“Paralel” yapıya alternatif

Haftalardır kafamızı kuma gömmüş “paralel yapı” denilen illetten söz ediyoruz. Yaratanlar günah çıkarıyor, vaktiyle dışında kalmış olanlar medet umuyor… Lanetli, cerahatli bir yapı olduğu anlatılıyor. İnsanların hayatını zehir ediyor, korkutuyor! Paralel Yapı’dan nefret ettik, “Paralel” kelimesini de kara listeye aldık, ne günahı varsa…

İtibarının yerlerde sürünüyor olduğuna bakmayın, aslında, “paralel yapı” bir trend! Her an sevebilirsiniz, çünkü “Paralel Yapı” bir tür fikir ayaklanması! Fikri olup, gerçekleştirmek için  parası olmayanlar ile parası olup fikir geliştirmekte zorlananların bir araya geldiği bir platform! İlerici Yenilik Platformu…

Dijital platformun en başarılı örneklerinden biri Microsoft. Denir ki Bill Gates’in başarılı olmasının ardındaki sebep yalnızca teknoloji bilgisi değil, vizyonu!…  Paralel Yapı’yı onun keşfettiğini söyleyebilir miyiz, sanmam. Ancak Gates’in paralel yapılara zemin hazırladığını söyleyebiliriz.

Dijital ekonomi temelde  iki eksende ilerliyor: işletim sistemleri (platformlar) ile bu sistemler üzerinde çalışan uygulamalar. Gates, gücün, işletim sistemlerini (platform) kontrol edenlerin elinde olacağını rakiplerinden  önce fark etti. Başarılı bir platform yaratmak için güçlü bir ağ oluşturmak gerektiğini de çabuk kavradı. Windows platformunda ne kadar çok uygulama olursa o kadar çok sayıda  kullanıcı Windows’a sahip olmak isteyecek, buna bağlı olarak da bir o kadar çok sayıda program geliştiricisi Windows için üretmek isteyecekti.

Aynen  böyle oldu! Gates’in yarattığı platform, ışığa gelen kelebekler misali, dünyanın en yaratıcı beyinlerini çekti. Apple’ın iPhone’u da, Linux da başarılı platform yapısına diğer örnekler.

Platformlar yalnızca ekonomik anlamda değil, biyolojik, sosyolojik anlamda da ele alınması gereken hayli karmaşık yapılar… Platformda çekirdek etrafında gelişen kombinasyonlar hızla yaratılıyor, gelişiyor, derinleşiyor ve yayılıyor. Bunlar genellikle mikro şirketler kuran maceraperestler, fikirlerini hayata geçirmek isteyen gençler, dünyayı kurtarmaya soyunan fikir sihirbazları…  Özetle girişim dünyası. Bilgi teknolojisi sektörü ters çevrilmiş bir piramide benziyor. Piramidin alt ucunda birkaç platformdan oluşmuş ekonomik bir cetvel, onun üstünde ise yaratıcılığın ve çevikliğin dorukta olduğu bir alan.

Buraya kadar anlattıklarımda bilmediğiniz pek bir şey yok. Yeni olan bu dokunun geleneksel sektörlerde umut kapısı aralaması. Çalışmalar bilgi teknolojisine özgü değil.  Telefon için bir aplikasyon, internet üzerinden bir hizmet değil ille de… Bankacılık, tıp, iletişim, yiyecek içecek gibi sektörler de faydalanıyor.

Önemli soru: Neden?

Can alan yanıt; yetenek! Kurumların en önemli sorunu yaratıcı fikir, kaliteli insan ve çevik sistemler. Eğri oturup doğru konuşalım, kurum içinden inovasyon çıkarmak şapkadan tavşan çıkarmak kadar kolay değil (!), bazılarında da neredeyse imkansız. Geçmişte ekonominin  farklı  dinamiklerinden yararlanarak büyüyen şirketler bugün duraklama tehlikesiyle karşı karşıya… Liderlik eğitimleri, yaratıcılık günleri çalışanlar arasında yaratıcı  fikirlerin fitilini ateşlemeye yetmiyor.

Geleceği yakalamak isteyen bazı şirketlerin iç yapılarına paralel sistemler kurduklarını ya da kurmaya başladıklarını görüyoruz. Bu paralel yapılar, kurum içinde çalışan personel dışında, dışarıda maceraperest girişimciler, dünyayı farklı okuyan melek yatırımcılarla tamamlanan, uçuk kaçık tekno gençler ve her tür  sistem!…

İşin özü, şirketler rekabet etmekte zorlanıyor. Bir süre sonra herkes aynı kalitede çalışma yapabiliyor. Aynı ürünü, benzer hizmeti üretebiliyor. Fiyatta da rekabet belli koşullarda yaratabiliyor. Yeni fikirler üretmek ise en zoru. Paralel yapı, içeride üreyemeyen fikir dokusunu, dışarıdan tedarik etmenin bir yolu. Bir tür fikir satın alma. Taze bir örnek, geleneksel bir sektörde büyük oyuncu olan Coca-Cola, İstanbul’un da aralarında bulunduğu dünyanın dokuz farklı kentinde melek yatırım programları açmaya hazırlanıyor. (kaynak: the Economist)

Paralel yapı devletlere de lazım. Ve başarılı örnekleri var. Sözünü ettiğimiz, entelektüel temeli olmayan, kap kaç yapısı üzerine gelişmiş, hem  zehirli hem yüzkarası bir sistem değil. Geleceği yakalama telaşı içinde olan devletler, şirketler gibi fikir üretimine zemin hazırlayan paralel yapı kuruyor. Bu yapıda en büyük zenginlik gençler, toplumsal çeşitlilik, kadınlar, azınlıklar… Bu gruplardan doğan birbirinden ilginç iş fikirleri… Fikri olup parası olmayanlar ile parası olup fikir geliştirmekte zorlananların bir araya geldiği bir platforma ihtiyacımız var.

Paralel Yapı’ya iade-i itibar gerek. O zaman kullandığımız dil de, hayallerimiz de, servet hesaplamakta kullandığımız birim de değişmiş olacak.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir