Trendy Olma Hali ve Trendler

Trend konusu kısa bir süre öncesine kadar moda ile birlikte anılan, modaya sıkışıp kalan bir kavramdı. Trend olan şeyler, trendy olmak çok önemliydi. Oysa bugün trend kavramı iş hayatının gündeminde. Trendleri takip eden şirketler rekabet avantajı sağlıyor. Sizce bir şirket ya da birey için trendleri takip etmek mi yoksa trendy olmak mı daha önemli olmalı?

Forum sorusu şuydu;

Trend konusu kısa bir süre öncesine kadar moda ile birlikte anılan, modaya sıkışıp kalan bir kavramdı. Trend olan şeyler, trendy olmak çok önemliydi. Oysa bugün trend kavramı iş hayatının gündeminde. Trendleri takip eden şirketler rekabet avantajı sağlıyor. Sizce bir şirket ya da birey için trendleri takip etmek mi yoksa trendy olmak mı daha önemli olmalı? Trendleri takip etmek bir iş kolu olabilir mi? Trendy ya da daha yaygın ifadeyle ‘geleceğin’ mesleklerini takip etmek ne kadar doğru? İş hayatında in ve out kavramları ne kadar önemli? Sizin in ve out’larınız neler? Siz önümüzdeki günlerde hangi kavramların trendy olacağını gözlemliyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz soruyu yanıtlamak yerine neden böyle bir soru sorduğumuzu soranlar da olmuş.  Soruya yanıt vermek yerine eleştirenler de var…

Ekip arkadaşlarımla birlikte bu soruyu sormaktaki başlıca nedenimiz; dünyada çok tartışılıyor olmasıydı. Ekonomiye yön veren önemli trendlerden biri trendin kendisi aslında. Bir pazarlama aracı olarak görebilirsiniz. Bir dizayn unsuru olarak bakabilirsiniz. Tüketici alışkanlıkları diyebilirsiniz. Bir içerik devrimi olarak adlandırabilirsiniz.

Neden bu soruyu sorduğumuzu açıklama ihtiyacını hissettim. Birkaç örnek vermekle yetineceğim Sonra sizin yorumlarınız gelecek;

Apple’ın mucizevî ürünü iPod’u hepimiz biliyoruz. Bilgisayarda sakladığınız müzikleri yanınızda götürmenizi sağlıyor, yolda dinliyorsunuz. Kısa süre önce yalnızca müzik değil, bilgisayarınızdaki resimleri de yanınızda taşımanıza olanak veren iPod’lar piyasaya sürüldü. Teknoloji biraz daha ilerleyince video görüntüleri oynatanlar piyasaya sürülecek. Apple, müşterisine, yarattığı içeriği dilediğince kullanmak ve başkalarıyla paylaşmak özgürlüğünü sunuyor. Buna, teknoloji ya da içerik devrimi diyebilirsiniz.

Tamamıyla elektrikle çalışan otomobil Hindistan’da piyasaya sürüldü. Otomobil evlerimizde kullandığımız 220 volt elektrikle çalışıyor. Menzili ve hızı şimdilik sınırlı. Hızı şimdilik 64 kilometre. Fiyatı henüz ucuz sayılmaz. 13.500 dolarda satılıyor. Birkaç yıl sonra daha ucuza 120 kilometre hız yapan 200 kilometre menzili olan modeller piyasaya çıkacak. Benzin kullanmayan araçlar kullanmak bir trend olabilir mi? Bence çok rahat olur. Dünya otomotiv devlerinin hepsi gizlilik içinde, benzin yerine geçecek yakıt telaşında. Sizce arabalarını çevreye duyarlı diye daha fazla satmaları mümkün olabilir mi yoksa trend haline getirmeleri daha akıllıca bir yol olabilir mi?

Bazı şirketler de tüketiciyi yeni ürünler dizayn etmesi için teşvik ediyor. Neden böyle zahmetlere katlanıyorlar dersiniz? Jones Soda isimli bir Amerikan firması, sitesinde kullanıcıların şişe etiketlerini dizayn edebileceği bir olanak yarattı. Şirketin sunduğu şablonun üzerine istediğiniz resmi ekleyebiliyorsunuz. En popüler dizaynlar kullanıcı oylarıyla belirleniyor. Müşteri dizaynları henüz pazara sürülmedi. Şirket elinde 250 binin üzerinde birbirinden orijinal etiket örneği olduğunu açıkladı.

Benzer bir uygulama farklı bir sektörde görülüyor. Audi ve BMW yüksek gelir grubuna mensup kullanıcılarını bir yarışma sonucunda dizayn stüdyolarına davet etti. Mühendisler, kullanıcıların tasarladığı projelerin pratik olarak ilginç çözümler getirdiğini üretilebilir olduklarını söylüyor.

Bu kullanıcı grubunun katılımcı tarafını kullanmak isteyen şirketler ürünlerinin raflarda müşteri beklemesi yerine, iyi hedeflenmiş mekânlar, “güzel bir deneyim” eşliğinde potansiyel müşteri yaratıyorlar. Mercedes ve Porsche Amerika’daki bazı otellerde, seçkin müşteri portföyüne otomobillerini ücretsiz, depoları dolu ve en önemlisi şoförsüz olarak bir süreliğine hediye ediyor.  Mercedes’in bu yolla onlarca yeni müşteri edindiği açıklandı.

Kontak lensler, gözlük takmak istemeyen, biraz da estetik kaygısı olanlar için piyasaya çıkmış bir üründü. Miyopsanız normal görüşe dönmenizi sağlıyordu, uygulama alanı pratikti. Bir sonraki nesilde renkli kontak lensler çıktı. Hatta numarasız renkli lensler çok popüler oldu. Kadınlar bir gün yeşil bir gün mavi gözlerle dolaşır oldu. Giysiye göre göz rengi. Japonya’da satılan son lensler ise Japon çizgi karakterler gibi gözleriniz olmasını sağlıyor. Siyah renk lensler göz bebeğinin iki rengini de kapatıyor. Göz bebekleriniz kocaman ve simsiyah. Enteresan bir estetik anlayışı ama Japon genç kızlar çılgınca alıyor.

Artık sadece yaş veya gelir grubuna göre müşterileri tanımlamak çok anlamlı alıcı kitleleri ortaya koymuyor. Herkesin, belki de özellikle gençlerin, hiper-kişiselleştirme gibi alışkanlıkları var. Ne ürün kullanırlarsa kullansınlar altında kendilerine ait bir imza olmasını istiyorlar. Adidas’ın Superstar serisi spor ayakkabıları… Hepimiz çocuklarımıza aldık bu ayakkabılardan farkında olmadan. Nasıl bir çılgınlık olduğunun da farkına varmadık. Çocukların ayakkabının büyük beyaz yüzeylerine grafiti çizdiklerini görmedik. Adidas bunun farkına vardı. Ayakkabının üretiminin otuz beşinci yıl dönümünde aynı bu çocukların çizdikleri küçük resimlere benzeyen onlarca farklı stilde ayakkabı üretti.

Yaş grubu pek belli olmayan bu nesli tanımamız gerekiyor. Tüketici trendlerini izleyen Trendwatching adlı internet sitesi bu nesle “Generation C” diyor. Ama dikkatli olun bu “C“ (creativity) yaratıcılık demek değil. “Content”, içerik anlamına geliyor. İnternet’in ülkemizde yayılmaya başladığı son on senede Türkiye’de de bu nesle giren genç yaşlı yaklaşık dört milyonluk bir tüketici grubu var. İnternet’in sağladığı kendini ifade etme olanağını değerlendiren bu nesil kendi çektiği resimleri, yazılarını, internette bulduğu malzemeleri kişisel sitelerinde yani bloglarında sergiliyorlar.

İşte yola çıkışımızı tetikleyen birkaç örnek.

Gelelim sizin foruma verdiğiniz yanıtlara… Bazılarımız “Trend”i tanımlarken, kişisel özellikler, tüketim alışkanlıkları, haberdar olmak anlamları arasında bocalamış;

  • “Trendleri takip ederek onlarla iç içe fakat trendleri kendi trendini yaratmak için kullanmak ve sindirmek gerektiğini düşünüyorum, her özne ve nesne birbirinden farklı ve bağımsızdır o halde trend olmak ister istemez olası, önemli olan bunu farkındalık duygusuyla beraber yaşamak…”
  • “Soru güzel ama hangi sosyal gruba sorduğunuz önemli. Trendler hayat görüşünüze ve kültürünüze ve de karakterinize göre değişir. Trendy olmak? Çok çok özür dilerim ama kanımca çok saçma. Lider olmak, örnek olmak, saygın olmak tamam ama Trendy??? Bence biraz insan olmak mı yoksa iki ayaklı hayvan mı sorusunu sorsanız daha iyi ne dersiniz.“
  • “Bence trendleri takip etmek saçma, toplumun çoğu zaten trendleri takip ediyor. Önemli olan yeni bir soluk getirmek, farkı yaratmak ki ancak böyle birçoğunun önüne geçebiliriz. Her zaman da rekabet üstü olmalıyız. Ben biraz öyleyim şahsen.“
  • “Trend oluşturmak daha önemli. Trend oluşturmak zor olanı yapmak. Taklit kolay olan. Hiçbir zaman taklit ederek bir yerlere gelemeyiz. Geleceğimiz tek yer ikinci sınıf iş ve ikinci sınıf kariyer olur. Trend oluşturmak bizden bir şeyler katmak demek yani kişiliğimizle özdeş olur, yaratıcı ve özgür bir kişilik demek. Taklitçilik bir sektör haline gelmeye başladı. “in-out” kavramları insanların tüketimleri doğrultusunda hayattan beklentilerinin zaman aşımına uğramasıyla daha doğrusu heveslerimizin uzun ve kısalığıyla ilgili. Benim in’lerim şu an bilişim, teknolojik cihazlar. Out’larım kitaplar. Bilişim sektörünün daha uzun süreler “in” olacağını tahmin ediyorum teknoloji geliştikçe heveslerimizin sınırları genişliyor.”
  • “Kısıtlı kaynaklar, Türkiye örneğinde bahsedilmesi gereken bir özellik. Örneğin kısıtlı kaynakları olan bir işletme kendisi nasıl girişimlerde bulunabilir? Kısıtlı imkanlarla trend oluşturmak ne kadar mümkün? Bu soruyu şu nedenden dolayı soruyorum; her zaman belirlenmiş trendlerin içinde buluyoruz hayatın her noktasında bu da gösteriyor ki hep güçlü olanlar imkan sahibi olanlar trendleri oluşturuyor…”
  • “Trendleri takip eden bir yönetici çalışanlarına nasıl bir his veriyor?
    Trend takip etmeyi “haberdar olmak” yerine bir iş zorunluluğu veya kişisel bir özellik olarak görenler; liderlik konusunda insanların düşündükleri olarak görebiliriz”

Bir de aşırı eleştirel ve konu dışına çıkmış sosyal sorumlu birey modeli yanıtlarımız var:

  • “Bu soruyu sormak için çok düşündünüz mü diye soracağım artı yaratıcı insanların kendi trendleri vardır, lider olduklarını gösterdiklerinde konvoyu arkalarından sürüklerler. Şahsıma sorarsanız trend özel ve güzelin peşinden koşmak hepimizin ruhunda var ama ben koşanlardan değil trendi yaratanlardanım.”
  • “Trendy olmak, ‘gibi görünmek’ anlamına gelebiliyor veya çoğunlukla öyle algılanabiliyor. Trendleri takip etmek ise daha analitik, planlı, somut bir anlam taşıyor. İnsanlar ‘trendy’ olabildiklerini karşı tarafa kolaylıkla yansıtabilecekleri için tercih edilmesi söz konusu olabilir mi?”
  • “İnsanlarımız hayatta olmanın temel gereksinimleri olan beslenme ve barınma başta olmak üzere, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamazken 70 milyonluk nüfusun yüzde 5′ini dahi kapsamayan bu tür gereksiz sorularla komik duruma düşmeyin lütfen. Yaşadıkları ülkenin gerçeklerinden uzak trendy adaylarına şunu sorun: Karnı dahi doymayayn insanlar sizlere ne kadar tahammül ederler. Türkiye’de yaşadığımızı unutmayın…”

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir