de hayat standartları yüksek bir ülkede insana yakışır bir şekilde yaşıyorum.”

“Fırsatını bulduğu an, herkes bu ülkeden gider. Yeni mezun bir bilgisayar mühendisiyim ve iş bulamıyorum, inanılır gibi değil. En kısa zamanda yurtdışına gitmek ve bir daha bu ülkeye dönmek istemiyorum.”

“Ben nasıl bu memleketten kurtulacağım? Beden eğitimi öğretmeniyim. İngilizce, Almanca çok iyi düzeyde biliyorum. Askerlik yaptım, ehliyetim var ama dayım yok. 26 yaşındayım. İşim yok. Var ama, 500 milyona çalışırsanız iş var. 300’ünü kiraya verir geri kalanını da bol bol harcarsanız seçenek çok.”

“Türkiye şartlarında emeğimin karşılığını aldığımı düşünmüyorum. Çalıştığım firmaya getirim çok fazla olmasına rağmen bana düşen pay o kadar değil. Neden göç etmeyi düşünmeyeyim ki… Siz bir de bu soruyu kendinize sorun.”

“12-13 senelik iş hayatımı geride bırakıp, 35 yaşıma geldim. Bir de arkama baktım ki ne göreyim. Cilası mükemmel içi kof yöneticiler ve onların ayak kaydırmaca oyunları, çekememezlikleri, riya, yalan dolan, ‘evet efendim sepet efendimler’, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” vari boş laflar. Devlet değil dövlet, sıfır güvence, itiş kakış. Sonuç: Günü kurtardık. Kurtardık kurtarmasına da bu daha ne kadar gidecek? Bunun bir de ilerisi yok mu? Hani güvence? Emeklilik, sağlık vs. Ölene kadar böyle tepinip duracak mıyız? Sizleri bilmem ama ben bu yaşta, onca sene sonra hala puanım tutuyor ve kabul görüyorken, Kanada için işlemlerimi başlattım. Gidip saati 5 dolardan pizza satacağım.“

“Ben 16 yıllık bir kimya mühendisiyim. Sağlık ve ilaç sektöründe birçok firmada yöneticilik yaptım. En son işyerimdeki bazı problemler sonucu bir yıl önce ayrılmaya kalktım. Fakat bir yıldır birçok kariyer sitesini internet üzerinden takip ediyorum. Ne hikmetse Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden birinden mezun olmuş ve 16 yıllık bir mühendise işi geçtim, bir görüşme talebi bile alamadım. Sinirlerim ciddi şekilde yıprandı. Amerika’ya gitmeyi düşünüyorum. Benim mesleğim bu ülkede değerli bir meslek. Bana söyler misiniz, benim gibi 16 yıllık bir mühendis Türkiye’de iş bulamazsa, diğer meslek grupları ne yapar?”

“Ben 5 yıl önce üniversiteyi bitirdim, işe giremedim, işsizim elime fırsat geçse göç ederim başka ülkeye. Fırsatınız olsa ve benim yerimde olsanız göç etmez misiniz? Benim göç etmemem için bir neden gösterin. Öğrendiğim bilgileri unuttum. Artık kendimi kalifiye eleman saymıyorum. Siz bana cevap verin, siz söyleyin, neden gitmeyeceğim? Ama, işte fırsatım olmadı. Yoksa 1 dakika bile durmam Türkiye’de.“

“Türkiye’nin geleceğinin göçtüğünü bilmem ama, benim geleceğim Türkiye yüzünden göçtü. İlk önce 2001 krizi, sonrada konsoloslukta patlayan bomba benim hayatımı karartmaya yetti. Krizde işsiz kaldım, bombada sol gözümden yüzde 70 görme kaybı derken, Türkiye’nin geleceğini aydınlık olarak ne yazık ki göremiyorum. Ben üniversite mezunuyum, okulu bitirirken çeşitli iş alanında yüksek kariyer hedeflerim vardı ama, şimdi kocaman bir sıfırım var.“

“Beyin göçü tartışması bence, Demir Perdenin inmesinden ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından anlamını büyük ölçüde yitirmiştir. Dolayısıyla, Türkiye’nin geleceğini karartan bir durum söz konusu değil. Globalizmin bu denli hissedilir olduğu, çok uluslu şirketlerin üretim merkezlerini maliyetlerin ve insan kaynağının daha ucuz olduğu Uzakdoğu ve Doğu Avrupa gibi gelişen pazarlara yöneltmesi beraberinde bazı sorunlar getiriyor. Avrupa ülkeleri ve ABD gibi gelişmiş ülkeler beyinleri ülkelerine toplamakta ancak kapital sisteminin kar esasına dayanan mevcut yasaları nedeniyle de, topladığı beyinleri tekrar dünya genelinde opere ettiği pazarlarına yaymaktadır. Bu meseleyi beyin göçü diyerek dramatize etmenin rasyonel olduğunu düşünmüyorum. Dünyanın her yeri pazar. Bizim beyinlerimiz başka bir ülkeye nakledilmiş olabilir ama, nihayetinde kendi ülkemizde de bize ait olmayan tonlarca beyin var.”

Merhaba, ben 26 yaşındayım. Bir MCSE ve MCDBA sertifikalı sistem mühendisiyim. Aynı zamanda, Net programcılığıyla uğraşıyorum. AÖF İşletme 4. sınıftayım. İngiltere’de dil eğitimi almış ve 4 yaşında İngilizce öğrenmeye başlamış biri olarak, iş bulamıyorum, bulsam da komik paralar (asgari ücret gibi) teklif ediliyor. Benim gibi ve benden daha fazla özellikleri olan aynı şeyleri yaşayan bir sürü insan var biliyorum. Bir MCSE Kanada, Amerika ve Avrupa’da yasalarla belirlenmiş alt limitlerle işe başlıyor (en az 4.000$). Benim mesleğim olduğu için bunu örnekledim. Yani demek istediğim emeğe, insana saygı duyup, insanlara insanca yaşamak için yeterli ücret verilip, onlara hakkettikleri değer verilmediği takdirde, bu beyin göçünün önüne geçmek imkansız. Gençler önünü göremiyor.“

“Türkiye’nin mevcut şartlarda beyin göçünü engellemesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Bunu milliyetçilik ya da şunla bunla ilgisi yok, öncelikle duygusal, sonrası ise emeğe ve çalışana saygı diye düşünüyorum. 300 milyon liraya çalışan binlerce mühendisin olduğu bir ülkede beyin göçünün olması kaçınılmaz.”

“Bilgisayar mühendisliğinden bu sene mezun oldum ve de iş arıyorum. 10’a yakın görüşmeye gittim ve hepsinden olumsuz yanıt aldım. Okuldan aldığım eğitim iyi ki, bu kadar görüşmeye çağrıldım. Gittiğim görüşmelerde ilk sorulan soru “Tecrüben nedir?” Ülkemizde yazılım sektörü gelişmemiş olduğundan ve de benim İstanbul’da herhangi bir tanıdığım olmadığından, herhangi bir tecrübe edinme imkanım olmadı. Maaş sorulduğunda da, gerçekten komik denilebilecek rakamlar söylüyorum ama, yine de olumlu bir yanıt alamıyorum. Yurtdışına gitsem gayet iyi para alacağıma ve de işime gereken saygınlığın gösterileceğine inanıyorum. Türkiye’de tanıdık olması şart, torpil lazım. Kimse bunu inkar edemez. Bizde de o yok. Eğer Aralık’ta Türkiye bir tarih alamazsa, kesinlikle Türkiye dışına çıkmayı düşünüyorum.”

“Maalesef Türkiye’deki beyin göçü engellenemez. İyi eğitim almış kaliteli insanlar neden Türkiye’de ki “En az maaşa en fazla nasıl çalıştırabilirim, bunun posasını nasıl en iyi çıkarıp yaralanabilirim?” mantığında olan şirketlerde çalışsınlar ki? Ben yeni mezun olmuş işsiz biri olarak şunu söyleyebilirim ki, elimde fırsat olsa, ben de giderim ve geri gelmem. Türkiye’de üniversiteliler artık ayağa düşmüş, yıllarca okuyup çabalıyoruz ama nafile. İş görüşmelerine gidiyoruz ama, artık bütün büyük şirketler, tam bir insan avcısı gibi bizi eliyor. En iyiyi en az ücretle almaya bakıyor, bunun hakkı aslında budur demiyor.”

“Merhaba, ülkemizde uzun yıllar süregelen ekonomik sıkıntıların altında gelecek kaygısıyla yaşamaya çalışan genç nesil, geleceklerini kurtarma kaygısıyla, Türkiye’de elde edemediği ya da elde etmenin çok güç olduğu mutlu bir yaşamı, Türkiye dışındaki, özellikle göçmen potansiyeli diğer ülkelere nazaran daha fazla olan, Kanada, Avustralya, New Zeland gibi ülkelerde bulmayı bir ümit olarak görmekte olduğu kanaatindeyim. Bunların arasında maalesef ben de varım. Edindiğim verilere göre, bu durum her geçen gün artıyor ve artacağı da muhtemel. Doğrusu benim sizin için herhangi bir sorum yok, sadece görüşlerimi bildirmek istedim.”

“Ben 4 sene burslu olarak Amerika’da üniversite öğrenimi gördükten sonra, Türkiye’ye döndüm (1999 yılında). O zamanlar Amerika’da okuduğum için, Türkiye’de çok rahat iş bulabileceğimi düşündüm. Ama malum nedenlerden (torpil, ekonomik kriz, vs.) dolayı ancak, şu an çalıştığım işe girebildim. Yaptığım iş mezun olduğum bölümle pek alakalı değil, o nedenle çalıştığım sürece iş aradım ve bugüne kadar sadece iki bankadan teklif aldım, onları da maaş politikaları şu anki işyerimden daha kötü olduğu için kabul etmedim. Eğer evlenmeseydim ben de bir şekilde, Amerika’ya dönüp orada bir işe girmeyi isterdim. Çok büyük hayal kırıklığına uğradım. Buradaki imkanlar yetersiz olduğu için, bu kadar insan daha iyi maaş ve yaşam standardına kavuşabilecekleri yurtdışını tercih ediyor. Devlet bunun önüne geçemiyor, “Bana ne” der gibi davranıyor. Yazık.”

“Ne yazık ki geleceğimiz belirsiz. Aslında ben merkezci düşünceyi bir aşsak ve sosyal kurumlar bir yolunda işleyebilse, genç beyinler ülkesi için çalışacak. Kendisinin kafası rahat değilken, ülkesinin rahatını nasıl kollasın, gelecek korkusu olan bir insan.”

“Sadece Türkiye’nin geleceği değil geçmişi de göçüyor. Neden mi? Çünkü, gelecek dediğiniz kişiler aslında bugünün, bugünün dediğiniz kişiler de geçmişin. Sadece beyin göçü değil, kültür göçü de beraberinde bu ülkeden gidecek. Artık çocuklarımıza göçtüğümüz ülkelerin teknolojilerini, kültürlerini, sanatçılarını, iş ahlaklarını ve insanına nasıl sahip çıktığını anlatacağız. Ve en acısı çocuklarımıza neden güzelim ülkemizi terk ettiğimizi anlatacağız. İşte o zaman biz hayatta her şeyiyle sorumlu olduğumuz çocuğumuza, kendi ülkelerinde yaşama şansını tanımayan ebeveynler olarak, kendimizi kahredeceğiz.”

“Beyin göçü eğer Türkiye’de eğitimli insana değer verilir, üretime, araştırma-geliştirmeye yatırım yapılır ve yetişmiş insan gücü buralarda hak ettiği karşılığı bularak değerlendirilirse engellenebilir. Ancak, Türkiye’de bu konuda hiçbir çalışma yapılmamaktadır. Üretim ve araştırma gelişme olmadan bu yetişmiş insan gücü değerlendirilemeyeceği gibi, ülkesel kalkınma da mümkün değildir. Türkiye geleceğini kaybediyor.”

“Ben şu an biyoloji 3. sınıf öğrencisiyim, önümdeki çalışma imkanları o kadar kısıtlandı ki ve devletin de buna destek vermesi benim bu ülke için neler yapabileceğim sorusunu hep karşıma çıkarıyor. Hem araştırmalardaki ödenek sıkıntısı, hem de gerçekte bizim yapacağımız işlerin başka branşlara yayılması bizlere hep yurtdışını hedef gösteriyor. Çünkü biz biyologlara yurtdışında verilen değeri o kadar iyi biliyoruz ki…”

“Profesyonel ve uluslararası diye geçinen birçok şirketimizin (kamu ve yerli küçük şirketler malum zaten) bile eş, dost, tanıdık diyerek işe kabul yaptığı, hukuk sisteminin bile çöktüğü, yozlaşmanın sadece konuşulduğu, icraatın sadece bir kelime olarak kaldığı ve iş ve proje üretecek insanlardan korkulan bir toplum olduğumuz düşünülürse, beyin göçü bu ülke için az bile… Bilimin ve evrensel doğruların zaten esamesi bile yok….”

“Bunu tartışmak bu ülkede çok anlamsız. Hiçbir şeye değer vermeyen, insan kaynakları gibi holdinglerin gereksizce kurdukları bölümler oldukça, beyinlerimiz Türkiye dışında Ay’a bile gider.”

“Türkiye yıllar önce işçi göçünde yaşadığı sanayi potansiyelini kaybettiği gibi, beyin potansiyelini kaybetti. Dikkatinizi çekerim “Kaybetti” diyorum, kaybedecek değil. Yabancı sermayeli bütün şirketler Türkiye’ye yatırım yaparken, biz elimizdeki patlamaya hazır gelişme bombası için hiçbir şey yapmıyoruz her zamanki gibi.”

“Birçok üniversite mezunu açıkta ve bunun yanı sıra üniversiteye girmeye çalışan ama, sistemin saçmalığı yüzünden açıkta kalan birçok genç arkadaşım var. Ben üniversite mezunuyum ve tezgahtarlık yapıyorum. Ben okumadan da tezgahtar olabilirdim.”

“Kolej bitirmiş, üniversite tahsili yapmış insanlarımız oraya gidip pizzacılık, pompacılık, barmenlik barmaidlik, çocuk bakıcılığı yapıyorlar. Bunun adı beyin göçü mü oluyor okumuş amele göçü mü? Yoksa yüce devletimizin bedavaya okuttuğu büyük miktarlarda paralar harcadığı insanları çöpe atması, bu insanların akıbeti ile meşgul olmaması mı? Sözgelimi ben İTÜ Jeolojiyi bitirdim. Eğer onaylanırsa, göçmen olarak yakında yurtdışına gideceğim. Bana cüzi (yeni mezun bi adama ne verilirse o kadar) ve sosyal hak denilen şeyin “s” sine sahip bir iş bulun, yerleştirin ve ben bu ülkeye demir atayım.”

“Beyin göçü bazılarının iddia ettiği gibi endişe verici bir olgu değildir. Kısa vadede olumsuz gibi gözükse de, uzun vadede ülkemiz için son derece faydalı bir gerçektir. Bunun sebeplerine gelince: -Türkiye’de kalifiye eleman eksikliği şu an yoktur. Hatta kalifiye eleman fazlası vardır. – Yurtdışına giden beyinler gittikleri yerde edindikleri tecrübe ve bilgileri er ya da geç bir şekilde Türkiye’nin menfaati için kullanacaklardır. (Ayni Hindistan örneğinde olduğu gibi). – Türkiye’de bugün genç beyinleri maddi olarak destekleyecek mali bir sistem yoktur. Yani, fikirlerin gerçekleşmesi oldukça güç. – Türkiye’de bilgi birikimi de yoktur. Oysaki beyinler bilgi olmadan bir işe yaramaz. – Yurt dışındaki kalifiye Türk iş gücü ileride TC için faydalı bir diaspora halini alacaktır.”

“Türkiye’de iş ilanı verirken illa da üniversite mezunu olsun, illa da yabancı dil bilgisi olsun dedikten sonra, bu nitelikleri taşıyan ve bu işte çalışmak için gönüllü olan insanlara, hiç utanmadan, yüzleri hiç kızarmadan, “Biz size asgari ücret vereceğiz.” diyebiliyorsa kurumlar, ki diyebiliyorlar, bu ülkedeki tüm nitelikli insanların yurtdışına göç etmesini de, bu ülkeden nefret etmesini de garipsememek lazım, hatta haklı görmek gerek!”

“Acaba göç verebilecek kadar kaliteli ve işlevsel beyin yetiştirebiliyor mu mevcut üniversitelerimiz? DPÜ Seramik bölümü mezunuyum ve halen Gazi MEF Seramik Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisiyim. Her iki okulumda da eğitimcilerin ve öğrencilerin bırakın göç vermeyi, yerinde sayacak kapasiteleri bile tartışma konusudur.”

“Türkiye’nin geleceğinin göçeceği bana oldukça yanlış geliyor. Fakat bu beyin göçü virüsünü eğer içimizden atmazsak, çok da yakın duruyor. Yurtdışı eğitimi herkesin hayalini süsleyen bir rüya gibi ama, “Orada 1000 dolara çalışacağım burada 500 dolara çalışırım.” diyen bir gençlik gerek bize. Yurtdışında yaşam koşulları buradan daha zor, en basiti ev kiraları, 600 eurodan başlıyor. Klasik cevap haline gelmiş olan “Orda insana değer veriyorlar” cevabını kafalardan silemezsek daha çooook genç beyin göç eder.“

“Türkiye’de bu göçü engellemek ancak bir yolla olur, o da şu andan itibaren kafaların yaratıcı, üretici, fikir dövüşü olmasını sağlayan bir eğitim sisteminin olması. Şu andan itibaren başlasak, bu yaklaşık bizim 40-50 yılımız demektedir. Geleceğim bence göçüyor mu değil, zaten göçmüş. Göçmüş bir şeyi canlandırmak bence çok zor. Ancak sıfırdan yeni bir sistem kurulacak ki, daha hızlı davranalım. Bu soru bence geç kalmış bir soru.“

“Yıllarca çalıştım, 4 yıllık üniversite bitirdim, İngilizce ve bilgisayar öğrendim. Ama şimdi iyi bir işe giremiyorum. Bu ülkeyi terk etmek istiyorum. En azından yurtdışında yetenekli insanlara değer veriliyor, iş veriliyor. Ama burada açlıktan ölsen kimse yüzüne bakmaz. Türkiye cahil ve bağnaz insanlarla dolu, bilim, akıl, bilgi bir kenara itilmiş. En kısa zamanda yurtdışına göç edeceğim, tabii onu da, yapabilirsem.”

“Türkiye’de beyin mi yetiştiğini sanıyorsunuz? Bir beyin göçü için önce genç araştırmacı ve imkanları olan beyinlere ihtiyacımız var. İstisna ve yurtdışı hayranlarını bu işin dışında tutuyorum.”

“Hayatı her yönüyle plansız olan bir ülkede, her şey sağlıksız olduğu gibi, bizim gibi üniversite okumuş gençlerin bu ülkede bir gelecek olmaması nedeni ile göçmesi çok doğal. Aslında gitmemesi anormal olur. Ben de düşünüyorum. Çünkü, yaklaşık 2 senedir iş arıyorum ama, daha gerçekten bir iş bulamadım…”

“Araştırmaya, bilime, emeğe, insana saygılı olmayı; teşvik ve iltifat etmesini bilirsek önleyebiliriz diye düşünüyorum.“

“Türkiye’nin geleceği bana göre daha iyiye gidiyor. Ancak, Türkiye’de yatırım olanakları iş olanakları ya da istihdam tam olarak sağlanana kadar beyin göçü ülkemizde kaçınılmaz hale gelecektir. Bence biz gençler olarak, Türkiye’de çalışmayı pek düşünmüyoruz.”

“Boğaziçi mezunuyum. Amerika’da master yaptım. Türkiye’ye döndüm, dönmesem iyi olacakmış. Çünkü, Türkiye’deki şirketlerin bana değil, torpili olan çalışanların akrabalarına ihtiyaçları var. En kısa zamanda geri dönmenin yollarına bakacağım. İş görüşmelerine bile çağrılmıyorum doğru düzgün, çağıranlardan biri ise 800 milyon maaş önerdi İstanbul için.”

“Size sormak istiyorum, ben şu an zorunlu olarak çalışıyorum. İşimi kaybedersem ne yapacağım. Hırsızlık mı yapayım, yoksa sahtekarlık mı? Benim tek amacım, bu ülkede çalışıp bir şeyler başarmaktı. Fakat bir şeyler başarmayı geçtim, geçinebilecek kadar kazancım oldu. Gerçi her an o da elimden gidecek. Yaşım genç olsaydı, size bu satırları yazamayacaktım. Çünkü büyük bir ihtimalle Amerika ya da Kanada’da olacaktım. Ama hala geç sayılmaz. Sizce Türkiye’de kalıp sürünmeye devam mı etmeliyim?”

“Türkiye’nin en güzide okullarından birinin, en gözde bölümlerinden birinden mezun oldum 2001 yılında. Ekonomik kriz oldu iş bulamadım. “Askerlik yapmamışsın” dediler. Askere gittim, 16 ay Yedek Subay olarak askerlik yaptım ve Temmuz 2003’te bitirdim.1 yıl sürekli iş aradım. Bu sefer de başka bir gerekçeleri vardı “Tecrüben yok!” Şimdi düşünüyorum da, eğer okulu bitirir bitirmez yüksek lisans, dil öğrenme veya başka bir gerekçeyle yurtdışına gitmiş olsaydım, bu 3 yılımı boşa harcamazdım. Sizce gençler geleceklerini yurtdışında aramakta haksızlar mı?“

“İnşaat mühendisiyim ve dört senedir işsizim. Fırsatını bulursam yurt dışına çıkmayı düşünüyorum. Çünkü evliyim ve çocuklarım var. Onların geleceğini hazırlamak zorundayım. Böyle gelecek kaygısı olan bir ülkede beyin göçü nasıl engellenir?“

“Ben tekstil sektöründe çalışıyorum. Çoğu ortaokul, lise mezunu insanlar kendilerini sektörde geliştirip sizin şefiniz, müdürünüz hatta işvereniniz oluyor. Sonra okulda kaybettiğiniz günler geliyor aklınıza. Söyler misiniz önce yarış atı gibi dershanelerde koşturup ciddi rakamlar sonra kaza ile kazanılan üniversite hayatından sonra heyecanla iş hayatına atılan bu küskün gençlik ne yapmalı?”

“Sizce Türkiye’de insana değer veriliyor mu??? Eğitim seviyeniz dikkate alınıyor mu? İşe yerleştirmelerde hep kayırmacılık yok mu? Hazır para her zaman alın terinden daha çok değerli değil mi? Bu ülkede, eğitimsiz kadın, erkek, eğitimli insanlardan daha çok para kazanmıyor mu? Bu ülkede elbette beyin göçü olmaz mı?? Medyada, insanlar eğitimli eğitimsiz olmaksızın ne kadar çok para kazandıklarını görünce, elbette herkes ipini sağlam kazığa bağlamak ister.”

“Acaba beyin göçünün ileride ülkemize faydaları olamaz mı? İnsanımız için bence tek fırsat budur. Göç eden beyinlerin geriye gelmesini nasıl sağlayabiliriz?”

“Neden okuduk? Devlet, mühendisleri öğretmen yapıyor, asıl öğretmenler boşta. Mesleğimi yapmak ve öğrencilerim olsun istiyorum. Ne yapmak gerekiyor bilmiyorum? 4 yıl okuduktan sonra, bir de sınava bağladılar bizleri. Okullarda beş sınıfı tek öğretmen okutuyor. Madem öğretmen açığı var, emeklilik yaşı gelmiş öğretmenler emekli olsun. Biz yeni neslin, geleceğe verimli, sağlam karakterli vatandaş yetiştirmemize artık izin versinler.“

“Türkiye’de yaşayan gelir düzeyi yüksek yüzde 10-12’si dışında, çocuklarının yarınının ne olacağını bilmiyor. Bu durumda fırsatını bulan gidiyor. Gitmek için yüzlerce neden sayılabilir. Siz kalmak için kaç neden sayabilirsiniz?”

“Göçmemesi için neden görüyor musunuz?”

“Bizi burada tutan ne var? Fırsatımız olsa hiç düşünmeden gideceğiz yurdumuzda çalışmak için iş imkanları çoğaltılmalı kimseyi kayırmadan adaletli olmalıyız.”

“Türkiye’nin geleceği sadece beyin göçüyle mi uçuyor?”

“Dünyada sınırlar kalkarken Türkiye’nin sınırları daha mı geniş(liyor), yoksa insan beyninin ve yeteneklerinin mi? Ya da gurbette miyiz yoksa gurbet bizim içimizde mi?”

 

 

 

 

 

 

Paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *