Yöneticine karşı çıkma çarpılırsın

”Benim bildiğim bizim kültürümüzde 7’den 70’e öğüt veren bol olur. Yine bildiğim biz, bize öğüt verilmesinden nefret eder, öğüt vermeye bayılırız.”

Biliyorsunuz her ay sizi foruma davet ediyoruz. Bu ayki konumuz öğütlerdi. Benim bildiğim bizim kültürümüzde 7’den 70’e öğüt veren bol olur. Yine bildiğim biz, bize öğüt verilmesinden nefret eder, öğüt vermeye bayılırız.

Yorumum özetle şöyle; doğduğumuz gün öğütlerle bezendiğimiz için bunun normal olduğunu düşünüyoruz. Herkes öğüt aldığı için, öğüt vermeye de hak görüyor. Sanırım bunlar hayatın bir parçası. Aksini düşünmek mümkün değil, içimize işlediği için cümleleri de böyle kuruyoruz.

Sorumuzu bir kez daha anımsatayım; İŞ HAYATINIZLA İLGİLİ ALDIĞINIZ EN İYİ, KÖTÜ, ANLAMLI, ANLAMSIZ ÖĞÜT NEYDİ?

Gelin birlikte anlamlı-anlamsız; iyi-kötü öğütlerinizi değerlendirelim. Ama önce…

Sizden aşağıdaki 5 adet inciyi teker teker okumanızı rica edeceğim. Ben okuduktan sonra, varsa eğer, İstanbul minibüsçüler derneği gibi bir dernek bulmaya ve bu derneğe bağlı hatlarda çalışan araçların arkasında görmekten sıkıldığımız sloganlar yerine yenilerini önereceğim. Sizce aşağıdakiler minibüslerin arkasına uyar mı?

“İşler bitmez sen bitersin…”

“Yöneticilerine karşı çıkma”

“Tecrübe edinmek için ücret talep etmeden çalış”

“Kriz yönetiminde başarı için sakinlik ön koşuldur”

“Kişiyi sevmiyorsan da ona inat işi en iyi şekilde yapmalısın”

Bu forumda yorumlarınızı kategorilere ayırarak devam edeceğim. Aslında hemen her forumda benzer bir yöntem izliyorum. Bu kez arabaşlıklar sizlerin özgün ifadelerini temsil ediyor.

KÖTÜ ÖĞÜT
Bu kategoride yer alan;
√ “Sesini kes işini yap…” incisini minibüslerin arkasına hafif gelir diye belediyelerin, falanca beldemize hoşgeldiniz diye yazan büyük pankartlarının yerine aday göstermek istiyorum. Sizin için de uygun mu? Dilerseniz birlikte bir imza kampanyası başlatalım.

ANNE ÖĞÜDÜ
√ “Annem geçenlerde “Sen de account manager olsana” dedi. Ne ilgisi var anlamadım. Ne İngilizce bilir, ne ‘account manager’ın ne olduğunu… Üstelik ben insan kaynaklarında çalışıyorum.”

Anneniz süper! Dedim ya öğüt bizim kültürümüzde. Zaten bu bir öğüt değil, bir temenni. Bu cümlenin altını bir deşin mutlaka bir tanıdığın siz yaşlardaki çocuğu account manager’dır. Ne olduğu önemli değil, belli ki sohbette tatlı gelmiş. Account manager’ın annesi çocuğunun işini ballandıra ballandıra anlatmış. Anneniz sizin de havalı tavalı bir iş yapmanızı istiyor olmalı. Anlaşılan insan kaynakları çalışanı, uzmanı, müdürü, direktörü yeterince havalı değil. Ne yapsın kadıncağız… Güzel söylemiş ben bayıldım. Çok istiyorsanız, siz kendi işinizi allayıp pullayın, anneniz bir dahaki toplantıda anlatsın. Eminim gelecek forumda karşı taraf annesinin, ‘İK’cı olsana’ dediğini yazacaktır.

ANLAMSIZ ÖĞÜTLER
√  “İş yerinde dedikodu yapmak her zaman negatif enerji yaratır. Uzak durulmalı.” Bence doğru, ama anlamsız bir öğüt.

√ En anlamsız öğüt, hangi bölümde çalıştığım bilinmeden: “İyi iş çıkarıyorsun, devam et” denmesiydi.

√ “Bu işe gir sonra nasılsa yükselir ve daha iyi koşullarda çalışırsın.” Ne anlamsız değil mi?

√ En anlamsızı; “Sevdiğin işi yap, böylece başarılı olursun” idi.

√ “Dışarıdaki firmaların yüzde 90’ı şimdi çalıştığın firmadan daha kötüdür. Kalan yüzde 10 da zaten seni işe almaz” Bu bence iş hayatımda aldığım en anlamsız öğüt.

İYİ VE ANLAMLI ÖĞÜTLER
√ Hiç başaramasam da, özel hayatımı ve iş hayatımı dengede tutmanın aldığım en iyi öğüt olduğunu düşünüyorum.

√ “Kariyerini seçerken kişisel özelliklerini önemsemelisin.” Gerçekten her zaman faydalandığım bir öğüt oldu.

√ Gerçekten en iyi öğüt; “Günlük işlerini bitirmeden ne olursa olsun işten çıkmamalısın.”

√ İyi bir öğüt olduğunu düşünmüştüm; “İşler bitmeden çıkmak yok.”

√ “İş ve özel hayatı karıştırma.” Bu eski bir iş arkadaşımın öğüdüydü. Artık benim de çalışma arkadaşlarıma verdiğim öğüt bu.

√ Aldığım en anlamlı öğüt politik olmam gerektiğiydi…

√ En anlamlı öğüdüm; “Patronunla arkadaşlık ilişkisi kurma” dır. Çünkü işten çıkmak çok zor oluyor.

√ Kişiler ve firmalar değişir. Eski yöneticim, iş hayatında tek bir kişiye ya da kuruma bağımlı olmamak gerektiğini öğütler, kişiler ve firmaların değişebileceğini söylerdi.

√ Yılmayın başarırsınız! M. K. ATATÜRK

√ “Her işi yaparım diyen kişi hiçbir işten anlamaz. Çünkü insan, bir işle ilgilenirse profesyonelleşebilir. Ancak birden fazla uğraşı edinirse, dağılacağı için hiçbirini tam olarak kavrayamaz”

√ Önyargılı davranmamak.

√ Altı yıldır bir perakende mağazasında çalışıyorum. Bir büyüğümden aldığım en güzel öğüt, geleni boş çıkartmamak adına söylenen şu cümleydi; “Tuvalet kağıdı isteyene zımpara kağıdı satıp yollarsan, sen iyi bir satıcısın.”

√ İlk iş günümde henüz 17 yaşında duyduğum; “Karınca misali yürüyeceksin, geri adım atmayacaksın.” Bu Çin atasözü, kulağımda kocaman bir küpedir hala…

SORULARA YANIT
“Anlamsızlık zaten işin tümünde var. Yani sizce iş hayatında öğüt vermek ne kadar anlamlı veya samimi ki?”
Tehlikeli bir soru. Hemen dönüp kendime baktım. Bütün gün bir takım konularla ilgili, o konuların sorumlusu olan kişilere,”olmuş/olmamış”, “neden olmuş/neden olmamış” konuşmaları yapıyorum. Bunların ne kadarı öğüt kategorisine giriyor bilmiyorum. Girenler kötü mü, ona da tam karar veremedim. Şöyle bir sonuca varabilir miyim; insanlar kendi yapmadıklarını karşısındakine öğüt olarak verince inandırıcı olmuyor. Öğütle geri bildirimi birbirine karıştırmamak gerek. Kaldı ki ben bugüne değin başkalarının kendi tecrübelerinden edindiklerini bana aktarmalarından rahatsızlık duymadım. Değer verdiğim insanlar ile vermediklerimi sanırım kategorilere ayırıyorum. Birinden almak, diğerinden kaçmak isteyenlerdenim.

“İş hayatında bir yerlere gelebilmek için yalakalık yapmak şart mı? İşini çok iyi yapan birisi üstlerine yalakalık yapmadan bir yerlere gelebilir mi? Hiçbir şey bilmeyen birisi yalakalık yaparak nasıl bir yerlere gelir?”
Öğüt konusuyla ne ilgisi var, ilişki kuramadım. Yalakalık sözcük olarak bile çirkin. Bence yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Yalakalık dediğiniz şey bir tür yalancılık…

”Ben kişilik olarak mütevazi bir insanım. Ama bazen bunu abartıyorum. Gerçekten çok fazla dürüst çalışan bir kişiyim. Ama daha önce çalıştığım büroda patronumda bunu fark etti ve bana öğüt verdi; “Sen çok dürüst bir insansın kızım. Bu şekilde hiçbir yerde tutunamazsın. Çok zararını görürsün, biraz değiş, zamana ayak uydur”. Bu işten çıktım, yeni bir işte çalışıyorum. Görüyorum ki dürüstlük beş para etmiyor. Sıkıntısını burada da çekiyorum. Değişmeye çalışınca her şey güzel gidiyor, bu kez de kendimle çatışıyorum. Sizce ne yapmalıyım?“
Kendinizi dürüst görmeniz çok sevindirici. Dürüst insan, dürüst olmak/olmamak ikilemine düşmemeli. Dürüst olmanın da olmamanın da kendince faturası var. Hangisini ödemeye ya da katlanmaya hazır olduğunuza bakın derim. Öğüt verdin diye suçlayacaksınız, korkuyorum… Ben dürüstlükten şaşmam. Kendimle de hiç çatışmam.

”Bana öğüt veren olmadı ki. 3 aydır ne görev tanımım belli, ne de başka bir şey.”
İçinde bulunduğunuz durumun öğüt alıp vermekle alakası yok. Bu işlemi yapmakla sorumlu olan kişiye görev tanımınızın belirlenmesi için yardımcı olmasını isteyin. Bugüne kadar yaptığınız çalışmalarla ilgili geri bildirim beklediğinizi söyleyin.

“2 ayda bir iş değiştirdim. Son girdiğim şirkette halam; “İnşallah bu son olur ve emekli olursun” demişti. Sorun şaka değil, bu konuda gayet ciddi olmasıydı.”
Halanızın öğüt verdiğini sanmıyorum. Onunkisi bir temenni, hatta bir dua, belki bir yakarış. İki ayda bir iş değiştirmek yerine arayı iki yıla çıkarmayı denemelisiniz desem, bu bir öğüt yerine geçer mi?

Yazıyı geri bildirim kavramıyla bitirmeme izin verin. İş yerlerimizin çoğunda yönetmekte zayıf kaldığımız konulardan biri, geri bildirim. Geri bildirim verebilmek için bilgili olmak gerek. Geri bildirim karşıdakine bir işi doğru ya da eğri yaptığını söylemek demektir. Bunu, bu işi yanlış yaptın deyip bitirebilirsiniz, doğru yaptın diye sırt sıvazlayabilirsiniz. Bu Türk usulü geri bildirim kategorisine girer. “Çünkü” diye başlayan cümleler geri bildirimde daha anlamlı olacaktır. Çünkü diye başlayan cümlelerin içinde bilgi bulunur.

Bu yazıdan çıkacak bir öğüt olması gerekirse, cümlelerinizin sonuna “çünkü ile başlayan bir bölüm ekleyin. Neyi niye söylediğiniz belli olur. Bu biraz çalışmayı gerektirir çünkü, çünküler bilgi ister.

Sağlıcakla kalın.

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir