Koş Vatandaş, Koş!

İşte size iki sihirli kilit kelime; Geleceğin Meslekleri… Koş vatandaş, koş! Geleceğin mesleklerini açıklıyorum, koş! Size, buradan bir değil, iki değil, üç değil, tamı tamına 25 adet geleceğin mesleğini sayacağım. Şaka maka değil haaa…

Üstelik bir araştırmadan alınmıştır. Sağda solda gördüğünüz “geleceğin meslekleri” yazısı gibi atmasyon yapılmamıştır. Koş vatandaş koş en hakiki meslekler burada! Garantisi var mı abla? Burası Türkiye, ne kadar uyar ve ne zaman uyar bilinmez.

Araştırma Fast Company adlı dergide yayınlandı. Çalışma, bazı kriterler göz önüne alınarak kurgulanmış. İşte adı geçen meslekler:

  • Bireysel finans danışmanı
  • Tıp bilimcisi
  • Yazılım mühendisi
  • Chiropractor (Nasıl çevireceğimi bilemedim, sanırım omurilik uzmanı)
  • Çevre bilimci
  • Biokimyager ve biofizikçi
  • Satış yöneticisi
  • Epidemik uzmanı
  • Bilgisayar sistem analisti
  • Atlet/sporcu
  • Menajer, sanatçılara danışman
  • Pazarlama Yöneticisi
  • Prodüktör ve yönetmen
  • Aktör/aktrist
  • Avukat
  • Reklam/promosyon/sponsor yöneticisi
  • Yönetim analisti
  • Eğitim yöneticisi
  • Finans yöneticisi
  • Risk analisti
  • Pilot, yardımcı pilot ve uçuş mühendisi
  • Jeolog
  • Pazar analisti
  • Borsacı
  • Tıpta yönetici

“Kırk yıllık meslekler ne hale gelmiş” diyor, yaşı büyük olanlar… “Benim gireceğim üniversite sınavında böyle meslekler yok” diyor gençler… “Ben bunların hepsini zaten biliyorum” diyor çok bilmişler… “Ayy ben ne yapacağım hiçbirini duymadım” diyor yumurta kapıya gelmeden hareket etmeyenler…

Herkes haklı aslına bakarsanız. Geleceğin meslekleri başlığını ve konseptini ben de kullandım ve gördüğünüz gibi kullanmaya devam ediyorum. İtiraf etmeliyim ki, bu konsepti ilk kullandığım dönemdeki yaklaşımımdan uzaklaştım.

Bundan neredeyse 8 yıl önce Kariyer Dünyası adında Türkiye’nin ilk insan kaynakları ve yönetim bilimi dergisini çıkartırken, bu ilk derginin ilk kapak konusu olarak da “geleceğin meslekleri” konseptini seçmiştik. Kapakta bir el geleceği gösteriyordu. Dergiyi elinize aldığınızda parmak sizi işaret ediyordu. Demek ki gelecek sizdiniz… O zaman nasıl bir meslek seçmeliydiniz. O da iç sayfalardaydı. Bir Amerikan üniversitesinde yapılmış olan araştırmayı kullanmıştık. Dergi de kapağı da çok ses getirmişti.

O zamanlar Türkiye’de insan kaynaklarına bağlı konular yeni yeni tartışılıyordu. Nereden bilebilirdim suyunun çıkarılacağını. Sonra ne göreyim, “geleceğin meslekleri uzmanları” türemiş. Yani geleceğin meslekleri konusu başlı başına bir meslek olmuş da haberimiz yok. Birileri çıkıyor sağda solda, “bu meslek ölecek… böyle bir meslek doğacak” diyor!

Hadi gelin artık biraz gerçeklerden konuşalım. Hiçbir şey öyle birden bire yok olmaz, hiçbir şey öyle pat diye ortalara dökülmez. Benim çarpıcı bulduğum birkaç örnek var. Biraz önce yukarıda sıraladığım ve birazdan ne demek olduklarını aktaracağım mesleklere geçmeden bu sektör ve mesleklerden söz etmem gerekiyor.

Bu sektörlerin başında gazetecilik geliyor. Önünü göremeyen insanların her gün birilerine akıl verdiği bir meslektir. En azından bizim ülkemizde böyledir. Zamanın ve konuların gerisindedirler. Yaşananlara yapıştıkları için rating yapmaya devam ederler.

Bir başka sektör bankacılık. Bu sektörü medya ile aynı kaba koyamayacağım çünkü onlar küllerinden dirilmenin yollarını bulmaya çabalıyorlar. Türkiye bugün finansta başarı ihraç eden bir ülke. Finansta üretilen enstrümanların sayısı önemli artış gösterdi. Diğer yandan bu sektör 2001 krizinden olumsuz etkilendi, insan kaynakları adına çok kan kaybetti. Çok ilginçtir, bankacılık o gün işten çıkardıklarının çok azını yeniden bünyesine kabul etti. Bankacılık kabuk değiştirdi, şubelerden genel merkezlere kadar pek çok alanda bazı meslekler törpülendi, yenileri karşımıza çıktı.

Ben hiçbir mesleğin ölmeyeceğini hatta ölmediğini düşünüyorum. Müzecilik ve kütüphanecilik. Yüzlerine bakılmayan iki meslek. Yanlış mı? Bundan birkaç yıl önce kurulan Koç Üniversitesi kütüphanesini kurmak ve sistemi oturtmak için yabancı bir kütüphaneci ithal ettiklerini biliyorum. Türkiye’de bulamamışlardı. Ne acı değil mi… Amerikan Konsolosluğu kütüphanesi de baştan sona yenilenen ve tamamen sanal ortama geçirilmiş ilk kütüphanelerden biridir. Bunun için ciddi bir ekip çalışması yapıldı. Sanırım bugün oradaki know how çok az kütüphanede var. Bir diğer önemli kütüphane örneği Boğaziçi Üniversitesi’ne aittir. Boğaziçi Üniversitesi’nin Kütüphanesi çok eski arşiv ve zengin bir kitap birikimiyle dolu. Bunları sanal ortama taşımak, her kitabı bir anda bir kişi okuyabilsin mantığından bir yayından aynı anda pek çok kişi yararlanabilsin mantığına geçmek hem çok para hem çok emek gerektirdi. Bu üniversite ve kurumlarda devrim yaşandı. Ama bizler kütüphane kültürüne sahip olmadığımız için, buralara uğramadığımız için ilgilenmez ve değer vermeyiz. Çocuğumuzun kütüphaneci olmasını hayal etmeyiz.

Yakında müzeci olmak çok moda olacak, göreceksiniz. Yukarıda saydığım meslekler arasında göremediğiniz için prim vermiyor olabilirsiniz ama Türkiye’de iyi, çağdaş müzeci bir elin parmaklarını geçmiyor. Kurumlar müze kurmak ya da bir müzeye destek vermek için birbirleriyle yarışıyorlar. Biliyorsunuz sosyal sorumluluk çok moda… Nerede modern müzeciler. Dil bilen, çevresi olan, dünyayı izleyen, dünü ve bugünü buluşturan insanlar… İslam Eserler Müzesi ile Topkapı Müzesi’nin yöneticileri görevlerinden ayrılıyor diye karalar bağladık. Çünkü yerlerine koyacak çok fazla yetişmiş insan yok. Ne acı değil mi… Ama bu talihsizliğimizi göreceksiniz talihe çevireceğiz.

Bence geleceğin mesleği, görebildiğin meslektir. Böyle şablonlara körü körüne inanmak büyük bir hatadır. Görebildiğin meslek ekmek yiyebileceğin meslektir. Herkesin kendini pozisyonlaması gerekiyor.

Fast Company dergisi tarafından gerçekleştirilen Geleceğin Meslekleri Araştırması dört kriter üzerine bina edilmiş. Bu meslekte iş sahalarının artması, yani istihdam yaratma potansiyeli; alınan ücret; eğitim derecesi; yeniliğe açık olması… Kullanılan verilerin önemli bir bölümü Amerikan Çalışma Bakanlığı istatistiklerinden elde edilmiş. Bunun yanı sıra Carnegie Mellon Üniversitesi öğretim görevlilerinden Dr. Kevin Stolarick’in çalışmalarından derlenerek hazırlanmış.

Bir hatırlatma yapmadan geçemeyeceğim. Unutmayın yukarıda okuduğunuz liste, aşağıda okuyacağınız açıklama ve gerekçeler Amerika Birleşik Devletleri baz alınarak hazırlanmış. Dünyanın her yanında aynı şablon geçmez ama şu da bir gerçek ki dünya artık büyük bir köy…

Bireysel Finans Danışmanı
Sosyal güvenlik sorunlarının tavana vurduğu bireysel emeklilik gibi yeni enstrümanlarla tanıştığımız bu günlerde hepimizin bir danışmana ihtiyacı var. Bunlara bile gerek yok… Üç kuruş paranız var diyelim, bizim ülkemizdeki gibi yastık altında mı tutacaksınız, yoksa borsa- dolar- euro- bono tahvil hangisine yatıracaksınız. Bir profesyonele danışmak en doğrusu değil mi?

Tıp


Sanırım her zaman gözde bir alan. Tabii ki gözde olduğu kadar geniş bir kategoriden söz ediyoruz. Ancak kanser, aids gibi vak’aların arttığı, yeni bulduğumuz hastalık ya da virüslerden etkilendikçe tıp alanında yapılan çalışmaların hepsi her zamanki gibi baş tacı…

Yazılım Mühendisleri
Henüz bizim ülkemizde hak ettikleri yeri bulamadılar. Bilgi teknolojilerine çok da önem verdiğimiz söylenemez. Ama şöyle bir güzel yanı var ki, bilgi teknolojilerine önem verip vermemek gibi bir seçeneğimiz yok ve olmayacak… “Zorundayız” desem yeterli olur mu?

Chiropractor 
“Bu da ne?” diyorsunuz değil mi. Özünde bilgi teknolojilerinin yarattığı bir meslek. Hatta aslında biz eskiden beri biliyoruz da diriliyor diyebilirim. Saatlerce bilgisayar karşısında oturarak normal olmayan bir duruşa sahip olan bizler bir gün geliyor sırt ağrıları ve omurga sorunlarıyla karşılaşıyoruz. Evet gülmeyin. Artık bu da bir meslek. Çevrenize bakın ve bileğinden omurgasına kadar türlü sakatlık ve rahatsızlığı olan kaç kişi tanıyorsunuz bir düşünün. İşte size yeni bir meslek.

Çevre mühendisi
Su ihtiyacından tutun, atıkların yönetilmesine, geri dönüşüm mekanizmasının çalıştırılması, daha yaşanır bir çevrede ikamet edip çalışmamıza kadar pek çok alanda görev alabilecek bu arkadaşların önünün açık olduğunu söylemek mümkün. Aslına bakarsanız, bugüne kadar pek çok çevre mühendisi tanıdığım oldu. Bunların çoğu okudukları yıllarda umutsuz insanlardı. Bir kısmı bir süre sonra başka alanlarda iş bulmak durumda kaldı, bir kısmı işsiz kaldı… Ben araştırma sonuçlarına katılıyorum ve çevre mühendisliğinin giderek daha önemli bir meslek haline geleceğine inanıyorum.

Biyokimya ve biyofizik uzmanları
Zor bir alan. Biyokimya maddenin içeriğine, biyofizik kullanım alanlarına yoğunlaşıyor. Zor olmasının bir nedeni düz üniversite mezuniyetinden sonra uzmanlaşmaya götüren bir eğitimin gerekli görülmesi… Zorluğun bir nedeni de bu alanlarda kamu fonlarının ön planda bulunması. Fonlardan yararlanabilmek, “at binenin kılıç kuşananın” mantığıyla olduğu sürece zorluk devam edecektir.

Atlet/Sporcu ve Menajerler


İnanılır gibi değil… Eskiden anne-babalar çocuklarının bir yere müdür olmasını isterlerdi, artık sporcu olmasını istiyorlar… Diyelim sporcu olamadı o zaman bari menajeri olsun… Gerçekten iyi  fikir ama. Sporcular eğer gelişmiş bir ülkenin vatandaşıysa, gerçekten başarılıysa ciddi para kazanabiliyorlar. Bizim gibi ülkelerde bile… Tabii menajer de çok önemli. Baksanıza Süreyya Ayhan’ın başına neler geldi. Doping yaptı yapmadı, burada tartışma konusu değil. Benim ilgilendiğim yanı, sıfırdan gelerek göklere çıkan Süreyya aslında iyi yönetilemedi.

Epidemik uzmanları
Günün şartlarına göre değişen bir çalışma şekilleri var. Yığınları yani büyük miktarda insan gruplarını etkileyen hastalıkları ve bunları yaratan kaynakları inceliyorlar. Bir şehri, bir ülkeyi, bir coğrafyayı tehdit eden sağlık sorunları onların konuları… Bir yanda salgın hastalıkların artık sınır tanımaması, diğer yandan bu hastalıkların güvenlik unsuru haline gelmesi mesleği kesinlikle popüler hale getirecek.

Yapımcı ve Yönetmenler
Yakın zamana kadar eğlence sektöründe karşımıza çıkanlar hep aktör ve aktrislerdi. Ya da şöyle demeli, yalnızca onlardı. Onlar popüler olur, onlar para kazanır, onların etrafında dönerdi dünya… Farkında mısınız bilmem, film dünyasının işadamları yapımcı ve yönetmenler. Artık iyi para kazanmak, iyi bir kariyer yapmak için kamera önünde olmak gibi bir zorunluluğunuz yok.

Risk analistleri


Özünde risk analizi yapan insanlar. Hayatımız giderek daha büyük bir riskler bütününden oluştuğu için her eve lazım denilen insanlar arasında sayılacaklar. Ama şöyle de düşünebilirsiniz, bizim hayatımızdan risk eksik olmaz, bunların analizini yapmak bile riskli o zaman bırakalım. Siz bilirsiniz. Riskin az olduğu coğrafyalarda durum farklı onlar ölçmeyi seviyorlar. Risk analizi yapılan alanları da gruplara ayırıyorlar; emlak, yaşam ve sağlık, emeklilik… Bu listeyi rahatlıkla uzatabilirsiniz, yaşanan her yerde yapılan her işte risk söz konusu.

Jeologlar


Bizde çocuğunuz jeoloji mühendisliğini kazanınca, karalar bağlayabilirsiniz, ama bu meslek gelecekte gerçekten popüler ve önemli olacak. Aslında bu bilim önemli alt başlıklara ayrılıyor. Okyanus bilimi, sismoloji gibi… Fay hattı üzerinde oturan milletler belki daha iyi bilir, biz de canımız yandığı için deprem konusuna duyarlıyız. Petrol gibi dünya ekonomisini elinde tutan ürün ve varlıklar nedeniyle de jeologlar çok önemli. Örnekler sayıca çok daha fazla artırılabilir. Ama önemli olan şunu görmek jeoloji mühendisleri artık kimyagerler gibi devlet memuru olmak zorunda değil. Özel sektörde iş bulma şansları açılacak, Türkiye bile buna ayak uyduracak.

Satış Yöneticisi; Bilgisayar Sistem Analisti; Pazarlama yöneticisi; Hukuk/ Avukat; Reklam/Sponsor; Yönetim Analisti; Finans Yöneticisi; Pilot; Pazarlama Araştırmacısı; Tıp Yöneticisi… Kavram olarak daha yakın olduğumuz meslek dalları. Sizleri daha fazla boğmamak adına bunlardan tek tek söz etmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Kendilerini rahatlıkla ifade edebiliyorlar. Gelecekte popüler olacakları öngörülüyor.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum, lütfen şablonların esiri olmayın, hayatınızı yönetecek olan sizsiniz. Eksik olanı görmek, boşluğu doldurmak araştırmacıların değil, sizin işiniz. Araştırmaları izleyin, gelişmeleri takip edin onları akıllıca hayatınızın içine yerleştirin.

Unutmadan gençler hayat sizin, ona sahip çıkın…
Anne ve babalar siz de bizden geçti ben anlamam demekle olmuyor, sizin göreviniz de çocuklara sahip çıkmak. Üstünü örtmek, kalın giydirmek, karnını doyurmakla sahip çıkmak tam olarak örtüşmüyor. Onların hayatına katılmanız gerekiyor.

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir