Bana Dilini Söyle, Sana Yılını Söyleyeyim

Yıl sonu her alanda “en çok”- “ilk 10” gibi sıralamalar yaparken bir de yıl içinde en çok kullanılan kelimelere bakmak 2022’yi geride bırakırken ilginç olabilir mi?

Bu yılın sonunda önceki yıllarda daha az hissettiğim bir özellik beni şaşırttı. Ana dilime yansıyan çoğu yabancı kaynaklı pek çok farklı kelimenin çoğu kez Türkçe karşılıkları olmadığı için ağırlıklı okuma lugata hatta günlük konuşmalarıma yansıdığını gördüm.

Bu yıl kaç kelimeyle konuştunuz, kaç yeni kelime öğrendiniz?… Kullandığımız kelime ve terimler… benzetmelerimiz, dili kaç kelimeyle konuştuğumuz, ifadelerimizdeki netlik… tanımlarımızda başvurduğumuz örnekler, yaratıcılık, esprili küçük oyunlar, öfkeyi ve sevinci tariflerken kullandığımız ifadelerin küfürden arındırılmış gücü, bireyin resmi ve gayrı resmi eğitimini, geçmiş ve geleceğini ailesini, zeka düzeyini ve saymakta zorlandığım daha nice özelliği gösterir. Dil ayrıca yaşanmışlıkları gösterir. Etkisinde kaldığımız olaylar, krizler, acılar, sevinçler, bayramlar…

Siyasi kutuplaşmayla hayatımıza giren dezenformasyon –  çevrimiçi nefret söylemleri – bitmeyen salgın, kaygıyla başa çıkma yeteneğimizi aştı. Gündelik endişeler strese dönüştü. Bir krizle değil, birden fazla ve devam eden kalıcı krizlerle yaşamaya başladık.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali hepimizi askeri uzman yaptı, bitmeyen pandemiden sağlıkçı çıktık, küresel ısınma nedeniyle yaşadığımız şiddetli yangınlar, seller, aşırı soğuk hava, günlük hayatı zorlamaya başladı… bütün bunlar ve pek çok olay yeni kelimeler hediye etti. Borsa indi çıktı,  kripto patladı, ekonomimiz “orthodoks un-orthodoks”, “epistemolojik”  dipleri deneyimledi ve biz finansçı olduk.

Yaşam beklentisi ani krizlerle düştü ama yaşam uzadı, karışık bir durum… kafalarımız bulandı kendimizi sağlığa adadık ama kendimizi bir dizi ‘influencer’ın esiri bulduk, bir baktık ki, “wellbeing” diyoruz başka bir şey demiyoruz. Bir Dünya Kupası geldi geçti ki, evlere şenlik. Katar ev sahibi olduğuna sevinsin mi üzülsün mü şaşırdı, onu ev sahibi yapanların başına gelen skandallar tarihe geçti. Bu küçük ülke tüm dünyayı seri şekilde satın alırlarken “Qatargate” haberleriyle yattık kalktık.

Gözlemim şu ki, yeni kelimeler türerken ülkemizde daha az kelimeyle konuşmaya başladık. Nedenleri çeşitli; şiddete dayanan beden dilimizi iletişim kurmakta kullandığımızı unutmamalıyız. “Duraklama Dönemi”ni bitiren eğitim sistemimizin “Gerileme Dönemi”ne girmesi de bir etken olmalı. Ben bu kısmı uzmanlara bırakıp türlü nedenle hayatımıza giren tescilli kelimelerden derleme sunacağım. Sübjektif bir seçki olduğunu unutmayın lütfen daha pek çok kelime var, benim seçtiklerimin özelliği, sosyal ve toplumsal gelişmelerin iletişime etkisini göstermek, bunun tarihe düşülen bir not olduğunu fark etme çabası.  Bu kelimelerin açıklamaları yazının devamında bulunuyor.

  • Permastressed
  • Goblin Modu
  • Gaslighting
  • Quite Quitting
  • Desk Bombing
  • Phubbing
  • Dead Pool
  • Resilience Hub
  • Cool Pavement
  • Horizontal – Vertical Escalation
  • Donut Effect
  • TWAT City
  • Shrinkflation
  • Woman
  • American (US Citizen – ABD Vatandaşı)
  • Türkiye (Turkey)
  • Body Hacking
  • Fatigue
  • Silent Pandemic
  • Brain Fog

 

PERMASTRESSED

“Permastress”, klinik depresyon, kalp krizleri, inme ve bunama da dahil olmak üzere çok sayıda zayıflatıcı hastalık riskini artırıyor. Kronik stres, zihni ve bedeni hazır olma durumuna sokuyor, sinir-yorgunluk-üzüntü kaynağı oluyor. Hafızayı bulandırıyor, karar vermeyi bozuyor. MRI taramalarında gençlerin beyinleri pandemiyle ilişkili stres nedeniyle normalden daha hızlı yaşlandığı görülmüş. (Kaynak: Global Open Science dergisi) ABD’li yetişkinlerin %27’nin stres düzeyleri nedeniyle normal çalışma sürdüremediklerini duyurdu. (Kaynak: Amerikan Psikoloji Derneği) Bizde benzer bir kriterin ölçüldüğüne şahit olmadım.

GOBLIN MODE

“Goblin Modu” Oxford Sözlüğünce 2022’nin terimi seçildi. Özür dilemeyen kendini beğenmiş, tembel, hırpani veya açgözlü” davranışları tanımlıyor. Sözlük yılın kelimesini açıklarken, seçilenin 12 ayın etik değerlerini, ruh halini veya meşguliyetlerini yansıttığına işaret etti. Terim yeni türemiş değil. Magazin dünyası ya da “influencer” kullanımıyla yeniden doğdu. Merak edenler küçük bir araştırmayla Rapçi Kanye West’le ilişkisini görebilir.

GASLIGHTING

Evrensel sözlükler 2022’de kıyasıya rekabet etti. Merriam-Webster Sözlüğü de “gaslighting”i yılın şampiyon kelimesi ilan etti. Kelimenin Türkçe karşılığı yok. Anlamı, bireyin kendi çıkarı için bir başkasını kasten yanıltması, psikolojik manipülasyon yoluyla birinin kendinden şüphe etmesini sağlama çabası. Yanlış bilgi – ‘sahte haberler’, komplo teorileri, sosyal medya trolleri bu kapsama giriyor, Rusya Ukrayna Savaşı tarafından tetiklendiği görülüyor. Terim, 1940’larda sahneye konan  bir  tiyatro oyunundan geliyor. Oyun, bir çiftin yalan ve aldatma üzerine kurulu evlilik hikayesini aktarıyor.

(Not: Merriam-Webster’ın diğer kelime seçimleri de günlük hayatta sık karşılaştığımız konulardan; “oligark”, “omikron”, “codify”, “LGBTQIA”, “sentient”, “raid”, “queen consort” ve “loamy”)

QUITE QUITTING

Sessiz İstifa diye çevrilen “Quite Quitting” herkesin dilinde. Bir sosyal medya gönderisiyle başlayıp, kısa sürede yayılan kavram, “çok değil, yeterince çalışma” olarak duygulara tercüman oldu. “5’den şaşma 6’yı aşma” gibi; konforunu bozma, yapılması gerekenlerin dışına çıkma, sorulmadan  kendiliğinden ortaya atlama, mümkünse ortadan kaybol, hatta görünmez ol… Aslında tabii ki bu kadar basit değil aynı zamanda çalışanların tembelliğine değil mutsuzluk ve yılgınlığa işaret ediyor.

DESK BOMBING – PHUBBING

“Desk Bombing” yeni türemiş bir terim; Türkçe bir karşılığı yok; Ofis Bombaları diyeyim ben. İşin özü, konuşmadan çalışmak, sözel iletişim kurmaya çekinmek… Aynı ofis mekanında, karşılıklı masalarda oturanların sessiz iletişim metodu; mail atıp yanıt beklemek.  Sosyal hayatta da Phubbing kelimesiyle yaygın. Kafasını telefondan kaldırmayan, gözlerini telefondan ayıramayan insanlara özellikle hatta eş, sevgili, arkadaş gibi yakın mekanlarda bulunan kişiler. Özünde büyük bir psikolojik yıkım.

DEAD POOL – RESILIENCE HUBS – COOL PAVEMENTS

İklim krizinin hediyesi olan bu terimlerden “Dead Pool”, Ryan Reynolds’ın aynı adlı sinema filmi değil. Dead Pool, baraja su temin eden rezervlerde suyun tükenmesine verilen isim… Giderek artan bir vak’a.

Dayanıklılık Durakları diye çevirebileceğim “Reslilience Hub” da iklim krizi jargonu. Aşırı sıcaklarda kaçabilecek mekanların adı. Başta enerji olmak üzere yaşamsal ihtiyaçların karşılanamadığı şartlarda, insanların ölmemek için başvurabileceği, klimatize edilmiş, elektronik ekipmanların şarj edilebileceği, su -yiyecek bulunan, toplum gönüllüleri, sivil toplum kuruluşları ya da yerel yönetim çalışanlarının destek verdiği geçici yaşam alanları.

“Cool Pavements”, sıcaklığın dayanılmayacak boyutlara geldiği coğrafyalarda gerek kaldırımları gerekse çatıları güneş ışınlarını kıran malzeme, renk ve şekillerde inşa ederek ısı tutmayan hatta soğutmaya yarayan yapılar. İnşaat ve mimari çözümlerde kullanılıyor.

TWAT CITY

Salı, Çarşamba ve Perşembe günü çalışmayı benimseyen kent ve yerleşimleri ifade ediyor. Günlerin İngilizce dilinde baş harflerinden oluşturulmuş. 3 gün ofis 2 gün ev çalışması olarak “hibrit” ya da 3 gün ofis 4 gün tatil çalışması olarak “part time”. Her koşulda yeni Cuma, artık Perşembe…

HORIZONTAL – VERTICAL ESCALATION

Ukrayna Rusya savaşı pek çok askeri terimi hediye etti; biri, Rusya saldırılarını yatay düzeyde gerçekleştirip yoğunluğunu artırdığında güzergah üzerinde farklı yerleşkeleri savaşa katma stratejisi güderken diğeri, saldırıların yeni silah ve yöntemler kullanılarak daha fazla hedefin yıkıcı saldırıya maruz bırakılmasına yol açan yöntemlerle savaşın sürdürülmesi hallerini ifade ediyor.

DONUT EFFECT

Anglosaksonların sevdiği kızardıktan sonra üzeri şekere bulanmış ucuz bir hamur tatlısı olan donut, ABD’de ortası boş, İngiltere’de ortasında marmelatla kaplı. Hamur kızartılıp üzeri şekere bulanıyor. Donut kentsel yerleşimi ifade etmeye başladı. Pandemide iş yerlerine fiziki olarak gitmeyen çalışanlar daha sonra ya hibrit düzen tercih etti.  Çalışma mekanlarını şehir merkezlerinden uzaklaştırıp daha ekonomik olan banliyö tercihi yaptı. Uzmanlar gayrimenkul fiyatlarını aktarırken donut kelimesini kullanmanın esprisini keşfettiler.

SHRINKFLATION

Aynı marka aynı ürün aynı fiyat, ama boyut ile ağırlık farklılık gösteriyor. Tüketici zor fark ediyor, göz hızla alışıyor. Özetle “shrinkflastion” ambalajların kurnazca manipüle edilmesi hali. Yeni meslekler de bu şekilde doğuyor. Ürün hafiyeleri ya da ambalaj dedektifleri diyelim. Konserveden mayonez – ketçapa, dondurmadan deodorant, bulaşık deterjanına uzanan geniş bir yelpaze.

WOMAN (CAMBRIDGE DICTIONARY)

Cambridge Sözlüğü, “erkek” ve “kadın” kelimelerinin tanımını güncelledi. Trans bireyleri kapsayacak bir hamle yapan sözlük, cinsiyete dayalı terimlerin tanımını zamana göre güncelleyen ilk sözlük değil. Transfobik ve aşırı sağcı kitlelerin yoğun eleştirisiyle karşılaştığını söylemeye gerek yok. Oxford İngilizce Sözlük 2020’de “kadın” tanımını değiştirmişti.

AMERİKAN DEĞİL “ABD’Lİ” – TURKEY DEĞİL “TÜRKİYE”

Stanford Üniversitesi, “zararlı” dil kılavuz yayınladı; ırkçı, şiddet içeren ve önyargılı birçok zararlı dil biçimini ortadan kaldırmayı hedeflediğini duyurdu. Projede yasaklı terimler ırkçılık, homofobi ve engelli olmak üzere 10 kategoride listeleniyor. İlginç olanlardan biri de “Amerikan” terimi yerine “U.S./ ABD vatandaşı” yaklaşımı. ‘Amerikalı’ yalnızca ABD’den gelen insanlara atıfta bulunurken, bölgenin Kuzey ve Güney Amerika’da 42 ülkeyi kapsadığına dikkat çekiliyor.

Türkiye Cumhuriyeti de uzun yıllardır tartışılan ama gerçekleşmeyen bir ifadeyi değiştirmeyi başardı. Birleşmiş Milletler’e başvurusu onaylanan Türkiye bundan sonra Turkey diye anılamayacak. Tabii PR çalışmaları pek olamadı. Başta uluslararası medya pek çok kuruluş Turkey’i kullanmayı tercih ediyor. Dikkatinizi çekti mi bilmem, Avrupa basınında Noel esprileri dolaşıyor; sofraya hindi getirmek Turkish Airlines ile Turkey seyahatinden pahalı diyorlar…  Türkiye’yi, önüne gelene hindiden daha ucuza satınca onun bunun diline espiri olduk.

BODY HACKING

“Hacking” ve “hacker” bu yıl çok kullandığımız kelimeler. Vücut Hackleme ise yaratıcı. Yeme içmeyle alakalı. Ne Yenir, Ne Yenmez, Nasıl Yenir yöntemlerine işaret ediyor. Her gün, günde birkaç kez yemek yiyebilen şanslı bireylerin yaklaşımı olarak dikkat çekiyor; amaç, gıdaların yaşamı şekillendirmedeki etkisini ve zihinsel fonksiyonlarını dengelemek. Vücudumuza alınabilecek sağlık durumuna ya da vücut tipine bağlı olarak ihtiyaçlara yanıt vermeye dikkat çekiyor.

FATIGUE

Krizlerin olağan hale gelmesi nedeniyle yaşadığımız yorgunlukla gelen umursamazlığı ifade ediyor. Fikir, 20. yüzyıl Fransız filozofu ve sosyal aktivist Simone Weil tarafından ortaya atıldı. Reuters Enstitüsü’nün konunun iletişim yönüyle ilgili analizine göre, nedenleri siyasi bağlantılara göre farklılık gösteriyor. Haber takibinde sıkça görülüyor, muhafazakar seçmenler, haberleri güvenilmez veya taraflı buldukları için haberlerden kaçınma eğilimindeyken, liberal seçmenler, güçsüzlük ve yorgunluk duyguları nedeniyle haberlerden kaçınıyorlar.

SILENT PANDEMIC

‘Sessiz salgın’ tükenmişlik ifadesi. Ağırlıklı olarak işle ilgili sağlık sorunlarını ifade ediyor, işten kaynaklanan yorgunluk, baş ağrısı, göz yorgunluğu, kas sorunları veya ağrı gibi en az bir sağlık sorunu bildiriyor.

BRAIN FOG

“Beyin Sisi” olarak tanımlanıyor, periyodik hafıza kayıpları, dalgınlık, zihinsel uyuşukluk, dikkat sorunları, odaklanma kaybı veya düşünme becerilerinde bir dizi başka istenmeyen değişikliği ifade ediyor. COVID-19 vakalarının bildirilmesinden yaklaşık bir yıl sonra, Journal of Psychiatric Research’te yapılan bir araştırma, virüse yakalanan kişilerin düşünme ve hafıza ile ilgili devam eden sorunları olabileceğini gösterdi.

İşte… tarih, bizi böyle anımsayacak, biz de tarihi bu ve benzer kelimelerle yazacağız. Mutlu, huzurlu, sağlıklı, esenlikle dingin günler geçirmenizi diliyorum.