Bilginin İflas Ettiği Yıl

Sizce epidemik mi infodemik mi daha tehlikeli? Biri canımızı diğeri aklımızı alıyor. Biri önüne geçilemez bir salgın diğeri önü alınamaz yalan sarmalı. İlk kez dünya üzerinde yaşayan halklar kendilerini yönetenlerin (hükümet, medya, ordu… akademi) yalan söylediğinin farkında ve net ifade ediyor. Dünya güvensizlik krizinde.

 

Ve bu krizde bir Türk akademisyenin, Profesör Şebnem Kalemli Özcan’ın önemli bulgusu: Aşılama küresel maliyeti 4 trilyon dolar, aşılamamanın küresel maliyeti 9 trilyon dolar! Hangisine katlanmak daha mantıklı? Epidemikle infodemik arasındaki bu ince çizgiye hoş geldiniz!

 

Güven neye lazım;

Her sabah yataktan kalkma isteğine, hayata tutunma çabasına, aile kurup çocuk sahibi olma hevesine, çalışmaya gitmeye, vatanı korumaya, okula gitmeye, sevgiliyi sevmeye ve daha niceleri…

 

Bir yanda nasıl mücadele edebileceğimizi hala bilemediğimiz virüs, diğer yanda nasıl mücadele edeceğimizi hala kavrayamadığımız yalan. Bir yanda iyileşmek için kime, nereye başvuracağımızı bilemediğimiz salgın, diğer yanda hangisine inanacağımızı bilmediğimiz bilgi. Ve önümüzde nasıl tamir edeceğimizi bilmediğimiz güven. Sağlıkta belimizi epidemik büktü, güvende belimizi infodemik kırdı…

 

“Küresel infodemik”

Sürdürülebilir güven barometresi yayınlama başarısını gösteren iletişim devi Edelman, 2021 Güven Barometresi’nde bireylerin “güvenilir bilgi”ye ulaşmak için nereye veya kime başvuracaklarını bilmediklerini açıkladı. “Küresel infodemik” yaşadığımızı ilan eden araştırmanın acı sonucu; ankete katılanlar siyasi liderlerin (%57), iş dünyası liderlerinin (%56) ve gazetecilerin (%59) kasıtlı olarak insanları yanıltmaya çalıştıklarına inanıyor.

 

Medyaya güven yerlerde sürünüyor;

Sosyal medyaya %35, sahipli medyaya %41, geleneksek medyaya %53 güven çıkıyor. Şöyle bakın en iyi skora sahip olan hakların yarısını kaybetmiş. Edelman Ceo’su Richard Edelman durumu “bilgi iflas çağı” diye nitelendirmiş. Rapor bilgi mahrumiyetinin  bölünmeye yol açtığını  ilan ediyor. Daha kuvvetle söylenebilecek bir kelime bulmak mümkün değil.

 

Araştırmanın ilginç bulgularından biri, sonunda kendilerinin de dünyanın geri kalanından farklı olmadığını idrak eden Amerikalıların (%57) bilgi yoksunluğu sonucu “Soğuk Savaş”ta olduklarına inanmaları. Yıllarca süren yeni bir dünya savaşı çıkar mı – bir daha soğuk savaş dönemine girer miyiz egzersizlerinin yapıldığı siyaset tartışmalarının da iflas ettiği ortada.

 

Bu savaştan aklı selimle çıkmaya gayret eden kesim iflasla sınanan iş dünyası. Barometreye göre geçen yıla kıyasla (kötünün iyisi) kafasını kaldırma eğiliminde olan iş dünyası. Yalan dünyanın bir bataklık olduğuna ilk ayılan onlar gibi duruyor. Mantığa ve bilgiye yaklaşmayı tercih ettikleri gözleniyor. Tabii iş dünyasının bataklıktan sıyrılmasına yarayan konu özellikle aşı çalışmaları.

4 kişiden biri kurban

Her dört kişiden sadece biri “bilgi hijyeni” uygulayabiliyor. “Bilgi hijyeni de ne?” sorunuza ne yapmasanız iyi olur önerisiyle yaklaşmama izin verin; yankı odalarından kaçınmak; alınan bilgileri doğrulamak; bilgileri yaymadan önce durup düşünmek. Önemli bir somut örnek: zayıf bilgi hijyeni uygulayanlar arasında, aşı karşıtlığı çok yüksek!

 

Aşılamanın Maliyeti

İnfodemik Çağı’nın bize kazandıracağını umut ettiğim en güzel şey; gerçek akademisyenlerin sözde uzmanlardan ayrılacağı bir dünya. Ve işte onlardan biri Profesör Şebnem Kalemli Özcan. Maryland Üniversitesi öğretim üyesi. Dünya Bankası, IMF başta olmak üzere  uluslararası ekonomi kurumlarının referans şahsiyetlerinden biri. Önemli bir çalışma yürütmüş. Tüm dünyanın aşılamanın maliyeti 4 trilyon dolar. Peki mücadele etmemenin ya da yarım yamalak mücadele etmenin maliyeti ne?

 

Şebnem Kalemli Özcan’ın çalışması kar amacı gütmeyen bağımsız bir akademik platform olan The Conversation’da yayınlandı. Özcan ve birlikte çalıştığı ekip 65 ülkede 35 sektörü analiz etmişler. Örnek ABD çeliği ile Brezilya otomotiv sektörü bağlantısını ve daha pek çok ilişkiyi göz önünde bulundurarak maliyet ölçümü simülasyonu yapılmış. Küresel Aşılar eşitsiz dağılırsa ne olur? Örneğin İngiltere AB’ye gidecek aşılara el koyarken, Kanada nüfusunun üzerinde aşı stoğu yaparken Afrika kıtasına aşı ulaşamazken… diye düşünün!

 

COVID-19 küresel ekonomiyi nasıl etkiliyor…

 

Sonuç 1; zengin ülkeler bu yılın ortasına kadar tamamen aşılanırsa, gelişmekte olan ülkeler nüfuslarının sadece yarısını aşılamayı başarırlarsa, küresel ekonomik kayıp 4 trilyon dolar civarında olacak.

 

Sonuç 2; hiçbir vatandaşını aşılamayan gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomik maliyeti 9 trilyonu bulacak.

 

Sonuç 3; ABD, Kanada, Avrupa ve Japonya, kendi nüfuslarının tamamını aşılamayı başarmış olsalar bile küresel ticarette devam eden kesintilerin neredeyse yarısını omuzlayacaklar.

 

Sonuç 4; görece zengin ülkelerde yaygın aşılama restoran, spor salonları ve diğer sosyal hizmetler ile ev içi işletmelere yardımcı olacak. Ama otomobil, inşaat ve perakende gibi yan sanayide dış ülkelere bağımlı olan sektörler, küresel aşı olmadığı sürece zarar görmeye devam edecek. Son Sonuç; hiçbir ekonomi “izole bir ada” değil. Küresel ekonomik iyileşme her ekonomi salgından kurtulduğunda gerçekleşecek.

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir