Füsun Sarp Nebil – Yeni tehdit: Geri dönüşü olmayan toplumsal bölünme – Tam Transkript

Bu metin Füsun Sarp Nebil – Yeni tehdit: Geri dönüşü olmayan toplumsal bölünme, başlıklı YouTube yayının tam transkriptidir.

Canlı yayını buradan izleyebilirsiniz.

00:00:04,320 –> 00:00:06,280 Yaprak Özer:

Değerli konuklarım,

00:00:07,420 –> 00:00:36,739 Yaprak Özer:

Füsun Sarp Nebil’le birlikteyim. Ben bazı kaynaklarımla birden fazla yayın yapmayı, eee, onların sabrını deneyerek ben de deniyorum. Eee, Füsun Hanım, çok teşekkür ederim gerçekten zaman ayırdığınız için yeniden. Fakat bu, ııı, hem fikri takip oluyor hem de eee, Füsun Sarp Nebil, eee, çok üretken birisi. “turkinternet.com” kurucusu altında görüyorsunuz. Mühendis

00:00:37,860 –> 00:03:42,280 Yaprak Özer:

kökenli ve bir– ve mühendisliğini icra ediyor tabii ki meslek. Ama bir başka mesleği var ki araştırmacı gazeteci. Şimdi, eee, araştırmacı gazeteci alanını gazeteciler bıraktıkları için araştırmacılığı, o alanda neredeyse tek başına, ya diyelim, birkaç kişiden biri olarak büyük bir çaba sarf ediyor. Şimdi bu kısmı geçeceğim. Lütfen takip ediniz yayınları turkinternet, eee, .com ve T24’te. Şimdi bu kısmı geçiyorum izninizle Füsun Hanım. Ben konumuza bir kısa giriş yapacağım. Bizim ilk yayınımız, eee, dijital egemenlikti. Bence çok, çok önemliydi. Defalarca konuşulması gereken bir konu, pek çok yönüyle. Bugün bölünmeyi ele almak istiyorum. Zor konular seçiyorum ama zor konuları Füsun Hanım’la yapabileceğimiz kanaatindeyim. Neden bir bölünme? Çünkü şöyle: Biz bugüne kadar toplumsal bölünmeleri neyle andık? Gelirle, sınıf, eğitim, din, ideoloji, kimlikle. Bunların üzerinden de birbirimizi kırdık, döktük, kavga ettik, barıştık. Hâlâ büyük bir şey içerisindeyiz. Ama bütün bunların ne kadar farklı bir eksende, paralel bir evrende yaşadığımızı çok yakında idrak ediyor olacağız. Aslında yaşadığımız başka bir şeyi söylemek istiyorum. Bugün sorularımı da bunların üzerinde topladım. Örneğin, bizim bekleyen bir gelecek algoritmik sınıflardan oluşuyor. Eee, hatta çok da içimi acıtarak öngörüler üzerinden yapılan sınıflardan söz edebilirim. Paralel gerçeklikler yaşıyoruz, yaşayacağız. Eee, sentetik temsiliyet üzerinden bölünmeler olacak. Biliyorum, bazılarımız için bu kullandığım dil yabancı bir dil gibi. Ama lütfen hepimiz anlamaya gayret edelim. Teknolojiyi biliyorum, kolay değil adapte olmak. Ben de adapte olmakta zorluk çekiyorum ama direnmemiz lazım. Yoksa bu trenden inersek bu trene bir daha dönemeyeceğiz. Ama iş daha zor bir noktada. Bu bölünmenin, eee, karamsarlık içerisindeyim, tekrar toplumu bir araya getirmeyi zorlaştıracak bir bölünme. Çünkü zengin olabilirsiniz, yani, eee, pek çok şeye ulaşabilirsiniz fakir bir ailenin evladı olarak doğup. Ama bu bölünme, eee, artık yeniden o sınıflara ya da özendiğiniz sınıflara dönmeyi zorlaştıracak. Füsun Hanım, eee, biliyorum biz sizinle arada sohbet ediyoruz ama eee, bu, ııım, tarifime öncelikle karşı çıktığınız bir nokta var mı? Sorularıma geçmek isterim tabii ki ama eee, siz bu introyu neler ilave edebilirsiniz? Eee, bölünme konusundaki, hani, ilk bir iki cümleniz ne olur?

00:03:43,460 –> 00:03:50,480 Yaprak Özer:

Eee, öncelikle ben de teşekkür ederim. Eee, Yaprak Hanım, sizinle, eee, karşılıklı konuşmak

00:03:51,580 –> 00:04:17,959 Yaprak Özer:

zaten bir zevk. Çünkü bugün yapay zekâ maalesef çok basma kalıp, eee, hâlde konuşuluyor Türkiye’de. Hâlâ insanlar nereden nereye geliniyor farkında değiller. Sınıf, eee, konusuna gelince, ben iyimser bir insanım, eee ve hayatım boyunca gördüğüm, eee,

00:04:19,200 –> 00:05:06,960 Yaprak Özer:

manzarada bir sinüs dalgası, insanlığın gelişmesi açısından, yani, yükselen alçalan bir sinüs dalgası. Bunu en sonda anlatacağım. Ama eee, şunu söyleyeyim: Eee, çok doğru bir, eee, konuyla girdiniz. Yapay zekânın etkisi, eee, bu sosyal sınıflar konusu. Ben bu sosyal sınıfların aşılabileceği düşüncesindeyim. Dediğim gibi, en son biraz izah edeceğim. Ama bu, konuşmamız gerektiğini gösteriyor, farkındalığımızın artması gerektiğini. Artmazsa aynı yerde kalacağız. Dediğiniz gibi, bölünme artacak. O yüzden teşekkür ederim bu konu açısından.

00:05:08,080 –> 00:05:35,776 Füsun Sarp Nebil: 

Şimdi, birkaç maddeye bölmek istedim ben bunları. Şimdi, bir tanesi bilgiye ulaşım. Bilgi konusunda bir bölünme yaşayacağız. Gözetim toplumu olmak, eğitim… Eee, eğitimle bilgiyi ayırıyorum. İkisi farklı farklı noktalar. Finans ve davranış, finansal davranışlarımız üzerinden, yani, o, o başka bir şey. Bu bir zenginliğe sahip olmaktan öte başka bir şey. Eee…

00:05:35,776 –> 00:06:43,296 Füsun Sarp Nebil: 

Savaşlar bizi birbirimizden çok ayırıyor ve tabii ki teknoloji ve internete ulaşım. Sizin bunlara katacağınız pek çok şey olacak, onun farkındayım ama bir örnekle başlayayım. Örneğin, eee, Türkiye’de İkinci İletişim Şûrası dezenformasyonu bir millî güvenlik sorunu ilan etti. Aslına bakarsanız ben buna katılıyorum. Sizin görüşlerinizi almak isterim. Dezen– dezenformasyon konusunda bölünmüşlüğü eğer, eee, tarif edebilecek olursak, yani, ikide birde bu bölünme konusu– te– kelimesini de kullanmak istemiyorum ama toplumları birbirinden ayıran, farkların oluşmasına sebep olabilecek noktalardan bir tanesi, eee, yanlı haber, yanlış haber. Bunun masum ya da kasıtlı pek çok şeyi var. Reklamı, pazarlaması, lobiciliği, vesaire vesaire. Bildiğimiz, bilmediğimiz ama bunun-bunun üzerinden okumak istersek, eee, nasıl bir şey? Tabii ki devletin burada afet yönetimi üzerinden bir çıktısı oldu. Bunu da hatırlatmak lazım. Eee ama eee,

00:06:44,396 –> 00:06:53,996 Füsun Sarp Nebil: 

ne çıkıyor, sonra neye dönüşüyor kısmı da apayrı bir başka gerçeklik. Buyurun, eee, bu noktayı siz nasıl okuyorsunuz?

00:06:55,056 –> 00:07:11,216 Yaprak Özer:

Şimdi, “Bu noktayı nasıl okuyorum?”dan hemen önce bir örnek verelim. Eee, biliyorsunuz, eee, bir, eee, şey oldu. Eee, İspanya’nın Ceuta yazılan, “Sefta” okunuyormuş galiba,

00:07:12,576 –> 00:08:28,396 Yaprak Özer:

[öksürür] özel kentine bir göçmen akını oldu, 50, 60 bin. [öksürür] Yakın zamanda yapılan analizler ki bunu bir, bir analist, eee, şirketi yaptı, Mandita isimli. Eee, ben de bu konuda iki gün önce bir yazı, detaylı bir yazı yayınladım. Eee, yapılan, eee, şey, eee, analiz, aynen sizin söylediğiniz gibi millî güvenlik sorunu olduğunu gösteriyor. Orada “Kapı açık, sınır açık.” yani, şeklinde tweet atılıyor. Sadece bu kadar. Ve bu dezenformasyon. Arkasından [öksürür] başka bir şey atılıyor. Eee, “İspanya’da göçmenlere yönelik geri gönderilemiyor.” şeklinde ama bambaşka bir bağlamdaki karar, sanki bununla ilgiliymiş gibi, eee, karar dosyasıyla birlikte yayınlanıyor. Eee, bunun üzerine, eee, binlerce insan harekete geçiyor ve göç hareketi başlıyor. Eee, bu arada tabii o hareket sırasında ölenler oldu, biliyorsunuz. Eee,

00:08:29,936 –> 00:08:43,616 Yaprak Özer:

20’nci yüzyıldaki darbelere şöyle bir bakarsanız, hep böyle kalkışmalar, insan hareketleri sonucu meydana geldi. Dezenformasyonun etkisi bu. Son yıllardaki en büyük deşi-değişim,

00:08:44,676 –> 00:09:03,726 Yaprak Özer:

yanlış bilginin çoğalması da değil üstelik, dezenformasyon da değil. Ortak gerçeklik zemini ortadan kalktı. Eskiden hepimiz aynı haber bültenini, aynı gazeteyi, benzer bilgi kaynaklarını… Hani, görüşlerimiz farklı olabilir-

00:09:03,726 –> 00:09:03,776 Füsun Sarp Nebil: 

Evet.

00:09:03,776 –> 00:11:23,936 Yaprak Özer:

…sağ olur, sol olur, olur ama çoğunluk aynı kaynakları takip ediyordu. Bugün hepimiz algoritma hapishanesindeyiz. Algoritmanın bize sunduğu, bizim önceki, eee, baktığımız haberlerin uzantısında sunduğu, belki kendisinin de amaçlı olduğu bir dünyaya bizi soktu. Yani, aynı olay, aynı gün içinde milyonlarca kişiye milyonlarca farklı biçimde aktarılıyor. Bu durum sadece siyasi kutuplaşmayı değil, toplumun birlikte karar verme yetisini de zayıflatıyor. Bunun üzerine bir de yapay zekâ geldi. Artık içerik üretmek 0 maliyetli hâle geldi. Bir kişi binlerce sahte haber, video, yorum üretebiliyor. Buna karşı platformlar dezenformasyonla mücadele adına içerikleri kaldırıyor, görünürlükleri azaltıyor. Ama burada ince bir çizgi var. O ne zaman kaldırılıyor? Yayıldıktan sonra mı kaldırılıyor? Yani, yanlış bilgiyle mücade– yanlış bilgiyle mücadeleyle içeriğin denetimi de birbirine karışıyor. Ayrıca içerik denetiminde neyin yanlış olduğuna kim karar verecek, hangi ölçüte göre? Bu demokratik bir mesele. Bu nedenle geleceğin en önemli tartışması artık ifade özgürlüğü mü, sansür mü değil. Asıl tartışma algoritmaların hangi gerçekliği görünür kıldığı, bunu hangi şeffaflık içinde yapıyor olduğu. Yani, şeffaflığın nasıl sağlanacağı da ayrı bir konu. Eee, platformlar bu açıdan önümüzde önemli bir, eee, şeye girecekler gözüküyor. Eee, bilmiyorum farkında mısınız, eee, fra– bu hafta içinde, geçtiğimiz hafta içinde Facebook’a Amerika’da 29 eyalette birden aynı anda dava açıldı. Nedeni de bağımlılık yaratmak. Bu sonsuz kaydırma var ya-

00:11:23,936 –> 00:11:24,246 Füsun Sarp Nebil: 

Tabii.

00:11:24,246 –> 00:11:30,936 Yaprak Özer:

…eee, birbirine bağlama, algoritma… Dolayısıyla, eee, yeni bir çağa doğru gidiyoruz. Buyurun.

00:11:30,936 –> 00:13:11,084 Füsun Sarp Nebil: 

Yeni bir çağ doğru gidiyor. Evet. Eee, şimdi tabii bu verdiğiniz örnek, benim verdiğim örneğe çok güzel onu açabilecek ve çok yakından yaşadığımız, her an başka bir sınır kapısında yaşanabilecek bir şey. Bunun ne kadarı doğruydu? Daha doğrusu biz en başından itibaren ne olduğunu dahi anlamadık. Şimdi enteresan şeyler oluyor. Eee, bir influencer çıkıp oradaki görüntüyü farklı bir şekilde veriyor. Siz onun etkisiyle başka bir, eee, fikre doğru kapılıyorsunuz ve fakat şimdi belki bizi, eee, izleyenler, eee, şunu hatırlatmakta fayda var, bu işin etkisini: İtalya hemen kapılarını kapattı. İspanya’ya karşı büyük başka bir hava cereyanı, eee, başlatıldı. Yani, burada arkasında neyin olduğu, nasıl yapıldığı konusunda hâlâ, eee, fikrimizin kesin olarak bu– oluşamadığı bir şey. Yani, bir, eee, bu konuyu çok uzatmak istemiyorum ama dalganın ne kadar büyüyebildiği, hangi coğrafyalara yayılabildiği, kimlere, eee, nasıl hizmet ettiğini kavramamız belki ya da kavrayamasak da bir soru işaretiyle düşünüyor olmamız lazım. Bölünme yalnızca “Sen o sınırda, ben bu sınırdayım.” gibi değil galiba. Yani, hani, bunu mental bölünme, o şeyde, eee, haklısınız. Nasıl? Peki, sizden hemen bıraktığınız yerle ilgili bir soru sorayım. Şimdi, eee, bu

00:13:12,224 –> 00:13:59,584 Füsun Sarp Nebil: 

teknoloji, eee, sağlayıcılar, daha doğrusu yapay zekâ teknolojisini sağlayanların, eee, önümüzdeki dönemdeki– şu anda da kapışıyorlar ama bu kapışma nasıl bir kapışma? NVIDIA, OpenAI’ın yapay zekâ fabrikasına 1,5 milyar dolarlık bir yatırım yapıyor. Kimin eli kimin cebinde çok belli değil. Ama sizin verdiğiniz örnek Avrupa Birliği, yani standartların konulduğu, en fazla konulduğu kıtada oldu. Biz, eee, bu kontrollerin nasıl yapılabileceği konusunda da sizin fikrinizi alalım ki oradaki o, eee, gerçeklik, eee, kaymasının [boğazını temizler] geleceğiyle ilgili yorumunuzu da tamamlamış olun.

00:13:59,584 –> 00:14:12,724 Yaprak Özer: 

Yani, eee, bu arada, bu sadece, Yaprak Hanım, sınırlar için geçerli değil. Ülke içinde de örneğin, biliyorsunuz, İran’da ha bire şey çıkarmaya çalışıyorlar, bir, eee,

00:14:13,984 –> 00:15:46,444 Yaprak Özer: 

kargaşa çıkarmaya çalışıyorlar. Onlar için de geçerli. Pek çok yer için de geçerli. Birincisi bunu söyleyeyim. İkincisi, eee, yine bu hafta içinde… “Bu hafta” dedikçe yanlış anlaşılıyor. Geçen haftayı kastediyorum. [güler] Eee, geçtiğimiz hafta içinde Anthropic filigran yayımladı. Filigran nedir? Watermark. Yani, o yapay, eee, içeriğin yapay zekâyla, eee, geliştirildiğine, üretildiğine dair gözün görmediği ama makinayla, yazılımla tespit edilebilen bir, eee, şey koyma. Bu da Avrupa Birliği’nin yapay zekâ yasasının mecbur bıraktığı bir şey. Arkasından muhtemelen bütün, eee, şeyler de gelecek. Diğer yapay zekâ firmaları da gelecek. Eee, bunu da görüyor olacağız. Dolayısıyla, eee, şöyle, eee, başta da söyledim ya, “Ben iyimserim.” filan diye. Yani, eee, insanlar var, insanlar var. Bazı insanlar, eee, böyle, eee, bir şey düşünmeden, eee, belki para peşinde koşuyor ama bazı insanlar da düzeltmeye çalışıyor. Avrupa Birliği bu anlamda bir şeyler yapmaya çalışıyor. Eee, Amerika’da da

00:15:47,464 –> 00:15:54,724 Yaprak Özer: 

bazı gelişmeler var. Eee, birtakım önlemler alınabilir diye hayal ediyorum.

00:15:54,724 –> 00:15:57,084 Füsun Sarp Nebil: 

Peki, eee, şimdi, şöyle bir şey:

00:15:58,944 –> 00:17:36,654 Füsun Sarp Nebil: 

Bir şirketler tarafı var, bir de devletler tarafı var tabii ki. Yani, buna da bir bakmak lazım. Yalnızca şirketler, özel şirketler bu teknolojiyi kullanmıyorlar. Eee, şe– eee, devletlerin içerisinde çok önemli Palantir örneği. Ö– eee, yani, ciddi bir, eee, izlenmesi gereken bir şey. Ama oraya gelmeden önce, eee, ben gene haberlerden bir tanesinde Çin’de potansiyel muhalifi önceden tespit etme, eee, çalışmalarının başladığını… Şimdi, bu önceden muhalifi tespit etmek, bu kurunun yanında yaşın yanabileceği, “Zaten yanmaktayız.” denebilir bizi dinleyen, duyan, buna mana verenler. Ama şimdi böyle bir çalışmanın başlamış olması, bu bambaşka bir şey. Keza Amerika Birleşik Devletleri’nde ICE, eee, ciddi bir, eee, kapıları çalarak, ondan sonra içinde vizesi bitmiş olanların da bulunduğu, suçluların da bulunduğu bir grup, böyle bir, bir çalışma içerisinde. Çok can yaktılar ve yakmaya da devam edecekler en hafif kelimelerle ifade etmem gerekirse. Şimdi, Palantir sistemleri ajanların telefonlarından yaklaşık 20 milyon kişilik bir listeye, eee, erişmesini sağladı gibi bir haber. Belki bu haber bile geç bir haber. 20 milyon kişi değildir, 40 milyondur. Bir– yani, başka bir şeydir. Buralara takılmayalım ama yani, sizin de bu konuya “Beni izliyorlar, eee, izleniyor muyum?” eee,

00:17:38,724 –> 00:18:09,240 Füsun Sarp Nebil: 

teknik haberleri yaptığınızı, hani, bir– var zaten bütün haberlerinizi okuyanlar. Bunu böyle– eee ancak herhâlde onlar zaman içer– yani, zamanlar birbirinden farklı [güler] olunca teknoloji o kadar hızla gelişiyor ki, eee, geçen seneler sanki bir çağ ötesiymiş gibi geliyor. Özetle: Gözetim. Bu bizi, eee, müthiş, yani, bir zamanların klasik romanlarında okuduğumuz o korkunç, eee,

00:18:10,680 –> 00:18:11,480 Füsun sarp nebil: 

dünya-

00:18:11,480 –> 00:18:12,020 Yaprak Özer: 

Big Brother.

00:18:14,760 –> 00:18:33,279 Füsun Sarp Nebil: 

Ne diyorsunuz? Burada nereye gidiyoruz? Yani, sizin yorumunuz– yorumlarınızı biraz tekrar etmenizi istiyorum açıkçası. Yani, zaten yazmış olduğunuz şeyler ama en azından burada bu, eee, ayrışmayı, eee, bu kısımda nasıl görüyorsunuz, nasıl okuyorsunuz? Buralara vereceğiniz örnekler var mı?

00:18:34,640 –> 00:18:40,880 Yaprak Özer: 

Yaprak Hanım, bu yeni bir şey değil. [güler] Edward Snowden 2013’te ne gösterdi bize?

00:18:41,920 –> 00:22:29,220 Yaprak Özer: 

Eee, şeyin, eee, Amerikan hükümetinin 9 tane, eee, işte, Microsoft’undan, Google’ından, Facebook’undan, Twitter’ından hepsine, 9 tane büyük, eee, ortama, eee, elini daldırıp istediği kişinin verilerini inceleyebildiği, dinleyebildiği… Bunların içinde hatırlayın, An-Angela Merkel bile vardı. Özür dilediler filan. Eee ama sonuç olarak bu hükümetler, hepsi, dünyadaki hükümetlerin hepsi, eee, eskiden, eee, yabancıları dinliyorlardı, [güler] şimdi kendilerini dinliyorlar. Çin bu işi biraz daha “sosyal puan” diye bir şey getirdi. Biraz daha ileri götürdü. Ama hepsinde var. Palantir olayı daha da kötü. Eee, Gazze’de ne gördük? Gazze’de aynı ailenin bireylerinin farklı yerde aynı anda vurulduklarını gördük. Eee, artık Palantir iyice hedefleme yapıyor. Eee, aynı şekilde o Detroit’te meydana gelen ICE olayı, hani, göçmenler, bir kadıncağız öldü filan. O olayda da göçmenleri eliyle bu– koymuş gibi nerede olduğunu bulduğunu gördük. Çünkü nereden buluyor? Facebook’taki mesajlarından, Google’daki konumundan, bilmem, işte, eee, kredi kartı verilerinden, uçak bileti almasından, vesaire, vesaire. Yani, gözetim artık çağımızın, eee, şeyi hâline geldi, eee, bir gerçeği hâline geldi. Gözetim artık kameralarla insanları izlemekten ibaret de değil. Yeni dönemde sistemler insanların ne yaptığını değil, sizin de söylediğiniz gibi, ne yapacağını tahmin ediyor, etmeye çalışıyor. Palantir gibi şirketlerin geliştirdiği analiz sistemleri, GIIC benzeri şehir platformları, Amerika’da ICE tarafından kullanılan risk analizleri bunların örnekleri. Ortak nokta da şu: İnsanları tek tek değil, veri kümeleri olarak değerlendiriyorlar. Buradaki en kritik kavram “risk puanı”. Bir insan suç işlemediği… Yani, “Azınlık Raporu”nu hatırlıyor musunuz Tom Cruise’u? O çağa geldik. Bir insan suç işlemediği hâlde yüksek riskli kabul edilebilir. Kredi almadan önce ödeme davranışı tahmin edilebilir. Sınırı geçmeden önce tehdit olarak sınıflandırılabilir. Böylece kararlar ge-gerçekleşmiş olaylara değil, olasılıklara göre değerlendirilmeye başlanıyor. Bu yaklaşım güvenlik açısından gerekli veya cazip görülebilir. Ancak hukuk niçin var? Temel ilkelerinden biri insanların yaptıklarıyla yargılanmasıdır. Yapacakları, eee, yapabilecekleri var sayılan şeylerle değil. Yapay zekâ çağında gö– korunması gereken en önemli haklardan biri algoritmik itiraz hakkı olacak. Yani, bir kişinin hangi verilere ve hangi mantığa dayanarak riskli bulunduğunu öğrenebilmesi ve bu değerlendirmeye itiraz etme hakkı. Bu hak yasal metinlerde yer almadığı sürece risk puanları sessizce hayatlarımızın her alanına, finastan, eee, güvenliğe, her alanına nüfuz etmeye maalesef devam edecek.

00:22:29,220 –> 00:23:16,860 Füsun Sarp Nebil: 

Eee, şimdi, dijital vatandaşlığı, eee, böyle, eee, seksi bir kalıp olarak kullanıyoruz, “dijital vatandaşlık”. Ya da olduğumuzu sanıyoruz dijital kartlarımızla ya da işte, 2 tane ChatGPT’ye “Bugün ne yesem, diyetimi nasıl yapsam?” diye, eee, sorunca… Ki bu düzeyde çoğunluk, onun da farkındayım ama burada bir dijital merkezi sistem, aslında. Yani, bugün, eee, 2 tane ülkenin birbiriyle güvenlik anlaşması yapması yalnızca top, tüfek anlaşması yapması anlamına gelmiyor. Öbür tarafta bir birlik kurulması başka türlü bir, eee, toplumsal bir beraberliği ya da ayrışmayı getiriyor. Bunlara ne diyorsunuz? Ve örneğin,

00:23:18,240 –> 00:24:12,160 Füsun Sarp Nebil: 

takip edilen, gözetim altında, işte, gelecek, hani, böyle, öngörülebilir gözetim, eee, tehlikesi, eee, veren, gözetimde tehlike veren birilerinin çocukları oldu. Bu filmleri izliyorduk. Çin’de insanlar ikinci çocuklarını saklıyorlardı, bilmem neydi. O gözetim bir şekilde insandan insana vardı. Burada da başka türlü bir şey var. Korkunç bir şey. Bunun, eee, haktan ve hukuktan söz ettiniz. Orada yaptığınız araştırmalarda, örneğin Türkiye’de bu konularda farkındalık yaratabilecek, eee, mecralar var mı? Nereler? Eee, buralarda nasıl bir fikir, eee, yaratma çalışması var, eğer varsa? Onu da belki, hani, çözümleri de söylemek ya da olabilecek olan yerlere de işaret etmek sanıyorum bir sorumluluk.

00:24:13,500 –> 00:25:25,700 Yaprak Özer: 

Yağrak Hanım, bu konuşmanın başlangıcında buna işaret ettim. Sağ olun, bu yayını yapıyorsunuz. Farkındalık açısından bu tür yayınların artması lazım. Ben çok görmüyorum. Etrafta, eee, yapay zekâ hayranlığıyla yazılan, eee, programın başında söyledim, hayranlık duyulan, işte, “Yapay zekâyla tartıştım, bana şunları söyledi, bunları yaptı.” filan diye anlatılan yazılar, mesajlar, “Ne güzel de haber yazıyor.” diyen gazeteciler ki bu tehlikeli bir şey. Eee, bunlar var. Bizim ö– görevimiz, ne güzel söylediniz, sorumluluğumuz, eee, bunları anlatmak, topluma da anlatmak, farkındalığı artırmak. Yani, yapay zekâ güzel bir şey. İşlerimizi kolaylaştırıyor. Ben de kullanıyorum. Kullanmalıyız, eee, geride kalmamalıyız. Ama yapay zekânın kontrol altında olması için farkındalığın artması lazım. Demin ne söyledim size?

00:25:26,820 –> 00:25:30,780 Yaprak Özer: 

Algoritmik itiraz. Duydunuz mu bunu hiç?

00:25:30,780 –> 00:25:32,119 Füsun Sarp Nebil: 

Hayır, duymadım.

00:25:32,120 –> 00:25:36,720 Yaprak Özer: 

Hah. Algoritmik itiraz… Efendim?

00:25:36,720 –> 00:25:40,980 Füsun Sarp Nebil: 

Ha, tekrar etmek istedim size. Algoritmik itiraz, eee-

00:25:40,980 –> 00:25:42,390 Yaprak Özer: 

Evet.

00:25:42,390 –> 00:25:54,220 Füsun Sarp Nebil: 

…nedir ve kimler algoritmik itiraz edebilirler? Edebilme şansımız var mı? Böyle bir mekanizma var mı, yani, dünyada var mı, bizde var mı? Yok, olmalı diyorum.

00:25:54,220 –> 00:25:57,280 Yaprak Özer: 

Yok ama konuşulmaya başlandı dünyada.

00:25:57,280 –> 00:25:57,460 Füsun Sarp Nebil: 

Tamam.

00:25:57,460 –> 00:26:13,900 Yaprak Özer: 

Konuşulmaya başlandığı için de bir yerlerde geleceğine inanıyorum. Ama bizim de bu konuyu gündemde tutmamız lazım. Algoritmik itiraz şu: Eee, şey, eee, sizi bir yerlere kilitliyor,

00:26:15,280 –> 00:26:24,180 Yaprak Özer: 

algoritma. Veya algoritma nedeniyle demin konuştuğumuz gibi sizin hakkınızda bir risk puanı veriliyor.

00:26:25,260 –> 00:26:51,400 Yaprak Özer: 

E, bunlarda benim katkım yok. Benden habersiz yapılıyor bunlar. Eee, ben çok çeşitli yerlere girmiş olabilirim, farklı şeylere bakmış olabilirim. Bunlarla ilgili olarak benim hakkımda karar verilmesine itiraz hakkımın da olması lazım. Bu henüz yok. Ama eee, birçok kelimeyi erken telaffuz ediyoruz ki

00:26:52,940 –> 00:27:23,700 Yaprak Özer: 

insanlar– teknopolitik, eee, geçmişe bakın, eee, benim köşemin adı da “Teknopolitik”, T24’teki. Geçmişe bakın, teknopolitik konuşulmuyordu. Dijital egemenlik konuşulmuyordu. Dile getirdiğiniz zaman birileri farkına varıyor ve yayılmaya başlıyor. O yüzden, yani, cevap “Hayır, şu anda yok.” ama hep birlikte bunların farkına varıp konuşmamız lazım.

00:27:23,700 –> 00:28:12,860 Füsun Sarp Nebil: 

Peki, farkına varmamız gereken ve benim bir türlü anlayamadığım, KVKK denilen, ondan sonra, başlangıç noktasında hiç karşı çıkamayacağım, eee, herkesin haklarının birbiriyle korunmaya çalışıldığı… Yani, çıkış noktası fena değil. Pek çok şeyimiz fena değil zaten. Yani ama dönüştüğümüz yerler… Şimdi, bi-bir sürü yere giriyorum, çıkıyorum diyorsunuz. Tabii ki girip çıkıyoruz. Bu yalnızca fiziki değil artık. Fiziki girip çıkmaya bizim zamanımız da yok. Bir sürü dijital yere girip çıkıyorsunuz. Şimdi, buralara girip çıktığınız zaman siz buralarda belki de bir şekilde izlenmeye başladığınız an olmaya başlıyor. Dolayısıyla şimdi şu risk puanları derken bu risk puanlarından oralara geçelim diye düşünüyorum. Eee,

00:28:14,380 –> 00:28:48,540 Füsun Sarp Nebil: 

bu risk puanlarının içerisinde ne var? Bir sınırı geçmek, bir siteye girmek, birisiyle konuşmak… Nedir risk puanı ve risk puanını hiç de tahmin etmediğimiz birtakım yerlerde, örneğin sigortada risk puanı, örneğin finasta risk puanı… Baktığımız zaman nasıl bir o farklı bir dünya. Gene “farkındalık” kelimesini kullanacağım. Gene “sorumluluk” kelimesini kullanacağım. Bunlar benim kilit kelimelerim. Ve haber okuryazarlığını kullanacağım. Eee, onun için

00:28:49,660 –> 00:29:03,980 Füsun Sarp Nebil: 

devlet değil, birey olarak bizde başlayan çok önemli bir konu. Diyeyim, o kilit kelimeleri de rafa kaldırayım artık. Ama buyurun, size daha fazla söz hakkı vermem lazım. Çünkü bu konuları asıl takip eden sizsiniz. Biz öğrenmeye çalışıyoruz. Buyurun.

00:29:05,220 –> 00:30:21,784 Yaprak Özer: 

Eee, yani, eee, benim kilit, eee, kelimem ya da anahtar kelimem, yaklaşık 10 yıldır hep aynı kelimeyi kullanıyorum: farkındalık. Etrafınızda ne olup bittiğinin farkına varın. Maalesef, eee, ben acaba bu üniversiteye giriş sınavları, lise giriş sınavları yüzünden midir diye düşünüyorum. Etrafımda sorgulama yapan insan sayısını çok az görüyorum. Yani, çoğunlukla insanlar kendilerine söyleneni hiç şey yapmadan, sorgulamadan aynen kabul ediyorlar. Bu çok kötü bir şey. Farkındalık çok önemli bir şey. Yani, ne olduğunu, attığınız adımın sizi nereye götürdüğünü de… Özellikle gençlere söylüyorum: Yaşlılığınızı düşünün, farkında olun. Ne yaptığınızı, hangi mesleği seçtiğinizi, hangi işi seçtiğinizi, hangi para harcamayı yaptığınızın farkına varın. Eee ama maalesef farkındalık konusunda çok kötüyüz. Eee bu-

00:30:21,784 –> 00:30:32,224 Yaprak Özer: 

Konuştuğumuz konuların hepsinin bence anahtarı farkındalık. Sorumluluk ondan sonra geliyor. Farkına varıp sorumluluk almamız lazım.

00:30:33,864 –> 00:30:39,464 Füsun Sarp Nebil: 

Eee, o sorumluluk, işte, farkındalıkla başlayacak olan “Neyi ne yapıyorum?” diye. Eee, şimdi,

00:30:40,584 –> 00:31:16,174 Füsun Sarp Nebil: 

farkındalık aslında hemen köprü kurayım. Sizinle konuşmak istediğim, bu ayrışmayı hızlandıran alanlardan başlıcası eğitim. Eğitimde, eee, yapay zekâ, teknoloji ya da hani, teknolojiyi yapay zekâyla bağlamak istemiyorum açıkçası. Yağ, su, elektrik gibi bir şey oldu o ve olacak. Eee ama aaa, “Yapay zekâ eğitimde fırsat eşitliği yaratacak.” dendi. Siz gördünüz mü? Yaratıyor mu? Eee, yaratabilir mi? Nasıl kullanılırsa yaratılır diye sorabilir miyim size? Ne oluyor ve bu fa– ııım,

00:31:17,224 –> 00:31:21,144 Füsun Sarp Nebil: 

anne babalar neyin farkına varmalılar ve buralarda neler yapabilirler?

00:31:22,844 –> 00:31:23,024 Yaprak Özer: 

Eee,

00:31:24,244 –> 00:32:32,864 Yaprak Özer: 

[güler] ben de– bu konu benim anahtar konularımdan biri. Eee, hatta bu konuda bir dernek kurduk, “TeknoFark” isimli. Farkındalık anlamına geliyor, TeknoFark. Eee, gerçekten bu konuyu, eee, özellikle anne babalarına anlatmak üzerine bir dernek bu. Eee çünkü eee, zaten sizin de bildiğiniz gibi Türkiye’nin de dünyanın da eğitim sisteminde büyük uçurumlar meydana geldi. Türkiye’de daha da büyük uçurumlar. Eee, yapay zekâdan önce hatırlayın, Covid dönemi. Ne oldu? Hepimiz evlere kapandık. Dediler ki “Eğitim, uzaktan eğitim.” Çocukların interneti yoktu, bilgisayarı yoktu. Çocuklar eğitim alabildiler mi? Kaç çocuk aldı ya da? Dolayısıyla, eee, zaten, eee, gelmiş olan bir bozukluk var. Ama eee, acaba… Bir de şunu konuşalım: Acaba, eee,

00:32:34,004 –> 00:32:47,364 Yaprak Özer: 

eğitim, eee, iz– özellikle hükümetler tarafından, eee, şey görülüyor mu, gerekli görülüyor mu? Bir de böyle bir olay var: Eee, Bukarin,

00:32:48,604 –> 00:33:24,864 Yaprak Özer: 

eee, 100 yıl– eee, 150, 200 yıl önce Rusya’da bunu ifade etmiş. Demiş ki “Hükümetler insanların eğitim almasını istemiyor çünkü eğitim alan insan soru soruyor.” Ama bugün komik olan şu: Eğitim alan da sormuyor. Çünkü demin söylediğim gibi ezbere dayalı bir eğitime geldik. Sorgulayan bir eğitim yok. Bugünün öğrencileri aynı sınıfta yan yana oturuyorlar ama aynı eğitime sahip değiller. Bir kısmı,

00:33:26,204 –> 00:33:46,104 Yaprak Özer: 

eee, ChatGPT, Claude, Gemini gibi gelişmiş yapay zekâ sistemlerine, bilgisayarlara ulaşabiliyor, diğerleri ulaşamıyor. Hatta bunu nasıl kullanacağını bilmiyor. Yani, eğitimde eşitsizlik artık bilgisayara sahip olmak

00:33:47,524 –> 00:34:15,184 Yaprak Özer: 

yanında doğru yapay zekâya erişebilmek ve onu kullanmayı bilmekle eşdeğer hâle geliyor. Bu, öğretmeni de değiştiren bir şey. Artık bu yüzyılda öğretmen bilgiyi aktaran kişi olmaktan çıkıyor. Benim oğlum üniversiteye başlarken rektör, eee, velileri çağırdı, bir konuşma yaptı. Çok ilginçti. Şöyle dedi:

00:34:16,354 –> 00:34:23,944 Yaprak Özer: 

“20’nci yüzyılda bilgiye ulaşmaya çalıştık, bilgi arıyorduk. Üniversitelerimizde de bilgi üretiyorduk.

00:34:25,044 –> 00:34:32,224 Yaprak Özer: 

Bu yüzyılda bilgiler elimizin altında. Artık çocuklara öğretmeye çalıştığımız şey,

00:34:33,504 –> 00:34:54,424 Yaprak Özer: 

bilginin nasıl kullanılacağı. Bu yüzden çocuklarınıza…” Benim oğullarım mühendis. “Yanı sıra ikinci bir major, mesela hukuk almalarını tavsiye edin.” demişti. Eee, dediğim gibi, öğretmen artık bilgiyi aktaran kişi olmaktan çıkıyor. Bilgi zaten ulaşılabilir.

00:34:54,424 –> 00:34:54,744 Füsun Sarp Nebil: 

Aynen.

00:34:54,744 –> 00:35:29,304 Yaprak Özer: 

Öğretmenin yeni rolü, doğru soruyu sordurmak, çocuğa sorgulamayı öğretmek, öğrencinin düşünce biçimini geliştirmek, yapay zekânın da ürettiği bilgiyi sorgulatmak olmalı. Burada bir noktaya değinelim. Çin’de bir üniversitede, bunun da ben haberini yazdım, benim yazılarım arasında var, öğretmenin sorduğu soru neydi, biliyor musunuz? “Yapay zekânın yanlış bilgi vermesini sağlayacak soru sorun.”

00:35:31,444 –> 00:35:33,004 Füsun Sarp Nebil: 

Enteresan.

00:35:33,004 –> 00:36:10,284 Yaprak Özer: 

Ve öğrencilerin, yazımın içinde var, ne– nasıl düşündüklerini anlatıyor. Bir kısmı zaten kalıpsal, eee, “Çok veri aktarırsam şaşırır, yanlış bilgi verir.” diye o yoldan gitmiş. Ama mantığını düşünüp yanlış bilgi verdiren ve birinci olan, eee, insan da var. Yani, öğretmenlerin de kendini değiştirmesi gerekiyor. Yani, eğitim sistemi buna uyum sağlamaksa aynı okuldan mezun olan çocuklar bile çok farklı kapasitelere sahip olacaklar.

00:36:10,284 –> 00:37:13,152 Füsun Sarp Nebil: 

Çok haklısınız. Eskiden, eee, öğretmen, işte, “Hiç, eee, dünyayı görmemiş, eee, çocuğumuza ders veriyor.” diye şikâyet eden anne babaların aslında- Sorgulayan, meraklı çocuklar. Belki buradan, böyle, hep söyledik, söyledik ama hâlâ yine söyleyeceğiz, eee, sonuna kadar. O sorgulayan ve meraklı çocuklar… Aletler, edevatlar değişiyor, platformlar değişiyor ama ana omurga dem– değişmiyor. Yani, farkındalık gibi. Merak böyle bir şey. Eee, merakı olmayan bir çocuk yetiştirmeyin bence. Yani, bu ha bire sorgulayan… Hepimizin aynı derdi var. Ben böyle bir ahkâm kesmek asla istemem. Şimdi, bambaşka bir yere geleceğim. Bambaşka değil aslında. O kadar, ııı, ne– o– yani, burnumuzun dibindeydi ama ben haberi görünce, eee, neden şaşırdığıma şaşırdım açıkçası. Eee, bir banka ki şu anda benim bildiğim bir banka, eee, ChatGPT’yi entegre etti, eee, sistemine. Şimdi,

00:37:14,622 –> 00:37:19,712 Füsun Sarp Nebil: 

“Ne yapayım?” diye düşündüm. Eee, ko-korkayım, kullanayım,

00:37:20,972 –> 00:37:56,732 Füsun Sarp Nebil: 

bir süre izleyeyim. Yani, korkayım, kork– yani, o-o-onu böyle koklayıp, elleyip, dokunup ondan sonra… Eee, örneğin, herhangi bir yere girip de eee, lokal interneti kullananlar hâlâ var mı bilmiyorum. Eminim vardır ama eee, ko-korumamız lazım kendimizi diye düşünüyorum. Belki yanlış. “Aaa, sen çok gerilerde kaldın Yaprak.” diyeceksiniz bana ama deyin, görüşünüzü almak istiyorum. Yani, burada premium kart sahibi olanların, eee, restoranda, eee,

00:37:58,252 –> 00:38:39,052 Füsun Sarp Nebil: 

bir resto– meması hani. “Efendim, biz bu akşam size gelmek istiyoruz. İki kişilik bir masa.” E, sizden önce bilginiz orada zaten. Eee, veririm, vermem. Geçen gün bir restoranın kurucusu çok tatlıydı. Elinde telefonu, sinir olduğu müşterilerine [güler] dönüyor, “Açma, açma, açma.” yazmış başlarına. [güler] “Açmıyorum bunları.” diyor ama o manuel yapıyor. Sistem bunu zaten yapıyor galiba. Allah aşkına, Fisun Hanım, siz incelediğiniz sistemler bunlar, finansı ve bu kadar, böyle, hayatımızın içerisindeki magazinel bir şey. Anlatsanıza bize. Bu nasıl bir [güler] değişik bir dünya?

00:38:40,812 –> 00:39:31,112 Yaprak Özer: 

Şimdi, eee, ben de [boğazını temizler] mil kartım var. [boğazını temizler] Kredi kartı, biliyorsunuz. Yani, çok sorgulamadım ama mil kartı bankanın vermesini, eee, enteresan bulmuştum. Şimdi, bahsettiğiniz restoran olayı. [boğazını temizler] Amerika’da birtakım restoran platformlarıyla bankalar, kredi kartları daha doğrusu, anlaşma yapmış. Amex, American Express, Visa, bilmem ne. Bunlar yaptıkları anlaşmayla restoranların, çok popüler restoranlardan bahsediyoruz tabii ki, masalarını rezerve etmişler ve siz o kartınız yoksa o restorana gidemeyebiliyorsunuz. E, bunu niye yapmışlar? Çünkü

00:39:33,472 –> 00:39:37,151 Yaprak Özer: 

parası olan müşterileri yakalamaya çalışıyorlar.

00:39:38,392 –> 00:39:40,592 Yaprak Özer: 

Eee, bu iyi bir şey mi?

00:39:41,732 –> 00:39:59,782 Yaprak Özer: 

Yani, yakın zamana kadar bankalar, eee, müşterilerini sadece, işte, bu tür millerle filan tanımaya çalışıyorlardı. Şu anda da öyle. Ama yakında yalnızca kullanıcıyı tanımayacak… Hani başta bahsettik ya, risk puanı.

00:40:00,792 –> 00:40:17,812 Yaprak Özer: 

Eee, risk puanı verecek. Eee, şimdiden veriyor zaten. Ve eee, bunun başka bir boyutu var. E-ticaret siteleri içinde, eee, tespit edilen bir özellik şu, Yaprak Hanım: Eee, siz

00:40:19,232 –> 00:40:24,792 Yaprak Özer: 

bir, eee, belki karşınıza çıkmıştır, özellikle havayolu şirketlerinin.

00:40:25,852 –> 00:40:31,412 Yaprak Özer: 

Giriyorsunuz, bir rezervasyon yapacaksınız. Fiyata bakıyorsunuz.

00:40:32,772 –> 00:40:36,592 Yaprak Özer: 

Diyelim ki [boğazını temizler] Ankara’ya gidiyorsunuz, 2.000 lira.

00:40:37,832 –> 00:40:39,552 Yaprak Özer: 

Fakat o anda almıyorsunuz.

00:40:40,772 –> 00:40:43,871 Yaprak Özer: 

Bir dahaki girişinizde o 2.500 lira oluyor.

00:40:43,871 –> 00:40:47,252 Füsun Sarp Nebil: 

Tabii, herkes yaşıyor bunu. Neden oluyor o?

00:40:47,252 –> 00:40:51,292 Yaprak Özer: 

Sizin, eee, bilet ihtiyacınız olduğunu biliyor.

00:40:52,752 –> 00:40:54,312 Yaprak Özer: 

Tekrar geldiğinizi görüyor.

00:40:55,532 –> 00:41:32,032 Yaprak Özer: 

Rekabet anlayışı değişiyor. Şirketler artık sadece ürün satmıyor. Davranışı tahmin ediyor, hatta şekillendiriyor. Size ona göre fiyat veriyor. Farklı kişiler– siz mesela [boğazını temizler] aynı uça– uçuş için 1.500 lira alırken ben 2.000 lira alıyorum. Eee, finansal ve davranış açısından da yapay zekâda hakikaten bir problem var. Eee, bunu bir başka şekilde de şöyle anlattılar: E-ticarette,

00:41:33,792 –> 00:41:44,952 Yaprak Özer: 

eee, girdiniz, bir ürüne bakıyorsunuz. E-ticaret sitesi gidip o ürünün başka yerde kaça satıldığına bakıyor,

00:41:46,192 –> 00:41:49,312 Yaprak Özer: 

size bir tık altında şey veriyor.

00:41:50,952 –> 00:41:55,232 Yaprak Özer: 

Dolayısıyla, eee, kötü bir dönem finansal açıdan.

00:41:56,472 –> 00:41:59,982 Yaprak Özer: 

Herhâlde bunu da engelleyecek bir şeyler geliştirilir diye umuyorum.

00:41:59,982 –> 00:42:00,252 Füsun Sarp Nebil: 

Yani,

00:42:01,312 –> 00:42:28,499 Füsun Sarp Nebil: 

rekabet masası, rekabet, eee, kurulu… Eee, aslında buralarda çok, eee, ça-çalışacak çok alanı, çok fırsatı, çok, eee, şeyi var. Yani, bu, bu, eee, vatandaş ve eee, sistem arasındaki… Eee, düzeni, egemenliği ya da demokrasiyi ya da hakkı, hukuku sağlamak üzere çok önemli bir, eee, nokta. Yani, şimdi-

00:42:28,500 –> 00:42:41,639 Yaprak Özer: 

Bu yapay zekâ, eee, Rekabet Kurulu’ndan çok… Rekabet Kurulu bunu göremez. Size ne fiyat verdiğini, bana ne fiyat verdiğini… Çok zor bir iş. Yani, ikimizin birden raporlamamız lazım.

00:42:41,640 –> 00:42:41,750 Füsun Sarp Nebil: 

Evet.

00:42:41,750 –> 00:42:44,800 Yaprak Özer: 

Ama bunu asıl yapay zekâ kanununun

00:42:46,860 –> 00:42:48,320 Yaprak Özer: 

düzenlemesi lazım.

00:42:49,480 –> 00:43:09,080 Füsun Sarp Nebil: 

Eee, si– Avrupa Birliği’nin bir yapay zekâ, eee, normu ya da eee, var. Türkiye’de sizin bu konudaki görüşleriniz, yani, hazır sizi bulmuşken almak isterim. Eee, bizim buradaki hazırlığımız, bizim buradaki kontrolümüz, bu– bizim burada vatandaşımızı korumak üzere yaptığımız adımlar neler?

00:43:10,620 –> 00:43:44,340 Yaprak Özer: 

Yapay zekâ konusunda, eee, Dijital Dönüşüm Ofisi bugün yok, yok oldu sessiz sedasız. Eee, bir strateji yayınlamıştı. Ben de onunla ilgili galiba 2021’de görüşlerimi yazmıştım çok eksik olduğu konusunda. Eee, ş-şimdi, haziran ayında bir toplantı oldu. Bu toplantı sırasında TÜBİTAK’ın bir LLM, yani, l-lisan, bil– büyük dil modelleri üzerine kurulu ya-

00:43:44,340 –> 00:43:44,590 Füsun Sarp Nebil: 

Evet.

00:43:44,590 –> 00:43:44,710 Yaprak Özer: 

…eee,

00:43:45,760 –> 00:44:27,340 Yaprak Özer: 

buna yönelik “Bilge” isimli bir şey üzerinde çalıştığı, eee, işte, yapay zekâ için bir strateji olduğu, eee, söylendi. Ama biz bu stratejiyi hâlâ görmedik. Ortalıkta bir şey yok. Eee, [boğazını temizler] yakın zamanda, bir yıl kadar önce Elon Musk, Nvidia’nın, eee, başkanı Jensen, bunlar hep birlikte çocuklara, gençlere yönelik konuşmalar yaptılar ve dediler ki “Yapay zekâda artık, eee, şeyden çok, eee, bu yapay zekânın kullanıma dönüştürülmesi…” Mesela, bir lojistik deposundaki robotlar.

00:44:28,480 –> 00:45:09,840 Yaprak Özer: 

“Fizik ve matematik öğrenin, kodlama değil.” dediler. Fizik ve şey öğrenirseniz o kodu, o robotun nasıl hareket edeceğini öğre– şey yapmak için kullanabilirsiniz. E, ben buna yönelik Türkiye’de bir şey göremiyorum. Yıllardır söylediğim konulardan biri bu. Matematik, matematik, matematik… Matematik çok önemli ama biz PISA verilerinde ne alıyoruz? Dolayısıyla Türkiye’nin de acil yapay zekâ konusunda çalışması lazım. Eee ve ve– ki sorularınızın içinde vardır. Eee,

00:45:10,960 –> 00:45:47,160 Yaprak Özer: 

teknoloji ve altyapı, yapay zekâ, eee, ülkenin gelişimi açısından da önemli. Eee ama sizin altyapınızın bir bacağı insan kaynağı. Sizin de konularınızdan biriydi. Sizi ilk TRT’de öyle dinliyordum. Eee, insan kaynaklarının şimdiden ilkokuldan… Üniversiteye yapay zekâ dersi koymak bir işe yaramaz. Şimdiden fizik ve matematik konusunda ilkokuldan itibaren eğitimin değişmesi lazım.

00:45:48,220 –> 00:47:38,440 Füsun Sarp Nebil: 

Haklısınız. Şimdi, insan kaynakları deyince orada ben– yani, bu fa– eee, bu farklılaşma ve bölünme her alanda var. Yani, nereye baksanız var artık. İnsan kaynaklarında CV’nizi gönderdiğinizde karşınızdakinin bir robot olduğunu ve sizi belli bir klas, eee, yani, çok hızla, hızla, hızla ayırdığını ama a– içinizdeki o veriyi, satır arasındaki farklılığınızı görmediğini, bunu da söyleyebiliriz. Hani, zaman olsa her konuda bütün bunları ifade ederdik. Bizim, eee, ben “İnsan Kaynakları” gazetesini yönetirken neden çok farklıydı? Çünkü toplumun içerisinden örneklerle ilerliyorduk. Çünkü toplumu yansıtan ya da onun farkındalığını artıran konular… Başka hiçbir meziyeti açıkçası yoktu. Ama farkındalığı olan tuhaf insanlar var ve bunlar çok zenginler. O konuda sizin biraz bir şeyler söylemenizi istiyorum. Üstelik de bunlar yapay zekâyı yapanlar. Öyle bağlayalım da bazı, böyle, eee, söylediğimiz her şeyin, eee, çok kötü bizi ayrıştıracağı ortada. Buna hayır diyemem. Öyle başladım, öyle devam ediyor. Ama değiştirebilme yeteneğine sahip bir grup insan var. Bakalım onları dinleyecek kişiler çıkacak mı? Onların bu serüvenini ben Füsun Hanım’a sormak istiyorum. Bize tuhaf moda mı olacak yoksa devamlılığı olacak mı diye de merakım var. Ama bu, eee, efektif altruizm, sizinle beni en son uyardığınız konudan devam edip oradan bir bağlama yapalım isterseniz, ne dersiniz? Ne-nedir bu? Bir, bir, bir grup tuhaf insan var.

00:47:39,620 –> 00:47:40,760 Yaprak Özer: 

Şimdi, eee,

00:47:42,240 –> 00:48:59,044 Yaprak Özer: 

Yaprak Hanım, size i-ilk başta dedim ki ben iyimserim ve eee, insanlığın gelişimini bir sinüs dalgası gibi görüyorum, radyo dalgası gibi. Şimdi, eee, 1900’le 1950 arasının, o İkinci Dünya Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, insanlığın bir hayli, eee, kötülediği bir dönem olduğu düşüncesindeyim. Daha eskiye gitmeyelim. Ama 1950’den itibaren insanlık kendini düzeltmeye çalıştı. Demokratik yapılar kurmaya çalıştı. Gerçi yine 1980’den itibaren bunların bozulduğunu görüyoruz. Etkilerini 2000’den sonra- Yoğun bir şekilde farkına vardık. Ben, eee, bunların düzeltilebileceğini zaten düşünüyordum. Gençlere bu tavsiyede bulunuyorum hep konuştuğum. Ama şimdi altruizm konusunda yeni bir gelişme var. Geçen hafta “Financial Times” yazdı. Nedir efektif altruizm? Aslında hatırlayın, 1984’te, eee, bir grup müzisyen çıktı ve ne dediler? “We are the world.”

00:49:00,384 –> 00:49:02,904 Yaprak Özer: 

Afrika için. Niye dediler bunu?

00:49:04,064 –> 00:51:55,244 Yaprak Özer: 

Konser verdiler, plak doldurdular, parasını Afrika’ya yolladılar. Bunlar efektif altruizmciler. Yani, verimli faydacılık, verimli tedarikârlık diye de geçiyor. Hangisini söylerseniz. Bu insanlar, eee, ben de onlardan biri olduğumu düşünüyorum. Çünkü hâlâ bu yaşımda yazmaya çalışıyorum, farkındalık yaratmaya. Sizin de öyle olduğunuza inanıyorum. Etrafımda böyle arkadaşlarım var. Hâlâ dünyanın iyiliği için çalışmaya çalışan. Efektif altruizm, “Dünyaya benim de bir katkım olsun, benim de yapacağım bir şey olsun.” diyen insanlar. Bu insanları ben ilk, yapay zekâdaki bu insanları, ilk Sam Altman’ın, OpenAI’ın yönetim kurulundan atılmasıyla, yönetim kurulu tarafından işten atılmasıyla fark ettim. “Niye attılar bu adamı? Bu adam ChatGPT’yi geliştirdi yahu!” diye düşündüm. Araştırdığımda birtakım insanların, mesela Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin bunlardan biri. Şu anda hapiste olan FTX kripto borsasının başkanı, eee, Friedman Bankman galiba ismi, Sam, bunlardan biriydi. Ama Anthropic’in içindeki insanlar da bunların içinde. Bunlar diyorlar ki “Biz yapay zekâ konusunda kazandığımız paraların bir kısmını, hatta %80’ini,” diyorlar, “yine yapay zekânın iyilik yolunda geliştirilmesi için, kullanılması için bağışlayacağız.” Burada 2 grup var. Biri efektif hızlandırmacılar. Peter Thiel, bu bahsettiğimiz Palantir’in filan kurucusu. Bunlar, Elon Musk. Bunlar diyorlar ki “Bırakınız yapsınlar, hatta Mars’a kadar gidelim yapay zekâ konusunda.” Vitalik Buterin ise şöyle bir açıklama yaptı: “Sizin yapay zekâ kontrolsüz gelişirse sizi Mars da kurtaramaz.” Dolayısıyla kontrol, düzenleme şart. Bunu, eee, Daron Acemoğlu da söyledi, biliyorsunuz. Dedi ki “Yapay zekâ insanın iyiliği için, zenginlik yaratmak için değil, insanın iyiliği için.” Halbuki Palantirciler ne diyor? “Batı üstünlüğü yapay zekâyla gelecek.” Ama Anthropic’in halka arzı yaklaşıyor. 2 trilyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Buradaki insanlar, eee, OpenAI’ın 2015 yılında, eee, şey için kurulduğu zaman, eee, kâr amaçlı olmayan şekilde kurulduğu zaman

00:51:56,464 –> 00:52:26,584 Yaprak Özer: 

kişiliklerine, karakterlerine göre işe alınmış genç çocukların geliştirdiği yapay zekâ… Bunlar OpenAI’ın gelişmesi sonucu oradan ayrılıp Anthropic’e geçtiler ve bunlar şu anda, eee, yapay zekânın iyiliği için çalışacaklarını söylüyorlar. İnşallah öyle olur. Eee, ben bu konuda da detaylı, eee, 2 yazıyı yazdım. Türkinternet.com’da var. T24’e de bir özet geçeceğim bu konuda.

00:52:26,584 –> 00:54:03,684 Füsun Sarp Nebil: 

Ben, eee, bizim bu söyleşimizi şununla toparlamak istiyorum: Hiç aklımın almadığı enteresan bir şey olmakta bugün. Daron Acemoğlu, “The Economist” dergisinin hışmına uğradı. Eee, enteresan, izleyelim. Arkasında ne var? Eee, Daron Acemoğlu belki bu dünyanın geldiği noktada, eee, biraz fazla frene basıyor, biraz fazla kontrolcü, biraz fazla o, şu, bu ama hızlandırıcılardan değil. Eee, burada hüküm vermekten, eee, önce, önce bir okumalıyız. Ne olmuş, kim niye ne yapıyor? Ondan sonra, işte, X’te devam eden thread’ler var. Eee, kimisi “Ooo, yaşasın, işte, vur.” diyor. Kimisi diyor ki “Bir dakika ya, bu adama niye vuruyorsunuz?” diyor. Ama işte, bu dalgalara kapılmadan bu, eee, canlı örnekler… Ne konuşursak o anda bile onunla ilgili canlı bir örnek çıkıyor. Eee, farkına önce varmamız gerekiyor. Bu da ancak bilgiyle olur. Yapay zekâya sorduğunuzda size bambaşka bir şey söyleyebilir. Çünkü onu feed eden birileri var. Yani, affedersiniz, eee, böyle konuştuğum için feed etmek dememeliydim. Onu eğiten, geliştiren, besleyen birileri var. Eee ve ama ben her seferinde, her haberde “Bir dakika durayım, bir öğreneyim.” diyorum. Bu da kendi zekâmız. O biraz yavaş maalesef. Ama buyurun Füsun Hanım, sizin bu konuda söyleyeceğiniz bir şey var mı?

00:54:03,684 –> 00:54:23,404 Yaprak Özer: 

Bu arada, bizi seyreden, eee, arkadaşlardan Mehmet Ali İncebe bir mesaj yolladı. Yapay zekâ eylem planı, demin konuşuyorduk ya, bugün yayınlanmış. Daha tabii ki şimdi gördüm. 18.8 tarihli. İnceleyip onu da yazacağım.

00:54:23,404 –> 00:55:28,224 Füsun Sarp Nebil: 

Aynen, aynen. Yani, neticede, eee, konuştuğumuz konular, eee, bölünüyoruz, gidiyoruz, bitiyoruz. Dünya hiçbir zaman bitmedi, inşallah bitmez. Yalnızca çevreyle ilgili sonumuzun çok, eee, parlak olmadığı da kanaatindeyim ama eee, aklımız var bu farkındalığı geliştirerek. Fakat şunu bilmeliyiz: Eğitimde çok enteresan şeyler oluyor. “Yapay zekâ” deyip de o dalgaya kapılmadan önce iyi araştırmak lazım. Savunma aynı şekilde. Bugün Ukrayna ciddi bir laboratuvar. Orada yaşayan insanların bundan sonraki halleri… Efendim, işte, finans da efendim, işte, ulaştırma da efendim, işte, eee, bilgide ve önceden izlemede bilelim. Bunun karşısına Yaprak ve Füsun olarak durabilecek gücümüzün olabileceğini sanmıyorum. Zaten olmamalı da belki. Çünkü orada büyük bir şey. Ama farkında olmak adına bunu söyleyebiliriz. Doğru mu söyledim? Yanlış bir şeyler söylemeyeyim. Dikkat etmemiz gerekiyor çünkü.

00:55:29,234 –> 00:55:29,323 Füsun Sarp Nebil: 

[güler]

00:55:29,324 –> 00:55:37,924 Yaprak Özer: 

Ama Yaprak ve Füsun olarak da yapacağımız bir şey var. Bu programlar kanalıyla en azından bir iki kişiyi uyandırmak.

00:55:37,924 –> 00:55:54,474 Füsun Sarp Nebil: 

Evet, evet. Deniz yıldızları. Onları atmak lazım. Eee, görevimiz bu. Biz de, eee, iflah olmaz iyimserler olarak, her ne kadar ben “iyimserim” desem de ben iyimser olmasam zaten Füsun Hanım’la bu programda böyle bir, eee, sohbet yapmazdım. Çok teşekkürler Füsun Sarp Nebil.

00:55:54,474 –> 00:55:56,104 Yaprak Özer: 

Ben de teşekkür ederim.

00:55:56,104 –> 00:56:19,784 Füsun Sarp Nebil: 

Zaman ayırdınız. Ayrıca yeni, eee, çalışmalarınızda da size güç diliyorum, kuvvet diliyorum. Eee, çalışmaya devam diyorum. Efendim, bize sormaya devam edin. Ben doğru uzmanları, Füsun Hanım zaten bildiği konularda size geri dönüşler vermeye devam edecek. Güzel günler diliyoruz. Hoşça kalın.

Paylaş