Toplantıda, işe alım sürecinde, sunum dosyasında, müşteri ilişkilerinde, yöneticinin karar önceliklerinde, sağımda solumda yapay zeka. Onunla var olmak için gösterdiğimiz gayreti hiç bir şeyle ölçemeyeceğiz. Keşke kendimiz olmayı da bu kadar çok isteyebilseydik keşke.
- İnsan, yapay zeka varken ne olmaya devam edecek?
- İnsan olma avantaj ve üstünlüğünü koruyabilecek mi?
- Mesele verimlilik mi yön mü? Kırılma, hızda mı anlamda mı?
Teknoloji ilk kez yalnızca kas gücümüzü değil, zihinsel emeğimizi, karar refleksimizi ve değer üretme biçimimizi aynı anda sıkıştırıyor.
İşyerine teknoloji değil; farklı zihniyet girdi
İzin verin çok hızla son 2 yılda üretilen araştırmalardan söz edeyim. Bilgi üretse de bize konuşmayı başaramayan raporlar bunlar. Çıktıklarında alkışladık, anlaman geçtik. Çünkü yapay zekayla çok meşguldük. Rakamlara takıldık onları haber yaptık, manasını ıskaladık.
Microsoft ve LinkedIn’in 2024 Work Trend Index raporu, yapay zeka tartışmasını soyut olmaktan çıkarıp gündelik iş gerçeğine indirenlerdendi. Ben rapor verisinden çalışanın yapay zekaya heves ettiği için değil yetişemediği için koştuğunu anlamıştım. Rapor “şimdi başlıyor” diyordu. Ne başlayacaktı? Diyordu ki, yapay zeka; verileri süzme ve temel içerik taslakları oluşturma gibi görevleri üstlenirken, çalışanların da empati, eleştirel düşünme, karmaşık yargılama ve ilişki kurma gibi makineleşmesi mümkün olmayan alanlara yoğunlaşması gerekeceğini söylüyordu. Aynı rapor, birçok liderin şirketinin bireysel kullanımdan kurumsal dönüşüme geçiş için plan ve vizyon eksikliği yaşadığını da söylüyordu. Özetle çalışan refleks geliştirmiş, yönetim çerçeve kurmaya devam ediyor… teknoloji krizi gibi görünen şey, aslında liderlik krizi.
Bir yıl sonra Dünya Ekonomik Forumu konuyu daha geniş bir çerçeveye oturtabildi. Future of Jobs 2025 raporu, “2030’a kadar iş piyasasında gerekli temel becerilerin yüzde 39’u değişecek” diye ilan etti. Yapay zeka ve büyük veri en hızlı yükselen beceriler arasında dedikten sonra “Ama hikâye orada bitmiyor” diye ekledi. Aynı rapor, yaratıcı düşünme, dayanıklılık, çeviklik, merak ve yaşam boyu öğrenmenin de önem kazanmaya devam ettiğini ifade etti.
İnsan Faktörü-İnsan Olmak
“İnsan olmak” en erdemli iş diyen Global Human Capital Trends (Deloitte’un 2024) çalışması önemliydi. Köprü olun diyordu: “geleceğin işini şekillendiren değişimleri bilmek ile bunları olumlu sonuçlara dönüştürecek gerçek adımları atmak arasında durun.” Çalışma benim kulağıma güzel gelen bir tanım sundu; “sürdürülebilir insan”. Açıklamasında, çalışana maliyet gibi bakan, ondan maksimum ve anlık değer çekmeye (extract diyor tam olarak) çalışan yaklaşım; insanları yakabilir, güvenlik ağlarını zayıflatabilir ve tükenmişliği büyütebilir ifadelerine yer veriyordu.
Amaçla Aracın Karıştığı Yerdeyiz
“İşin nasıl yapıldığı” ile “niçin yapıldığı” karışıyor. Şirketler süreçleri hızlandırabilir. Fakat işin niçin yapıldığı, bir kurumun neden var olduğu, bir yöneticinin neden takip edildiği, bir çalışanın neden bağlı kaldığı bir türlü anlaşılmıyor. Yapay zeka hedef koymaz, zor kararı vermez, paydaşlar arasında güven kurmaz, hesap sorulabilirliği tesis etmez, yeni bir istikamet yaratmaz. Yaratamaz.
Çoğu kurumun kaçırdığı önemli nokta var; çalışan, sanıldığı üzere işini kaybetmekten korktuğu için yapay zekadan ürkmüyor. Harvard Business Review’un Mart-Nisan 2026 sayısındaki analizi çalışanların, “yetkinliklerine dönük” bir tehdit algıladıklarını vurguluyor. Stanford HAI’ın 2025 bulguları da benzer. Katılımcıların yüzde 45’i yapay zeka sistemlerinin doğruluğu ve güvenilirliğinden kuşku duyduğunu, yüzde 23’ü iş kaybından korktuğunu, yüzde 16’sı insan denetiminin eksikliğinden endişe ettiğini söylüyor.
Yönetici Olmak Yetmiyor
Belli ki, klasik yönetici figürü dar geliyor. Ekibe hedef yazan, takvim tutan, rapor isteyen, KPI takip eden kişi değil yeni yönetici. Teknolojiyle insan arasındaki sürtünmeyi yorumlayabilen, korkuyu yalnız bırakmayan, merakı açan, yön gösteren, bağlam kuran kişi lazım: mentor-lider. Mentor Lider kimdir? Tercüme eden, yön gösteren, bağ kurabilen. Uhu gibi ama Japon yapıştırıcısı tadında, şakülü kolay kaymayan, pusulası rüzgarda şaşmayan.
Dr. Rıza Kadılar’ın 2025’te yayımlanan açık erişimli Mentoring for Well-Being at Work bölümü, mentorluk meselesini, kariyer gelişimi ve bilgi aktarımı olmanın yanısıra, iyi olma hâli, aidiyet, anlam ve örgütsel sürdürülebilirlik çerçevesinde ele alıyor. Mentorluk ile anlam, ilişki, başarı ve psikolojik dayanıklılık arasında bağ kuruyor. Kadılar şunu savunuyor: Mentorluk, işyerindeki kopuşa ve tükenmişliğe karşı insan-merkezli duruş olabilir.
Dört sığınak: Bilgi, sezgi, mana, merak
Bence bilgi tek başına üstünlük değil. Herkesin önünde aynı modeller, aynı özetleme araçları, aynı otomasyon imkânları var. Fark, bilgiyi bağlama oturtabilmekte.
Sezgi, geçmiş verinin dışına taşan bir alan. Algoritma olasılık hesabı yapıyor; henüz ortaya çıkmamış gerilimi, söze dökülmemiş korkuyu, veriye düşmemiş fırsatı hissetmek insan işi.
Mana, meselenin kalbi. Bir çalışan neden kalsın? Bir ekip zor dönemde neden nasıl dağılmasın? Bir kurum neden sadece maaş ödeyen yer olmaktan çıkıp bağlılık üretsin? Bunun cevabı teknolojide değil, amaçta.
Merak bence son insan kalesi olabilir. Merak olmadan öğrenme olmaz. İletişim olmadan liderlik olmaz. Şefkat olmadan mentor olmaz. Cesaret olmadan dönüşüm olmaz.
Mesele yapay zeka uzmanı olmak yerine teknolojiye öğrenerek “insan” kalmaya çalışmak. Ben bugün işe birini alacak olsam, tercihimi kendini gerçekleştirme derdi olan şahıstan yana yaparım. Teknoloji ile kültür arasında, hız ile anlam arasında, performans ile iyi olma hâli arasında, yöneticilik ile rehberlik arasında durmayı idrak eden birinden söz ediyorum.
Bugün saat 14.30’da, Dr. Riza KADILAR’la yapılacak canlı yayın bu yüzden anlamlı. İzlemek isterseniz buradan izleyebilirsiniz.
- “Yapay zekâ” diye ölüp biterken “insan”ın değeri nerede başlayacak?
- Lider, süreç yöneten kişi olmaktan çıkıp yeniden rehber olabilir mi?
- Mentorluk, kurumsal nezaket başlığı olmaktan çıkıp stratejik bir zorunluluk haline gelebilir mi?
- Çalışanların korkusu işsizlik mi, yoksa görünmezleşmek mi?
- Kurumlar yapay zeka yatırımı yaparken, insanın anlam duygusuna da yatırım yapıyor mu?
- Merak, sezgi, iletişim ve etik muhakeme gerçekten yeni rekabet avantajı mı?
- Daha hızlı çalışan sistemlerin içinde, daha derin düşünen insanı nasıl koruyacağız?
Siz de katılın bu tartışmaya; öncesinde sorularınızı paylaşabilirsiniz.