Ruhum isyanlarda

Kıran kırana savaş, kıran kırana mücadele… Hayli kanlı ve  kaotik! Herkes bağırıyor ve hiçbir şey duymuyoruz. Genel seçim tadında bir yerel seçim süreci yaşıyoruz. Bu seçimin sonucu siyasi partilerin geleceği açısından çok belirleyici olacak. Ama bizler açısından ne kadar belirleyici olacak? Hayatımızda ne değişecek?

Ben de sizin gibi tartışmadan uzak, fikir gelişiminden ırak bu yavan bağrışmalar içinde ruhumun büzüştüğünü gördükçe isyan ediyorum.

Alternatif konular üretmek ve tartışmak, fikirler duymak istiyorum. Meydanlarda bağrışan insanları görmek, duymak istemiyorum. Yeni fikirlere yelken açmak, yeni fikirler geliştirmek istiyorum.

Bir ülke nasıl gelişir, biri anlatsın lütfen… Bir metropolde neler olmalı? Bakıyorum,  dünya bambaşka konulardan konuşuyor… Bizde nerede bu konular? Neden tartışılmaz?

Örneğin “Girişimci Ekosistemler”! Dünya bu konuyu tartışıyor. Madem yerel seçim dönemindeyiz tartışmamız gerekmez mi? Dünyanın farklı metropollerinde gelişim nasıl sağlanıyor? Buralara yeni fikirler, genç insanlar neden nasıl geliyor? Bu merkezler nasıl cazibe alanları oluşturuyor? İstanbul, Ankara, İzmir böyle bir cazibe merkezi olabilir mi?

Bir kentin ihya olması için otoyol, hava alanı, konut tabii ki elzem… Peki ya insanlar? Kaliteli insan kaynağı (!)

“Girişimci ekosistem” ne demek… Girişim, cesaret demek, bilgi demek, araştırmak demek, yeni fikirler demek, farklı olmak demek. Ekosistem, bu saydığım türe giren birey ya da topluluklardan oluşan küme demek.

“Girişimci ekosistem” terimi ilk kez 20 yıl önce ortaya atıldı. Bir görüşe göre, “girişimci ekosistem”ler, siyaset, kültür ve piyasa gibi nüfus alanı kuvvetli kavramlar etrafında oluştu. Bir başka görüşe göre ise bu yaşam alanlarını, yetenek, finans ve altyapı gibi roller oynayan aktörler oluşturdu.

Bu ekosistemlerin ilk örneği Silikon Vadisi. Dünyadaki diğer şehirlere de örnek oldu. Vadiye benzer topluluklar başka büyük metropollerde de oluşmaya başladı. Bunlar Londra, Berlin gibi gençlerin yaşamak istediği şehirler. En şaşırtıcı olanı ise Ürdün’ün başkenti Umman. Suriye’nin kapı komşusu ve siyasi karmaşanın tam ortasında yer alan, çölde vaha gibi… Umman’da birkaç yüz tane girişimci oluşum mevcut. Ortadoğu’da kişi başına düşen en çok girişim unvanı ise İsrail’e ait.

Dijital devrim sadece teknoloji dünyasında değil, hayatın her alanında etkisini gösteriyor. Etkinin en büyüğü ekonomik anlamda oldu. Girişimcilikte patlama var. Dijital şirketler ya da oluşumlar mantar gibi her köşeden kafasını kaldırıyor. Ne oluyor derken aslında iş dünyasının şirketleşme anlayışı yeniden yazılıyor.

Dijital devrim Türkiye’de zayıf. Bu küresel bir hareket örneğin neden Berlin’de, Londra’da, Telaviv’de, Singapur’da ve hatta Umman’da dikkat çekiyor? Neden onlarda var, bizde yok?

Ne kadar farklı bir yaşamdan söz ediyoruz; dijital-hızlı-girişimci-küçük-mobil-genç… Yeni ekosistem!

Bundan birkaç gün önce uluslararası finansçılardan oluşan bir gruba Ürdün örneğini sordum. Aralarında Arap kökenli bankacıların olduğu grup, çok heyecanlanmadı, Kralın özel çabasıyla kurulduğunu ve toplumun DNA’sına nüfus etmediğini ima etti…

Asıl Singapur yabana atılır gibi değil! Akıllara durgunluk verecek ilginç bir örnekten söz ediliyor. Singapur’da yedi katlı bir sanayi binası “var”mış! Binayı ilginç kılan ve ayakta tutan içindeki “kiracılar”mış”. Burası dünyanın en kalabalık girişimci ekosistemi olarak anılıyor. Binada, 100  tane yeni girişimci yaşıyor. Singapur, gençleri girişimciliğe yönlendiren en iyi devletlerden biri kabul ediliyor.

Neden Singapur ve diğer kentler… 2000’de, ABD’de “Dot.com Balonu” patlayınca, risklerini yüzdürmek isteyen yatırımcılar desteklerini, denizaşırı ülkelere yapmaya başladı. Yabancı şirketlerin ülkeye yatırım iştahını doğru zamanda ve hızla yorumlayan Singapur, girişimcilere kapılarını açıp şefkat göstermeye karar verdi.

Şefkatin tarifi; önce bürokrasi yumuşatıldı. Şirket kurmak haftalar sürerken, artık sadece birkaç saati alıyor. National University of Singapore her yıl 120-150 öğrenciyi Silikon Vadisi’nde bir yıllık staja gönderiyor. Evlerine dönen öğrencilere 40 bin dolarlık bir bütçe teklif edilerek girişimci olmaları yönünde destekleniyor. Yabancı yatırımcılara yapılan teklif ise daha çekici. Ulusal Araştırma Kurumu 500 bin Singapur dolarına (SGD) kadar olan yatırımlarda, her bir SGD’nin üstüne beş SGD koyuyor. Teşviklere geri dönüş inanılmaz. Gai’nin tahminlerine göre girişimci ekosistemin yaklaşık 800 tane internet şirketi var. Bir milyon insana 160 şirket düşüyor.

Girişimci ekosistem Ortaçağdaki zanaat loncalarına benzetiliyor. “Toplumsal sermaye” kavramı, “girişimci ekosistemler”, birbirleriyle çok güçlü ilişkilere sahip. Ne kadar çok üyeleri varsa, o kadar aktif ve cazipler. Bu durum onların hataya olan toleransını artırıyor. Fikir alışverişi sayesinde enerjilerini üst düzeyde tutuyorlar.

Türkiye’yle noktalamak gerekirse, OECD’nin incelediği 44 ülke arasında binde 4.5’le, “Yüksek Teknoloji” ihracat payı en düşük olan ülkeyiz.

Dünya Bankası’ndan bir hatırlatma:

Türkiye’nin ileri teknoloji ihracatının Toplam İmalat Sanayi İhracatı İçerisindeki Payı (%)

  1990 2000 2005 2006 2007 2008 2009 2010
Türkiye 1,2 4,8 1,5 1,9 1,9 1,6 1,7 1,9

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir