NEREDESİN NEZAKET, DÖN… SENSİZ OLMUYOR

Sürekli kriz, sürekli alarm ve sürekli hakaret üreten dil, kısa vadede cesur, güçlü gösteriyor olabilir, aldatıcı. Uzun vadede tükenmişlik, güvensizlik ve meşruiyet kaybı.

Biliyor muydunuz, seçmen davranışları ve toplumsal refleksler “yoruldum” diye sinyal veriyor. 2023–25 arasında yapılan seçmen araştırmaları (ABD, Avrupa, Yeni Zelanda) toplumun liderlerden “daha sert” olmalarını değil, daha öngörülebilir ve sakin olmalarını talep ettiğini gösteriyor.

“Nezaket Geri Dön” Sensiz Olmuyor

Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum. Uyaran o kadar çok şey oluyor ki, “tamam şimdi diyorum”, arkadan patlayan başka bombayla duruyorum. Günler akıp geçiyor. Sorumluluk sahiplerinin söylemleri, uzman ya da resmi görevlilerin açıklama ve beden dillerinden dökülen mesajlar…  bunlar yetmezmiş gibi eğlenmek ya da keyif motivasyonuyla izlediğim film ve sahne performansları da  “yeter” dememe neden oldu. Sosyal medyayı saymıyorum bu platformlar, kabalığın membağı. Suç, hakaret, hıyanet, zarafetten daha çok ilgi çekiyor. “Süfli” iletişim tarzı boğuyor.

Nezaket, geri çekilmek demek değildir. Yumuşaklık değildir, kontrol olarak tanımlanabilir. Güç, sanıldığı gibi sesi en yüksek çıkanlarda da değildir, en ağır şekilde Nezaketle de ifade etmek mümkün olabilir.

Nezaket, Stil Kadar Strateji mi?

Aralarından seçmesi çok zor ama birkaç örnek üzerinden anlatacağım.

Nezaket, bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yumruklar savrulmadan çok önce, arkasına dönüp bakmadan o mekanı terk etmişti…  Birbirini düşman kamplarda gören o vekiller, orada küfür kıyamet konuşacağına, birbirinin gözünü oyacağına dünyada olup bitenle ilgili okumalı. Okusa dili bu olmayacak. Fikir geliştirse zaten kabalıktan medet ummayacak. Körü körüne inandıkları biri ya da bir şey için mücadele edeceğine Nezaketle kolkola girip, iletişim kuracak. Bu mücadele etmek değil, bu takım elbiseyle paralı askerlik.

Makale içeriği

Neden Firar Etmiş?

Dünyanın her yerinde durum aynı; Nezaket ondan firarda. Sorun Nezaketin firar etmesi kadar bizim onun yokluğuna kolay alışmamız. Dar kelime haznesiyle iletişim kurarken duygularını hoyrat kelime bozuntularına sığdıranlara tepki göstermezsek, dilimizi de buna ayarlar ve uyarlarsak, biz temiz mi kalacağız…

Alın size 2 “başkan” diyaloğu örneği; ABD Başkanı Donald Trump ile Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro arasında yaşanan iletişimden ve niteliğinden satırlar vermeme gerek yok, birbirlerine saydılar sövdüler bir araya geldiler, tokalaştılar ve kameralara poz verdiler…

Güney Afrika, İsrail’in üst düzey diplomatı Ariel Seidman’ı kamuoyu ile iletişim tarzı nedeniyle “istenmeyen kişi” ilan etti. Seidman, Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’ya sosyal medyadan hakaret etti. Diplomaside nadir rastlanan bir olay…

Dünya Ekonomik Forumu ilginç diyaoglara sahne oldu. Başkan Trump, Avrupalı müttefiklerine “zayıf”, “aptal’ dedi.  Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un güneş gözlüğü için “Ne halt ettin?” diye sordu. Kanada Başbakanına “Yaşıyorsan, ABD sayesinde yaşıyorsun, bunu unutma Mark” diye seslendi.

Termostat Neden Bozulmuş?

Dildeki değişim, toplumsal çöküş gibi dursa da “kaba” olmak bir siyasi işleve de hizmet ediyor. Sertlik sinyalleri, seçmene liderin müesses nizam veya yabancı güçler tarafından zorbalığa uğramayacak bir “savaşçı” olduğunu göstermek için kullanılıyor.

Söylemlerin, “Dikkat Ekonomisi”nin parçası olduklarını da unutmamak gerek. Kalabalık bir medya ortamında, bir hakaretin viral olma olasılığı herhangi bir politika pozisyonundan daha yüksek. Kaldı ki, elit olarak kabul gören bir kalıbı kırmak, Everest’e bayrak dikmekle eş değer.

Agresif ve “filtresiz” iletişim, işyerinde, sınıfta, hukukta, ailede her yerde kopyalanıyor. Sosyologlar “Watercooler’ın Sonu” diyormuş.

Hakaret Daha mı Kolay?

Veriler, sert kelimeler kullanmanın bilişsel olarak “daha kolay” ve daha hızlı olduğunu gösteriyor. Bilişsel esneklik ile sözel saldırganlık arasında negatif bir korelasyon olduğunu gösteren araştırmalara ulaşabilirsiniz. Düşüncelerini yeni bilgilere uyarlama becerisinden yoksun bireyin, başkasının benlik kavramına saldırma olasılığı daha yüksek.

İletişim özellikleri üzerine yapılan pek çok araştırma, bireylerin saldırgan tarzlara hapsolduğu durumları inceliyor; bir kısmı, hakaretlerin statü güvensizliğini çevreleyen öfke tarafından motive edildiğini savunuyor. Birey, sosyal konumunun risk altında olduğunu hissederse, algılanan gücünü geri kazanmak için hakareti tokat yerine kullanıyor. Duyguları düzenleyememek, konuşma tarzında türünde içeriğinde bozulmaya yol açıyor.

Makale içeriği

Diplomasi Aciz mi?

Diplomasi, tam tersine donanımlı bir sistem. Hafife alındığına bakmayın, muğlaklığı gerçeği gizlemek için değil, rakiplerin kendilerini kurtarmasına olanak tanıyan yorumlama fırsatları sağlamak için. Diplomasi gelecekteki iş birlikleri için kapıyı açık tutmak üzere kullanılan araçtır. Bitirmek kolay. Tehditle iş yaptırmak da… Sürdürülebilir ilişki beceri istiyor.

Global Journal of International Relations ‘da 2023 yılında yapılan bir çalışmada, diplomatik ve uzlaşmacı bir dil kullanan anlaşmaların onaylanma ve uygulanma olasılığının, saldırgan söylemlerle beslenenlere kıyasla çok daha yüksek olduğunu belirtiyor.

Makale içeriği

İşkencenin Adı Değişmiş Olabilir mi?

İletişim sistemi sayesinde oturduğumuz yerden her şeye tanık oluyoruz ve hiçbir şeye müdahale edemiyoruz. Dünyanın yandığını izlerken gündelik hayata devam etme zorunluluğu işkence sayılmalı.

Amanda Litman, dijital iletişim stratejisti. “Panzehirine sahip olduğunuz zehri tüketin” diyor. Buradan Nezaketle bağ kurmak istiyorum; bir iddia şu ki, Nezaket, dayanıklılık üretiyor, aynı zamanda bilgi hijyeni, sinir sistemi sağlığı ve toplumsal dayanıklılık sağlıyor. Sürekli sertleşen bir dünyada Nezaket, ayakta kalmanın yolu. Bu işkencenin panzehiri Nezaket. Pes etmeyelim, dayanışalım.

 

Paylaş