Ya Herro Ya Merro

Eren Bali, çevrim içi kurs platformu olarak gelişen ve dev bir yapıya dönüşen küresel eğitim girişimi diye özetleyebileceğim Udemy’nin kurucularından. Udemy, hem aldığı yatırım hem de satış rakamıyla döneminin en önemli girişimi. Bali’nin sonraki ve halen devam eden hamlesi de bir o kadar başarılı. Eğitimden sağlığa geçiş yapmış. ABD’nin en hızlı büyüyen sağlık girişimi Carbon Health’in kurucusu. San Francisco merkezli girişim, pandemi sırasında aşı ve sağlık hizmeti ulaştırarak hayallere zor sığan bir genişleme yaşamış, 14 eyalette 90 adet klinikle dikkat çekiyor. Çıkarılacak ders; vizyoner olmak gerek.

 

Bali, Yaşar Holding’in kurucusu Selçuk Yaşar’ın ismiyle anılan geleneksel başarı ödülünün bu yılki sahibi. Hep merak ettiğim biriydi. Sahnede izlediğim, zengin, ünlü, küresel anlamda başarılı girişimci Eren Bali, komşunun oğlu kadar dünyalıydı. Kimdir diye Google’larsanız gülümsemek kaçınılmaz, “çocukken tarlada kargaları kovaladı” repliği kadar tekrarlandığı için şablon olmuş aynı biyografi her yerde; “Malatya’dan Silikon Vadisi’ne”. Ne kadar çok seviyoruz klişeleri. Bir de nedense Türkiye’de üniversite bitirmesi mucizeymiş gibi tuhaf bir vurguya sahip biyografisinde. Bunlardan o kadar fazlası mevcut ki, o dünyalı komşu oğlunda…

 

Bali, konuşurken sakin, alçakgönüllü, samimi, kimseyi ezmeyen ses ve beden diliyle huzur verdi. Törende ailesi de hazır bulundu. Konuşmasını yaparken anne babasını andı, sayamadım kaç kez “annem, annem…” dediğini. Gerçekten duygulandırdı beni.  Biri bebek iki çocuğu var. Eşi bu seyahatte kendisine eşlik edememiş, ablasının minik çocukları oradaydı…  kotayı onlar doldurdu, akılları erdiğinde dayılarıyla gurur duyacaklar. Ortama renk kattılar. Kendisi de ailesi de çok normal, çok güzeldi. Görünmezlik şansı verseniz, düşünmez tercih edebilirlerdi. Adı sürekli vara yoka dolaşan ünlü girişimcileri ve sabırları zorlayan açıklamalarını bir an düşünüp, “yok bununla zaman geçirmem diyerek” hızla yeniden sahnedeki Bali’ye konsantre oldum.

 

Merak edip gelmeden önce araştırmış, öğrencilerle yaptığı söyleşileri bulup neredeyse hepsini izlemiştim. Konuşmasında da teyidini aldığım birkaç fikir notunu paylaşmak isterim; Bali ve ortağı o zaman adı Udemy olmayan girişimlerini gençliğin verdiği enerjiyle üniversiteyi bitirmeden kurgulamaya başlamışlar.  Çalışmalarına belli ki, itibar edilmiş, ufak tefek de olsa destek bulmuşlar. Para çabuk bitmiş, onlar da durmuş. Başka çareleri kalmadığını görünce kendi ifadesiyle “Ya herro ya merro” diyerek büyülü dünya ABD’ye gitmeyi göze almışlar. Para bitince cesaret de bitebilirdi, macera sona erebilirdi. Çıkarılacak ders; girişimciliğin ilk şartı yılmamak.

 

Kendisine yöneltilen bir soruya yanıt olarak “Basından izleyip sonuca ulaşmayın” demiş, ne kadar doğru! Her duyduğuna inanmayacaksın. Önemli bir ayrıntı, ABD’ye gittiklerinde kollarını açıp bekleyen kimseyle karşılaşmamışlar.  Para kazanmak için bir başkasının girişiminde çalışmaya başlamış. Ve ne çok şey öğrenmiş orada. Sanırım Udemy’nin başarısı buradan çıkardığı derslerle döşenmiş…

 

Türkiye’de vedalaşamadıkları için bir türlü açamadıkları mükemmel olsun diye yere göğe koyamadıkları, hatta pamuklarda sakladıkları proje eğitim sitesi finansman beklerken, çalıştığı girişim, bırakın ayları günler içinde tüketiciyle buluşunca Bali’nin nutku tutulmuş. İlk dersi de bu! Mükemmel olmakla fonksiyonel olmak arasındaki farkı görmüş. Bu nedenle olsa gerek, kulağına küpe olan bir ünlü girişimcinin sözünü tekrarladı… şöyle bir şey; “piyasaya sürdüğün ilk üründen utanç duymuyorsan, çok geç kalmışsındır. Biz piyasaya çıkaramadığımız ürünün gururla tanıtımlarını yapıyorduk.” Burada tercümeden kaynaklanan ifade kaymasındaki tehlikenin farkındayım, ham hum şaralop yap demiyor, yanlış anlaşılmasın.  Detayda kaybolmak, her şeyi kendi içinde çözmeye çabalamak kendilerini sabote etmek olmuş; “Meğer aylarca, müşterilerin hiç kullanmayacağı özellikleri eklemek için çalışmışız. Çalışmalarımızın yarısından fazlası çöp oldu” diyor. Düşe kalka deneyimleniyor insan…

 

Udemy yatırımcılardan 60’a yakın kere red almış. Motivasyonları düşmüş. Güzel tarafından bakarsak acemilik son bulmuş; “Silikon Vadisi’ne para var diye gittik, orada doğru iş yapma yöntemlerini öğrendik. Türkiye’de bize şunu da bunu da yapmalısınız diye bol tavsiye verdiler. Biz o spesifik uygulamalarla zaman kaybederken geliştirmek için uğraştığımız onlarca uygulamadan bir tanesini piyasaya sürenler, bizi geçip gittiler. Biz yaptık da yaptık, geliştirdikçe geliştirdik” şeklinde özetlediği anlatımından etkilendim. Şu cümlesini olduğu gibi paylaşabilirim; “daha ufak hedefle daha hızlı hareket etmeliydik.” Küresel ve yerel düşünce dinamiklerindeki fark mı acaba?

 

Eren Bali’yle tanışmak, altı boş üstü varaklı hallerden uzaklaştığım normal ve güzel bir deneyimdi. Özlemişim…