Kariyer Rehberi – Yetkin Başarır

Yetkin Başarır. 1971 doğumlu. Genç yaşına karşın birçok projeye imza atmış bir tasarımcı. Son imzası TÜSIAD logosunda yer alıyor. İlk ve orta öğrenim döneminde resim, heykel yarışmalarında, birçok ödül almış, lise yıllarında Mengü Ertel’in tasarım ofisinde çalışarak grafik tasarım eğitimine başlamış. Çalışmalarının arasında neler yok ki…

Sabancı Holding kurumsal kimlik revizyonu, Eczacıbaşı Holding 60. yıl logosu, Bayındır Bank kurumsal kimliği, Beyoğlu belediyesi kurumsal kimliği, İstanbul Kültür Sanat Vakfı için logotype ve etkinlik işaretleri tasarımı, 2010 Kültür Başkenti İstanbul logosu. Liste uzun saymakla bitmiyor, ben birkaç farklı çalışmasına işaret etmek istedim.
Aşağıda, Yetkin Başarır röportajını okuyunca logonun kurumsal kimlikteki önemini onun ifadeleriyle anlayacaksınız.

Yaprak Özer: TÜSİAD’ın logosunu yeniden tasarladınız. Logo tasarlarken nasıl ilerliyorsunuz? Örneğin TÜSİAD iş adamları ve sanayiciler kulübü, hangi özelliklerine dikkat ediyorsunuz? Sizin için logo ne anlama geliyor?

Yetkin Başarır: Her şeyden önce herhangi bir tasarımın süreci nasıl başlıyor oradan başlayayım. Tabi ki öncelikle müşterinin verdiği bir brief var, o önemli, onu anlamak önemli ama daha önemlisi tasarım sürecinin belki de yüzde 50’den fazlası tasarım problemini ortaya atabilmekle ilgili. Her tasarımcı kendisi öncelikle bir problem yaratmak zorundadır. O problemi tanımlamak zorundadır. Müşterinin istediği şeyler bu problemin denkleminde bazı bilinmeyenlerdir.

Yaprak Özer: Müşteri problemle gelmez mi, bunu mu anlamalıyım?

Yetkin Başarır: Tasarım bir problem çözmektir, büyük ölçüde bir matematiktir. Çok sonrasında bir yerlerde o denklemin bir parçası sanat olabilir.

Yaprak Özer: Oysa biz tam tersini düşünürdük. Bu tamamıyla bir sanat, içinde de matematik olduğu aklımıza gelmezdi. TÜSİAD size nasıl geldi ve siz onu nasıl bir probleme dönüştürdünüz?

Yetkin Başarır: Briefleri çok açık, mümkün olduğunca tarafsız, net, her türlü duruma uygun sağlayabilecek bu hem fiziksel baskı ortamı vs. hem de zaman içerisine eskimeyecek bir şey olması gerekiyor. Daha doğrusu zamansız diyeceğimiz bir şey.

Yaprak Özer: Zamansız olabilir mi logolar? Ne demek zamansız?

Yetkin Başarır: Evet, hep varmış gibi ve hep olacakmış gibi durabilmesi.

Yaprak Özer: Peki, zamansız logo mesela TÜSİAD’a baktığımızda bu üçüncü logo. İlk ikisine siz sanıyorum revizyon diyorsunuz. Sizin son yaptığınız tamamiyle yenileme değil mi?

Yetkin Başarır: Revizyon farklı bir şey. Revizyon var olan bir logonun belli koşullarda tekrar bir problem tanımıyla, tekrar doğacak olası ihtiyaçlarla yeniden yaratılması. Öyle yaptığım çalışmalar da oldu ama TÜSİAD yepyeni bir kimlik.

Yaprak Özer: Ne anlatmak istediniz yeni logoda?

Yetkin Başarır: Zamansızdan devam edeyim. Birçok kişi o logoyu yazı karakteri olarak görebilir ya da yazılmış bir şey olarak görebilir. Hâlbuki değildir. Oradaki mesele kaç harf ise bunların ilişkisiyle ortaya yeni bir işaret çıkartabilmektir. Bu işaretin de sadece orası için durabilmesi oradan da başka bir şeyin çıkamaması gerekli. Özel olması gerekli. Dolayısıyla ben burada zamansızlığı yakalayabilmek için mümkün olduğu kadar zamansız bir yazı karakteri kullanarak başladım işe. Helvetica kullandım. Helvetica mesela bu tasarım denkleminde ‘pi’ sayısı gibidir. Her zaman kullanılabilir, herkesin bilinçaltında o form vardır. Onun siz S’sine D’sine takılmazsınız. Her yerde görmüşsünüzdür. Dolayısıyla hem yenidir, hem vardır ve geçmişten gelendir. Ona dokunmak yerine harflerin arasındaki ilişkide, yeniliği orada aradım ben. Sadece TÜSİAD kelimesinin yan yana gelmelerinin bir şey ifade etmesi için çalıştım. Orada da enteresan bir şey çıktı. Hem harfler birbirine yapışık, hem de harflerin arasında oluşan boşluk bir ritim, ifade ortaya çıkartıyor. Hem çok okunaklı oluyor, bir taraftan da baktığınızda başka bir şey de görülüyor. Tam da istenen buydu aslında ve başarılı olduğunu düşünüyorum.

Yaprak Özer: Gerçekten çok sade, tahmin ediyorum bu sadeliğiyle de bazı çevrelerde yadırgandı. Daha pop bir şeyler mi bekledirler, daha renkli bir şeyler mi beklediler… Birkaç yoruma göre çok sade. Yani her önüne gelen sizin bizim gibi insanların yaptığı çalışmalara o sade, bu çok frapan diyebiliyor. Bu konuda da sizin vermek istediğiniz mesaj vardır diye düşünüyorum.

Yetkin Başarır: Bir çeşit terzilik gibi bir iştir bu tasarım. Yani kişiye özel, kuruma özel bir şey. Yine o kurumdan kaynaklanması gerekir her şeyden önce. Mesela bir ceket giydiniz ve bu ceketi şunlar beğensin diye giyerseniz eğer, o olsa olsa belki bir reklam kampanyası olabilir. Yani tanımlı bir grubun beğenisi için yapılmış bir şey. Kimlik tasarımında ise o ceket sizin için dikilir ama siz o ceket dikilirken söylersiniz onu nerede giyeceğinizi, ne yapacağınızı. Dolayısıyla beğeni önemli değildir burada. Önemli olan o işlevin görülebilmesidir ve o problemi bilenler de onu beğenirler.

Yaprak Özer: TÜSİAD sizin tasarladığınız tek logo değil. Aslında o kadar çok çalışmanız var ki hangi birini sayacağımı bilmiyorum ama en yakına dönecek olursak 2010 İstanbul Kültür Kenti. Farklı bir çalışma yaptınız. Bu çalışmanızı nasıl tanımlayabilirsiniz?

Yetkin Başarır: Aslında TÜSİAD için yaptığım çalışmaya benzer bir yaklaşım. Her tasarımcının kendi problemini yaratması gibi orada da ortak bir durum var. Orada da İstanbul’un çok okunaklı olması gerekiyordu. Çünkü bu Avrupa Kültür Başkenti işareti olacaktı. Birçok yerde kullanılacaktı. Küçücük bir kalemin üstünde de, bir çantanın üstünde de vs. Dolayısıyla okunaklı olması çok önemliydi. Orada da bu sefer harfler arasında ilişki kurarken benim için İstanbul’u ifade eden kemerlerden yola çıktım. Biraz mimari, biraz da kavramsal olarak bir şeylerin buluşması, kesişmesi gibi. Yine İstanbul’a müdahale etmeden, o okunaklılığına müdahale etmeden bunu bir işarete dönüştürmeye çalışmıştım. O anlamda benzer işlerdir, o da sevdiğim bir iştir.

Yaprak Özer: Yaptığınız işlerin arasında ‘kurumsal kimlik” çalışmalarını yoğun olarak görüyorum. Aynı şekilde kurumsal kimlik revizyonları bir başka kategori olarak dikkatimi çekiyor. Kurumsal kimliği açıklamak gerekirse nasıl tanımlarsınız? Kimler kurumsal kimliğe ihtiyaç duyuyorlar? Eski yapılar mı, yeni ortaya çıkan şirketler mi kendilerini ifade edebilmek için mi daha çok başvuruyorlar size?

Yetkin Başarır: Kendi iş alanında kendi ifadesini, kimliğini yaratmış çözüm üretmiş, bir hizmet üretmiş ya da bir ürüne sahip olmuş herhangi bir kurum istiyor bunu. Kurumsal kimlik olmadan profesyonel anlamda ben iş yapılabileceğini zannetmiyorum. Kurumsal kimlik tasarımı kurumun her türlü ortamda kendisini ifade etmesini sağlayacak, basılı yeni medyalarda vs. tutarlılığı sağlayacak değişmezlerini standartlarını içeren bir rehber, yani bir kitap. Daha sonra reklam ajansları bu rehbere uyarak hareket ederler ki, bir bütünlük olsun. Revizyon dediniz, o farklı bir şey, farklı bir noktada. Enteresan bir şey bir tasarımcı için. Revizyon daha önce, sizden önce birilerinin tasarladığı ve yaşayan bir şeye müdahale etmek. Daha zor, bence daha tedirgin edici ilk başta.

Yaprak Özer: Ne anlamda, sizden önceki tamamıyla yok edilmemesi, devam etmesi şeklinde mi?

Yetkin Başarır: Çok kritik bir şey. O anlamda beni en çok etkileyen iş Kamil Koç oldu. Kamil Koç’un kimlik revizyonunu yaptım. O çok eski bir işaretti aslında. Bizim hocalarımızdan olan İlhami Turhan’ın tasarladığı bir şeydi yıllar önce. Zaman içerisinde kurumlar nasıl yeni otobüsler alıyorsa bu anlamda kimliklerinde yeniden bir tazelenme isterler. Bu yeni bir kimliğe geçmek değildir. Otobüsünüzün modelini değiştirirseniz siz değişmezsiniz, bunun gibi bir şey ama bugünün teknolojisinin kimliğe de bir şekilde ulaşması gerekiyordu. Revizyon böyle bir iş. Dolayısıyla eski kimliği bilenlerin yadırgamaması gerekiyor. Tamamen sıfırdan bir iş yapmaktan daha zor bir iş tabi ki.

Yaprak Özer: Gelen her türlü tasarım işi sizin tamam yapalım dediğiniz türden mi oluyor yoksa hayır buna cevap veremeyeceğim dediğiniz çalışmalar da çıkıyor mu?

Yetkin Başarır: Ortada bir tasarım problemi varsa bizim işimiz bunu çözmek. Böyle bir şey oluştuğu sürece sadece reklamdan çok iyi ayırmak lazım. Reklam dediğim gibi bambaşka bir şeydir aslında. Yine dediğim gibi iç içe işlerdir. Sonuçta o kimliği kullanarak birileri bunun reklamını yapar. Ne yazık ki tasarım reklamla karıştırılır. Bunu çok iyi anlaması lazım. Kurum kimliğini tasarlarsınız, o kurum kimliğini kullanabilmek ayrı bir bilgi gerektirir.

Yaprak Özer: Şu anda güncel olan bir konu İstiklal Marşı’nın logosundan söz ediliyor. Şimdi kurum değil, kurumsallaşmış bir öğe için çalışma düşünülüyor. Bir marşın logosu olur mu?

Yetkin Başarır: Onu ben de bilemedim. Bu hangi kimliğin parçası olarak yapılıyor bu çok önemli. Şunları biliyoruz mesela bir ülkenin, bir şehrin kimliği yapılıyor. O şehrin bir parçası olarak bir takım ürünlerin kimlikleri vs. oluşturulabiliyor. O konuyla ilgili çok fazla bilgim yok, görmem lazım.

Yaprak Özer: Merak ettiğim bir başka şey logo değiştirmek sıklık konusunda verebileceğiniz bir sinyal var mı? Logolar ne kadar süreyle taşır kurumları, böyle bir kriter var mı yoksa bu yaşanarak mı belirtilen bir şeydir?

Yetkin Başarır: İlk başta bahsettiğim o ceket eskirse siz orada bir rahatsızlık hissederseniz, ben hep şuralara gidiyordum, buralara da gitmem gerekiyor, bu beni taşımıyor dediğiniz nokta varsa… Gerçekten bu çok net tanımlı bir şeyse gidilir böyle bir şeye. Aslında ilk başta amaç bu vizyonu görerek logo yapmaktır.

Yaprak Özer: Diyelim ki ceket sizi taşımadı, değiştirmek istediniz ama halk istememiş. Bunlardan bir tanesi GAP örneği; GAP logosunu değiştiriyor ama çok eleştiri aldığı için yine eski logoya dönüyor. Starbucks yine çok eleştiri alınca geri adım atıyor. Böyle olaylar herhalde çok yaşanıyor. Türkiye’de de oldu mu?

Yetkin Başarır: Sebebini bilmek lazım. Niye değiştirdiler, bunun arkasında gerçekten bir şey var mı? Bilinç çok önemli bu işte. Dolayısıyla çok soyut da bir konu. Kimisi değiştirir çok doğru bir iş yapar.