Düğün Derneğe, Kınaya Doğuma E-Takı

Düğün dernek bu aralar hayal, salgın korkusu ve yasaklar iki gönlün bir araya gelmesini zorlaştırıyor. Düğün Türkiye’de gelenek göreneklerin konuştuğu sosyal bir toplantı. Mutluluğun ilanı, ailelerin gövde gösterisi, gençlerin muradı!… Damat ile gelin en mutlu günlerinde ne kadar eğlenebiliyorlar tartışılır. Ekonomik kriz bir yandan, hazırlıklar evlenenleri cidden bunaltabiliyor… Düğün dernek ne kadar zahmetli olursa olsun, takılan takılar yeni yuvanın da garantisi.

Lafı uzatmayacağım düğün dernekte takı takma işini kolaylaştıran bir girişimle tanışmak ister misiniz? Kredi kartıyla alıyor, online olarak ister tam ister yarım ya da çeyrek altınınızı takıyorsunuz. Yakında çeşitlemeler de olacak. Ama daha önce yeni annelere ve bebeklere “hoş geldin” doğum takıları ilave olmuş.

TÜİK rakamlarına göre 2019 yılında 500 binden fazla hatta 550 bin düğün yani evlilik gerçekleşmiş ve düğün başına ortalama 300 adet davetiye gönderildiği verisi var, 300 davetiyenin tabii hepsi gitmiyor ama hepsi gitse aslında 150 milyon kişilik bir kitle var… Tabii bir kişi birden fazla düğüne de gidebilir… Senede de yaklaşık 1.2-1.3 milyon bebek doğuyor. Tabii sadece düğün değil… Bir de yeni doğan ziyaretlerine, bebek görmeye gidiliyor.

Düğünlerde doğumlarda takı almak ne kadar adettense, son zamanlarda alındığı ifade edilen ama takılamayan takılar da o kadar yaygın. Kimi samimiyetle takılamayan, kimi el yaktığı için el varmadığı için… Trafik vardı yetişemedim, hastaydım evden çıkamadım, iş seyahatim vardı gelemedim… mazaretleri yok! Artık takılar online olarak yerini buluyor. Takı Kolay kurucusu Özgür Sallancı, giriştikten sonra neredeyse herkesin “aaa ben de düşünmüştüm” dediği girişim hikayesini anlattı. Son notum da şu; Takı Kolay’ı düğününe yetiştirememiş ama bebeğine yetişmiş… Bundan sonrası da Sallancı’nın cümlelerinden.

Söyleşimizi Youtube’dan da izleyebilirsiniz.

Dinlemek isterseniz Spotify için link sayfanın sonunda.

 

 

Yaprak Özer: Mevzubahis olan takıysa hayatta her şey duruyor galiba bizim toplumda… Bunu bile eğer siz bir dijital girişime döktüyseniz “bravo” diyorum. Düğün dernek, nişan, kına takılarını nasıl satıyorsunuz?

Özgür Sallancı: Türk insanı ne kadar modernleşse de aslında bu geleneklerimize örf ve adetlerimize bağlıyız takı kültürü bizim ülkemizde hala var. Bakıyorsunuz üniversitede okuyan gençler bile birinin düğününe giderken harçlıklarından biriktirip en azından bir altın alıp hediye ediyorlar. Şimdi bakıyorsunuz her şey dijital, kahve almaya gidiyorsunuz mobil ödüyorsunuz… oturduğunuz yerden market alışverişi ayağınıza geliyor. Yıllardır internetten yemek sipariş etmek her yaştan herkesin yaptığı bir şey oldu. Biz de dedik ki, bu geleneksel ritüeli neden dijitalleştirmeyelim… aslında Türk insanı da buna meraklı… Anadolu’da bazı yerlerde esnafın kredi kartıyla takı sattığı haberlerini de gördük. İnsanlarımız meraklı. Zaten biz fikri hayata geçirdiğimizde en çok karşılaştığımız cümle “…Ya bizim aklımıza gelmişti” oldu! Herkesin aklındaki şeyi biz gerçeğe dönüştürmüş olduk.

Yaprak Özer: Siz İTÜ Çekirdek’te 2019 yılında kurulmuş ve oraya girmeye de hak kazanmış bir girişimsiniz. Biraz o kısmını da anlatın… Kaç ortaksınız, hangi aşamadasınız? Yani yatırım aldınız mı alacak mısınız? Alabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Özgür Sallancı: Ben Halkla İlişkiler’le uğraşıyorum. İşimizin büyük bölümü network… Çevremizde çok fazla düğün dernek oluyor bazen mesaimizin çok büyük kısmını buna ayırıyoruz… Kimseyi tanımıyoruz. Masada böyle tek başıma oturup sadece bir altınımı koyup fotoğrafımı çektirip döndüğüm, bütün haftanın yorgunluğunu evde geçireceğim kıymetli saatlerimi git otopark ara düğünde bekle gibi harcıyordum. Bir gazeteci dostumla ki, o da kurucu ortak, bir basın toplantısı sonrası oturduğumuz yerden düğünlere takı göndermeyi konuşuyorduk: “…sene oldu 2019 hala bir kare fotoğraf çektirmek için dört saatimizi yolda harcıyoruz…” Ben bilgisayar mühendisiyim, dedim denesek mi acaba ve başladık. Yalnız biz de düşünmüyormuşuz, komiklik olsun diye Google’a yazdım düğüne gitmemek için mazeretler diye… 100 binden fazla sonuç çıktı. İnsanlar gerçekten hafta sonu evde yatmak için ben bu düğüne nasıl gitmem diye araştırmışlar… Google’da aratmışlar ve 100 binden fazla da cevap yazılmış… Böyle dersen gitmeyebilirsin… İşte şöyle diyebilirsin diye… Biz bunu düşündüğümüzde Pandemi yoktu. Biz hafta sonu gitmek istemedikleri düğünden kaytarmak isteyen insanlara hizmet için bu işe başladık.

Yaprak Özer: Ne kadar bir kitle olabilir ki? biraz hayret içerisindeyim… Herkes her an bir düğüne gidiyormuş gibi cümleleri arka arkaya kurdunuz. Nedir bizim düğün olayımız?

Özgür Sallancı: TÜİK rakamlarına göre 2019 yılında 500 binden fazla hatta 550 bin yanılmıyorsam düğün yani evlilik gerçekleşmiş ve düğün başına ortalama 300 adet davetiye gönderildiği verisi var, 300 davetiyenin tabii hepsi gitmiyor ama hepsi gitse aslında 150 milyon kişilik bir kitle var… Tabii bir kişi birden fazla düğüne de gidebilir… Senede de yaklaşık 1.2-1.3 milyon bebek doğuyor. Tabii sadece düğün değil… Bir de yeni doğan ziyaretlerine, bebek görmeye gidiliyor. Yani aslında çok büyük bir kitle… Ben de senede ortalama 15-20 düğüne gittiğimi fark ettim. Yani az buz değil… Çevremde de benzer rakamlar var.

Yaprak Özer: Düğüne giden zaten takısını alıyor gidiyor. Yani sizin için oradan nasıl bir pazar olduğunu anlamıyorum.

Özgür Sallancı: 300 davetlinin yaklaşık 40 tanesi gitmiyor ya da gidemiyor. İşte başka şehirde oluyor… O gün işi var ya da yorgun hasta ve veya kimseyi tanımıyor… Klasik laflardan biri “Dostum gelemedim ama emanetin bende…” Ben vereceğim deyip gerçekten altı ay altınları çantamda gezdirdiğim oluyor… Hatta pişman oluyorum… Keşke gitseydim de o zaman verseydim artık işte şimdiden sonra daha zor olacak diye… Biz bu insanları hedefliyorduk. O gidemeyen 40 kişiye biz, “…sen gidemiyorsun biz senin takını götürelim…” Başta mottomuz “O takı buraya gelecek” diyorduk… O takıyı mutlaka gelin damada götürecektik, kaçmak yok… “…Abi tatildeyim, şehir dışındayım, hastayım…” demeden gönderiyorduk.

Yaprak Özer: Evli misiniz? Kendi düğününüzü keşke böyle yapsaydık mı dediniz?

Özgür Sallancı: Yedi sene önce evlendim. Tabii o zaman böyle bir şey yoktu. Ben yıllarca insanların düğününe gittim. Benim düğünüme gelmeyip “…abi emanetin bende merak etme…” diyenler çok oldu. Yarısıyla da bir daha görüşmedik, o emanet hiçbir zaman bize ulaşmadı.

Bir ay önce bir bebek sahibi olduk, baba oldum. Bütün arkadaşlarım gelelim görelim diyor ama Pandemi yüzünden çekiniyorlar biz de çağırmaya korkuyoruz. Arkadaşlarımıza “Bebeğimiz oldu buyurun destek olun” dedim. İlk kendi dostlarım üzerinde de denemiş oldum sistemi…

Yaprak Özer: Bebek işi de var yalnızca düğün dernek değil… Diğer ortaklarınız da teknolojiyle ilgili mi?

Özgür Sallancı: Güzel bir iş bölümü yaptık… Kurucu ortağım gazeteci… iletişim tarafında iş geliştirmede. Herkesin teknik bilgisinin olması gerekmiyor. Bir Fatih Terim gibi motive eden, hevesimiz kırıldığında “yapabilirsin, edebilirsin” diyerek bizi bugünlere kadar getirdi.

Takı – altın meselesinde en büyük problem inanılmaz gri alan olması. Çizgiler var… Yani yasal olarak… Boşluklar var… Bunları aşmak için bir avukat arkadaşımızla sürekli iletişim halindeydik. Ona sen gel bizim hukuki işlerimizi devral dedik. O da zaten projeye çok inanıyordu… bünyemize katmış olduk. Daha sonra bizim reklam pazarlama tarafımızın da olacağını biliyorduk. Reklam işlerini yapan bir arkadaşımızı ortak olarak aldık 4 kişiyiz… Herkesin kendine ait bir uzmanlık alanı var.

Yaprak Özer: Hangi aşamadasınız? Ondan sonra gri alan dediğiniz sorunlara biraz girelim.

Özgür Sallancı: Biz zaten İTÜ Çekirdek’e girdikten sonra birkaç jüri önüne çıktık yatırım alabilir kategorisine geldik. Bizi yatırımcılarla zaman zaman buluşturuyorlar, İTÜ’nün devam eden Big Bang süreci var… iki hafta sonra bir çeyrek finalimiz olacak. Yatırımcı arıyoruz. Türkiye’nin önde gelen bir altın firmasına direkt sipariş geçiyoruz. Yani gidip altını kendimiz alıp postalamıyoruz. Onlara sipariş geçiyoruz evlilik cüzdanını yükledikten sonra sigortalı bir şekilde onlara gönderiyor bu altını… Bu süreci olabildiğince dijital ortamda yapmak istiyorduk. Bir fintech altyapısıyla yapmak istiyorduk ve şu an yatırımı hep bu şekilde arıyoruz. Türkiye’nin herhalde bütün fintech’leriyle görüştük. Bankalarla da görüştük. Bu süreci gerçek bir altın bile olmadan doğrudan kullanıcının hesabına ya da kartına gidecek şekilde yapmak istiyoruz.

Yaprak Özer: Takı deyince altın mı? Yüzük küpe bilezik çeşitleri var mı?

Özgür Sallancı: Sadece altın var… Hedeflediğimiz kitle doğrudan çeyrek altın, yarım altın alanlar ki, altın fiyatları da öyle bir noktaya geldi ki yani insanlar altın almaktan da çekiniyorlar. Şu an sisteme değişik şeyler de ekliyoruz, mesela benim şu an en çok ihtiyacım olan şeylerden biri çocuk bezi… birkaç haftaya eklemiş olacağım. Bir dostum bana yarım altın göndermek yerine 500 tane çocuk bezi gönderebilecek ya da yeni evlenen birine altın göndermek yerine bir tatil paketi veya televizyonda film izlemek istediği bir platformun bir senelik aboneliği gibi yeni nesil takıların da gönderilebileceği bir platform oluşturmaya çalışıyoruz. Geleneksel altının yanında esprisi olan belki karşı tarafın ihtiyacını çözebilecek çeşitli altın olmayan ama ismi takı olan şeyler eklemek istiyoruz.

Yaprak Özer: Ne tür yasal problemler var, yasal mevzuatta bazı boşluklar var galiba nelerle karşılaşıyorsunuz? Sizi nasıl zorluyor? Kredi kartıyla bile alınabiliyor. Sistem nasıl çalışıyor anlatmak ister misiniz? Kendimizi güvencede hissedebilir miyiz?

Özgür Sallancı: Sistem şu şekilde… takikolay.com’a çiftimiz ya da bebek bekleyen çiftimiz giriyor ve ücretsiz üye olabiliyor, dijital davetiye oluşturuyorlar… Bebeğin doğum tarihini veya düğün tarihini, lokasyonunu giriyorlar. İsterlerse bir görsel de ekleyebiliyorlar. Sistem otomatik bir link bir de QR kod da veriyor… Fiziki bir davetiyeniz varsa QR kodu ona da ekleyebiliyorsunuz. Bu linki Whatsapp’tan Facebook’tan nereden isterseniz paylaşabiliyorsunuz. Bu QR kodu ya da linki alan kişi açınca isterse yol tarifi alabiliyor, ki aslında bu, çiftlerin çok sık yaşadığı bir problem… Ben kendi düğünümde 50 kişiye bir de lokasyon attım. Gelemeyeceklerse ya da geldiler ama sırayı görüyorlar işte takı merasimi sırasını… oturduğu yerden kredi kartını giriyor hatta isterse taksitle altınını çifte gönderiyor. Çiftimiz de ona takısı düştüğü anda uyarı alıyor. Altına tebrik notunu da yazabiliyorsunuz… Tabii bizim insanımız duyulmasını istediği için o davetiye sayfasında takıyı takan kişinin ismi de yazıyor.

Yaprak Özer: Herkes birbirinin ne taktığını da görüyor mu?

Özgür Sallancı: Kişisel Veriler nedeniyle ne taktığını gösteremiyoruz… Onu sadece gelin damat görebiliyor. Orada sadece sizin isminiz yazıyor. Pandemi öncesi ilk hedefimiz düğün organizatörleriydi. Bunu bir yarışmaya dönüştürebilir arkaya bir ekrana yansıtıp kız tarafı erkek tarafı yarıştırabilir miyiz, diye.

Yaprak Özer: Nasıl bir hayal gücüdür bu…

Özgür Sallancı: Arkaya bir ekran yapalım biri takı taktıkça altınlar yağsın ismi yazsın… Sırf kendi ismini o düğünde arkada ekranda görmek için insanlar buradan takı gönderir diye düşünsek de düğünler kapanınca işin şekli şovdan problemi çözmeye yönelik oldu…

Yaprak Özer: Sigorta konusunda sorunlar, çözülmesi gerekli konular olduğunu hissettim. Ne yapıyorsunuz?

Özgür Sallancı: Problemlerden biri şuydu; gerçekten düğün var mı? Bu para gerçekten bir düğün için mi toplanıyor yoksa X kişi geldi kendi düğünü varmış gibi açtı mı… Ya da şu da var… Düğün açarsınız ama öyle bir şey olur ki, bir hafta kala vazgeçersiniz… O sırada size birtakım takılar gönderilmiş olabilir. İstanbul’da önde gelen bir altın firmasından sertifikalı altınlarımız…

Evlilik cüzdanınızı yüklediğiniz zaman ve teslim almak istediğiniz tarihi de biliyorsunuz… altınları evde tutmak istemiyorsanız şu tarihte teslim almak istiyorum diye sisteme girdiğiniz zaman bizim firmamızda işlemler başlıyor. Sadece gelin ya da damadın kendi kimliğiyle kendi imzasıyla alabileceği şekilde…

Yaprak Özer: Ortak bir hesap mı? Erkeğe vermeye daha meyilli mi bizim toplumumuz?

Özgür Sallancı: Kadına vermeyi tercih ediyoruz ki… Yani ilk yaptığımız araştırmalarda hukuk tarafında da düğün takısının kadına ait olduğuna yönelik hep emsal kararlar vardı ama son günlerde işte sadece ziynet eşyası bilezik küpe gibi şeyler kadına aittir diğerleri ortaktır gibi kurallar da var. Kadın dilerse kocası da teslim alabilir ama en azından ikisi de neyin teslim alındığını sözleşmeli bir şekilde şunlar şunlar alındı diye hem bizim kayıtlarımızda hem onların teslim alırken imzaladıkları belgede var. Yani yarın öbür gün düğünde ne takıldığı da aslında kayıt altına alınmış oluyor bu şekilde…

Yaprak Özer: Diyelim ki, 1 Eylül’de davetiyeyi yükledik. QR koduyla sizin sisteminde duruyor. Düğünün gerçekleşme tarihi 30 Eylül olsun… Ama gelinle damat vazgeçti. Şimdi ben öyle ya da böyle kredi kartımdan ya da havale yaparak bir şekilde paramı göndermiş oluyorum. Düğün gerçekleşmezse ne kadar zaman içerisinde para iadesi oluyor?

Özgür Sallancı: Siz bu ödemeyi yaptığınız anda kartınızdan para çekilmiyor. Yani provizyona düşüyor… Yaklaşık 15 gün bekliyor bu para… Bizim hesabımıza da geçmiyor. Böyle bir durum olduğu zaman biz anında satışı iptal ediyoruz ve takıyı alanın hesabına iade ediliyor parası… O an çekildiği fiyattan iade ediliyor. Böylece altındaki düşmelerden etkilenmiyor.

Yaprak Özer: Türkiye’de güven en sorunlu konulardan bir tanesi… Ne demek istersiniz?

Özgür Sallancı: Yani gerçekten güven çok büyük bir sorun… Aslında düşünecek olursanız benim de önüme gelse böyle bir şey, bir düşünürüm… Burada işte birazcık kullanıcı deneyimleri… Biz bu işle ne kadar reklam yaparsak yapalım ya da işte nerelere gidersek gidelim, insanların bu işleri kullanmış birilerinden aldıkları tavsiyeyle büyüyeceğini biliyoruz. O yüzden bütçemizi sosyal medyaya oraya buraya harcayacağımıza direkt, düğün yapanlara fırsatlar sunarak onları teşvik etmeye çalışıyoruz.

Yaprak Özer: Ne diyorsunuz bugün baktığınızda? Bugün olsa gene çıkar mısınız bu yolculuğa?

Özgür Sallancı: Gerçekten yorucuydu ama çok keyifliydi… Yani bugün olsa bir daha başlarım… Yani kesinlikle başlarım… Hiç düşünmem… Bir dönem tüm insanların hayali işte güneye gidip bir cafe açmaktı… Çevremde o kadar çok eşim dostum benimle fikir alışverişi yapıyor ki, aslında birçok insanın hayalini ben gerçekleştirmiş oldum. Yarın ben kapatıyorum bile desem aslında çok büyük bir hayalimi gerçekleştirmiş oldum ve bunu denemiş oldum. Şu 9-10 aylık süreçte de inanılmaz bir tecrübe bilgi birikimi oldu … Çok farklı insanlarla tanıştım farklı fikir alışverişleri yaptım ve değişik şeyler öğrendim. O yüzden böyle bir fikri olan varsa ki bence iyi bir fikir bulmak bir girişimin yüzde 10’u olabilir gerçeğe dönüştürebilir ve o yolculuk işin hem zor hem de keyifli yanı…

Yaprak Özer: Yatırım toplantılarında – görücüye çıktığınız toplantılarda en çok hangi soru sizi terletiyor ya da terletti? Yumuşak karnınız nerelerdi?

Özgür Sallancı: Aslında bizim jüri sunumlarımız hep nedense çok eğlenceli geçti… Konu eğlenceli bir konu olduğu için… Gergin bir jüriye değil hep gülümseyen bir jüri karşısında olmamız avantajımız oldu. Gelen sorulardan birincisi güven… Bizi en çok zorlayan ve aslında şu anda en çok aşmak istediğimiz konu bu… İkincisi şuydu… düğünüm olsa ben bunu paylaşmaya utanırım bana direkt takı gönder der gibi olur diye… Bunu nasıl aşacaksınız diye çok soru geliyordu. Biz zaten anketlerde de gördük aslında yani… Bana böyle bir link gelse buradan takı gönderirim diyenlerin çok büyük bir kısmı ama ben böyle bir davetiye oluşturmam dedi.  Onun için de şey de yaptık hatta… Öyle bir arama motoru kurduk. Tabii güven problemi hala aşmaya çalıştığımız işte pazarlama taktikleriyle insanları çekmeye çalıştığımız bir konu… Onun dışında teknik olarak zaten yasal olarak da bizi en çok zorlayan şeylerden biri… Siz bu takıyı aldınız ama yasa gereği 15 gün içerisinde internetten yaptığınız alışverişte ben memnun kalmadım deme hakkınız var. Bununla nasıl uğraşacaksınız sorusu özellikle bankalarla yaptığımız görüşmelerde bizi çok zorladı. İşte bunun için zaten 15 günlük bir provizyon süresi tanıyoruz. Bu 9 aylık sürecin 6 ayı çok fazla bürokrasi ve evrak işleriyle geçti diyebilirim bu ve buna benzer aklımıza gelmeyen problemler…

Yaprak Özer: Bu işin ne kadarı teknoloji ne kadarı sosyoloji?

Özgür Sallancı: Aslında teknolojik kısmı çok düşük… Yani mevcut sistemde düşük… Hayalini kurduğumuz siz düğüne gittiğinizde adam bir yandan halayını çekerken bir yandan telefonunu hızlıca damada dokundursun çeyreğini taksın QR kodla gibi sistemler planlıyorduk. Fintech’lerle görüşmelerimizi bu yüzden yapmıştık. Olabildiğince teknolojik bir altyapı sunmak istiyorduk. Fakat fintech firmaları genelde yanaşmadılar buna… Onlar yapılamayınca aslında işin teknolojik tarafı bayağı düşük kaldı diyebilirim yani… Bu işin yani yüzde 30’u falan olmuş olabilir… Açıkçası istediğimiz o yatırımı ya da desteği alamadığımız için İTÜ’deki hocalarımız da siz daha fazla beklemeyin… Bir girişimin en önemli noktası, ilk faturayı kestiğiniz andır. Gerçekten geleneksel olarak altını göndermenizi isteyecektir… Bir başlayın sonra bakarsınız dedikleri için biz de start’ı verdik…

Yaprak Özer: Sizce bu girişiminiz sizi zengin eder mi?

Özgür Sallancı: Yani şöyle… Yaptığımız görüşmelerden birinde bir fintech CEO’su şunu söylemişti… Bir şeyi milyonla çarptığınızda muhtemelen zengin olursunuz demişti. O yüzden milyon sizi çok heyecanlandırır ama karşı taraf da ya milyona ulaşmak zordur der. Şimdi düşündüğünüz zaman 500 bin düğün diyorsunuz yaklaşık 150 milyon davetli diyorsunuz. 150 milyon davetlinin yüzde 10’una hatta yüzde 1’ine ulaştığınızda bile… İşte yeni doğan takısı da milyonlarla çarpılan bir işlem olmuş oluyor… İşlem başına 3 TL bile kazansanız, senelik 4-5 milyon TL’lik bir cirodan bahsediyorsunuz… Önemli olan o milyonlara ulaşabilecek miyiz yoksa işte böyle birazcık daha dar kapsamlı ayda 3-5 kişinin kullanacağı bir sistem mi olarak mı kalacaksınız… Bizim hedefimiz, sadece Türkiye’de olan bir şey değil yani benzer işte baby shower deniyor… Avrupa’da Amerika’da Orta Doğu’da gene benzer takı gönderme altın gönderme Hindistan’da…

Yaprak Özer: Sizi dinlerken Hint düğünleri aklıma geldi… Orada belki fırsatlar doğar diyeceğim ama bu fantastik bir soru açıkçası…

Özgür Sallancı: Ama biz işe başlarken tabii bunu yapalım zengin olalım demedik… Tabii her zaman bir hayalimiz vardı… Bu iş acaba ne kadar büyür? Büyür mü? Mevcut işlerimizden ayrılıp buna geçecek miyiz yoksa bu hep hobi olarak kalacak mı diye düşündük hep olumlusunu güzelini hayal ettik… Her zaman işte bir teknemizde akşam kokteyllerimizi yudumlarken ne güzel oldu diye konuşup bugünleri yad edeceğimizi düşünüyoruz ama olmazsa da dediğim gibi çok güzel günler geçirdik… Bizim için inanılmaz tecrübe oldu. Ve kafasında fikri olan girişimci olmak isteyen herkes mutlaka bu yola girsin diyorum.