Korona ve Kadının Ortak Ne Özellikleri Olabilir?

Yaşanan küresel paradoksa şapka çıkarıyorum. En büyük ekonomiye, en büyük orduya, en büyük kültüre, en büyük uranyuma sahip ülkeler Covid-19’a teslim oldu. Nükleer gücü var ama gelin görün salgından korunamıyor, çok topu tüfeği var, çok askeri var vurdukça vuruyor dünya inliyor ama o Korona’dan inliyor. Büyük medeniyet, ama Korona kurbanı. Konum hastalık, salgın ve Korona değil. Ama gibi gibi!

 

Konu kadın! Dünya kadın için ayakta. Dünya kadınlara amade. Dünya pembe, Başkanlar, Başbakanlar herkes feminist ama kadın aç. Kadın dayak yiyor, kadın yok. Gerçekler bu değil mi?

 

Bardağın dolu tarafından bak Yaprak derseniz, başımla birlikte… İşte tam da bu yüzden; özgür irademiz ve sorumluluk duygusuyla kendimizi Korona karantinası altında tutarken kadın konusunda bir iki söz söylemeye ne dersiniz?… Korona karşısında pozitif ayrımcılık!

 

Türkiye’de kadın konusunda maraton koşan Dr. Gülden Türktan’la güncel bir gelişme nedeniyle bir araya geldim, size de haber vermek istedim. “Enterprising Women Magazine”, ABD iş dünyasının önemli yayınlarından. On sekiz yıldır aralıksız düzenlediği kadın temalı ödül törenini bu yıl muhtemelen canlı yapamayacak, şansa bakın ki, ödül alanlardan biri Türk. Gülden Türktan. Bu ay sonunda, Florida’da yapılması planlanmış olan toplantı ertelense de ben haberini ertelemeden duyurmak isterim…

 

Yaprak Özer: Bu ödülleri kimler niye alıyor? Neden Gülden Türktan alıyor?

Gülden Türktan: Hem KAGİDER’de hem de IWF’de ödül konusunda çalışmalar yapıyoruz. Çok kolay bir iş değil. 18 yıldır ödül veren bir kurumun paydaşları var. Bu kadını ödül vermek için öne çıkarıyoruz. Siz ne diyorsunuz diye 20 örgüte soruluyor.

Yaprak Özer: Yani bir kişi çıkıp “Hadi Gülden Türktan’a ödül verelim” demiyor.

Gülden Türktan: 20 tane kuruluş görüş veriyor. “Evet bu kadın böyle bir ciro yapıyordur, bu kadının şu işini tanıyoruz, bu işini tanıyoruz…” diye…

Yaprak Özer: Ciro kriter galiba…

Gülden Türktan: Şöyle: Ödül, tamamen bir Amerikan dergisinin tamamen Amerikan sivil toplum örgütleri çerçevesinde tamamen Amerikan ödülü… Yeni yeni dünyaya açılıyor. Bu sene 5 tane farklı ülke var: Biri Türkiye, gururla… Diğerleri; Hindistan, Kenya, Japonya, Birleşik Arap Emirlikleri.

Yaprak Özer: Çeşitlilik olsun demişler anlaşılan.

Gülden Türktan: İlk defa yeni yeni…

Yaprak Özer: O çeşitlilik içinde Türkiye’nin olması çok önemli. Tebrik ediyorum.

Gülden Türktan: Ama çok Amerikan bir şey, çünkü 20 tane Amerikan STK’sı içeriye bilgi veriyor, bilgiyi süzüp; sonucu ortaya koyuyor.

Yaprak Özer: Cirosu nedir ödül alanların?

Gülden Türktan: 50 milyon dolar ve üstü…

Yaprak Özer: Bravo!… 50 milyon dolar ve üstü ciro büyük başarı…

Gülden Türktan: Benim henüz yok…

Yaprak Özer: 50 milyon dolar ciro tabii ki umarım olur ama var mı yok mu? Nasıl zorladı Türkiye o kriteri?

Gülden Türktan: Şimdi şöyle: Biliyorsunuz ben ABB’de 20 sene çalıştım. 50 milyon doların üzerinde ciro yönettim zaten. Dünyanın önemli bir elektrik mühendisliği şirketi. Şimdi bölündü ama benim zamanımda 50 milyon doların üzerinde ciro yönetiliyordu. Şimdi bu ciroyu yönetmek, gerçek bir güçlü kadın doğuruyor. Benim 50 milyon dolar cirom falan yok şu anda ama…

Yaprak Özer: 50 milyon dolar değeriniz var diyelim mi…

Gülden Türktan: “O kadınlarla tanışıp; aynı çatı altında bulunun ki, formu ve network’ü arttırın” diye davet edildiğimi düşünüyorum. Ve onlarla tanışacağız.

Yaprak Özer: Harika. Bize ne düşecek buradan? Cebinde parası olan ve/veya o parayı yöneten kadınlarla tanışmanın ne faydası olacak?

Gülden Türktan: Şöyle faydası olacak: Türkiye’de de bu ciroyu yapabilen kadınların ortaya çıkmasına önayak olacağız. Başka kadınları tavsiye etme hakkı olacak.

Yaprak Özer: Gülden Türktan, KAGİDER Onur Kurulu Üyesi. Dördüncü başkan. W20 Kurucu Başkanı.(G20’nin altında “Woman” W20’nin Kurucu Başkanı) Ne kadar zaman bu unvanı taşıyor olacaksınız?

Gülden Türktan: Ölene kadar… Öyle şanslı bir unvan. Türkiye kurdu. Türkiye’nin kurmasını talep ettik, rica ettik; lobisini yaptık. Ve Türkiye W20’yi kurdu. Türkiye kurunca da…İlelebet… Ve yazdığımız tebliğ… Yani sadece kurduk, konuştuk, yaptık değil, bir tebliğ ortaya çıkarıyorsunuz. Tebliğ, 5 yaşını yaşıyor ve hâlâ alkış alıyor. Çünkü kadın için çok güzel şeyler söyledik orada. Akademik söylemden farklı şeyler söyledik. 17 tane madde… Buranın kapsamı değil; ama bu ödüller de onun bir parçası diye düşünüyorum. Ben Rusya’da da “Toplum Önünde Tanıtılması Gerekli Kadın” Ödülü aldım. Şimdi Amerika’dan da “Enterprising Women Magazine Awards” ile… Amerika’da çok bilinen bir ödül. Ödül almak da bunların hepsi birbiriyle ilgili ve W20’nin tebliğinde olan bir emeğin bir sonucu diye düşünüyorum. Güzel tarafı da ödül alınca başka birilerini önerme hakkınız oluyor. O topluma girmiş oluyorsunuz. Onun için de Türkiye’yi oralara çekecek bir adım…

Yaprak Özer: Harikulade. Bir de bir üçüncü kuruluş daha var ki, onu da ifade edelim; orada da Türkiye Başkanlığı yapıyorsunuz: IWF. Yani…

Gülden Türktan: International Women’s Forum Türkiye Başkanı oldum geçen sene. Bir yıldır başkanlığını sürdürüyorum. Zaten onun da kurucu üyesiydim. Destekledik, olması için. O da Amerika’nın örgütü, 7 bin güçlü Amerikalı kadının örgütü… Biz henüz 40 üye civarındayız büyütmek peşindeyiz. 7 bin Amerikalı kadının olduğu bir toplantıya girdiğinizde, 50 kişi ki, hepsi gitmiyor toplantıya 3 – 5 kişiyle fark yaratamıyorsunuz. Söylemlerimizle, yaptıklarımızla, ilişkilerimizle fark yaratıyoruz, yaratmayı başardık. Orta Doğu’yu, Avrupa’ya birleştirmeyi başardık.

Yaprak Özer: Türkiye IWF’de Orta Doğu’dayken, Gülden Türktan’ın mücadelesiyle Avrupa’nın parçası olmuş…

Gülden Türktan: Tabii arkadaşlarımın da desteğiyle… Çok anlamlı, çok anlamlı… Herkesin bir Orta Doğu bakışı var.

Yaprak Özer: Algı her şey…

Gülden Türktan: Algı her şey. Yıllardır savaş gören ve savaş yaşayan Ürdün, Lübnan, İsrail, Türkiye, böyle bir bölgedeydik; savaş bölgesi neredeyse… Bu ülkelere bakış: “Vah” deniyor. Ama Avrupa’ya geçince, Avrupa sizin kabulünüzü sağlayınca, siz de takımın bir parçası oluyorsunuz. Daha çok Avrupalı kadın tanıyorsunuz. Hem W20’de hem de IWF’de… İkisi de “uluslararası kadın”ın yeri olduğu için, Türkiye’nin tanıtımına gerçek katkı oluyor yani, gerçek bir uluslararası çalışma hâline dönüyor.

Yaprak Özer: Ben 8 Mart’ta özel hiçbir şey yapmadım. Kararlıyım da 8 Mart’a sıkıştırılamayacak kadar büyüğüz, güzeliz ve doluyuz. Kadınların örselendiği bir 8 Mart kutlanmasa da olur bana kalırsa… 365 gün kadınları kutlamak istiyorum. Bugün bu söyleşiyi yapmamızın temel sebebi de bu.

Gülden Türktan: 8 Mart konusu, pek çok kadının kafasında soru işareti yaratıyor. Siz tek değilsiniz. Bir de başarıya ulaşmış kadın ki, ben de aynı kategoride… Kadın konusuna inanıyordum ama çalışmam yoktu. ABB’de tepede tek kadın olarak çalışıyordum. Hani kadınlar bunu yapabilir, isteyince yapılır bir şey olarak görüyordum. 8 Mart’a falan da çok gerek var diye düşünmüyordum. Şimdi 8 Mart’ta okul davetlerini kabul ediyorum. Çünkü gençlerin cesaretlendirilmesi lazım. İnsanlar başarıya ulaştıkça cesareti kendilerinde yakalıyorlar; kendilerini taşımaya başlıyorlar ama gençlere bu cesaret, maalesef çocukluktan verilmiyor. Kızlara yapılan cesaretsizleştirme, 8 Mart’ta ortaya çıkıyor. Bir gün yeter mi, derseniz… Bir tane karikatür var: “Oh oh bitti 8 Mart. Şimdi 364 gün erkekler gün” diye…

Yaprak Özer: Ödülü söyledim, kadınla ilgili birkaç soru sormadan da göndermeyeyim sizi.

Gülden Türktan: Kadının durumu… Bilhassa Türkiye’yi soruyorsanız… Dünyayı soruyorsanız, bütün dünya bir seferberlik içinde diye düşünüyorum. Çünkü “Ay biz eşitlik istiyoruz. Biz kadın hakkı istiyoruz” diyen evrimin ötesine yeni bir evrime geçtik. Kadın, faydalı; kadın, sürdürülebilirlik getiriyor; kadın, büyüme getiriyor. Bu, G20’den çıktı ve W20 ile sürdü. Dolayısıyla, bir ülke başbakanı, konuşmasında, “Kadınları kucaklıyorum çünkü bir büyüme getirecekler. Artık bir büyüme ihtiyacı içindeyiz” diyebiliyor. Başbakanlar, bununla başlıyor konuşmaya. En son Japonya’daydık. O kadar güzel hazırlanmış bir metinle, Japon başbakanı… Biliyorsunuz, orada da kadının durumu iç açıcı değil ama hem iş dünyasında hem akademide çok başarılı kadınlar var. Oraya gidince gördük. Buradan görünmüyor ve kendi töreleri de daha önde görünüyor; ama onlar da bunun içinden çıkmaya çalışıyor. Keza bu sene, biliyorsunuz Suudi Arabistan G20 Başkanı ve daha çok Suudi Arabistan duyacağız. Ve Suudi Arabistan, kadın konusunda tutucu ötesi diye tanınırken, artık araba kullanılıyor, artık toplu alanlarda tek başına gezebiliyor ve G20’deki W20 çalışmasını, kendisinin kalkınması için fırsat görüyor. Bu, çok gurur verici.

Yaprak Özer: Orada kadınların durumuyla gurur duyamıyoruz. Ülkemde de kadınların durumuyla gurur duyamıyorum ama Suudi Arabistan neyi yapıyor? Onu çok merak ettim doğrusu. Araba kullanmak, herhâlde tek kriter olmamalı. Eminim bilmediğim şeyler var. Ne yapıyorlar Suudi Arabistan’da şu anda? Hazır yeri gelmişken, küçük bir parantez açalım.

Gülden Türktan: Ocak ayında Riyad’a gittim. İlk defa Suudi Arabistan’a gidiyorum. Ve gördüğüm manzara gerçekten gurur verici. Çünkü imajımızda, Suudi Arabistan farklı…

Yaprak Özer: Ne vardı mesela?

Gülden Türktan: Serbest kadınlar, araba kullanıyorlar; kendileri geziyorlar; arkadaşları ile yemek yiyorlar; alışveriş merkezinde yemek yiyorlar. İlla başları kapalı mı, değil. Ama simsiyah giyinenleri var mı, evet. Yani bir yelpazeye açılmış olarak gördüm ben. Bunu da alkışlanacak bir şey diye gördüm.

Yaprak Özer: O toplum için ayrı; ama dünya kadınları için Suudi Arabistan ne yapıyor, merak ediyorum. 

Gülden Türktan: O da çok hoş. Ne yapıyor? Bir kere çok disiplinli ve bir STK  W20’yi yönetiyor. Ve o STK, dünyadaki W20 hareketini, kadın hareketini iyi bildiği için gerekli raporları, çalışmaları yaptırıyor, tabii para…

Yaprak Özer: İhale mi etmişler yani bu işi?

Gülden Türktan: Danışman almışlar.

Yaprak Özer: Para her kapıyı açıyor. Ama tabii doğru kullanmak önemli galiba.

Gülden Türktan: Çok doğru kullanan, kadının lehine kullanan izlenim aldım. Bu da sadece Suudi Arabistan’da kadına değil, tüm dünyadaki kadına…

Yaprak Özer: Araştırma mı yaptırıyorlar, bunu mu anlamam lazım?

Gülden Türktan: Yetkin kurumlara araştırma yaptırıyorlar. Biz Türkiye’de kurarken ne öyle bir vaktimiz, ne öyle bir paramız vardı. Dolayısıyla, kendi bilgilerimizle derledik; ama şimdi yetkin kurumlar düzgün araştırma yapınca, olay yerine oturuyor.

Yaprak Özer: Türkiye’de kadının durumu ne?

Gülden Türktan: Türkiye’de kadının durumu çok güvenmememiz lazım ama iyi…

Yaprak Özer: Diyebiliyor musunuz gerçekten bunu?

Gülden Türktan: Gerçekten iyi diyebiliyorum.

Yaprak Özer: Peki, bunun sorumluluğu sizde. Nasıl iyi? Nesi iyi?

Gülden Türktan: G20, kadın ile erkek arasındaki istihdam farkını ölçüyor. Ve 25-25 hedefini koydu. 2025 yılına kadar bu farkın yüzde 25 azalmasını istiyor. Ve Türkiye azalttı bunu.

Yaprak Özer: Peki bir daha tekrar edelim. G20’nin hedefi, 2025’e kadar kadın-erkek istihdamının arasındaki makasın kapanması…

Gülden Türktan: Evet.

Yaprak Özer: Türkiye de bu makası kendisi açısından kapamaya başladı mı?

Gülden Türktan: Kapattı. İlk kapatan, çok iyi kapatan ülkelerden değil; ama çok kötü kapatan ülkelerden de değil. Ortalarda bir yerde…

Yaprak Özer: Şeytanın avukatlığını yapacağım. İşsizliğin bu boyutta olduğu, insanların işsiz kaldığı bir ortamda, erkekler mi daha fazla işsiz kaldı da arada… bizim ithalatla ihracatta makasın kapanması ya da cari açığın kapanması gibi bir durum mu erkek-kadın istihdamı?

Gülden Türktan: Ekonomik teori der ki: “Eğer fırsatlar azalırsa; “kadın” da paraya ulaşacak fırsatı arar”. Dolayısıyla bu, bir ekonomik teorinin neticesi olabilir.

Yaprak Özer: Peki o zaman kalan ekonomide, “kadın” kafasını kaldırıp; çalışıyor. Kayıtlı mı çalışıyor? Rakamlara yansımıyor.

Gülden Türktan: Bu istatistik, kayıtlı, kayıtsız diye sormuyor. Kayıtsız da işin içinde. Ama ben onu da takdir ediyorum. Hiç olmazsa, kadının para kazandığı bir alan. Bütün kayıtsızları öldürelim ama kadının kayıtsızlığını öldürmeyelim, diyorum.

Yaprak Özer: Buna ben de katılabilirim yani. Kayıtsızlığı hakikaten öldürelim ama “kadın”ın kayıtsızlığına kayıtsız kalalım, onun yaşayabilecek kadar kazanıyor olması önemli.

Gülden Türktan: Çok önemli. Kadının elinin paraya değiyor olması çok önemli. Çünkü kadının eline geçen para, kadının eğitimine, çocuklarının eğitimine ve sağlık harcamalarına gidiyor. Başka yerlere gitmiyor.

Yaprak Özer: Kadının kayıtsızlığına göz yummak mı gerekir?

Gülden Türktan: Tam öyle demiyoruz. Kayıtsızlık, tüm ülkenin mali dengesini bozuyor. Kadın iş hayatına atıldı ve kayıtsız çalışıyor. Daha çok kadın kayıtsız çalışıyor yani… Kadınla erkek arasındaki farklardan biri de kadının, erkeklerle eşit ücret almadığı konusunda.  Bu konuda bütün dünya tepiniyor. Eşit ücret almanın ötesinde kadın, daha fazla kayıtsız ekonomide. Yani kadın kayıtsız ekonomide çalışmasın dersek, kadını geri itmiş oluyoruz. Kadının kayıtlı çalışmasını tabii arzu ediyoruz; ama kayıtsız çalışması hakkında bir kadın örgütü olarak negatif bir şey söyleyemeyiz.

Yaprak Özer: Ben biraz önce söylediğim ifadeyi şöyle çeşitlendireyim ya da açayım: Sosyal güvenlik kavramının evrildiği bir ortamda, kadının kayıtsız çalışmasına razıyım. Sosyal güvenlik zaten herkesi kapsamadığı gibi giderek de iflas eden bir sistemden söz ediyoruz. Dolayısıyla, kayıtlı, kayıtsız çalışması, kadının sosyal güvenliğini sağlayabilecek ekonomik güce ulaşması değil mi?

Gülden Türktan: Biliyorsunuz TÜSİAD’da çok uzun yıllar istihdam konusunda çalıştım. Kadına ister çalışsın ister çalışmasın hastanelerinde bakacak mısın? Büyük hastalıklar geçirince devletin sorumluluğunda mı? O zaman bilhassa da tarımdaki kadını minimum sosyal güvenlik kapsamına al ve kayıtlı-kayıtsız lafı bitsin.

Yaprak Özer: Evrensel gelir konusunu birkaç hafta önce konu ettim. İnsanların evrensel geliri, taban ve temel geliri olsa, bunlar da geçmişin konuları olacak.

Gülden Türktan: Aynen.

Yaprak Özer: Başbakanlar, cumhurbaşkanları “Kadın, kadın…” diyor yeri geldiğinde… Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri feminist olduğunu söylüyor. Ama dünya feminist ve pembe değil, nasıl olacak?

Gülden Türktan: Yavaş yavaş başlayacak. Güçlü mevkiler, “Ben feministim” deyince…

Yaprak Özer: Biz görecek miyiz bunları?

Gülden Türktan: Göreceğiz tabii. Şu anda Türkiye’de, “Ben feministim” diyen CEO’larımız var.

Yaprak Özer: “Feminist”in ne olduğunu bilmeyen CEO’lar da var aralarında!

Gülden Türktan: “Yönetim kuruluna kadın alırsak, yönetim kuruluna karışır” diyen CEO’lar da var tabii… Renk katıyorlar; azalacaklar ama…

Yaprak Özer: Gerçekten hayatımız renklensin, çünkü “kadın” deyince çocuk, “kadın” deyince sürdürülebilirlik, “kadın” deyince doğa, “kadın” deyince sağlık, eğitim, her şey…

Gülden Türktan: Aynen! Sürdürülebilir dünya…