Türkiye’nin Çalışma Durumları

İcraatta bulundukları süre içinde AK Parti hükümetine bağlı Çalışma Bakanlığı’nın çalışmalarını aktaran bir metin…

 Aşağıda okuyacaklarınız icraatta bulundukları süre içinde AK Parti hükümetine bağlı Çalışma Bakanlığı’nın çalışmalarını aktaran bir metin. Bu yazıda ülkenin istihdam yapısıyla ilgili hükümetin teşhisleri bulunuyor. İnsan kaynakları yöneticileri ile insan kaynakları konusuna ilgi duyan herkesin okumasının faydalı olabileceğini düşünüyorum. Bu metin benim Sabah gazetesinin İşte İnsan ekinde yazdığım ve Çalışma Bakanlığı’nı pasif olmakla eleştirdiğim yazım üzerine hazırlanıp, bilgi amaçlı gönderildi. Bir tekzip olmadığını belirtmem gerek.

Aynı konuyu eş zamanlı olarak her iki yazımda da işledim. Bu hafta sonu ona da göz atmak isteyebilirsiniz. Gazetelerin fiziki koşulları belli. Tüm metni yayınlamam mümkün değil. Zaten doğru da değil. Ancak bizleri izleyenlere teknolojiyi ve kerametlerini de anımsatmak istedim. Bu site kurulduğundan bu yana seviyeli yayın yaptı. Neredeyse kurulduğundan bu yana burada yazı yazan ben ise sizlerle güzel bir interaktivite kurdum. Bu interaktiviteyi kullanmak istiyorum.

Yazı kendisini ve durumu zaten o kadar güzel ifade ediyor ki… Madem biz yazıyor ve eleştiriyoruz, onlar da söylemeliler söyleyeceklerini. Zaten pasif olmakla eleştirdiğim bir bakanlığın kırk yılın başı bir icraatının önünü tıkamak doğru olmaz. Unutmamak gereken bir nokta var, bu ülke onların olduğu kadar benim ve sizin.

İşsizlik/ istihdam/ insan kaynakları da öyle… Söylediklerim, söylemekte olduklarım ve söyleyeceklerimin bu hükümetle hiçbir ilgisi yoktur. Gelmiş, geçmiş ve bu kafayla gelecek tüm hükümetlerin birbirinden bir farkı yoktur. İstihdam ideolojik bir olgu değildir, olmamalıdır. Ulusal bir olgu ve sorundur. Layık olduğu gibi ele alınmalıdır. Bu ülkenin, insan kaynaklarından daha önemli hiç bir şeyi yoktur. Birlikte çalışmamız gerekiyor.

Onlar zaman zaman bizimle paylaşmayı unutuyor olabilirler ama bu bizim onları kucaklamayacağımız anlamına gelmez. Destek vermeli, aklımızın erdiklerini çekinmeden söylemeli ve vatandaş olarak talep etmeliyiz. Sizlerin de bu konudaki fikir ve önerilerinizi bekliyorum. Lütfen ciddiye alarak, körü körüne eleştirmeden, mümkünse çözüm üreterek fikirlerinizi aktarın. Ben aracı olmak sizin görüşlerinizi, övgü ya da yapıcı eleştirilerinizi bizi temsil etmesi için yönetime gönderdiğimiz vekillerimize ileteceğim.

Şimdiden ilginize teşekkür ederim.

İşte T.C. Çalışma Bakanlığı’nın Türkiye’nin hali pür melaliyle ilgili bilgi notu:

Bugün ülkemizin en önemli sorununun işsizlik olduğu konusunda hemfikiriz. Ancak bu konuda dünyanın da içaçıcı bir durumla karşı karşıya olmadığını biliyoruz. Son yıllarda hızla artan küresel rekabet, teknolojinin özellikle de bilgi teknolojilerinin gelişmesi, büyüyen çokuluslu şirketler, uluslararası ve bölgesel entegrasyonların önem kazanması, yeni oluşan pazarlar, uluslararası ticaretin standartlaşması, kitle üretiminden esnek ve yalın üretime geçiş diğer alanlarda olduğu gibi işgücü piyasalarını ve çalışma yaşamını da etkilemektedir. Kaynaklar; sektörler ve firmalar arasında yeniden dağılmaktadır. Yeni işler ve meslekler ortaya çıkarken, bazıları da yok olmaktadır. Uzmanlar önümüzdeki 10 yıl içinde bugünkü becerilerin bile yüzde 80’inin işe yaramayacağını söylemektedir. Esnek çalışma yaygınlaşmaktadır. Nitelikli işgücü ihtiyacı artarken, insan kaynakları geliştirme stratejileri ve aktif işgücü politikaları ana enstrümanlar olarak kullanılmaktadır.

Bu hızlı değişime, işgücü piyasalarının, sektörlerin ve firmaların aynı hızda uyum sağlamasında önemli zorluklar bulunmaktadır. Bu da beraberinde ekonomide küçülmeyi, istihdamda daralmayı ve problemleri ve işsizliği getirmektedir. Tüm ülkelerde ekonomilerin istihdam yaratma kapasiteleri tartışılmakta, giderek daralan istihdama ve buna bağlı olarak artan işsizliğe çareler aranmaktadır.

ILO tahminlerine göre 1994 yılında 140,3 milyon kişi olan dünyadaki açık işsiz sayısı 2004 yılında 184,7 milyon kişiye ulaşmıştır. Bu işsizlerin üçte birinden fazlası da gelişmiş ülkelerde ve geçiş ekonomilerindedir. Dünya genelinde işsizlik oranı yüzde 6,1’dir. Bu oran Avrupa Birliğinde yüzde 9,2, OECD’de ise yüzde 6,9’dur. Dünya Bankasının 2004–2007 Ülke Destek Stratejisi (CAS) İlerleme Raporu anket sonuçlarına göre Avrupa halkının bir numaralı endişe kaynağını işsizlik oluşturmaktadır. Mevcut işsizlerin yanı sıra işgücü piyasasına yeni gireceklere iş bulmak için önümüzdeki on yılda dünyada en az 1 milyar iş yaratılması gerekmektedir.

Bugün resmi rakamlara göre 2 milyon 487 bin işsizimiz mevcut. İşsizlik oranı yüzde 10,1, genç işsizlikte işsizlik oranı ise yüzde 18,8 gibi yüksek rakamlarda seyretmektedir. 22 milyon 197 bin kişi istihdamda görülürken, işgücüne katılma oranı yüzde 48,4, istihdam oranı ise yüzde 43,5 olarak gerçekleşmiştir.

İşsizlik sorunu geçtiğimiz yıllarda ülkemizde yaşanan bir dizi olumsuz gelişmenin sonucunda daha da ağırlaştığını belirtmek gerekir. Öncelikle büyüme ve ekonominin istihdam yaratma kapasitesi geçtiğimiz dönemlerde yüksek enflasyon, artan kamu açıkları ve yüksek faizler, oynak döviz kurları, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık ve krizler nedeniyle çok zayıf bir performans göstermiştir. Aynı zamanda, hızlı nüfus artışı ve ekonomimizin istihdam yaratma performansının düşük olması (1997–2004 döneminde, ülkemizde toplam nüfus yılda ortalama yüzde 1,4 oranında artarken istihdamın yıllık ortalama artış hızı yüzde 0,5’te kalmıştır), tarım sektöründeki çözülme, kadın istihdamının düşüklüğü, işgücünün eğitim düzeyinin düşük olması ve işgücü piyasasının yapısal özellikleri (istihdam üzerindeki vergi yükleri, yatırım maliyetleri, kayıt dışı istihdam) sorunu iyice çetrefilli hale getirmiştir.

Genelde Hükümet olarak, özelde Bakanlık olarak göreve geldiğimizden bu yana işsizlik sorununun halkımızın en önemli ve öncelikli sorunlarından biri olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Artan işsizliğin, insan kaynaklarının atıl kalması, kalkınmanın yavaşlaması, gelir adaletsizliği, yoksulluğun artması ve sosyal dışlanma gibi birçok sorunu da beraberinde getirdiğini biliyoruz. Ancak işsizlik ve istihdam sorununu diğer makro-ekonomik değişkenlerden bağımsız düşünemeyiz. Bunlar birbirine neden-sonuç ilişkisi bağlamında sıkı sıkıya bağlı olgulardır. Yapısal reformlara devam ediyoruz. Bu yapısal reformlar elbette istihdam odaklı olacaktır.

Dikkatle bakıldığında, Hükümetimizin 2002 yılı Kasım ayından bu yana işsizlik sorununu çözme yönünde çok ciddi çabalar sarf ettiğini rahatlıkla görebiliriz. Yasal-kurumsal altyapı çalışmalarının yanında, sürdürülebilir büyümenin garanti altına alındığı bir makroekonomik ortamın sağlanması, enflasyon ve faizlerdeki ciddi düşüşler, özel sektöre ve yabancı sermayeye sağlanan kolaylıklar, belli illere yatırım teşvikleri, istihdam üzerindeki vergi yüklerinin azaltılması gibi birçok uygulama kısa sürede gerçekleştirilmiştir.

Çalışma yaşamını ilgilendiren temel yasaların büyük kısmını çok kısa sürede çıkardık. Başta 4857 sayılı İş Yasası olmak üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası, Bağ-Kur, SSK, İŞKUR ve yabancı işçilerle ilgili reform niteliğindeki yasalar bu dönemin ürünüdür. Halen TBMM gündeminde bulunan ve dört ana bileşenden oluşan sosyal güvenlik reformuna ilişkin yasaları da en kısa sürede çıkaracağız. Ayrıca başta Ulusal Mesleki Yeterlikler Kurumu Kanunu olmak üzere Kıdem Tazminatı Fonu Kanunu, Sendikalar Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, Hava İş Kanununa ilişkin düzenlemeleri TBMM’ne sevk etmeyi planlıyoruz. Böylece çalışma yaşamına ilişkin tüm yasal altyapıyı çağdaş normlara göre yeniden düzenlemiş olacağız.

Yasal altyapı çalışmalarımızla birlikte işgücü piyasasına yönelik bir dizi iyileştirici çalışmayı da yürüttük ve yürütmeye devam ediyoruz. Firmaların rekabet gücünü azaltan işgücü maliyetlerini düşürmek için işsizlik sigortası prim oranlarından 1’er puan indirilmesi uygulamasını kalıcı hale getirdik. Yine 2004 Ocak ayında net yüzde 34 artırılan asgari ücret artışının işverenlerin istihdam yükünü artırmaması için asgari ücret üzerindeki sigorta prim maliyetlerinin sadece yüzde 20’si işverenlerimize yansıtıldı. İşe yerleştirme hizmetlerinde İŞKUR tarafından işverenlerden alınan “masraf karşılıkları” kaldırıldı. Ücretler üzerindeki sigorta primine esas kazancın alt sınırı ve asgari ücreti eşit hale getirdik

Ayrıca, bölgesel gelişmişlik ve istihdam farklarının azaltmak için kişi başı 1500 doların altında gelire sahip 49 ilimizde yapılacak yatırımlara arsa, vergi, sigorta primi ve enerji teşvikleri getirildi. 2005 yılının ilk on ayında 17,4 milyar YTL sabit yatırım ve 136 bin 56 kişi istihdamı öngören 3 bin 418 adet yatırım teşvik belgesi düzenlendi.

Bu arada KOBİ’lere özel önem veriyoruz. Kredi, teşvik ve diğer politika araçlarının istihdam odaklı ve koordineli yürütümünü sağlamaya çalışıyoruz. Dünya Bankası’nın 2004–2007 Ülke Destek Stratejisi (CAS) İlerleme Raporunda da Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik yolunda karşılaşacağı en büyük güçlüklerden birinin işsizlik olacağına dikkat çekilerek, istihdamın KOBİ’lere sağlanacak bir dizi kredi ve yerel düzeyde gelir sağlayıcı projelerin finansmanı aracılığıyla desteklenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda yine 2005 yılının ilk on ayında KOBİ’ler için 56,2 milyon YTL sabit yatırım ve 2 bin 66 kişi istihdamı öngören 182 adet KOBİ Teşvik Belgesi verildi.

Yabancı sermayenin önündeki bürokratik engelleri büyük ölçüde ortadan kaldırdık. Yıllık ortalama 1 milyar dolar yabancı sermaye çekebilen ülkemize 2005 yılının ilk dokuz ayında brüt 3 milyar 742 milyon dolarlık yabancı sermaye geldi.

Kayıt dışı istihdamın ve yabancı kaçak işçiliğin azaltılması için ciddi bir uğraş vermekteyiz. Bunun sonuçlarını yavaş yavaş alıyoruz.

Öte yandan, enflasyon ve faizlerde önemli düşüşler gerçekleştirilmiştir. 2002 yılında yüzde 7,4, 2003 yılında yüzde 5,9, 2004 yılında yüzde 9,9, 2005 yılının ilk 9 ayında ise yüzde 5,5 gibi rekor büyümeler gerçekleştirilmiştir. Fakat bu oranların istihdama yeterince yansımadığı doğrudur. Bunun başlıca sebebi artık hepimizin bildiği gibi krizden sonra yaşanan çalışma saatleri ve verimlilik artışıdır.  Bunun yanında kapasite kullanım oranlarının artışı ve istihdam yerine makine-teçhizat alımına yönelinmesi de istihdam odaklı büyümeyi engellemiştir. Aynı sorunu 1980’lerin başında İngiltere yaşadı, daha sonra birçok gelişmiş ülke istihdamsız büyümeyle karşı kaşıya kaldı. Fakat şunu unutmamamız gerekir: Bu süreç sonsuz değildir. Eğer makro-ekonomik istikrar ve ekonomik büyüme devam ederse istihdam artışı kaçınılmaz olacaktır.

Nitekim 2004 yılından bu yana istihdam artışında küçük de olsa olumlu gelişmelerin yaşandığını görebiliyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu Ekim/2005 (Eylül-Ekim-Kasım) dönemine ilişkin sonuçları geçen yılın üçüncü dönemi ile karşılaştırdığımızda istihdam edilenler 22 milyon 874 binden 22 milyon 197 bine gerilese de, bu düşüş tarımdaki 2 milyon kişilik istihdam kaybından kaynaklandığını görürüz. Aslında geçen yılın üçüncü çeyreğinde başlayan tarım dışı sektörlerde istihdam artışı devam etmektedir. Nitekim 2004 yılının üçüncü döneminde tarım dışında (sanayi-hizmet-inşaat) 14 milyon 653 bin kişi çalışırken, bu rakam 2005 yılının aynı döneminde 2 milyon 9 bin artışla 15 milyon 984 bine çıkmıştır. Hem tarımdaki hızlı çözülüş hem de işgücünün istihdama yakın bir tempoda artmaya devam etmesi işsizlik oranının ve sayısının düşmesini engellemektedir. Ancak yakalanan ekonomik büyüme ve istikrarın istihdamın en azından düşmesini engellediğini söyleyebiliriz. Şunu unutmamamız lazım, mevcut işsizlik oranını korumamız bile her yıl istikrarlı olarak yüzde 6 büyümemize bağlıdır

Ancak, makro-ekonomik istikrarın ve ekonomik büyümenin, yatırımların ve işyerlerinin kapasite kullanımlarının artırılmasının işsizlik ve istihdam sorunumuzu tek başına çözemeyeceği gittikçe daha fazla anlaşılmaktadır. Bundan sonra bu atılan adımları işgücünün eğitimini hedefleyen ve yeni sektörlerin önünü açan aktif işgücü programları ile desteklememiz gerekmektedir. Değişen işgücü piyasasının isteklerine cevap verebilmek, ancak Avrupa İstihdam Stratejisi’nin de en önemli politika aracı olan aktif programları gibi çok önemli bir aracı kullanabilmemize bağlıdır. İŞKUR koordinatörlüğünde yürütülen Avrupa İstihdam Stratejisi’ne uyum çalışmaları başarıyla sürmektedir. Bu konuda İstihdam Durum Raporu hazırlanmış, Rapor Temmuz 2003’te Avrupa Komisyonu’na sunulmuş ve uygun görüş alınmıştır. Stratejiye uyum çerçevesinde ikinci önemli adım olan Ortak Değerlendirme Belgesi çalışmaları ise tamamlanmak üzeredir. Daha sonra bir Ulusal Eylem Planı hazırlanacaktır. Bu kapsamda işgücü piyasasının modernizasyonunu gerçekleştirilecek ve aktif istihdam politikaları daha etkin şekilde uygulanacaktır.

Öte yandan İŞKUR irili-ufaklı birçok projeyi de yürütmektedir. Özelleştirme Sosyal Destek Projesi, Aktif İşgücü Programları Projesi, Bilişim Çırakları Projesi, Türkiye’de Yeniden Yapılanmaya Eşlik Edecek Aktif Politikalar Projesi (Kocaeli), Bölgesel İnsan Kaynaklarını Geliştirme Projesi (Konya- Karaman), Yetiştirme Yurdu Çıkışlı Genç Kızlara Yönelik Proje, Özel İstihdam Bürolarının İşleyişi ve Denetimi Projesi, Kayıt Dışı İstihdamın Önlenmesi Projesi bu projelerden bazılarıdır.

Burada özellikle Aktif İşgücü Programları Projesine değinmem gerekir. Türkiye’de ilk defa istihdama ilişkin bu genişlikte bir proje uygulanmıştır. Avrupa Komisyonu destekli Aktif İşgücü Programları Projesi kapsamında işsizlerin istihdam edilebilirliğini artırmak ve çalışanların değişimlere uyum sağlamalarına yardımcı olmak amacıyla; ülke genelinde hazırlanarak Kuruma sunulan 1395 projeden uygun görülen 245 projeye 32 milyon Euro hibe tahsis edilmiş olup, bu projelerden 50 bini aşkın kişi yararlanmıştır.

Proje kapsamında, Kurumun 2006–2008 yılları Stratejik İş Planı Taslağı hazırlanmıştır. Yerel iş piyasası ihtiyacı, tarım, bilişim, uzun süreli işsizler ve göç konularında olmak üzere 25 adet iş piyasası araştırması yapılmıştır. Ortak Değerlendirme Belgesi’nin imzalanmasına müteakip hazırlanacak Eylem Planı Taslağı çalışmaları sürdürülmektedir. Öte yandan Avrupa İstihdam Stratejisi ile uyumlu sürdürülebilir İnsan Kaynakları Geliştirme Stratejisi hazırlanmaktadır.

İşsizlikle mücadelede çok kapsamlı ve birçok alanı içine alan bir yapısal değişiklik ve planlama şarttır. Ülkemiz için bir demografik fırsat penceresi olan genç nüfusumuzu eğiterek becerili işgücü haline getirmemiz ve yeni işler yaratarak istihdamlarını sağlamamamız halinde Türkiye yüksek ve sürdürülebilir bir kalkınma hızına ve refah seviyesine ulaşacaktır. Bunun bilincindeyiz.

İstihdamın artırılması ve işsizlikle mücadele konusunda yeni değerlendirmelere ve stratejilere ihtiyaç duyduğumuz açıktır.  2005 yılı Temmuz ayı sonunda Bakanlar Kurulu’na “İşsizlikle Mücadele ve İstihdamın Artırılması” konulu bir sunumda bulunduk. Bu sunumda, ülkemizdeki işgücü piyasasının mevcut durumu, dünyadaki gelişmeler, ülkemizde işsizliğin temel nedenleri, hükümetimiz döneminde yapılan çalışmalar ve sorunun çözümüne ilişkin temel stratejiler ve yapılması gereken çalışmalara yönelik önerileri paylaştık. Bu nedenle Bakanlar Kurulu Toplantısında Hükümet olarak istihdam odaklı çalışma kararı alındı. Konu ilgili Bakanlarca her ay değerlendirilmekte ve belli zamanlarda Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nun gündeminde alınmaktadır.

Öte yandan, işsizlikle mücadeleyi sadece kamudan beklemek doğru değildir. Sosyal tarafların da katıldığı koordineli ve topyekün bir mücadele vermemiz gerekir. Bu konuda sosyal diyaloga da büyük önem veriyoruz.

Ayrıca, yerel yönetimlere daha fazla sorumluluk vermeliyiz. İl İstihdam Kurulları ile Mesleki Eğitim Kurulları’nı birleştirerek bu kurulları daha işlevsel hale getirmemiz gerekiyor. İl Ölçeğinde “İstihdam Stratejik Planı” ve “Uygulama Planı”nın yapılması oldukça önemlidir.

Halen yüzde 28 olan tarımın istihdamdaki payını mutlaka düşürmemiz gerekmektedir. Halen düşme eğilimi içerisinde olan bu pay, süreç içerisinde makul seviyelere indirilecektir. Öncelikle kadınlar ve gençler olmak üzere işgücüne katılma oranını yükseltmeliyiz. Nitelikli işgücü için, işgücünün mesleki eğitimini sağlayarak, eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi mutlaka doğru kurmalıyız. Etkin bir işgücü planlaması yaparak, insan kaynaklarımızı en optimal şekilde değerlendirmeliyiz. Bu konularda ki çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir.

İşsizlik sorununu çözme konusunda umutlu olmamız gerekir. Nitekim Avrupa Birliği nabzını tutan, üye ve aday ülkelerde eşzamanlı olarak yapılan Eurobarometer araştırması, işsizlik ve ekonomi konusunda Türkiye’nin diğer Avrupa ülkelerine göre daha iyimser olduğunu ortaya koymaktadır. İşsizlik sorununun çözümünde kamu, sosyal taraflar ve toplumun ilgili tüm kesimleri hep birlikte hareket ederek, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve etkin şekilde uygulanacak aktif istihdam politikalarıyla, işsizlik oranını 2010’lu yıllarda makul ve kabul edilebilir seviyelere çekebiliriz.

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir