Kadın ve Erkek Eşitliğe Yürür Mü?

Kadın kocasına çekinerek baktı. Sonra bize dönüp, sorduğumuz soruyu yanıtladı: “”Hayır kocam beni dövmez.”” Derken kocasının öfkeli sesini duyduk. “”Ben seni dövmüyor muyum lan?”” Kadın cevabını düzeltti. “”Evet””… “”Kocam beni döver.””

Yıl, 2001.
Ülke, Türkiye

Kadın kocasına çekinerek baktı. Sonra bize dönüp, sorduğumuz soruyu yanıtladı: “”Hayır kocam beni dövmez.”” Derken kocasının öfkeli sesini duyduk. “”Ben seni dövmüyor muyum lan?”” Kadın cevabını düzeltti. “”Evet””… “”Kocam beni döver.””

Yıl, 2001.

Ülke, Türkiye

Mekan, Bitlis’in Ahlat ilçesine bağlı Ovakısla beldesi.

Nüfusu 5 bin. Bu sözler, 466 öğrenci ile 20 öğretmenin ortak çabalarıyla oluşturulan Ovakısla Gazetesi’nin gelişerek dönüştüğü web sitesinden.

Bu belde ve civar beldelerde kadınlar, hayatın bir parçası ve bir gerçeği olarak kıyasıya dayak yiyor. Aynı beldede Türkiye’de eşi benzerine rastlanmayan bir elektronik site hazırlanıp, sesleri dünyaya duyuruluyor. Sitesinin yazarları, öğretmenler ve öğrenciler. Aralarında kız öğrenciler dikkat çekiyor. Bir tanesi 6ncı sınıf öğrencisi. Parmak hesabı yaptım 12 yaşında olması gerekiyor. Allah bilir onun annesi de yukarıdaki satırlardaki ana fikri hayatının bir parçası olarak yaşıyor. Aklıma takıldı, bu altıncı sınıf öğrencisi, ablası ya da annesi gibi, 18 yaşına gelir gelmez evlendirilen ve çocuk yapmaya başlayan Ovakışlalı kadınların arasına katılacak mı diye… Büyük olasılıkla evet.

Sizce çocuklarına ya da torunlarına Ovakışla gazetesini ve oradaki çalışmalarını, “” Geçmiş zaman olur ki…”” diye anlatabilecek mi? Anlatmaya çalışacak. Tabii kocasının olmadığı bir yer ve zamanda…
Yazının girişine dönelim mi? Bence kadın yanıtını düzeltip, “”Evet… Kocam beni döver”” dedikten sonrası da şöyle gelişir:

Erkeğin yüzü gevşer. Ele güne rezil olmaktan kurtulmanın rahatlığıdır bu. Sonra aynı yüze haklı bir gurur dalgası yayılır. Gözünün önünden karısını dövdüğü anlar geçer. Değişik yer ve zamanlarda. Evde, tarlada, çocukların yanında, yolda, yatakta… Birkaç dakikalık rahatlamanın ardından kafayı çalıştırır. Kadını kolundan tuttuğu gibi sürüklercesine anket yapan öğretmen ve öğrencilerin yanından uzaklaşır.

“”Ulan sen beni rezil mi edeceksin. Ulan ben seni dövmez miyim şimdi. Ulan… diye diye mırıldanıp, sürüklerken kadını, elinin parmaklarını kıvırıp ortadakini hafif yukarı çıkarmıştır bile. Birazdan, o ikiye katlanmış parmaklar demir parçası gibi kadının kafasına inecektir. Sen misin “”Kocam beni dövmez”” diyen. Be ahmak kadın. Gurur yapmanın ne alemi var. Bak bir kere daha iniyor kafana. Aman dikkat! Yeter artık, akıllan.

KADIN VE ERKEK EŞİTLİĞE DOĞRU YÜRÜR MÜ?

Tüsiad bir çalışma grubu kurdu. Yıl içinde yine Tüsiad’ın sponsorluğunda bir grup akademisyen tarafından hazırlanıp, sonra yayınlanan Kadın Erkek Eşitliğine Doğru Yürüyüş adını taşıyan çalışma bazı Tüsiad üyelerinin ilgisini çekmiş. Gönüllü bir çalışma grubu kurulmuş. Çalışma grubu da aynı adı taşıyor. Aralarında erkek üyelerin de bulunduğu grup, eylem planlarını oluşturmak üzere. Uzun soluklu bir çalışmayla Anadolu’ya çıkacak SİAD’ları dolaşacaklar.

Amaç, kadının eğitim, çalışma hayatı ve siyasette erkeklerle birlikte eşitlik içinde yürümesi.
Tüsiad çalışma grubunun elinde kapı gibi raporları var. Rapor Türkiye’de kadının halinin hiç de parlak olmadığını gösteriyor. Rapora gerek var mı bilmem. Ovakışla ve onun isminde vücut bulan pek çok belde kadınla erkeğin yürüyüşünde eşitlik olmadığını gösteriyor. Bağırıyor. Haykırıyor.
Ovakışla’da her yüz kadından 86′sı okul yüzü görmemiş. Ovakışla’da her yüz kadından 67′sinin oyunu başka biri kullanıyor. Ovakışla’da her yüz kadından 44′ü dayağı, erkeğin hakkı olarak görüyor. Beldede kadınların yüzde 7.69′nun kuması var.

Burası Ovakışla değil. Burası Türkiye. Yıl 2001.

Dünya nüfusunun 2000′li yıllarda 6 milyara ulaşacağı, bu nüfusun üçte ikisinin kentlerde yaşayacağı tahmin ediliyor. Bu durum, eğitim, istihdam, sağlık ve çevre konularında kolları sıvamayı gerektiriyor.
Ovakışlalı kadınlar dünya nüfusunun 6 milyara ulaşması için ellerinden geleni yapıyorlar. Çünkü orada her yüz kadından 33′nün, 7 ve daha fazla sayıda çocuğu var. Çocuk sayısı az olan ailelerin bu durumu ise az çocuk istemelerinden değil, çocuk yapmaya yeni başlamış olmalarından, yani yeni evli oldukları için hayatlarına henüz o kadar çocuğu sığdıramamış olmalarından kaynaklanıyor.

 

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir