Ne iş olsa yaparım abi!

 

 

İlk kitabımın başlığı ‘Ne iş Olsa Yaparım Abi’ydi. Başta yadırgansa da bence tam yerini bulmuştu. Yerini bulmayan, kitabı okuduğunda anlamakta zorlananlar oldu. Ne iş olsa yaparım abi cümlesinin Türkçe karşılığı olan “evet çaresizim ve bana ne verseniz yapabilirim“ şeklinde anlayanlar başlığı okuyunca, “Ne de doğru söylemiş diye” acı acı gülümsüyordu. Anlatmak istediğim ise tam tersine, ne iş olursa bundan böyle yapılmayacağıydı…

 

Duydunuz mu? İstanbul’da pilot bölge olarak başlatılan bir uygulamayla bundan böyle aparmanlarda kapıcılık yapanlar eğitime alınacak, sertifikasını alabilen işine devam edecek. Apartmanın asgari düzeyde teknik donanımına hakim olacak işini kuralına göre yapacak. Kapıcılık tarihe karışacak, yerine bina görevlisi gelecek.

 

Değişen mesleklerden biri de güvenlik. İşyerinizde, ikametgahınızda ya da fabrikanızda güvenlikçi istihdam ettiğinizde en az lise mezunu olucak. Sertifikası bulunacak, bu kişiler belirli aralıklarla aldıkları eğitimlerle sınava tabi tutulacak ehil olduğunu kanıtlayan ehliyetini elinde tutabilecek.

 

Kullandığınız kurye şirketine, ulaştırmanızı yapanlara bu yıl başı itibariyle geçerli olacak sertifikasyon sistemini tamamlayıp tamamlamadıklarını sordunuz mu?  İsterseniz sorun, çünkü yarın öbür gün bir yerden bir yere göndereceğiniz malın, kullandığnız şirketin arabasına el konduğu için yerine ulaşmadığını öğrenebilirsiniz.

 

Eski köye yeni adet mi geliyor? Sorunun yanıtı basit; evet! Eski köye ehliyet geliyor, ehliyet!…Ulusal Mesleki Yeterlilik Sistemi (UMYS) diye bir şey duydunuz mu? UMYS, mesleklere standart getirmek, yeteneği ve ehliyeti olanın kabul görmesi ve işveren ve çalışanın doğru eşleşmesini sağlayacak sistemin adı. Mesleki yeterlilik sistemi sayesinde ya bildiğin işi yapacak ya da işini doğru yapmanın yolunu öğreneceksin.

 

Mesleki Yeterlilik Sistemi her mesleğin bir tanımı, yetkinlikler listesi ve bunlara uygun bir eğitimi, yani standartları olması anlamına geliyor. Bu sistem doğrultusunda verilen sertifikalar da kişilerin mesleğin standartlarını karşılayabileceklerini belgelemiş oluyor. Yani kuaföre mi gittiniz, saç kesmesini bilmeyen, fön makinesini tutmayan biriyle karşılaşmayacaksınız. Kişi “ben elektrikçiyim” dediğinde işveren o kişinin ne iş yapabileceğini ve hangi konuda geliştirilebileceğini anlayacak. Marangoz eğitimini alacak. Tesisatçı sertifikasını gösterebilecek.

 

UMYS’nin bir tek teknik ve alt/orta düzeyde çalışanları etkilemeyeceğini umduğumu itiraf etmeliyim. Örneğin, yalnızca güzellik yarışmasında dereceye girdiği için haber sunan birileri olmayacak ya da eğitimini alacaklar. Özel hayatını gözler önüne serme cesareti olanların gazetecilik yaptığı günler yerine bilgisi ve ehliyeti bu mesleği icra edeceği günleri de  hayal ediyorum. İnşaat işçiliğinden starlığa geçiş zorlaştırılacak, gündüz ameliyat yapıp gece sahneye çıkılmayacak…

 

Emlakçılara bakın… Bir tanesinin emlak konusunda eğitimi var mıdır, aralarında psikolog, doktor, avukat ve sayamadığım birçok meslekten kişi bulunuyor. İnsan kaynakları yöneticilerine bakın… Kimyagerlerin ne iş yaptığına göz atın. Metalurji mühendislerini unutmayın. Uluslararası ilişkiler okuyan çocukların nerede iş bulabileceğini düşündünüz mü? Bankacıların arasında bir anket düzenlesek hangi eğitimi aldıklarını görünce şaşıracağınızdan adım gibi eminim.

 

Şimdi aklınızdan şu geçiyor; “kardeşim bunun nesi yanlış. Urfa’da Oxfor vardı da biz mi okumadık. Beni istediğim bölüme alan eğitim sistemini kur, finans/ekonomi okuyup bankacı olayım.”

 

Yaşadıklarımıza top yekün  kötü demiyorum. Çeşitliliğin zenginlik kaynağı olduğunu ben de biliyorum. Ama! Bir ülkede de icra edilen mesleklerle alınan eğitimler asgari düzeyde buluşmak zorunda. Bunu da biliyorum. Türkiye, bu iki kavramın buluşmadığı ve kimsenin sorgulamadığı bir cennet. “Bu kadar da olmaz ki” dedirtiyor. Kuralsızlık bizde kural olmuş haberimiz yok.

 

Gençlerin önemli bir bölümü kapağı yurt dışına atmayı hayal ediyor. Burada meslek edindiğini düşünerek kendine güveniyor. Gidiyor ve kapı duvar. Benzincide çalışıyor, garsonluk yapıyor ve sonra “memleketimin simidini, boğazın kokusunu, insanları  özledim” diyor. Avukat olarak mezun olan arkadaşlarımızın bir Avrupa ülkesinde mesleklerini icra etmeleri mümkün değil, doktorların da… Başka meslek dallarındakilerin de! Çünkü aramızda eğitim denkliği yok. Denklik olabilmesi icin bizim tarafta mesleki yeterlilik sisteminin kurulması gerekiyor. AB bize serbest dolaşım hakkı vermeyecekmiş. Serbest dolaşım öncesi benim vatandaşımın denkliğini ispat etmesi gerekiyor. Serbest dolaşım olsa gidip çalışabilecek misin?

 

Avrupa Komisyonu 2006 yılını İşgücü Hareketliliği Yılı ilan etti. Bu kararla AB İstihdam Piyasası’nın gelişmesi hedefleniyor. Türkiye’de Ulusal Mesleki Yeterlik Kurumu’nu (UMYK) oluşturan Yasa Taslağı hazırlandı. Eksikler var. Pek çok kanun gibi o da sırasını bekliyor. Ulusal Mesleki Yeterlilikler Kurumu’nun kurulması Avrupa Birliği katılım müzakereleri kapsamında hazırlanan ulusal programda ve katılım ortaklığı belgesinde şart olarak gözüküyor.

 

Eskiye köye yeni adet geldi. Uyanalım ve zaman kaybetmeyelim.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir