Sizin maaş kaç YTL

Önce enflasyon sonra YTL vuruyor. Maaşlarda yukarıya hareket sizce de artık bir rüya mı… Önce hepimiz şu enflasyonun belini bükelim diye uğraştık durduk. Enflasyon düştü, olan bizim maaşlara oldu. Uzun zamandır ‘Türk Lirası’ndaki sıfırlardan kurtulalım biz de itibarlı para birimine sahip olalım’ diyoruz. Ehh sonunda o da oluyor. Sıfırsız para bizim maaşları eritiyor.

Haberlerim iyi değil. Tabii neye ve nereden baktığınıza bağlı. Şirketlerin önemli bir bölümü yeni yılda ücret artışlarını yüzde 8 ile 10 arasında sınırlamayı planlıyor. Çalışanlar da zaten son yıllarda yaşadıkları nedeniyle ücret artışı ummuyor.

Hadi bakalım şimdi ne olacak?

Peryön, yani Türkiye Personel Yönetimi Derneği yeni dergisi PY’yi piyasaya çıkardı. Açılımı Popüler Yönetim olan PY’de yer alan ücret araştırması haberi bakın nasıl sonuçlara sahip: Kurumsal katılımcıların yüzde 26 gibi bir kesimi, çalışanlarına 2005 yılında ortalama yüzde 8 – yüzde 10 arasında bir ücret artışı planlarken, diğer yüzde 26’lık kesim bu artışı yüzde 10 – yüzde 15 oranında hedefliyor.

Çalışan kesim maaş artışları konusunda kurumlara göre daha karamsar. Çalışanların yüzde 11’lik kesimi, yeni yılda maaş artışı beklemiyor. Bireysel katılımcıların yüzde 50’si, aldığı maaşın beklentilerinin altında olduğunu belirtiyor. Yüzde 13’ü maaşının beklentilerini karşıladığını, yüzde 37’si yalnızca temel ihtiyaçları için yeterli olduğunu söylüyor.

√ Bireysel katılımcıların çoğu enflasyondaki düşüşün maaş artışlarına olumsuz etki etmesini bekliyor.

√ Yüksek enflasyon dönemindeki yüksek maaş artışlarının artık yaşanmayacağı düşüncesi hakim.

√ Çalışanlar maaşlarını etkileyebilecek performans, ikramiye, prim gibi diğer faktörlere olumsuz yaklaşıyorlar.

√ Kurumsal katılımcıların neredeyse enflasyonun ücret artışlarına olumsuz yönde etki edeceğini belirtiyor.

√ Geçtiğimiz dönemlerde enflasyon oranlarına bağlı olarak yılda 2-3 kez gerçekleşen maaş zamları yerini, yılda bir kez performans ve terfiye bağlı ücret artışlarına bırakacak.

√ Artış oranlarının son döneme göre düşüş göstermesi bekleniyor.

√ Çalışanın performansı maaşına doğrudan etki edeceğinden, enflasyon kaynaklı düşüş bireysel performansa bağlı olarak telafi edilebilecek.

√ Şirketlerin performans yönetim sistemi – ücret sistemi ilişkisini yeniden gözden geçirmeleri de gerekiyor.

√ İş piyasalarındaki hareketlenme ile ekonomideki gelişmeler maaş artışlarına doğrudan etki edecek.

√ Firmaların nitelikli personel arayışlarında artış gözleniyor. Daha nitelikli eleman ihtiyacı, ücretlerin yatay olarak yükselmesine neden olacak.

√ İş imkanlarının artmasıyla birlikte, firmalar açısından nitelikli kişileri elde tutmanın zorlaşması, kilit pozisyonlarda görev yapan kişilerin daha yüksek ücretlendirilmesine yol açacak.

Araştırmaya yönelik bazı teknik bilgileri paylaşmak istiyorum: Araştırma Ernst & Young ve Peryön işbirliğiyle yapıldı. Araştırmayı Ernst and Young İnsan Kaynakları Danışmanlığı Bölüm Başkanı Müge Yalçın değerlendirdi. Araştırmaya, 3 bin 834 insankaynaklari.com kullanıcısı ile  Peryön üyesi 85 firma katıldı. Araştırmaya katılan bireysel kullanıcıların yüzde 53’ü 24-29 yaş arasında. Katılımcıların yüzde 58’i erkek, yüzde 42’si kadın. Yüzde 98’i şu anda çalışıyor. Araştırma, demografik sorularda çalışmakta olduğunu belirten kesimin verdiği yanıtlara göre yorumlandı

Müge Yalçın’ın araştırma sonuçlarına göre özet değerlendirmesini sizinle paylaşmak istiyorum; “Maaşlardaki ve maaş artışlarındaki genel memnuniyetsizlik temelde yüksek enflasyonlu süreçten düşük enflasyonlu sürece geçişle ilgili. Geçtiğimiz dönemlerde yüksek enflasyona paralel olarak gerçekleştirilen yüksek ücret artışları, enflasyonun düşmesiyle birlikte düşük oranlara indi. Önceleri yüzde 30 – yüzde 40 oranlarında maaş artışı alan çalışanlar, her ne kadar şu an aldıkları zam oranları enflasyonu karşılasa ya da üzerinde olsa da bu oransal düşüş, negatif anlamda bir psikolojik etki yaratıyor. Tüm bunların yanı sıra, 2000 krizinin ardından çalışanların maaşlarında da yaklaşık yüzde 40 civarında reel gerileme yaşandı. Bugüne baktığımızda, krizin ardından son 3-4 yılda gerçekleşen zam oranları, toplamda krizin öncesindeki rakamların çok gerisinde kaldı. Çalışanların maaşları konusunda duydukları memnuniyetsizliğin kriz öncesine dönüş beklentisi nedeniyle de oluştuğu görülüyor. Yalnız şunu belirtmekte fayda var; şirketlerin genel ücret politikalarına bakıldığında, kriz öncesi politikalara bir dönüş planlanmıyor. Birçok şirket o dönemlerde gerçekleştirdiği, somut kriterlere dayanmayan aşırı değerlendirmelerden sonra ücret sisteminde yeni politikalar geliştirmeye başladı.3

Ücret artışını neler etkileyecek dersiniz; enflasyon ve kişisel ilişkiler, katılımcılara göre ücret artışını en çok etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Bireysel performans ise ücret artışını belirleyen faktörler arasında üçüncü sırada. Grup performansı, araştırma sonuçlarına göre ücret artışını en az etkileyen faktörlerden biri olarak gösteriliyor.

Ücret artışını etkileyen faktörler sorulduğunda, bireylerin ve kurumların yanıtlarını karşılaştırmakta fayda var. Öncelikle iki grupta da enflasyon, ücret artışlarını etkileyen birincil faktör olarak belirtiliyor. Her ne kadar enflasyonda yaşanan düşüşün önümüzdeki dönem ücretlendirmelerinde performans bazlı ücretlendirme, prim sistemi gibi farklı uygulamalar getirmesi bekleniyor olsa da enflasyonun direkt etkisi olduğu algılaması hem kurum hem de çalışan açısından hala devam ediyor.

Enflasyondaki düşüş ve Yeni İş Kanunu ile birlikte, bireysel performansın önemi de giderek artmaya başladı. Performans yönetimi ve ödül sistemleri 2-3 yıl öncesine göre şirketlerde çok daha oturmuş durumda. Böylece çalışanların bireysel anlamda şirkete kattığı değer, maaşlarına da direkt olarak etki edebiliyor. Zam oranlarındaki düşüşle birlikte, çalışan maaşlarındaki performanstan kaynaklanan 1-2 puanlık artış farkının, zaten yüksek olan maaş artışlarına göre çok daha etkili ve motive edici olduğu söylenebilir. Yeni İş Kanunu ile birlikte performans sistemlerini gözden geçiren/yeniden oluşturan şirketler, enflasyondaki düşüşün etkisiyle performans bazlı ücretlendirmeyi ön plana çıkarıyor. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, kurumların ücret artışlarındaki ikinci önemli faktör olarak bireysel performansı gösterdikleri görülüyor. Performans sisteminin giderek önem kazanmasıyla birlikte, grup performansının çalışan ücretlerine daha doğrudan bir etkisi olması bekleniyor.

Kurumların verdikleri yanıtlara göre, ‘firma verimliliği’ maaş artışlarında etkili olan faktörler sıralamasında üçüncü. Firma karı artıkça, ücret sistemine bağlı olarak çalışan ücretlerinde de prim ya da ikramiye şeklinde performans bazlı artışlar görülebiliyor.

Çalışanların verdikleri yanıtlara bakıldığında, bir faktör dışında sıralama paralellik gösteriyor. Çalışanlar, ücretlendirmede en önemli ikinci faktörün ‘kişisel ilişkiler’ olduğunu söylüyor.

Araştırmaya birey olarak katılanların yaklaşık yüzde 50’si küçük ve orta ölçekli firmalarda çalışıyor. Bu firmalarda belirli bir ödül sistemi oturmamış ve kurumsallaşmamış. Alınan yanıtlarda ücret artışlarının bireysel performanstan çok kişisel ilişkilere dayandırıldığı gözleniyor.

Evet… maaşlar eriyormuş gibi duruyor. Evet sanki enflasyonda beklediğimiz düşüş biz çalışanlar için psikolojik bir yıkım yaratıyormuş gibi duruyor. YTL korkutuyor. Ama benim çok özet yorumum şu olacak; hayat değişiyor alışmalıyız. Değişim artık belli temeller üzerine oturuyor, umuyorum ki bundan böyle keyfi değişiklikler yaşamayacağız. Sistem kurumsal yapılara kucak açacak, keyfi yapıları eleyecek. Bugün için tatsız gibi gözüken durum, çok kısa zamanda rayına oturacak.

Anlık gelişmelere aldanmadan, geleceği planlamamız gerekiyor.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir