“Daha Çok” ile “Yoksunluk”un kavgası

(Platin – Mayıs 2011)

Daha büyük evlerde oturuyoruz, daha küçük ailelerimiz var.

Daha çok imkanımız var, daha az kişiyle paylaşabiliyoruz.

Daha çok titrimiz var, daha az tevazu gösteriyoruz.

Daha çok bilgiye sahibiz, daha az sağduyumuz var.

Daha derin uzmanlığımız var, daha fazla çaresizlik içindeyiz.

Daha çok mutlu olacak neden var, daha az gülüyoruz.

Daha çok paramız var, daha az şeye sahibiz.

Daha çok harcayabiliyoruz, satın almak istediklerimizin sayısı azaldı.

Az okuyoruz, çok TV seyrediyoruz.

Sahip olduğumuz şeyler arttı, sahip olduğumuz değerler azaldı.

Çok konuşuyoruz, az şey söylüyoruz.

Az seviyoruz, çok sevilmek istiyoruz.

Çok ve sık yalan söylüyoruz…

Hayatımızı kazanmayı öğrendik yaşamayı bilmiyoruz.

Yaşamlarımıza yıllar ekledik, yıllara ömür katamadık.

Daha çok planlıyoruz, daha az başarıyoruz.

Bilgiye ulaşmak kolay, bulduğumuz bilgi, bilgi değil, çöp.

Bilgiyi depolayabiliyoruz,  çabuk unutuyoruz.

Çok kopyalıyoruz.

Hızlı yemek yiyoruz, yediğimizden tat almıyoruz.

 

ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN… KİME?..

 

74 milyon nüfusun yüzde 17’sini 15-24 yaş arasındaki gençlik  oluşturuyor, yaklaşık olarak 12 milyon kişiler. 0-14 yaş grubundaki bireyler toplam nüfusun yüzde 26’sını oluşturuyor. Yaklaşık 19 milyon kişiden söz ediyoruz. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 7.  Burada da yaklaşık 5 milyon kişi bulunuyor.

Çalışma çağındaki nüfus deyince 15-64 yaş grubundan söz ediyoruz. Çalışma çağındaki nüfusun toplam içindeki payı 2020 yılında yüzde 68 olacak. Ulaşabileceği en yüksek değer! Çalışma çağındaki nüfus, 2020 yılından sonra oransal olarak azalmaya başlayacak.

“Bağımlılık oranı” 15 yaş altı ve 65 yaş üstü nüfusun çalışma çağındaki nüfusa oranı olarak tanımlanıyor. Dengenin şaşması ülkenin içeriğini bozuyor. Bağımlılık oranındaki değişimler demografik fırsatın en iyi göstergesi olarak nitelendiriliyor. Türkiye’de bu oran 1975’te yüzde 85’ti,  2009’da yüzde 49’a geriledi. Şöyle tercüme edelim; genç nüfusun üzerindeki yük artacak, daha fazla çalışmaları, kendilerinden sonra üretemeyen yaşlılara bakmak zorundalar.

BU ÇOCUKLARI NE YAPACAĞIZ

Orta öğretim mezunlarının becerileri çok düşük. Eğitim sisteminde yıllar içinde gerçekleşen değişiklere rağmen bu önemli sorunu bir türlü aşamıyoruz. Türkiye’de okullaşma oranlarında sağlanan gelişme öğrenme çıktıları alanında görülmüyor. Demek ki okul açmak yetmiyor.

Biliyor muydunuz, Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 25’i okuduğunu anlamıyor, yüzde 42’si basit matematiksel problemleri çözemiyor. 2 milyon 852 bin genç okula gitmiyor. Eğitimine devam etmeyen bu gençlerin büyük çoğunluğu ilköğretim mezunu.

İstihdam edilen işgücünün eğitim düzeyi ağırlıklı lise altı. Erkekte de kadında da en yüksek işgücüne katılım oranları üniversite mezunlarında.

Meslek eğitimi işgücü piyasalarının ihtiyacını karşılık veremiyor. işletmeler mezunları istihdam öncesinde yeniden eğitme almak zorunda kalıyor. Özellikle yeni üretim teknolojileri kullanan, bunun için nitelikli eleman ihtiyacı olan küçük ve orta ölçekli işletmeler ciddi sorun yaşıyor.

 

ERKEN YOL ALIP ÇABUK PES EDİYORLAR

 

Her 100 işverenden 6’sı kadın. Türkiye’de gayrı menkullerin yüzde 9’u kadınların. Kadın CEO oranımız yüzde 12, gelişmiş ülkelerin bile 2 katı…

Buna karşılık çalışan kadınların yüzde 58’nin sosyal güvencesi yok, yetişkin 10 kadından 2’nin okuma yazması yok.

Biliyor muydunuz kadın istihdamını yüzde 5 artırınca yoksulluk seviyesi yüzde 15 iyileşiyor.

 

İş bulma platformu KariyerNet’in yaptığı bir araştırmaya göre siteye özgeçmiş bırakan üniversite mezunu kadın ve erkek adayların sayısı birbirine eşit. Doktora ve master sahibi kadınların sayısı, erkeklerin iki katı. Meslek yüksek okulu mezunlarına bakıldığında da kadınlar erkeklere göre önde.

 

Çelişkiler ülkesiyiz. Sonuna kadar sevinmek mümkün değil. Kadınlar işgücüne erken katılıyor, erken ayrılıyor. KariyerNet sitesinde kadın adaylarda en kalabalık yaş grubu, 25 -29 arası. Erkeklerde 30 -35. En belirgin fark 0-18 yaş grubunda. 34,697 erkek adaya karşın, 1,332,867 kadın bulunuyor. Askerlik faktörünün önemli rol oynadığı tahmin ediliyor. Kadınlar mezun olur olmaz, hatta öğrenciyken özgeçmişini oluşturup işgücüne katılma fırsatlarını değerlendirmek istiyor. 19-24 yaş grubunda kadınların sayısı 942,919, erkeklerin sayısı 765,667. Yaş ilerledikçe, tablo tersine dönüyor. Erkeklerde 45 yaş üstü 362,285 aday bulunurken, bu yaş grubundaki kadınların sayısı 112,712. 36 -44 yaş arası erkeklerin sayısı da 980,611 olarak gerçekleşirken kadınlarda bu rakam 520,326’da kalıyor.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir