Ordaymışım gibi

yo-690x460 kopya

Virtual Reality kod adıyla “VR” tercümesiyle Sanal Gerçeklik, bilgisayarlar aracılığı ile gerçekte var olmayan ortamları gerçek gibi sunmak, aslında bulunulmayan ortamlarda bulunuyormuş hissi yaşatmak demek. Kullanıcılar, kask, ekran, gözlük gibi araçlarla  olmayan ortamlara girdikleri andan itibaren gerçeklikle bağlantısını koparıyor ve sanal gerçekliğin yarattığı ortamda olma hissini yaşıyorlar.

Virtual Reality kavramını en fazla kimler kullanıyor diye düşündüğümde nereden başlayacağımı bilemedim. Tüketicisi (bir fikrin, ideolojinin, ürünün, hizmetin) bulunan herkes! Farklı bir bakış açısı sunmak adına; küresel liderler örneğin.

Sanal içerikleri kim yazıyor

Virtual Reality/Sanal Gerçeklik teknolojisi ayrı bir konu. Bu gerçekliğin hikayesi başka bir konu. Konsantrasyonumuz teknolojide ve oyun, eğitim gibi sınırlı alanlarda kaldığı için sanal içindeki gerçekliği, gerçeklik içindeki sanalı ıskalayabiliyoruz.

Sanal gerçeklik içeriğini yani bir nevi senaryoyu hazırlayan takımlar kritik. İş dünyasında pazarlamcı, reklamcı, iletişimiciler dikkat çekiyor. Başka dünyalarda bu listeye düşünce kuruluşları, istihbarat servisleri, özel danışmanlık firmaları, akademi ve akademisyenler giriyor. Bazen biri bazen hepsi bir arada.

Bizim dizi sektörüne benziyor, senaryo kuvvetli, oyuncular yetenekli ve güçlüyse, ana aksta kurgusal bir defo yoksa yapımcı firma kazanıyor. Diziler sanal gerçekliğin geleneksel boyutu ve en önemli ihraç kalemlerimizden biri bildiğiniz gibi. İçinde yaşıyoruz, nefessiz izliyoruz, etkilenip ertesi gün Hürrem ya da Kösem gibi davranabildiğimiz gibi sokakta genç yaşlı birçok “Calal Baba” dolaşıyor.

Bir sabah olarak bu (dün) sabah

Yukarıda ifade etmeye gayret ettim, gerçek mi sanal, sanal mı gerçek aslında gerçeğimizin ta kendisi. Günlük sanal gerçeklik sarmalımız, gündeme açıklık ve entelektüel kapasitemizle ilgili değişen derecelerde şekil buluyor. Örneğin, her sabah kendi gerçeğimize değil dünyanın sanal gerçekliğine uyanıyoruz. Örneğin bu yazıyı yazmadan önceki birkaç saati deneyimlemek isterim. Dünyanın gerçekliğinde neler vardı; İngiltere’de terör gölgesinde seçim var. Teresa May’in oyları hızla düştü, umutsuz vak’a İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn harika performans gösterdi; bakalım dengeler nasıl değişecek. CIA eski Başkanı bugün ifade veriyor ABD Başkanı için kritik gün. Şangay Grubu Kazakistan’da toplanıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hintli Lider Narendra Modi, Pakistan’dan Navaz Şerif’le buluşuyorlar. Aşırıcılık-bölücülük-terör ve Batı yayılmacılığına karşı korunmak üzere Hindistan ve Pakistan gruba katılıyor. Bugün dijital dünyada önemli bir gün: Yahoo, Verizon şemsiyesine geçiyor. Dijital devin son günü. Toplam 4,5 milyar dolara satılacak ve 22 yıllık şirketin kapısına kilit vurulacak. Oysa 2008’de Microsoft 45 milyar dolara Yahoo’yu almak istemişti. Bugün AB Merkez Bankası para politikası kararını açıklıyor. Dün iki saldırı birden yaşayan İran’da şok bugün de etkisini sürdürüyor. IŞİD “Tahran’ı ben vurdum” diyor; Tahran, Suudi Arabistan’ın işi olduğunu iddia ediyor. Türkiye, dün ABD güdümünde Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Mısır’ın sırt çevirdiği Katar’a sahip çıktı, hükümet halka sormadan Katar’da üs kurma ve asker gönderme kararı verdi. Almanya ve Fransa askeri alanda yakın iş birliği kararı aldı.

Nasıl… Tuhaf değil mi?

Yukarıdaki bir sabah gerçekliğinin ne kadarı sanal, ne kadarı gerçek? Sanalsa neden bundan 10-20 yıl önce hatta 40-50 yıl ve belki daha önce yazılmış senaryoların bugün gerçekleştiğine şahit oluyoruz. Nostradamus en büyük kahindi. Sanal gerçeklik içerikleri yazanlar onu fersah fersah geçti.

Sanal gerçeklik gözlüğü takmak da böyle bir şey işte. Ordaymışsın gibi. Hepimiz ordaymışız gibi. Ordaymış gibi olunca buradaymış gibi hissetmiyoruz. Duygularımız ve düşüncelerimiz katlanıp kanatlanıyor. Sanal gerçekliğin dünyanın en önemli gelişmelerinden biri olduğuna inanıyorum, hatta en tehlikelisi olduğuna, psikolojik etkisinin yıkıcı olduğunu düşünüyorum.

Sizin sanal gerçekliğiniz hangisi?

Sabah uyandığımız sanal gerçeklik akşama kadar katlanarak ve derinleşerek gelişiyor. Oysa belki ABD, Rusya, Hindistan, İngiltere ya da Avrupa Birliği sanal ekseninde yaşayan birinin öz gerçekliğinde yoksunluk ve yoksulluk, açlık ya da tokluk, çalışmak ve işsizlik, sağlıkla ilgili endişeler var…

Eğlence ve medya sektörü dünyanın en hızlı gelişen alanlarından biri. Sanal gerçekliği vaktiyle yaratanlar habercilerdi… Sonra teknoloji üretenler girdi devreye. Şimdilerde ise kimin yazdığını bilmiyoruz. Tuhaf bir durum var tabii, sanal gerçekliği bozdukları için gazetecileri hapse atıyoruz, ama sanal gerçekliğin duvarı yok.

PWC 2017-2021 medya ve eğlence raporu

Dünyanın en büyük vergi danışmanlığı ve finans hizmetleri şirketlerinden PricewaterhouseCoopers aralıksız her yıl açıkladığı Medya ve Eğlence Raporu’nu Londra’da bir basın toplantısıyla duyurdu. Raporda 2017-2021 öngörüsü bulunuyor. Çıkan sonuç çarpıcı: hayatımız “ordaymışız gibi” olacak! Özetle sanal gerçeklik, e-spor, müzik yayını ve tüketici deneyimi teknolojisinin geldiği son nokta. Sanal gerçeklik gelecek beş yıl boyunca, her yıl yüzde 77 büyüyecek, 15,1 milyar dolara ulaşacak. “Mış gibi” yapacağız. Ordaymış gibi!

PWC Raporu’ndan birkaç rakamsal veriyi paylaşmak istiyorum: İlk kez internet reklamları televizyon reklamlarını geçti. Büyük olay! İnternetten video izlemek de ilk kez fiziki anlamda video izlemeyi solluyor. Müzik “download” etmek tarihe karışıyor, müzikleri “stream” etmek karşısında tutunamıyor. Sanal gerçeklik interaktif oyunları solluyor. Akıllı telefon data trafiği “fixed broadband”i üç yıl içinde geçmiş olacak. Ev dışı dijital ortamlardaki reklamlar ilk kez ev dışı fiziksel ortamlara verilen reklam miktarını geçiyor.

Gelişmeler sanal gerçekliği destekliyor. Para, “ordaymış”casına ortamlara kayıyor.

İki gerçeklik arasında sıkışmak

“Ordaymış gibi” durumunu sanalda ve gerçekte nasıl daha iyi ve kapsamlı anlatabilirim acaba? Bir lider örneğine ne dersiniz: yüzündeki sivilce izlerinden dolayı “Ananas Surat” lakabıyla tanınan despot lider Manuel Noriega. Geçen hafta 83 yaşında öldü. Bir zamanlar adı manşetlerden inmez, Latin Amerika’yı titretirdi. Noriega, 80’lerde Panama’yı yönettiğini sanıyordu, oysa onu ABD itinayla yetiştirmiş ve yerleştirmişti. Fakir bir ailenin çocuğuydu, babası evlatlık vermişti. Doktor olmak istiyordu, imkanı olmayınca askeri okulda kurtuluş buldu. Zeki, çevik ve akıllıydı. CIA’in dikkatini çekti, Amerikan sisteminde eğitildi sonra da ABD’nin ezeli düşmanı Fidel Castro’nun panzehiri olarak kıtaya yerleştirildi.

Dizi film senaryosu gibi değil mi? Noriega sanal gerçekliğe yani gördüklerine inandı. Fazla ileri gitti. Yakın geçmişte Ortadoğu’da gördüğümüz farklı örneklerdeki benzer hikayelerde olduğu gibi. Lafın kısası sanal gerçeklikten çıkamadı.

Gerçek hayatta (16 Aralık 1989) Panama’da bir Amerikan askeri öldürüldü. Bu nedenle Bush yönetimindeki Amerikan ordusu Panama’yı vurdu. İlginç bombardımandı, tarihe geçti. Amerikalılar kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle müzik yayını yaparken, Noriega çoktan Miami’ye getirilmiş ve yargı önüne çıkarılmıştı. Magazinciler görevde kaldığı 6 yılda, 300 milyon dolarlık servet yaptığını açıkladılar, Hukukçular, uyuşturucu ve yolsuzlukla suçladılar. 40 yıla mahkum edildi. Noriega dünyaları karıştırdığı için yok oldu.

Deneyim ekonomisi

PWC raporundaki en kritik konu, deneyimleme. Ekonomi deneyim üzerine kuruldu. Tüketici deneyimlemek istiyorsa, iletişim deneyim üzerine kurgulanıyor, sanal gerçeklik bu deneyimi yaşatıyor. Araştırmada, geleceğin, öncelikle “aynı düşlere sahip, aynı zevkleri tüketen, aynı hedefe koşan, aynı çıkara sahip hedef kitle” oluşturan ve vadettiği deneyimi bu kitleye  yaşatabilecek araçları kullanan firmaların olacağı öne sürülüyor. İster iş, ister siyaset dünyasında olun, oyun aynı! Dünyalar değişik. Büyük küçük fark etmez, bütün hikayeleri iyi okumak gerekiyor.