Uğultulu tepeler

John Kennedy, 1960’da Başkan seçilince, Ford şirketinin başındaki Robert McNamara’ya, Maliye Bakanlığını önerir. McNamara görev için yetkin olmadığını ifade ederek affını rica eder. Bunun üzerine Kennedy, Savunma Bakanlığını teklif eder. McNamara aynı nedenle teklifi geri çevirince, Kennedy öfkelenip, ”Bob, Başkanlığı öğreten bir okul da yok zaten!” der.  Komik, gerçek ve  üzücü!.. Keşke bu işin bir okulu olsaydı, değil mi?..

Bu yıl biz iki ayrı seçimle ülkemize Cumhurbaşkanı ve Başbakan seçiyor olacağız. Amaçla aracı şiddetle karıştırdığımız bir seçim öncesi dönemden geçmekteyiz. Seçimi kimin için ve neden yaptığımızı tartıştığımızı anımsamıyorum. Yalnızca egolorı okşayıp duruyoruz.

Böyle bir sürecin şirketinizde yaşanıyor olmasına izin verir miydiniz?

Tepeye adam seçmek zor. Siyasete duygular, işdünyasına hesap hakim. Birinde plansız programsız avanslar veriliyor, diğerinde hedef tutmazsa anında görüntü; fatura kesiliyor. Performansa dair canlı bir örnek vereyim; Avrupa havacılık sektörünün en pahalı projesi olan A380 için bugüne kadar 18 milyar Euro harcandı. Yaşanan gecikmeler ve imalat sorunları nedeniyle Airbus’ta geçen yıl üç ay arayla iki CEO istifa etti. Her gün bunun gibi ilginç bir gelişme yaşanıyor.

2006, tepe yöneticiler için dünyada kara yıl oldu. Rekor sayıda CEO işten çıkarıldı. 2006’nın  bilançosu bin 347 CEO. Türkiye’de de önemli şirketlerin CEO’ları yakın zamanda bir bir işten ayrıldı. Bizde ilk kez tepede bu kadar şiddetli dalgalanmalar yaşanıyor. Çok değil son bir ya da iki yıla bakın, tepede değişim yaşamayan şirket bulamayacaksınız.

İşdünyası, tepe yönetici sorununu uzun zamandır tartışıyor. Ortaya çıkan ilginç bulgular var. Aslında sorun uçan kelle sayısında değil. Sorun, CEO’ların hangi yöntemlerle gelip  gittiğinde. Özetle, “değişim planı” yok. National Association of Corporate Directors’a göre cirosu 500 milyon Doları aşan şirketlerden çoğunun anlamlı bir CEO değişim planı yok. Varmış gibi olanlar da kandırık yapıyor.

Tepedeki hareketi farklı şekillerde yorumlayanlar da var. “CEO’nun ömrü kısaldı” deyip işin içinden çıkabilirsiniz. Danışmanlık firması Booz Allen Hamilton verilerine göre, küresel ortalama 7,6 yıl. Bazı araştırmalar ise CEO’ların ortalama görev süresinin üç yıla kadar düştüğünü gösteriyor. Bilimsel bir veri olmasa da Türkiye’de üç-beş yıl olduğu tahmin ediliyor.

Yaratıcı Liderlik Merkezi’nin (The Center for Creative Leadership) tahminlerine göre ilk defa CEO pozisyonuna getirilen kişiler, 18 ayları dolmadan başarısız oluyorlar. Harvard Business Review’da Dan Ciampa imzasıyla yayınlanan “Almost Ready” (Neredeyse Hazır) başlıklı makalede de her 5 yeni CEO’dan 2’sinin ilk 18 ayda başarısız olduğuna vurgu yapılıyor.

Kendi liderlerini yetiştirecek kültür ya da süreçlerden yoksun olan şirketler için genellikle çare dışardan aday bulmak. Burson-Marsteller’e göre Fortune 1000 şirketlerinin yüzde 37’si dışarıdan alınan CEO’larla çalışıyor. ABD’de 2003’de dışarıdan alınan CEO’ların yüzde 55’i istifaya zorlanmış. Şirket içinden atanan CEO’larda oran yüzde 34. Avrupa’da dışarıdan gelen CEO’ların yüzde 70’i kovulmuş. İçeriden terfi edenlerde bu oran yüzde 55.

Siyasetten bir örnekle başladım iş dünyasından bir örnekle bitireyim. Jack Welch, General Electric efsanesini yaratan isim. 2001’de görevinden ayrıldı. Emekli olmadan tam sekiz yıl önceki konuşmasında, “Yerime geçecek kişiyi seçmek, şu andan itibaren alacağım en önemli karardır. Hemen her gün düşüncelerimin büyük kısmını bu konu işgal ediyor” sözüyle değişim planı üzerinde çalıştığını açıkladı. Welch gibi, 20 yıl CEO kalabilenlerin dönemi kapanıyor. Bazıları onu ve dönemini demode bulsa da, ben ders çıkarılacak önemli noktalar olduğuna inanıyorum.