PROZAC LİDERLER, DEPRESYONDA HALKLAR

Size, “mutluluk hapı”nı fazla kaçırdığı için ayrı bir alemde yaşayan liderleri, kendisine inansınlar diye yapacaklarının sınırı olmayan bu insanların idare ettiği mutsuz yığınları, depresyondaki halkta prozac etkisi yaratan gerçek halk kahramanlarına sahip olmanın değerini hikaye edeceğim. Gerçek dışı olması gereken tiplemelerin  oluşmasına da onların yarattığı halk psikolojisinin de iletişimin gücüyle mümkün olduğunu düşünüyorum. iletişimi iyilik için kullanmanın yollarını bulmak gerektiğine inanıyorum.

Prozac, seratonin maddesi içeren ve ağırlıklı depresyon tedavisinde kullanılan kabaca ifade edecek olursam bir mutluluk hapı.  Anımsarım doktor kontrollü kullanılması gerekli olsa da pek popüler olmuştu. Ününü başkaca atıflara da borçlu. Prozac psikoloji dışında siyasi analizlerin güçlü benzetimlerinden biri. Hafta içinde görevini, “haydi partileyelim” moduyla devreden İngiltere eski Başbakanı Boris Johnson “Prozac Lider” tanımlamasına etiketlenenlerin başında geliyor.

MUTLU LİDER, MUTSUZ HALK

Skandallarına aldırış etmeyen mutlu bir liderdi. Olumlu düşünmenin gücüne samimiyetle inanıp inanmadığını bilemem ama inanırmış gibi göründüğü kesin.  Gerçeklerden uzak hali sinirleri gerdi, sonunda bu duruşu ipini çekti. Zihinsel sorunları olduğunu düşünenler bile oldu, mutlu görüntüsüyle İngiltere’de mutsuzluğun tarihini  yazmış olabilir.

Prozac lider tanımını ilgili makalesinde zevkle okuduğum, yorumculardan biri Raj Persaud. Psikiyatrist olan Persaud, Johnson’ın sinirlerinin bozuk, gerçeküstü tuhaflıklar sergilediğine değinen yazısında  başbakanın kendi yarattığı zincir sorunların nedenini bile Muhafazakar Parti üyelerinin “sürü içgüdüsü”ne bağlama çabasına dikkat çekmiş. Çok düşünmeye gerek yok, bu bağlam çabalarından zengin bir seçkiyi etrafınıza bakınca görebilirsiniz.  Aklıma, bizi yok etmeye çalışan “dış güçler” geldi.

GERÇEKLERDEN KOPUK

Persaud’a göre Prozac liderlerinin özelliği, gerçeklerinin gerçeklikle çarpışmasına izin vermemeleri. Bu liderleri popüler yapan unsurlar onların çöküşünü de hazırlıyor. Prozac sendromuna kapılan liderlerin, her şeyin yolunda gittiğine dair kendilerini (?) de halkı da inanmaya teşvik ediyor ve takipçilerini sorun dile getirmekten veya hataları kabul etmekten caydırıyor. “pembe” değerlendirmeleriyle çelişen kanıtları reddediyorlar.  Olumlu olana odaklanarak uçurumdan çıkmanın yolu olduğuna ikna ediyorlar. Seçmenlere geleceğe dair çılgınca aşırı iyimser görüşler satarak iktidara geliyorlar, halk vaadleri satın aldığında, sonu da satın alıyor.  ABD eski Başkanı Donald Trump’ı da Prozac Lider sınıfında değerlendirenler var. Kendi anlatısına inanıp inanmadığı şüpheli olsa da 2020 ABD başkanlık seçimlerini açıkça kaybettiğinde, takipçilerini gerçekten kazandıklarına ve yine de galip geleceklerine ikna etti. Analizi yapanlar yüzü gülmeyen liderleri de bu sınıfa koyabiliyor. Rus halkı için bir tür nostaljik hayal dünyası yaratan Vladimir Putin bunlardan biri. Savaşta sahadaki üst düzey komutanlarından olumsuz geri dönüş aldığında da Ukrayna’yı fethetme şansının olduğuna inanmasını örnek gösteriyorlar.

İYİMSERLİK BAŞKA ŞEY

Nerede olduklarının önemi yok, kurumsal ya da siyasi  arenada, bir lider için iyimserliğin kaçınılmaz olduğuna inanıyorum, daha iyisine ulaşma hayalini de alkışlıyorum ama  her koşulda kendi yaptığına inanıp, kendi kendini her fırsatta terfi ettirmek başka bir dünya olduğu gibi dünyadan da kopmak.   Zülfü Livaneli’nin Abdülhamit’le ilgili tarihi roman-biyografi niteliğindeki son kitabı Kaplanın Sırtında okumayanlara önerebileceğim prozac lider çalışması. Selanik’te sürgün yıllarında kendisi ve ailesinin sağlığından sorumlu tabip subayın notları ile  dönem kaynaklarından yararlanılarak hazırlanmış bu kitap her şer’i pembeye boyayan, kendisinin inanıp inanmadığı muamma ama etrafını inandırmak için yapmayacağı bulunmayan bir liderin portresi. Yıllar içinde daha nicelerinin geleceğinin de habercisi. Tarih bilmeyen bizlere ders olsun.

SERENA WILLIAMS

Prozac analojisinin farklı bir kullanım alanı, günlük hayattan olsun. Ünlü tenisçi Serena Williams bu hafta spor kariyerini noktaladı. Anımsıyorum kardeşi Venus ve sivri dilli babalarıyla 90’ların sonlarında korta adım attıklarında en hafif tabiriyle “fazla siyah” bulunmuşlardı. Tenis, elit ve beyazların egemen olduğu bir dünya; Williams kardeşler statükoya meydan okuyarak büyüdüler. İkisi de  yıllar içinde başarı merdivenlerini azimle çıktı.  Serena Williams’ın adı altın harflerle yazıldı. Veda serisinde eski ABD Başkanlarından Bill Clinton’ı izleyenler arasında görmek, buruşmaz kırışmaz lider portresinin dışında bir kare olduğu için beni mest etti. Kimler yoktu ki, saymakla bitmez… Bir yorumcuya göre hepsi de geldiklerinde gitsin bu siyahlar diyenler…

HALK KAHRAMANLARI 

Serena Prozac lider değil ama mutluluk hormonu salgılayan organik bir kahraman.  Yenilmesini, çekilmesini bilen, kaybetmeyi kazanmayı içselleştirebilen, prozac alıp alemlerde uçmak yerine sonuç odaklı mücadele örneği. Halkların yerli Williams’lara o kadar çok ihtiyacı var ki! Tenis uzmanı değilim. Serena Wiiliams’ı başından itibaren izlediğimi de söyleyemem. Tenisten 5 yaşındaki kızı için vazgeçtiğini açıklayana kadar hayatımda bilgi dozu dışında yeri olmadı. Emekli mi olacaksın sorularına “evrim” kelimesini tercih ettiğini ifade etti. Doğru dedim kendime, hayatı bitmiyor ki, başka heyecanlara yol alması kadar güzel bir şey olabilir mi. Prozac’tan zehirlenen liderlerin ortak özelliği bir kere geldikleri hayatta başka bir gömlek giyememeleri.

GÜZEL BİR HİKAYE YAZDI

Williams son maçında kaybetti. Üstelik kaybedeceğini kendisi de tenis otoriteleri de ihtimal içinde değerlendiriyorlardı. 40’nı çoktan devirmiş biri yarı yaşındakilerle fiziki olarak nereye kadar mücadele edebilir?… Grand Slam’de 23 şampiyonluğu bulunuyor, rekor başkasında ama o 21. yüzyılın en önemli sporcusu.  Hamileyken maça çıkması, bir çok ameliyat ve rahatsızlığa karşın “pes ve pas” dememesi… 17 yaşından bu yana aralıksız olarak arzu ve ihtirasla mücadelesini sürdürmüş olması  yığınla genç kadının hayallerini süslemesi, güç vermesi ne büyük bir prozac etkisi! Kapak olduğu Times Dergisi  spor muhabiri, “Serena hakkında yazmak Amerika hakkında yazmaktır; ün, moda, ekonomi, kültür… her türden iyi kötü, mutlu mutsuz herşey” diye yazdı. Williams, söyleşisinde  de, “Mükemmel olmaktan çok uzağım. Umarım yıllar geçtikçe insanlar beni tenisten daha büyük bir şeyi simgeleyen biri olarak düşünürler… “ diyor.

ACİL PROZAC

Türkiye, mutluluk endeksinde 112. sıraya gerilemiş. Depresyon ve anksiyetede Avrupa birincisi olmuş. Ekonomik kriz, endişeleri kronik hale getirmiş. Antidepresan kullanımı yüzde 23 artmış. Kaynak, Sürdürülebilir Kalkınma Danışmanlığı Ağı 2022 Dünya Mutluluk Raporu. Raporda 146 ülke bulunuyor. Geçtiğimiz yıla göre 8 basamak gerideyiz.

Bir başka araştırmanın sonucuyla buluşturayım. Tıp dergisi The Lancet‘e göre, Covid-19 kaynaklı depresyon ve anksiyete vakalarının artışında Avrupa ülkeleri arasında Türkiye ilk sırada. Araştırmada, Türkiye’de depresif bozuklukların yaklaşık yüzde 39, anksiyete bozuklukları yüzde 28 oranında artış gösterdi.

Dijital platform Aposto’da yer alan derlemeden bir veri;  2017 yılında 48 milyon 226 bin 812 kutu olan antidepresan satışı, 2021 yılında 59 milyon 641 bin 14’e yükseldi.

Neden mutsuz Türkiye? Ekonomik kriz, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali,  enerji krizi ve savaş hissiyatı, döviz kurundaki ciddi yükseliş,  artan sağlık, barınma ve eğitim sorun ve masrafları, geleceğe yönelik kaygı, müzik yasağı, ifade özgürlüğü tartışmaları, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmış olması, kısıtlanmış hissi,  güvensizlik, belirsizlik.

Belli ki, prozac gibi sentetikler kar etmiyor, organik pozitif çözüme ihtiyaç var.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir