Tamamen duygusal

Kurumsal yönetim, herkesin dilinde… Mutlaka olsun diyoruz da başka bir şey demiyoruz. Peki, ne  söylüyor, ne kadar yapıyoruz? Yapmıyorsak sebep ne? Neden korkuyor, neden elimizi korkak alıştırıyoruz? Sonunda tüm gerçek ortaya çıktı: Mazeretim var arkadaş! Bakın neymiş mazeretimiz…

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD)’nin StratejiCo. ve ERA Research & Consultancy işbirliğinde yürüttüğü “Kurumsal Yönetim Algı Araştırması 2014” önemli ipuçları veriyor. Araştırma, 246 hissedar ve 21 üst düzey yöneticiyle yapılan görüşmelerin değerlendirilmesiyle hazırlanmış. Katılımcıların şirketlerinin yüzde 41’i halka açık, yüzde 59’u ise halka açık değil…

Psikolojim iyi değil!

Katılımcı şirketlerin azımsanamayacak bir kısmı halka açık olmasına karşın sonuçlar oldukça enteresan. Neden? Çünkü kurumsal yönetimin gelişmesinin önündeki en önemli engelin psikolojik ve duygusal faktörler olduğu görülüyor. “Şeffaflaşma sürecinde ticari sırların açığa çıkabileceği endişesi”, Yönetim kurulu ile icranın arasındaki yetki ve sorumluluk paylaşımının yapılamaması”, “Türkiye’deki hukuki yapının kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanması için yeterli olmaması” ve Kurumsal yönetimin kurucunun/patronun kendi yetkisini azaltacağı inancı” gibi algılar da kurumsal yönetime geçişin önündeki diğer önemli engeller arasında yer alıyor.

İtibarım olsun yeter

Kurumsal yönetimin gelişmesini destekleyen en önemli unsurun, kurumsal yönetimin şirketin itibarını artıracağı ve sürdürülebilirlik kavramını güçlendireceğine dair inanç olduğunu görüyoruz. Kurucunun ya da patronun şirketin başarılı bir şekilde devamı için bunun gerekli olduğuna dair düşünceleri de kurumsal yönetiminin gelişiminde önemli rol oynayan bir başka faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kurumsal yönetimin şirket değerini arttıracağı, kararlarda ve uygulamalarda kişilerden bağımsız olabilmeyi sağlayacağı yönündeki algı da gelişimi artıran diğer noktalar arasında yer alıyor.

Kurumsal yönetim şart

Peki, kurumsal yönetime kim sahip çıkıyor? Kim kurumsal yönetimi olmazsa olmaz olarak görüyor? Bunun, bir taşıyıcı ve sürükleyicisi kim? Kendi başına  büyüyüp gelişmesi mümkün olmadığına göre bize bazı gönüllüler lazım.  Kurumsal yönetimin dört asli sürükleyici gücü olduğu görülüyor. Bunların başında profesyonel yönetim geliyor. Kurumsal yönetim alanındaki gelişmeleri yakın markaja alan ve bunları kendi şirketlerine taşıyan, şirketlerini bununla besleyen ve kendi kariyerlerinin de bu şekilde gelişeceğine inanan, bir anlamda bu işin ‘bayraktar’lığını yapan bir grup profesyonel ise bu işin ikinci önemli taşıyıcı konumunda… Aile şirketlerinin kurucu üyeleri ve SPK gibi düzenleyici kurullar da kurumsal yönetimin önemli sürükleyici güçler arasında yer alıyor. Yabancı ortaklar, finansman sağlayan paydaşlar, aile şirketlerinde genç kuşaklar, çalışan, müşteriler ve kamuoyu da kurumsal yönetimin gelişimine katkıda bulunan diğer aktörler arasında yer alıyor.

Doğru zaman, doğru insan

Gerçekten böyle mi acaba? Kurumsal yönetim için, doğru zaman, doğru insan, doğru kadro gerekiyor mu? Ya da kurumsal yönetime geçişin bir zamanı var mı? Aslında bu iş biraz da farkındalık yaratabilmekle ilgili. Eğer ana hissedarlar, şirkette lider konumunda olanlar, yönetim kadrosu, beyaz yakalılar ve bu iş için bayraktarlık yapanlar farkındalık yaratmayı başarabiliyorsa kurumsal yönetim anlayışı şirketin genelinde çok daha kolay yayılabiliyor.

Her eve lazım

“Kurumsal yönetim faydalı mıdır?” diye sorduğunuzda buna büyük bir çoğunluk olumlu yanıt verecektir. Çünkü kavramın kendisi oldukça heyecan verici ve merak uyandırıcı… TKYD’nin hazırladığı çalışmaya katılanların da yüzde 63’ü kurumsal yönetimin kesinlikle faydalı olduğunu, yüzde 34’ü de faydalı olduğunu söylüyor.

Peki, “…kurumsal yönetime ne zaman geçmeli, bunun bir formülü ya da bir zamanlaması var mı?” Bu sorunun cevabı şirketten şirkete değişse de TKYD’nin anketine katılanların yarıya yakınının kuruluş aşamasından itibaren kurumsallaşmaya geçilmiş olması gerektiğini belirtmiş olması bu konuda oldukça iyi niyetli olunduğunu gösteriyor.

Bir şirket ne zaman kurumsal yönetime geçmeli?

Kuruluştan itibaren                                                          %48,8

Belirli bir bilanço büyüklüğüne ulaşıldığında             %43,9

Ailede kuşak geçişleri yaşanırken                                %33,3

Halka arz öncesi                                                              %32,1

Şirket belli bir çalışan sayısına ulaştığında               %26,8

Yabancı ortaklık kurulma aşamasında                       %24,8

Belirli bir rekabet avantajı oluştuğunda                      %19,1

Yeterli sermaye birikimine ulaşıldığında                    %18,3

Şirket belli bir yaşa geldiğinde                                     %16,7

Alternatif finansmana ihtiyaç duyulduğunda              %7,7

Hayaller ve gerçekler

Kurumsal yönetim ile ilgili beklentiler ile gerçeklerin fazla örtüşmediğini pratikte de çok sık görüyoruz. TKYD çalışmasında da bunun izdüşümleri var. Örneğin kurumsal yönetimin hesaplanan en önemli etkisi “Toplumsa Fayda” olurken yapılan ankette bu kavram en son sırada yer alıyor. Şirket itibarı, hesaplanan etkiler arasında direkt olarak yer almasa da ankete katılanlar kurumsal yönetimin benimsenesinin en önemli faydasının “Şirket İtibarı” na yapacağı katkı olduğunu düşünüyor.  Sizin anlayacağınız algı, kitaplarda yazılandan çok farklı…

Gelişim için eğitim ve denetim

Kurumsal yönetim öyle bir kere ortaya atılıp bırakılacak bir kavram değil. Sürekli gelişim istiyor. Bunun için paydaşların eğitilmesi, performans kriterleri ve raporlama standartlarının geliştirilmesi, etkin denetim ve iç kontrolün yapılması, yönetim kuruluna bağlı komitelerin oluşturulması ve etkin bir şekilde çalışmasının yanı sıra bunun dışarıdan değerlendirmesinin yapılması için kurumsal yönetim derecelendirmesinin mutlaka devreye alınması gerekiyor.

Kurumsal Yönetim nedir?

Kurumsal Yönetim Algı Araştırması’nda öne çıkan başlıklar:

  • Kurumsal yönetim şirket değerini arttırır.
  • Kişilerden bağımsız bir yönetim oluşturmayı mümkün kılarak sürdürülebilirliği sağlar.
  • Kurumsal yönetim anlayışının önündeki en büyük engel duygusal ve psikolojik faktörlerdir.
  • “Şeffaflık” ilkesi ticari sırların açığa çıkabilir endişesi kurumsal yönetimin ötelenmesine sebep oluyor.
  • Denetim, gözetim rolünü oynaması beklenirken icrai konuların içinde olan yönetim kurulları ile icra ile arasında bir yetki ve sorumluluk kargaşası yaşanıyor.
  • Türkiye’deki hukuki yapı kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanması için yeterli değil.
  • Şirketim kurumsal yönetim konusunda farkındalık sahibi diyenlerin oranı yüzde 46’yı aşıyor.
  • Şirketim “kurumsallaşmış” diyenlerin oranı yüzde 46’ya yaklaşıyor.
  • Şirketim “kurumsallaşmamış” diyenlerin oranı yüzde 7,7’yi buluyor.
Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir