Robot Kadar Olamadık

close-up view of human hand and hand of robot in handcuffs isolated on white

İlginç zamanlar… Çok gelişmiş gibiyiz ama aynı zamanda pek ilkeliz. Hayatlarımız çok teknolojik ama temel konularda sınıfta kalıyoruz.

Güler misin ağlar mısın desem yeridir.

İnsanoğlu olarak robot geliştiriyoruz, geliştirdiğimiz robotlardan korkuyoruz. Bu konuda o kadar çok tahmin var ki, dehşet senaryoları havada uçuşuyor. Güvendiğim kaynaklardan biri olan Accenture ve Teknolojiden Sorumlu Başkan yardımcısı CTO Paul Daugherty açıklamasını baz alacağım;

Geliştirdiğimiz yapay zekanın çalışma saatlerinin yüzde 40’nı etkileyeceği tahmin ediliyor. Bu, işlerin ortadan kalkacağı anlamına gelmese de var olan işlerin bir bölümünün elimizden gideceği ya da dönüşeceği kesin. Üretken yapay zekanın etkisini hesaplamaya çalışan Accenture, dille ilgili 200 görevi manuel olarak belirleyip hangi görevlerin otomatikleştirilme veya artırılma potansiyelinin daha yüksek olduğunu değerlendirmiş. Üretken yapay zekanın insanların çalışma saatlerinin yüzde 40’ını etkileyeceği tahmini buradan çıkıyor.

Dönelim komik hallerimize; Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre robotlarla nasıl ilişki kuracağımız başlı başına bir sorun. Robotlar karşısında insanoğlu elini kolunu nereye koyacağını bilemiyor! Komik değil mi şimdi bu?

Diyelim ChatGPT kullanıyorsunuz, sorduğunuz soruların tonuna bir bakın lütfen. Kendimi zaman zaman rica ederken bulduğumu itiraf edeyim. Emir kipiyle arama yapamıyorum. Ayıp olur. Burada rahatça gülebilirsiniz, ben kendime çok gülüyorum.

Stanford Profesörleri Albert Ray Lang ile Herbert Clark ve Güney Danimarka Üniversitesi’nden Profesör Kerstin Fischer uzun zamandır insan robot ilişkisini inceliyor. Araştırmacılar, insanların insanlarla etkileşime girmek üzere tasarlanmış sosyal robotları, kuklalar, sahne oyuncuları ve vantrilok kuklalarına benzer karakter tasvirleri olarak yorumladıklarını savunuyor. (Clark ve Fischer’in makalesi Mart 2022’de Behavioral and Brain Sciences dergisinde yayınlandı)

Araştırmaya göre insan karşısındakinin makine olduğunu bilse de robotlarla etkileşime girdiğinde, çoğumuzun onlara tasvir ettikleri karakterler gibi davranmaya meylediyor. Ayrıca, insanlar robotların nihayetinde onları tasarlayan ve çalıştıran insanların sorumluluğunda olduğunu düşünerek davranıyor. Robot yanlış iş yaparsa, onun ne suçu var; sorumlu insan! Robotun sahibini ya da operatörünü suçluyoruz. Böyle de affediciyiz.

Tartışmalar çeşitli ve derin. Yine Stanford’dan bir görüş; insanların robotlar da dahil olmak üzere medya karakterlerini ve avatarlarını psikolojik olarak nasıl işlediklerini (Paul C. Edwards Byron Reeves) onlara hızlı doğal tepkiler verebildiklerini inceliyor. Önce tepki sonra düşünce geliyormuş. Belli ki, robotlarla sosyal yollarla etkileşime giren insanların makineyle ilişkisinde daha gidilecek çok yol var. Ancak araştırma bulgularına “saygı duyma” gibi kavramların çoktan girmiş olduğun fark edince… “pes” dedim kendi kendime; “robot kadar olamadık”!

Bakar mısınız şu işe; birbirimizle nasıl iletişim kuracağımızı, birbirimiz nasıl karşılayacağımızı bilmezken robotlarla ilişkilerimiz analiz ediyoruz. Basamakları beşer onar atlıyoruz.

Bu robotlar bize ne yapacak sorusuna ve Accenture bulgularına döneyim;

Paul Daugherty’e göre  işin türü ne olursa olsun, bazı görevler otomatikleştirilecek, bazılarına destek verilecek, böylece insanların daha önemli işleri yapmaları sağlanacak ve bazı işler teknolojiden etkilenmeyecek. Ayrıca, yapay zeka destekli yeni sistemlerin doğru ve sorumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamak gibi insanların yerine getirmesi gereken çok sayıda yeni görev olacak.

Buna en iyi örneklerden biri müşteri hizmetleri. Üretken yapay zekanın müşterinin niyetini anlayarak bilgi sunma  yeteneği, müşterinin sorununu daha hızlı ve daha kapsamlı bir şekilde çözme kapasitesini artırıyor. Bir MIT/Stanford araştırması, bir sohbet robotunun insanın tek başına yapabileceğinin ötesinde üretkenlikte %14’lük bir artış sağlayabildiğini ortaya koymuş.

Accenture yapay zekanın yaygın olarak insanlarla birlikte çalışacağı beş temel yola işaret ediyor;

1-Danışman olarak, satıştan insan kaynaklarına, bilimsel araştırmalara ve kurumsal stratejiye kadar çeşitli alanlarda yeni zeka türlerini masaya koymak.

2- Yaratıcı bir ortak olarak, kitlelere ulaşmak ve hitap etmek için yeni yollar sunarak, üretim tasarımı, tasarım araştırması, görsel kimlik ve isimlendirme, metin oluşturma ve test etme ve gerçek zamanlı, kişiselleştirilmiş müşteri ilişkileri pazarlamasına benzeri görülmemiş bir hız ve yenilik getirmek…

3- Yazılım geliştiricisi olarak, kod yazımını otomatikleştirmekten sorunları öngörmeye ve önceden tahmin etmeye kadar çeşitli alanlarda üretkenliği artırmak.

4- Otomasyonla ilişkili eylemlerde, özellikle tarihsel bağlam sağlayan, bir sonraki eylem ve adımları sunan, akıllı tahminleri özetleyen görevler.

5- Kurumsal koruma kalkanı sağlamada, Şirketler üretken yapay zekayı yönetişim ve bilgi güvenliğinde kendi avantajlarına kullanmayı öğreniyor. Çok çok çeşitli bu alan; bir iki örnek, verinin kolay erişilebilir hale gelmesi… iş yeri kazalarının önlenmesi yapay zekanın aktif ve etkin olduğu alanlardan birkaçı.

Meraklısına Paul Daugherty’nin kitabı “Human + Machine: Reimagining Work in the Age of AI”.

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir