HIV ROKET GİBİ; ARTIŞ YÜZDE 400

Üreme, hayatın temel konusu. Hani şu yalnızca cinsellik olarak kodladığımız şey!… Hakkında temel bilgi seviyemizi  düşük diye kodlamak hafif kalır. İşin kötüsü bildiklerimiz hurafelere dayanıyor. Daha kötüsü çok bilgiç geçiniyoruz. Daha daha kötüsü, hayati riskler taşıyoruz. Sebep bilgisizlik.

AIDS’i, hatırlıyor musunuz… Kendi adıma, yıllar önce bu sorunun üstesinden geldiğimizi sanıyordum. HIV gençler arasında hortlamış; artış yüzde 400! Neden acaba? Cinsellik tabu, güvenli ve sağlıklısının olabileceğini düşünmek neredeyse fantazi. Ama cinsel aktivite yaşı resmi rakamlara göre 17. Gerçek daha düşük muhtemelen. Gençlerin bilgi alacağı yerler sınırlı. Üniversite düzeyinde yapılan çalışmalar, korumasız cinsel ilişkinin riskli olduğunu bilen öğrencilerin arasında bile koruma oranlarının 3’te 1’i geçmediğini gösteriyor. Kim onlara güvenli cinsellik için destek verecek? Belli ki yasak işe yaramıyor!

Siyaset ve strateji gibi ulvi konuları bir kenara bırakıp normalleşebilir miyiz, sıradan bir dünyayı anımsatmama izin verir misiniz?

Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Genel Koordinatörü Nurcan Müftüoğlu’ndan var da adeta yok gibi davrandığımız üreme-cinsel sağlık sorunları, gençler arasında cinsel yolla geçen hastalıklardaki artışla ilgili konuştuk. Bir saatli bombanın üzerinde oturduğumuzu anladım. Sizinle de paylaşmak isterim.

Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı, 1985’de anne, çocuk sağlığı alanında öncelikli olarak anne-bebek ölüm hızının düşürülmesi ve aile planlaması hizmetlerinin yanı sıra bilgi ve farkındalığının yaygınlaşması misyonuyla yola çıkmış.  90’lı yıllardan itibaren, dünyadaki çalışmalardan da etkilenerek bütünsel bir yaklaşım benimsemiş. Vakıf adeta bir kütüphane; herkesin ulaşabileceği temel ve özel bilgiler arasında bebek bakımı, doğum sonrası gebelik, cinsel yaşam ve gebelikten korunma yöntemleri, gebelikte bakım rehberi temalardan birkaçı. Hepsinin eğitici eğitimi programları da var.

 

YAPRAK ÖZER: Şaşkınım, vakfın sitesini incelerken, gelen sorular karşısında “cinsellikte hala burada mıyız?” demekten kendimi alamadım…

Nurcan Müftüoğlu: Tabii ama neden oradayız neden bu sorular geliyor diye baktığınızda, ailelerle yapılan araştırmalar, koruyucu olduğunu bildiğinden ailelerin çocuklara yönelik cinsel eğitimi desteklediğini ama bu konuda ne yapacağını bilmediğini gösteriyor. Biz eğitim yaşamımızın hangi evresinde, tırnak içinde eğitimli kişiler olarak, cinsel sağlık konusunda ve cinsellik konusunda bilgi sahibi olabiliyoruz ki, bu konuda uzmanlaşan çok küçük bir grubun dışında. Öğretmenlerimiz bu konuda bilgi paylaşmak için ne kadar donanımlı… Doğal bir sonuç bir taraftan da.

YAPRAK ÖZER: Türkiye’de cinsel aktivite yaşı 17,  HIV artışı yüzde 400 müş! Doğru mu?

Nurcan Müftüoğlu: Evet son 4-5 yıl içerisinde çok hızlı bir artış gözlüyoruz.

YAPRAK ÖZER: Çok hızlı! Gelişmiş ekonomilerde HIV yönetilebilir bir sorun değil mi? Diğer taraftan doğumda anne bebek ölümlerinde düşüş var.

Nurcan Müftüoğlu: Şöyle, evet ülkemiz aslında anne ölüm hızını düşürmek konusunda çok önemli adımlar atıldı, bebek ölüm hızında da öyle. Geldiğimiz noktada iyileştirmeye yönelik yapılacak şeyler elbette var, ama hizmetlere erişimde çok başarılı bir noktadayız.  Orada artık hizmetin kalitesini, niteliğini yükseltmeye yönelik adımlar atmak zorundayız. Aynı zaman bu başarıyı doğurganlığı düzenlemeye yönelik hizmetleri koruyarak orada tutabiliriz. Çünkü bildiğiniz gibi anne ölümlerinin temel unsurlarından bir tanesi hizmete erişimin öncesinde gebeliği riskli hale getiren sık doğumlar, çok doğumlar, erken yaşta doğumlar, ileri yaşta doğumlar bunları önleyebilmemiz için aslında hem farkındalık ve bilgilendirme hem de koruyucu sağlık hizmetleri perspektifinde aile hizmetlerine erişimi mümkün kılmalıyız.

YAPRAK ÖZER: Şu anda oran 100 binde 10 gibi değil mi?

Nurcan Müftüoğlu: Evet anne ölümleri. Şöyle bir şeyi de vurgulamak lazım annelik çok doğal çok mutluluk verici bir olgu, olması beklenen bir şeyken, kadınlar için ciddi bir ölüm riski anlamına gelebiliyor. Gelişmiş ülkelerde 15 binde bir anne adayı için bu mümkünken diyelim ki geri kalmış ülkelerde 500-400 anne de bir ölüm riski var. Kalkınma göstergesi anne ölümleri.

YAPRAK ÖZER: Çocuklarda ise binde 13 gibi…

Nurcan Müftüoğlu: Bebek ölüm hızlarında da özellikle aşılama, doğumların hastanede olması, acil- erken- prematüre bakım bütün bu hizmetlerde olan gelişme, çocuk bakımı noktasında destekleyici ama güvenli annelik kapsamında hala “anne ölüm”, “bebek ölüm” hızları gibi kavramlar bölgesel anlamda da farklılıklar gösteriyor ülkemizde. Hizmete erişimde sorun olan yerlere daha çok odaklanmak gerekiyor.

YAPRAK ÖZER: Nedir burada sorun bilgisiz olmak mı, yoksa hizmete ulaşamamak mı? Kürtaj-sezaryen gerekli olduğu her yerde uygulanabilir metot olmalı değil mi?

Nurcan Müftüoğlu: Şöyle sezaryen oranlarımız dünya ortalamalarının üstünde. Dolayısıyla normal ve doğal doğumlara dönüştürülmesine yönelik çabalar harcanıyor. Bu tabi sağlık sorunları ya da vaka bazında değerlendirilerek yapılmalı, tartışılacak bir şey yok, ama öte yandan doğum sürecine hazırlanmak, gebelik dönemindeki hizmet desteği, o dönemde vereceğiniz eğitimler, doğuma hazırlık, doğumun gerçekleştiği hastanelerin donanımları, kadının oraya maddi ya da sosyal kaygılarla gitmiyor olması, sağlık hizmetinin düzenlenmesine yönelik adımlarla aşağıya indirmek için çabalar var. Hala istenmeyen gebelik oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz, doğurganlığı düzenlemeye aile planlamaya yönelik hizmetlerin erişilebilir olması çok kıymetli. Özellikle birinci basamakta koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde, aile hekimleri var, doğurganlığı düzenlemeye yönelik hizmetlerin çok temel bir koruyucu sağlık hizmeti olarak erişilebilir olması özellikle dezavantajlı yoksul kadın grupları için erişilebilir olması aileler için son derece önemli. Atacağınız doğru adımlarla sağlıklı bir gebeliğin, o gebeliğin izlenmesinin, doğru koşullarda doğum, doğum sonrası bakım adımlarının hepsini kucaklayabilirse hizmet sistemi, olumsuz sonuçları daha iyi bir yere evirebiliriz.

YAPRAK ÖZER: Algıda problem mi var; Aile planlamasını kadınlar doğum yapmasın şeklinde algılayan gruplar söz konusu…

Nurcan Müftüoğlu: Hiçbir zamanda olmadı aslında, hiçbir zaman olmadı.

YAPRAK ÖZER: Kadının vücudunun ya da ruhunun hazır olduğu ya da baba adayıyla birlikte hazır olduğu zaman çocuk sahibi olmak üzere sağlık sorunlarını önceden teşhis etmek ve yola çıkmayı kastediyoruz…

Nurcan Müftüoğlu: Tabii sağlık sorunları dediğinizde akraba evliliklerinin bebek üzerinde sağlık sonuçları var mesela. Doğru yaklaşım dediğinizde kapsamanız gereken o kadar çok şey var ki zaten aile planlaması dediğimiz kavramın tanımı istediğiniz zaman, istediğiniz sayıda çocuk, tanım bu. Her zaman zaten kadının ve ailenin inisiyatifindeydi. Orada önemli olan o ihtiyaca yönelik hizmeti erişilebilir kılmak, bir de bu hizmetlerin ve hizmeti talep etmenin kadının statüsünden bağımsız olmadığını bilmek zorundayız yani bugün pek çok ülkede hatta ülkemizde belli gruplarda anne olmak, çok çocuk sahibi olmak, kadın için var olabilmenin ve güçlü olabilmenin bir aracı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde Türkiye, 145 ülke arasında 132’nci.  Son yıllarda geriye doğru gitmeye başladı. Bunun içinde bir tek sağlık yok, eğitim var, istihdam var, karar mekanizmalarında var olmak var… Kadınları güçlendirdiğimiz, kız çocuklarından başlayarak desteklediğimiz zaman onların sağlıkta da iyi bir yere gelmesini sağlıyoruz. Anne ölümlerine, hastalıklara baktığınızda eğitim düzeyidüşük, yoksul kadınların bu sorunları daha çok yaşadığını görüyorsunuz.

YAPRAK ÖZER: Doğurganlığın düşüyor olması yalnızca Türkiye’de değil dünyada gelişmiş ekonomilerin de derdi. Doğurganlık 2010 verilerine göre 2.1 galiba. Türkiye’de bundan düşük olması nüfusun azalması demek.

Nurcan Müftüoğlu: Evet.

YAPRAK ÖZER: Bu arada Türkiye en hızla yaşlanan ülkelerden mi?

Nurcan Müftüoğlu: En hızlı demeyelim. Türkiye’nin nüfusu artmaya devam ediyor, ama yaşlı gruplar da artıyor şu anda yüzde 7 civarında. Yaş, nüfusta artıyor. Batıda doğurganlık oranının çok daha düşük olduğu ülkelerdeki gibi bir durumda değiliz.

YAPRAK ÖZER: Devletin üremeyi destekleme yöntemi konusunda farklılıklar var mı?

Nurcan Müftüoğlu: Evet doğurganlığı destekleyen sosyal politikaları uygulayan ülkeler var, pek çok ülke kadını güçlendirerek yapıyor. Nasıl yapıyor; kadının çalışma koşullarında bebek bakımının sadece annenin sorumluluğu değil, babanın, ailenin kamunun sorumluluğu olduğu noktasından hareketle iş ve aile yaşamını uyumlaştıran politikalar geliştiriyor.

YAPRAK ÖZER: Çalışan anneye, çalışabilmeye devam etmesi için olanaklar sağlıyor…

Nurcan Müftüoğlu: Evet dolayısıyla çocukların eğitim hizmetlerine erişimini kamunun sorumluluğu haline getirerek yapıyor. Destekleyici sosyal politikaların olması anlamlı ve güzel bir şey ama bunu yaparken kadınların ve bireylerin en temel hakkı olan doğurganlığını düzenleme hakkını ihmal etmeden destekleyerek ama onların yaşamdaki rollerini güçlendirerek…

YAPRAK ÖZER: Sanırım kadınların ulaşabileceği hizmetleri ki, bu yalnızca gebeliği sonlandırma olarak algılanmamalı, ulaşabileceği sağlık merkezlerinin sayısı ya azaldı ya görünmez hala geldiler doğru mudur bu gözlemim. O kadar korkuyoruz ki, kürtajdan… koyduğumuz baraj sağlığı riske sokuyor!

Nurcan Müftüoğlu: Haklısınız, doğurganlığı düzenlemeye yönelik hizmetlerin, temel koruyucu sağlık hizmetinin kadınlar, gençler ve özellikle dar gelirli gruplar için erişilebilir olması önemli bir şey. Aksi durumda riskli veya istenmeyen gebeliklerin önünü açıyoruz. Kadınları ve aileleri zor durumda bırakıyoruz.

YAPRAK ÖZER: Şu anda hangi yılın verileriyle konuşuyoruz?

Nurcan Müftüoğlu: 2013’ü zemin alıyoruz ama 2018 yılında, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün yaptığı Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçları yakında açıklandığında kapsayıcı bilgilere erişmemiz mümkün olacak.

YAPRAK ÖZER: Sahadasınız geri bildirim alıyor ve gözlem yapıyorsunuz, gençlerin durumunu anlatabilir misiniz?

Nurcan Müftüoğlu: Gençleri, koruyucu sağlık açısından bir risk grubu olarak tanımlıyoruz.

YAPRAK ÖZER: Neden?

Nurcan Müftüoğlu: Çünkü gençler cinselliği keşfetmeye çalışıyor, biliyorsunuz evlilik yaşı yükseliyor, cinsel aktivite yaşı düşüyor arada bir dönem var ki o dönemde gençler cinsel yönden aktifler, ama sorumlu cinsel davranış için gerekli bilgiye donanıma ve desteğe sahip değiller. Bu konuda bir hizmet – danışmanlık almak isteseler bırakın sağlık hizmetini başvurabilecekleri yerlerin sayısı çok sınırlı. Okullarda yok, üniversitelerde yok… sağlık hizmet sistemlerimiz içerisinde yok.

YAPRAK ÖZER: Lise yıllarında başlayan cinsel aktivite eğitimde karşılık bulmuyor anladığım kadarıyla.

Nurcan Müftüoğlu: Maalesef bizim örgün eğitim sistemi içinde müfredata entegre edilmiş bir cinsel sağlık programımız yok.

YAPRAK ÖZER: Ayıp olur diye düşünüyoruz herhalde…

Nurcan Müftüoğlu: Kimi eğitimciler, duyarlı okullar bunu kapsamaya çalışıyorlar. 17 milyon gencimiz var diye övünüyoruz. Gençlerin ihtiyaçlarını karşılama üzere genç dostu sağlık hizmetlerinin kuruluşu diye bir adım atmıştı 10 sene kadar önce Sağlık Bakanlığı. Umarım yeniden bu konuda erişime açık sağlık birimleri olur. Çünkü gerçekten hem cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, istenmeyen gebelikler açısından bir risk, hem de sosyal ve psikolojik açıdan gençlerin bütün bir yaşam boyu üzerinde etkilerini, travmasını taşıyacakları, istismara açık, şiddet içeren gönüllü olmadıkları süreçleri yaşamaları mümkün oluyor.

YAPRAK ÖZER: Türkiye’de HIV virüsünün adeta doludizgin olması, hızının artması dehşet verici…

Nurcan Müftüoğlu: Evet. Risk grubunda yeni vakalarda gençler ağırlıklı.  Bu da bize korumasız cinsel ilişki, bilinçsiz cinsel ilişki diyor. Üniversite düzeyinde yapılan çalışmalar, korumasız cinsel ilişkinin riskli olduğunu bilen öğrencilerin arasında bile koruma oranlarının 3’te 1’i geçmediğini gösteriyor. Bizim onlara güvenli cinsellik için gerekli desteği veren birimleri kurmamız lazım.

YAPRAK ÖZER: Yani yasakla olmuyor, kavrayıcı olmak lazım.

Nurcan Müftüoğlu: Yasak aksine bazı konularda tırmanışa neden oluyor.

YAPRAK ÖZER: Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Genel Koordinatörü Nurcan Müftüoğlu, size teşekkür diyorum verdiğiniz bilgiler için. Çağrım şu; bütün annelerin, bütün kadınların, bütün genç kızların bedenlerine sahip çıkması, sağlıklı beden, sağlıklı zihin, sağlıklı bir tane ömrümüz var onu da heba etmememiz gerekiyor. Hurafelerden de uzak durmak, bu işi okumak sizin sitenizi ya da yayınlarınızı, diğer vakıf ve derneklerin paylaştığı bilgileri takip etmek ve bu konuda çabalayanlara destek vermemizin gerekli olduğunu söylemek istiyorum. Bir kadın olarak en büyük görevim herhalde böyle bir şey söylemek olabilir.

Nurcan Müftüoğlu: Evet bu anlamda aslında sizin yaptığınız bu program gibi, konunun görünür olması çok önemli ve kıymetli. Kabul ediyor olmamız yani ergenlerin, gençlerin, bireylerin bir cinselliği var ve o cinsellik üzerinden yapılması gereken var tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi. Bunu kabul ediyor olmamız, burada atılacak adımların ve desteklerin bireylerin en temel hakları olduğunu kabul etmemiz önemli; orada da okullar devreye giriyor ve kamusal sorumluluğu üstlenmemiz gerekiyor.