Konya’dan Emre, Kebapçının Oğlu Harun

 

Çocuğu olanlar izlemiştir, çocuğu olmayanlar büyük olasılıkla atlamıştır, aynı yaş grubunda çocuğu olmayanlar ise şimdilik ilgilenmemiş olabilir…”;”

Çocuğu olanlar izlemiştir, çocuğu olmayanlar büyük olasılıkla atlamıştır, aynı yaş grubunda çocuğu olmayanlar ise şimdilik ilgilenmemiş olabilir…
Bu haftanın en önemli olayı üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasıydı.
Tuhaf gelecek size biliyorum. Ne Türk Amerikan ilişkilerindeki “özür” krizi, ne Türkiye AB macerasının sonuçsuz ve umutsuz yüzü…
Hiçbir mesele, eğitim kadar ilgimi çekmiyor. Çünkü hepsi birer sonuç.

Eğitimi iyi olmayan ülkenin dış politikası iyi olmaz.
Eğitimi iyi olmayan ülkenin ekonomisi iyi olmaz.
Eğitimi olmayan ülkenin ileriyi gören kadroları olmaz.
Eğitimi olmayan ülkenin geleceği olmaz.

Çocuğunuz olsun olmasın, sizinle ilgili olsun olmasın, bu hafta açıklanan üniversite sınav sonuçları ile arada sıkışıp kalan bilgilerin, gözünüzden kaçmış olabileceğini düşünerek, dikkatinizi çekmek istedim.
Türkiye’nin insan kaynağı ne yapıyor, bu kaynak nasıl ve nereden yaratılıyor?
Kaynağımızın profili ne?
Sorunları neler?
İnsan kaynağı deyince belli bir yaş grubunu mu ele almalıyız, yoksa dikkatlerimizi herkese ve her şeye mi yönlendirmeliyiz…
Ne dersiniz?

Lise ve lise çıkışındaki gençlerimiz bir türlü ilgi odağımızda hak ettikleri yeri alamıyorlar. Ne yazık ki, bu çocuklar çok ama çok sonraları bizim ilgimizi çekiyor… O zaman da iş işten geçmiş oluyor.

Nedeni basit, ya artık kurtarılamayacak noktalarda bulunuyor, kaybedenler saflarında yerlerini almış oluyorlar, ya çok iyi oldukları için onları kurtarmış bulunan başka ülkeler bulunuyor ve iyi olanaklar yaratıldığı için artık Türkiye’ye gelmek istemiyorlar; ya da şu anda olduğu gibi ülkenizin vasatlarla idare ediyor olduğunu acıyla görüyorsunuz.

Önemsemek gerek

Şimdi, bütün bunların bir sınav sonucuyla ne kadar ilgisi olabilir diyorsunuz değil mi…
Ne de çok abarttığımı düşünüyorsunuz…
Doğrudur, abartılmayan hiçbir şey Türk halkının gözüne batmıyor.
Hayır, hiç abartmıyorum, bu her yıl tekrarlanan ve yalnızca “ne kadar saçma” olduğu söylenip ama hiçbir iyileştirme yapılmayan bir sınav.
Siyasilerin ellerinde oyuncak olmuş, gençleri ve gençlerin geleceğini düşünmekten çok, başka kaygıları olan kişilerin seçim yatırımı olarak görülmek istenen bir sistem.
Evet, çok önemsiyorum, çünkü bu yıl sınavı kazanıp dört yıl bir eğitim kurumunda okuyanlar belki eğitimlerini biraz daha uzatacaklar ama şunun şurasında dört ile altı yıl arasında bir noktada, iş hayatına atılmış olacaklar. O andan itibaren kararlar verecek ve uygulayacaklar. Çalışacak ya da çalışmayacaklar. Kazanacak ya da kaybedecekler…
Nasıl önemsemem, nasıl önemsemezsiniz…

Bu yılın çarpıcı tablosu

Öğrenci Seçme Sınavı’nda sayısal puan türüne göre dereceye girenler;
Meram Fen Lisesi’nden Emre Kaçar (300.000)
İzmir Özel Akyazılı Lisesi’nden Fatih Mehmet Doğu (299.785)
Adana Seyhan Kurttepe Anadolu Lisesi’nden Turusan Kolcuoğlu (299.352)
İstanbul Eminönü Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nden Halil Serhan Mercan (299.352)

Öğrenci Seçme Sınavı’nda sözel puanla türüne göre dereceye girenler;
Meram Fen Lisesi’nden Emre Kaçar (300.000)
İzmir Fen Lisesi’nden Onur Ertürk (298.584)
Özel Akyazılı Lisesi’nden Fatih Mehmet Doğu (298.435)

Öğrenci Seçme Sınavı’nda eşit ağırlıklı puan türüne göre dereceye girenler;
Meram Fen Lisesi’nden Emre Kaçar (300.000)
Özel Akyazılı Lisesi’nden Fatih Mehmet Doğu (299.322)
Adana Fen Lisesi’nden Öğem Boymul (298.795)
Aydın Fen Lisesi’nden Hatice Ümran Evren (298.795)

Yabancı Dil Sınavı sonuçlarına göre dereceye girenler;
Mersin Mut Anadolu Lisesi’nden Harun Şahin (300.000),
İstanbul Özel Alman Lisesi’nden İlker Şatıroğlu (300.000),
İzmir Özel Tevfik Fikret Lisesi’nden Anıl Telcioğlu (300.000)
İstanbul Galatasaray Lisesi’nden Burak Yurtsever (299.995)
Tarsus A. Kerim Bengi Anadolu Lisesi’nden Ayşegül Nihan Bolatkale (299.840)
İstanbul Pendik Lisesi’nden (YDA) Zeynep Şengül (299.840)

Beklentilere aykırı

Sanırım Türkiye’yi, eğitimi, sorunlarını ve bizim eğitimle hiç ama hiç ilgili olmadığımızı anlatan daha çarpıcı bir tablo olamaz.
Genel kanı nedir?
Genel kanı ya da beklenti, en başarılı öğrencilerin, büyük illerden, özellikle de İstanbul’dan çıkmasıdır. Aynı beklenti, size en pahalı okulun en iyisi olduğunu söyleyebilir. Aynı beklenti size, en iyi okulların devlet okulları arasında bulunmadığını, tam tersine özel okullar olduğu izlenimi verecektir. Bu genel kanı ve beklenti sonucunda siz, çocuğunuzu yukarıdaki tablo dışında kalan tüm seçeneklere sokmak için uğraşırsınız, didinir, çocuğu paralar ve netice alamayabilirsiniz.

Sakın yanlış anlamayın, vah vah en başarılı öğrenciler devlet okullarından çıkıyormuş diye üzülmüyorum.
Tam tersine çok seviniyorum.
Umuyorum ki, bu çocuklar denizdeki birkaç damla olmasın.
Ama üzüldüğüm bir temel konu var, o da; neden burnumuzdaki gerçeği görmüyor, ya da bilmemiz gerekenleri bilmiyoruz.

Kızlar ve Anadolu önde

Son yıllarda üniversite için öğrenci seçme sınavı sonuçlarından çıkan tablo üç aşağı beş yukarı aynı. Son birkaç yıldır devlet okulları birinci, ikinci, üçüncü çıkartıyor. Biz de “Helal olsun” diyoruz. Ama aradaki detayları tam yakalayamıyoruz.

Bu yıl Öğrenci Seçme Sınavı ve Yabancı Dil Sınavı’na 1 milyon 502 bin 605 aday başvurdu. Sınavı geçerli sayılanların sayısı, 1 milyon 451 bin 811. Bunların arasından da 1 milyon 171 bin 719’u 160 puan ve üstünde alarak, sınavda başarılı oldu. Sınava giren bir buçuk milyon genç arkadaşımızdan ancak 888 bin 647 aday ise 185 ve üzerinde puan alarak lisans (en az 4 yıllık) programlarını tercih etme hakkı kazandı.
Bu sınav sonuçlarında geride kalanların hali yok. Tablo onları göstermiyor.

Sınav sonucuna bakıldığında kız öğrenciler erkeklere göre daha başarılı. Sınavı geçerli sayılan adayların yüzde 42’si kızlar, yüzde 57.9’i erkeklerden oluşuyor. Kız adayların yüzde 85.9’u, erkek adayların da yüzde 76.9’u sınavı kazandı. Kızların yüzde 66.2’si, erkeklerin ise yüzde 54.5’i 185 barajını aşabildi.

Başarılı liseler sıralamasında geçen yıllarda olduğu gibi yine devlet liseleri ilk sıralarda yer aldı. En başarılı lise türü Devlet Fen Liseleri. Fen Liselerinin ardından, sırasıyla Anadolu Liseleri, Özel Fen Liseleri, Askeri Liseler ile Öğretmen Liseleri geliyor. Onları da yabancı dil ağırlıklı liseler izledi. Yüzde 77 başarı oranı elde eden özel liseler ise açık farkla geride kaldı. Endüstri meslek liseleri, akşam liseleri ve çok programlı liseler ise listenin son sıralarında yer aldılar.

Sınavı kazanma oranına göre ilk üç il; Antalya, Kırşehir ve Aydın. İllerin başarı durumuna bakıldığındaysa, ÖSS-Sayısal puan ortalamalarına göre ilk üç il Ankara, Konya ve Antalya.
ÖSS-Sözel puan ortalamalarına göre Kırşehir, Aksaray, Antalya; ÖSS-Eşit Ağırlıklı puan ortalamalarına göre Antalya, Konya ve Kırşehir en başarılı 3 il oldu.

Neden bu sistem çarpık

Yukarıdaki sıkıcı verilerin arasında hem devletin hem de bireyler olarak bizlerin hataları yer alıyor.
Yatırımın ağırlıklı bölümü kentlere yapılıyor, ama büyük kentlerdeki okullar nal topluyor. Nal toplayan okullar her bir öğrenci için servet denecek kadar büyük paralar alıyor, kimse dur demiyor ama sonunda bu okulların sınav sonuçlarında aldığı başarı oranıyla ölçüldükleri görülmüyor.

Adı sanı duyulmamış okullar, hiç beklenmeyen illerden çıkıp, kendilerini gösteriyor. Hatta bazıları üst üste bir kaç yıl sınavdan başarıyla öğrenci çıkarıyor ama kimse bu okulların yüzüne bakmıyor.Devlet okulları iyi çıkıyor, devlet okullarına kimse çocuğunu vermek istemiyor. Özel okulların başarısı sıfır, iki kuruş parası olan çocuğunu özel okula veriyor.

Devlet, meslek liseleri yapıyor. Türkiye’nin istihdam tablosunda en büyük açığı ara kademede çalışanlar oluşturuyor ama kimse meslek liselerine gitmek istemiyor. Bu liseler zaten doğru dürüst başarı elde edemiyor. Bu liselerden başarıyla çıkan öğrenciler de, devletin planladığı gibi iş hayatına kısa yoldan atılmak yerine, üniversiteye devam ederek, diğer arkadaşlarının izlediği yolu izliyor. Üniversite sonrasındaki yığılmaların üzerine ilave oluyorlar.

Şampiyon Emre

2003 ÖSS’de 300 tam puan alarak şampiyon olan Emre Kaçar’ın Matematik Öğretmeni Mustafa Koç, Emre’nin, öğretmenlerinin bile yanlışlarını bulacak kadar zeki bir öğrenci olduğunu, çok planlı çalıştığını, verilen görevleri ve ödevlerini günü gününde yapmasıyla tanındığını söylemiş.

Emre ise başarısının, büyük bir emeğin ve birikimin sonucu olduğunu düşünüyor. En büyük desteği ailesi, bir de üç yıl boyunca birlikte çalıştığı 9 arkadaşı. 8 yıl dershaneye gitmiş. Henüz kesin olarak üniversite tercihi yapmamış ama “İstanbul’da Boğaziçi, Sabancı ve Koç, Ankara’da ODTÜ ve Bilkent, her öğrencinin hayali. Bunlardan birini tercih edebilirim. Tercihimde herhalde elektrik-elektronik mühendisliği var” diyebiliyor.

Kebapçının Oğlu

Yabancı Dil Sınavı’nda birinciliği iki öğrenci ile paylaşan Harun Şahin ise bir kebapçının oğlu. Bütün gazeteler “Kebapçının oğlu dil sınavını kazandı” başlığıyla verdi bu haberi. Sanırım kebapçıların çocuklarını başarılı olması şaşırtıcı bir durum.Şaşırtıcı olmayan durum ise, maddi sıkıntısına karşın disiplinli, programlı ve özverili bir çalışmayla başarıyı yakalamış olması…

Harun, ilkokulu Mersin’in Mut İlçesi’ne bağlı Göksu Beldesi’nde okumuş, öğretmenlerinin teşvikiyle girdiği sınavlarda başarılı olmuş ve Anadolu Lisesi’ne girmiş.
Başarısı sayesinde bir dershaneden burs alıp, çok düşük ücret ödeyerek dershaneye gitmiş, aynı şekilde öğrenci yurduna yerleştirilmiş. Anlayacağınız Harun mücadelesine küçük yaşta başlamış. İdealinde ODTÜ’de okumak var.

Babası Harun’un başarılarından çok memnun. Tek sıkıntıları var o da Harun’un, rahatsızlığı nedeniyle sara nöbetine benzer krizler geçirmesi. Maddi olanaksızlıklar nedeniyle oğlunun tedavisi konusunda bir şey yapamadıklarını söylüyor baba; “Sınav sonrası rahatsızlandı, endişelenmiştik. Yine nöbet geçirmişti. Ancak, bir süre sonra geçiyor.” Babanın tek isteği Harun’un ‘Bir devlet kapısına’ girebilmesi…
Harun’un annesi okula gidememiş. O yüzden oğlunun okumasını çok istiyor. Küçüklüğünden beri hep okuyup adam olmasını öğütlediğini söylüyor. Harun şimdilik öğütleri tutmuş gözüküyor. Ama erkek kardeşi “Ben okumayacağım” diye diretiyor.

Liseliler Araştırması

Liseli gençleri tanımıyoruz. Ne yer, ne içerler bilmiyoruz. Bir süredir değerlendirmek üzere elimde tuttuğum bir araştırmanın bazı bölümlerini paylaşmak istiyorum. Sınav sonuçları ve  sınavı başarıyla tamamlayan öğrencilerle hiçbir ilgisi yok bu araştırmanın. Araştırma farklı kaygılarla yapılmış. Anadolu gençliğini değil, İstanbul’da yaşayan liseli gençliğin profilini çıkartmak istemiş. İstanbul’daki gençler yukarıdaki profilden daha farklı bir görüntü ortaya çıkarıyor.

Araştırmayı İstanbul Valiliği talep etmiş. Araştırmayı hazırlayan kuruluş İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi de araştırmanın yapılmasına destek vermiş. Araştırma için 1020 lise öğrencisiyle konuşulmuş.

Liseliler, İstanbul’un farklı demografik, sosyo-kültürel ve ekonomik yapıya sahip semtlerinden, kent merkezi ve çevresindeki okullardan seçilmiş. Çalışma yaklaşık iki yılda tamamlanmış.
Şu anda hazırlığı süren iki akademik kitaba da malzeme olan bu ilginç araştırmaya göre, lise gençliğinin yüzde 60’ı hayatından memnun, yüzde 63’ü geleceğinden umutlu. Her dört öğrenciden biri televizyon bağımlısı. En az izledikleri televizyon programı türü dramatik ve bilimkurgu. Kendilerini en fazla Deli Yürek dizisindeki Yusuf’la özdeşleştiriyorlar.

Kent merkezinde oturan ve öğrenim gören gençlik kesiminin çoğunluğunda çevredekilere göre TV tüketimi daha fazla. Bu kesim çevredekilere göre TV programları arasında televole türü magazin programlarını ve yabancı filmleri daha fazla izliyor. Bu kesim daha çok oranda alkol ve uyuşturucu kullanıyor, daha çok oranda cinsel taciz ve sözlü sataşma eylemlerine uğruyor.

Her 3 öğrenciden 2’si en az bir kere sigara içmiş. Her 3 öğrenciden biri en az bir kere alkol kullanmış.

Uyuşturucu kullanımı düşük.

Erkek öğrencilerde sigara ve uyuşturucu kullanımı daha fazla. Alkol kullanımı ise her iki cinsiyette eşit düzeyde.

Her 10 öğrenciden biri evi terk etme eyleminde bulunmuş.
Her 10 öğrenciden biri intihara teşebbüs etmiş.
Erkek öğrencilerde evi terk etme davranışı, kız öğrencilerde de intihara teşebbüs davranışı daha fazla.
Her 5 öğrenciden biri dayak yemiş.
Her 10 öğrenciden biri kapkaç olayına uğramış.
Her 2 öğrenciden biri sözlü sataşmaya muhatap olmuş.
Kız öğrencilerde cinsel tacize, erkek öğrencilerde ise gasp ve şiddete uğrama durumları daha fazla. Kapkaç olayına uğrama ve sözlü sataşmaya muhatap olma ise her iki cinsiyette eşit düzeyde.
Her 3 öğrenciden biri öğrenim gördüğü okulda ‘okul çetesi’ olarak adlandırılabilecek öğrenci gruplarının var olduğunu bildirmiş ve bu durumdan şikayetçi.

Bu kesimin Türkiye’ye ilişkin görüşleri hiç şaşırtıcı değil. Ülkenin üç büyük sorunun sıralamaları istendiğinde birinciliği işsizliğe vermişler. İkinciliği eğitime, üçüncülüğü de yolsuzluğa…
Liseli gençler; bölüşümdeki adaletsizliği, terör, demokrasi, ahlaki değerlerdeki yozlaşmayı, toplum hizmetlerindeki eksikliği, uyuşturucuyu, çevre kirliliği ve irtica konularını önemsediklerini ve sorun olarak gördüklerini söylüyorlar.

Lise çağında çocuğunuz ya da bir yakınınız olmayabilir.
Sizin lise günlerinizin üzerinden çok sular akmış olabilir.
Unuttuklarınızı anımsatmak, görmediklerinizi göstermek, tanımadıklarınızla tanıştırmak istedim sizi.
Unutmayın onlar yarın, sizin oturduğunuz koltukta oturacaklar.

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir