Sevişme Savaş

Savaşın çıkma nedenlerinden biri olarak Amerikan ekonomisinin içine düştüğü istihdam batağına bakmak ister misiniz? Sevişerek bu iş olmuyor. Biraz savaş gerekiyor. Nasıl olsa herkes bir telden çalıyor. Bu yazı, olur ya, bilmecenin eksik parçalarını bulmanıza yarayabilir.

Savaşın çıkma nedenlerinden biri olarak Amerikan ekonomisinin içine düştüğü istihdam batağına bakmak ister misiniz? Sevişerek bu iş olmuyor. Biraz savaş gerekiyor. Nasıl olsa herkes bir telden çalıyor. Bu yazı, olur ya, bilmecenin eksik parçalarını bulmanıza yarayabilir.

Ne konuda yazarsan yaz, kim olursan ol, ne yaparsan yap, dün, bugün, yarın savaş dışında bir şey yazmak ne yazık ki mümkün değil.

Savaş çıkalı birkaç saat oldu. Ben size yazarken TV kanallarının hepsi savaşa ilişkin gelişmeleri aktarıyor, yorum yapıyorlar. Yorumların bazıları kötüsünden bir sosyal bilgiler dersi gibi… Feci bir harita üzerinde ellerini kollarını sağa sola savurarak, savurdukça ağzından çıkan söze daha fazla ağırlık katacağını sanan yorumcular…
Çok feci canım, belli ki okulda tarih dersine girmemiş, sosyal bilgileri kırmış, coğrafyadan çakmış… Bak bak hala işaret parmağını Irak’ın değişik bölgelerine çeviriyor. ABD’nin dünya politikası üzerindeki görüşlerini ve geleceğe ilişkin tahminlerini bizlerle paylaşıyor.

Hani bu ülkede biz yarını tahmin ediyor olsak, TV’deki gazeteci yorumcunun biraz olsun inandırıcılığı olacak. Ama zaten biz değil yarını, birkaç saat sonrasını kendi adımıza tahmin etmekten aciziz.

Diyor ki, “Bu Amerika burada uzun süre kalmayacak…”, cümle bir şekilde bitiyor. “1950’lerden itibaren…” diye söze başlıyor ve Amerika’nın bölgeyi çok ihmal etmiş olduğunu ve buradaki petrol yataklarını istediğini söylüyor… Yorumların sığlığı ve dağınıklığı karşısında içimden dua etmeye başlıyorum, üniversitelerin uluslar arası ve siyaset bilimi bölümlerinden genç arkadaşlarımın bir an önce kendilerini yetiştirmelerini diliyorum. Ama o zamana kadar savaş bitecek!…

Başka Neden Ne Olabilir

Aylardır savaşla yatıp kalkmamıza karşın, pek çoğumuzun kafasında bu savaşın neden mutlaka çıkmak zorunda olduğuna dair net görüş yok.
Çünkü mantığa sığmıyor.
Çünkü tencere dibin kara seninki benden kara.
Çünkü biri kötü, öbürü daha kötü…

Bizim bu oyundaki yerimizle ilgili ise, ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Öylesine tecrübesiz, öylesine cahil, öylesine amaçsız, öylesine beter ki, yıllar sonra bir yerlerde anlatılmaya bile değmeyecek, hiçbir okulda “case study” olarak incelenmeyecek.

Yazının girişine aldanıp kimse bulamamış da savaşın gerçek nedenini ben bulmuşum gibi bir havayla karşınızda bulunduğumu sanmayın. Haddim değil.
Savaşın birden fazla nedeni var. Örtülü nedenleri, açık nedenleri… Yapısal nedenler, konjonktüre bağlı nedenler… Kaçınılmaz nedenler, kaçınılması mümkün nedenler…

Bunlardan bir tanesi istihdam ve bu konuda hiç konuşulmuyor. ABD’nin ekonomi ve istihdama ilişkin sorunları savaşın çıkmasındaki önemli nedenler.

Durum Kötü

Amerika Birleşik Devletleri’nde hayat her zamankinden daha kötü, daha karamsar, daha tehlikeli. Borsa düşük, insanlar güvensiz, terör kapıda, çalışanlar güvensiz, kurumsal çöküşler bitmemiş, hükümet başarısız, canlanma görünmüyor, yaratıcılık dibe vurmuş, işsizlik had safhada, yolsuzluk deseniz o da…

ABD’de yakında güzel günler gözükmüyor.
2001 yılından bu yana Amerikan iş dünyasının kapının önüne koyduğu insan sayısı 3.3 milyon. Bu rakam 1990 ekonomik krizinin dört katı.
Genel olarak sektörlere baktığımızda ABD’de inşaat sektöründe istihdamın yüzde 1.3 gerilediğini, ulaştırma ve kamu hizmetleri alanında istihdamın yüzde 2.8 küçüldüğünü, imalat sanayiinde yüzde 3.5 gerilediğini görüyoruz.

Teknolojinin kalbinin attığı yer olarak bilinen Silikon Vadisi’nde artık pek bir şey atmıyor. Atsa atsa sinirden damarlar atıyordur. Burada son dönemde 127 bin kişinin işine son verildi. Ücretler ortalama yüzde 22 geriledi. Yazılım sektöründe 54 bin kişi sokaklara döküldü.

Sektörün yeniden toparlanacağı konuşuluyor ve hatta toparlanmaya başladığı söyleniyor ama o zaman neden moraller hala bozuk…
Yazılım donanımdan daha iyi. Donanım sektöründe iş yüzde 20 geriledi. Kaybolan iş kollarının önemli bir bölümünün geri gelme olasılığı gözükmüyor.

Biraz da farklı sektörlerden örnek verelim… Reklam sektöründe durum daha değişik. Geçtiğimiz yıl Amerika’da reklamlara ödenen para 2001’den daha fazlaydı. Reklam harcamalarının 2000 yılını yakalamak üzere olduğu söyleniyor. Bu gelişmeye sevinmek yetmiyor, çünkü görünen o ki yeni iş kolları yaratılamadığı için büyüme mümkün olamayacak. 2003 yılında reklam satışlarının yüzde 2 ile 5 oranında artış kaydedeceği tahmin ediliyor. Eğer bu rakam yüzde 2’lerde kalırsa sektördekilerin maaşlarına zam yerine bir bardak soğuk su içmeleri gerektiği söyleniyor.

Yeni mezunların girmek için can attığı telekomünikasyon sektöründe çalışan 587 bin kişi için artık bu sektör meslek kapısı olarak gözükmüyor. Bu insanlar işten çıkarıldılar, yaptıkları işler de büyük olasılıkla Çin’den ya da Hindistan’dan uzaktan kumandayla yapılıyor.

Beyaz Yakalıların Sonu

Ne olmuş yani diyebilirsiniz. Herkes işini kaybediyor. ABD’de son yıllarda yaşanan ve daha önce pek de görülmeyen durum ise şu; eskiden otomotiv sektöründe çalışabilir, konjonktürel nedenlerle işinizi kaybedebilir, otomotiv cenneti Detroit’i ailenizle birlikte bir gecede terkedebilirdiniz. Pılınızı pırtınızı toplayarak, geleceğinizi  bir başka eyalette arayabilirdiniz. Pekala da sıfırdan başlayabilir ve geleceğe ümitle bakmaya devam edebilirdiniz.

O günler bitti.
Amerikalılar için hayat eskisi kadar kolay değil. California’da da iş yok, Washington’da da iş yok, New York’ta da… İşinizi kaybettiğinizde gidebileceğiniz bir yer yok artık.

Amerikan iş piyasalarının yaşadığı çok önemli sorunlardan bir tanesi iş’lerin yok olması. Beyaz yakalı işlerin, geleceğin işi denilen teknoloji mesleklerinin Amerika’da yok olup, deniz aşırı coğrafyalarda yeni kaderler belirlemeleri. ABD iş piyasasında Uzakdoğuyla rekabet edemiyor. Çin belini büküyor. Hindistan, Filipinler de öyle… Meslekler ABD’den dışarı kaçıyor. 2015 yılına kadar 3 milyon 300 bin işin bir başka ülkeye kayması bekleniyor.

Kaç Paralık Adamsın

İlginizi çekeceğini umduğum bir tabloyu da sizinle paylaşmak istiyorum. Türkiye’de daha yolun başındayız. Doğru dürüst hiçbir araştırma yok. Ücretlerle ilgili kulaktan dolma bilgiler edineceğinize, ABD’deki ücretler konusunda fikir edinmeniz daha doğru olur. Biliyorsunuz, bu tür araştırmalara ancak para karşılığı ulaşabilirsiniz. Türkiye’de araştırma yapan şirketler medyaya ellerindeki araştırmaların en önemsiz yerlerini verirler. Zaten ücretler ülkemizde herhangi bir mantık izlemediği için hata oranları da yüksek olur…

Aşağıda sözünü edeceğim meslekler ve bunlara verilen ortalama yıllık ücretler, Business 2.0 Dergisi’nin yaptırdığı geniş kapsamlı bir araştırmadan alınmıştır.

İnşaat sektöründe;
Yönetici ya da bölüm başı pozisyonunda bir kişinin geçtiğimiz yıl yıllık kazancı 77 bin 300 USD. Bu rakamı alanların tatmin oranı düşük. 2003 yılında bu pozisyonda bir kişinin ücretine alması gereken artış yüzde 4.1. Bu sektörde bir mimar yıllık 52 bin 600 USD, bir şehir planlamacı yıllık 54 bin USD alıyor. Her ikisinin de 2003 yılı için tahmin edilen ücret artışı yüzde 4.2 olarak tahmin ediliyor.

Enerji sektöründe;
En yüksek yıllık ücreti alanlar araştırma geliştirmeciler. Arama faaliyetlerinde çalışan yönetici kadrosunun yıllık 163 bin USD kazançları var.

Mühendislikte;
Bu alanda en yüksek ücreti nükleerciler alıyor, en düşük de ziraat  mühendislerine nasip oluyor. Birinin yıllık kazancı 105 bin dolar, diğerinin 69 bin 900 dolar. Fikir vermesi açısında belirtelim bir elektrik mühendisi yılda ortalama 89 bin 100 USD kazanıyor, endüstri mühendisi 85 bin dolar…

Finans;
Üst düzey portföy yöneticisi yıllık 2 milyon 375 bin kazanmış… Diğer meslekler arasında benim dikkatimi çeken en yüksek rakam diyebilirim… Bu araştırmada memnuniyet derecesini de dikkate almışlar. Portföy yöneticileri, diğerlerinden daha fazla kazanmalarına karşın memnuniyet dereceleri orta karar. Portföy yöneticilerinin bu yıl kazançlarının yüzde 4 oranında artması bekleniyor.
Hemen belirtmekte fayda var, genel olarak tüm alanlarda çalışanların ücret artış beklentileri en fazla yüzdelerde görünüyor.

Finanstan sorumlu genel müdür yardımcısının yıllık kazancı 138 bin dolar civarında, hazinecinin yıllık kazancı 125 bin dolar düzeyinde, bir muhasebecinin yıllık kazancı 53 bin dolar dolayında…

Bir hukuk firmasında, deneyimli ortak pozisyonunda çalışanın ortalama yıllık kazancı 569 bin dolar, bir hukuk firmasında beş yıl deneyimle çalışanın geçen yıl ortalama ücreti 115 bin dolar…

İmalat sanayiinde satın alma yöneticisinin geçtiğimiz yıl kazancı ortalama 122 bin dolar, üretim yöneticisinin yıllık kazancı 97 bin dolar, lojistik departmanında çalışan bir uzmanın kazancı ise 44 bin dolar civarında oldu.

Perakendeye baktığımızda gördüğümüz rakamlar ise şöyle özetlenebilir;
Üst düzey satış yöneticisi geçtiğimiz yıl ortalama 60 bin dolar kazanmış, orta derece bir muhasebeci bu sektörde 58 bin dolar kazanmış.

Kim, Nerede, Kaç Kişi İstihdam Ediyor

ABD’den yurt dışına kayan işler çoğunlukla Çin, Filipinler, Meksika, Costa Rica, Güney Afrika, Doğu Avrupa, Rusya ve Hindistan’a kaçıyor.
Aynı durum Avrupa’nın da başında. Avrupa iş piyasası iş yükünün önemli bir bölümünü elinden Çin’e, Güney Afrika’ya, Hindistan ve Doğu Avrupa’ya kaçırmış gözüküyor.

Delta Havayolları, Hindistan ve Filipinler’de 6 bin sözleşmeli eleman çalıştırıyor. Bu insanlar havayolu rezervasyon ve müşteri hizmetleri işleri yapıyorlar.
General Electric, bu yıl sonuna kadar Hindistan’da 20 bin kişiyi istihdam etmiş olacak. Çin için planları daha büyük. Bu coğrafyada istihdam ettiği kişilere yaptırdığı iş özetle finansman, teknoloji destek, tıpta araştırma geliştirme, aydınlatma ve uçak işlerinde yararlanma.

HSBC, halen Çin ve Hindistan’da 4 bin kişi istihdam ediyor. Bunlar kredi kartları ve borçlanma danışmanlığı yapıyorlar.
Intel, 2005 yılına kadar Çin’de 3 bin kişiyi istihdam etmiş olacak. Buradaki istihdamından beklentisi çip dizaynı ve teknolojik destek.
Oracle, Hindistan’daki elemanlarının sayısını iki katına çıkarma kararı aldı. Böylece 4 bin kişiyi istihdam etmiş olacak. Yazılım, müşteri destek hizmetleri ve muhasebe alanlarında bu kişileri kullanacak.

Philips, Çin’de 700 Çinli mühendis çalıştırıyor. Yapılan işin cinsi tüketici ürünleri üretimi ve araştırma geliştirme.
Procter and Gamble, Filipinler’de 650, Çin’de 150 kişi istihdam ediyor. Burada muhasebe ve teknolojik destek işlerini sürdürüyor.

Bu İşin Sonu Savaş

Aynı kalitede işi daha düşük ücrete yapan olduğu sürece, gelişmiş ekonomilerde yeni iş yaratmak mümkün gözükmüyor.
Yeni iş yaratılmadığı sürece istihdam rakamlarını iyileştirmek mümkün değil.
İnsanlar iş bulamayınca moralleri şişirmek, yaratıcılığı artırmak mümkün değil.
Ne yapalım o zaman.
Acaba savaş mı yapsak?…

Sevişmeyip savaşınca tahmin edemeyeceğiniz kadar tüketim oluyor, yeni iş kolları ortaya çıkıyor, kafalar bir şeylerle meşgul olunca daha az kavga, gürültü kopuyor…
Ekonomik çöküşe karşı, silahlı reçete.

Ben yazımı nokta koymaya hazırlanıyorum, kulağım televizyonda siren sesleri duyuyorum, insanların kaçıştığı görülüyor, sivillerin öldüğü söyleniyor, çok sayıda yaralı olduğu…

Sevişme savaş…
Savaşma seviş!

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir