100 yıllık genç şirket

Michel Charouk 2009’dan bu yana IBM Türk’ün genel müdürü. Daha önce dünyanın farklı noktalarındaki IBM operasyonlarında görev almış çok deneyimli bir yönetici. 34 yıldır aynı şirkette ama 100 yılını kutlayan bu dev öylesine değişti ki, bir şirket içindeki değişime ayak uydurmak başlı başına bir mucize.

IBM’i donanım şirketi olarak biliyoruz, oysa son yıllarda onu bildiğimizden çok farklı bir noktada. Tamamen değişen köklü bir genç şirket diyebiliriz. Neredeyse 10 gün içinde 100 yılını kutlayacak. En ilginç yanı da bana göre, geçmişte son kullanıcıya doğrudan ulaşırken, bugün bireye ulaşmayan bir yapısı var ancak dünyanın en değerli üçüncü markası. Dünyanın en değerli ilk 5 markasının hepsi son tüketiciye her noktada dokunurken, aralarından bir tek IBM, B2B…

Yalnızca operasyonel olarak değil, iletişim açısından da yakından takip edilmesi gereken bir şirket. Charouk’u Bloomberg’te yayımlanan programıma davet ederek sizlerin de merak ettiğini tahmin ettiğim soruları yönelttim…

Yaprak Özer: IBM 100. yılını  kutluyor. Bir şirket 100 yıl ayakta kalabilmeyi nasıl başarabiliyor?

Michel Charouk: Evet haklısınız 100 yıl geçti bu işe başlayalı ve aslında hiçbir şirketin IBM’in büyüklüğüne gelebileceğini düşünmüyorum.

Yaprak Özer: Neden bazı şirketler 100 sene devam edemiyor? Burada en göze çarpan özellik nedir?

Michel Charouk: IBM’in sürdürebilirliğinden bahsedecek olursak, IBM’de şöyle bir şey var. Sürekli değişiyor,  sürekli kendini yeniliyor ve bu endüstride eğer siz değişime ayak uydurmazsanız ve yeni oyuncular bu oyuna dahil oldukça siz onlardan kendinizi ayrıştıramazsanız ortalıkta ve kalabalıkta diğerlerinden ayrılıp göze çarpacak şekle gelmezseniz o zaman ölürsünüz. Bu pazarda rekabet ortamı oldukça yoğun ve inovasyonu ve yeniliği sürekli pazara biz getiriyoruz. Eğer şirketler bunu yapmazlarsa o zaman bir boğuşma bir mücadele söz konusu olur.

Yaprak Özer: Siz kariyer olarak da bu değişimin tam ortasında, farklı pozisyonlarda yer aldınız Afrika’da EMEA bölgesinde ve şu anda Türkiye’desiniz. Değişimin göbeğinde olmak nasıl bir duygu?

Michel Charouk: Aslında bu çok ödüllendirici bir duygu, ayrıca IBM’de pek çok fırsatla karşılaştım. Ben yaklaşık 34 yıldır IBM’de çalışıyorum. Dünyanın farklı bölgelerinde görev aldım. Fransa’da,  İspanya’da, Amerika’da, Güney Afrika’da görev aldım. Şu anda da Türkiye’deyim. Çok şanslıyım ve inanılmaz şekilde deneyimlerimden de kendime fayda sayladım. Türkiye’ye gelme sebeplerimden bir tanesi de bu deneyimlerimi paylaşmak.

Yaprak Özer: Bu pazarda paylaşmak istiyorsunuz.

Michel Charouk: Evet, bu pazarda yer almak ve bu pazarda bir kazanan olmak istiyorum.

Yaprak Özer: IBM, değişimin sonucunda farklı sektörlerde farklı yönetim şekillerinde hizmet veriyor. Hangi sektörlerde faaliyettesiniz? Değişim nasıl yaşandı? Eski ve yeniyi nasıl konsolide ettiniz?

Michel Charouk: Şimdi bu çok güzel bir soru oldu. IBM bugün işlerinin üçte ikisi yazılım. IBM’i insanlar bir donanım ve parça şirketi olarak düşünüyor. IBM Tüketici kısmını biraz daha hafifletti. Evet aslında radikal bir değişiklik diyebilirim. Kesinlikle her şeyi değiştirdik. Hizmet ile yazılıma odaklandık.

Yaprak Özer: İnanılmaz rakamlardan bahsediyorsunuz şimdi hemen stratejinize odaklanalım. Marka değeriniz çok bu marka değerine algısına nasıl kavuştunuz?

Michel Charouk: Dünyada 3. sıradayız. Evet sizde son zamanlardaki değişikliği gördünüz. Apple firması 1 numara, Google 2 ve IBM de şuanda 3’üncü sırada yer alıyor. Biz aslında çok da tüketici kısmında değiliz, kitlelere farklı bir şekilde hitap ediyoruz dolayısı ile tüketicilerin en çok odaklandığı marka Apple ve Google oldu.

Yaprak Özer: 1 numara Apple, 2 Google, 3üncü sırada IBM, 4’te McDonalds var. Yani o bir fastfood şirketi. 5’te ise Microsoft yer alıyor. Nihai tüketiciye dokunmayan bir tek siz varsınız aralarında…

Michel Charouk: Evet kesinlikle bu bizim hırsımızdan da kaynaklanıyor. Aslında çok fazla reklam ve pazarlamayla uğraşmıyoruz. Neden? Çünkü bizim ismimiz ve faaliyetlerimiz en iyi reklam ve en iyi pazarlama diyebilirim. Sürekli olarak değer yüklüyoruz ve bütün iş dünyası bizden bahsediyor.

Yaprak Özer: Değer katmayı sosyal projeleriniz sayesinde mi başarıyorsunuz? Dünya çapında dahil olduğunuz çok sayıda sosyal sorumluluk projesi var, bu nedenle mi?

Michel Charouk: Aslında açıkçası sosyal sorumluluk projeleri IBM kurulduğundan beri devam ediyor, bu yeni bir iş değil. Evet giderek güçleniyoruz, 100. yıl kutlamalarımızı yaptık ve kurumsal sosyal sorumluluğumuzu iki katına çıkarttık, devam ettireceğiz. Her şekilde projelere zaman ayırıp teknolojinizi buna ayırıyoruz. Sivil toplum örgütleri ile çalışıyoruz ve bütün dünyada faaliyetteyiz, 4-5  programda yer alıyoruz ve bunlarda aslında yirmi ülke diyebiliriz faaliyette olduğumuz. Brezilya’dan Afrika’ya kadar bütün dünyada faaliyetteyiz. Türkiye de bunun içerisinde. Dört farklı projemiz var Türkiye içerisinde ve bunları dört şehirde uygulamaya koyduk: Gaziantep, Malatya ve Kayseri’de projelerimiz devam ediyor. Sağlık hizmetine, eğitime odaklandık. İş geliştirmeye odaklandık ve genç inovatif projelere yoğunlaşıyor, danışmanlık sağlamaya çalışıyoruz.

Yaprak Özer: Sosyal sorumluluk projelerine ayırdığınız genel bütçeniz nedir?

Michel Charouk: Bütçeyi düşündüğümüz zaman rakamlardan ziyade saat olarak bakın lütfen bu olaya. IBM 400 bin çalışana sahip ve her çalışanın bir katkısı var ve her çalışan sekiz saatini sosyal  sorumluluk projelerine ayırmak zorunda IBM’de. Sadece bu verdiğim iki rakamı çarparak bulabilirsiniz sonucu üç milyon saate denk geliyor ve bütün çalışanlarımız topluma katkı sağlıyor. Başkanımız da aynı şekilde 8 saatini sosyal sorumluluk projelerine ayırıyor, ben de ayırıyorum.

Yaprak Özer: Kaç saat?

Michel Charouk: Sekiz saat, ama daha fazlasını yapmak isterim elbette. Ben Antakya’da faaliyetteyim şuanda Valiyle beraber çalışıyoruz. Hatay’daki arkeoloji müzesini sanal ortama dönüştürmek için çalışıyoruz.

Yaprak Özer: Bu noktada bir insan kaynakları  sorusu yöneltmek istiyorum. Sizinle çalışabilecek insanlara nasıl ulaşıyorsunuz? Çalışanlar baştan bir taahhütname mi veriyor?

Michel Charouk: Bu gönüllü yapılan bir iş, çok farklı… Kültürümüz de yer alıyor. Çok gönüllümüz var ve bireysel projelerimiz için gönüllü arayışına da çıkıyoruz. Gönüllü olmak isteyen insanlardan oluşan havuzumuz da söz konusu. Bir gönüllü listemiz var 150 kişi kadar. Talep üzerine kendilerini sorumluluklara, projelere adıyorlar ve onları farklı projelerde görevlendiriyoruz, farklı sivil toplum kuruluşlarındaki projelerde görev alıyorlar. Pek çok sosyal toplum örgütleri de katkı sağlıyorlar.

Yaprak Özer: Türkiye de mi?

Michel Charouk: Evet, bireysel projelere katılabiliyorlar.

Yaprak Özer: 16 Haziran günü 100’üncü yılınızı kutluyor olacaksınız, dünyadaki tüm IBM çalışanları o gün sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiriyor olacak diye biliyorum, doğru mu?

Michel Charouk: Evet, bu şekilde.

Yaprak Özer: 2003 yılından bu yana 170 bin IBM çalışanı, 70 ülkede sosyal projelerde yer almış. 11 milyon saat boyunca çalışmışlar ve bu zaman dilimi bir parasal değere dönüştürülecek olursa 250 milyon dolar ediyor. Büyük rakamlar, böyle başka bir şirket var mı?

Michel Charouk: Başka hiçbir şirket IBM in yaptığına ulaşamadı aslında biz kendi teknolojimizi projelerimize dahil ediyoruz ve insanlara bunun kullanımını açıyoruz. Aynı zamanda nakit desteği de sağlıyoruz. Onlara fon sağlıyoruz. İnanılmaz bir sorumluluk bu ve biz bunu gururla yerine getiriyoruz. İnandığımız değerler uğruna yapıyoruz bunları. Son 100 yılda değişim nerede oldu diyorsunuz, ben de her yerde diyorum ama değiştiğimizden söz ederken bu alan hiçbir şekilde değişmedi. Bir ara bırakıp sonra yeniden devam ettiğimiz bir şey değil bu.

Yaprak Özer: 34 yıldır IBM’de çalışıyorsunuz, bir ömür boyu aynı şirkette çalışmak nasıl bir şey?

Michel Charouk: Evet, otuz dört yıl. Aslında onur verici bir duygu. Ben kendimi genç tutmayı başarabildim aslında. Teknoloji her zaman değişim içerisinde olan bir alan. Yeni teknoloji pazara girdiği zaman, yanında hemen yeni bir şey daha geliyor. IBM’in her yıl 6000 patenti var. Evet bir anlamda ben tek bir şirkette çalıştım. Beş farklı kıtada yaşadım ve sürekli olarak işim değişti. Ya kurumsal taraftaydım ya da tam da pazarın ortasında yer aldım. Dolayısıyla çok fazla şey öğrendim çok fazla deneyim kazandım. Bu fırsatları başka hiçbir şirkette bulamazdım.

Yaprak Özer: Bütün bu transformasyon beraberinde mutlaka sıkıntılar da getirmiştir. Acı yoksa kazanç da yok sözünden yola çıkarak size şunu sormak istiyorum. Ne tür sıkıntılar yaşandı, kaç kişi işten çıkarıldı…

Michel Charouk: IBM’in değişim içindeki bölümünde de, dünyanın pek çok farklı kısmında da yer aldım, farklı iş modellerinde de yer aldım… Çok zorlayıcı bir iş konusu,  şirket giderek büyüyor, sürekli her zaman denklemin bir parçası olmak zorundasınız, çözüm odaklı olmanız lazım ve bazen zorlu zamanlar oldu insanları işten çıkartmak zorunda kaldık. Ama bu zorlu zamanların da üstesinden geldik. İş gücümüzü sürekli ileriye doğru taşıdık ve şuan da IBM’in işinin büyük bir parçasını da bu oluşturuyor.

Yaprak Özer: IBM Türkiye’de kaç kişi çalışıyor?

Michel Charouk: 4-5 alan söz konusu. 1000 kişinin üzerindeyiz. Büyümeye devam ediyoruz, yatırımlarımıza devam ediyoruz. Kısa bir süre içerisinde İzmir de yatırımımız oldu. Dört bin metrekarelik bir veri merkezi oluşturduk. Animasyon merkezi kurduk aynı zaman da bir demo merkezimiz var.

Yaprak Özer: Ne kadar ek istihdam yaratmayı planlıyorsunuz?

Michel Charouk: Bu aslında devam etmekte olan sürekli devam edecek bir proje. Belli başlı projelerimiz var ve bu projelerin nasıl şekillendiğini, nasıl şekilleneceğini önümüzdeki zamanlarda göreceğiz. Türkiye’de büyümeye devam edeceğiz. Türkiye, IBM’in büyüyecek pazar olarak adlandırdığı bunun üzerine büyüme stratejisi kurduğu coğrafyanın yerin kalbinde duruyor. Türkiye çok büyük fırsatlar barındırıyor. IT pazarı Türkiye’de oldukça gelişmiş durumda olmakla birlikte gayri safi yurt içi hasıladan aldığı pay gelişmiş ekonomilerde çok yüksek, özetle Türkiye de gelişmek için çok büyük bir potansiyel var. Başbakan Erdoğan Şubat sonunda Almanya ziyaretinde stratejilerinden bir tanesinin Türk IT pazarını 2-3 yıl içinde iki katına çıkartmak olduğunu söyledi. IT’de Türkiye’nin rekabetçi olacağını ifade etti.

Yaprak Özer: Türkiye’deki büyüklüğünüz nedir?

Michel Charouk: Size çok kesin rakamlar veremeyeceğim ancak Türkiye’deki büyümemizden de pazar payımızdan da memnunuz.

EN DEĞERLİ MARKALAR

Dünyanın en değerli markası, 153 milyar Dolarlık marka değeri ile IPhone ve IPad’in yaratıcısı Apple. Dünyanın en değerli markaları sıralamasının üçüncüsü ise IBM oldu. IBM’in marka değeri geçen yıl yüzde 17 artarak 101 milyar dolara yükseldi. Ben marka değerinin firmaların sürdürülebilir işleriyle mümkün olduğuna inanıyorum. 16 Haziran 2011’de kuruluşunun 100’üncü yıldönümünü kutlayacak IBM’in 170’ten fazla ülkedeki 400.000 çalışanı, 100’üncü yılının son günü olan 15 Haziran’da en kapsamlı etkinliğini gerçekleştirecek. Dünyadaki tüm IBM çalışanları kendilerini topluma hizmet ve gönüllülük girişimlerine adayacak.

Paylaş