Yaprak Özer – Artemiz Güler – Çözümlenemeyen Bir Garip Matematik Sorusu – Tam Transkript

Bu metin Yaprak Özer ile Artemiz Güler – “Çözümlenemeyen Bir Garip Matematik Sorusu” başlıklı YouTube yayının tam transkriptidir.

Yayını buradan izleyebilirsiniz.

[00:00:00,020 – 00:03:37,040] S / Yaprak Özer

Efendim merhaba, Fikir Buluşmaları’na hoş geldiniz. Tanıtım fotoğrafına baktıysanız çok gülen bir Artemiz Güler var; kendisi de karşımda. Bir İK uzmanı, insan kaynakları stratejisti demem gerekiyor. Birazdan kendisi ifade eder. Konularımızı açıklayıp biraz derine, biraz sola, biraz sağa geçince konunun ne kadar derin ve yaygın olduğunu anlatacağız.

Yayının başlığı garip; seçtiğim başlıkta da ‘garip’ kelimesi var: ‘En Garip Matematik Sorusu’. Çünkü şirketler eleman, gençler de iş arıyor. Hepsinden çok varmış ama hiçbirinden hiç yokmuş gibi bir durum var. Neden buluşamıyoruz? Bu garip matematik sorusunun, havuz problemi gibi olan sorunun çözümü var mı? Birlikte tartışacağız. Olsaydı herhâlde yıllardır bir çözüme ulaşmıştık, daha güzel konuşurduk. Her ne kadar bugün yüzlerimiz gülüyorsa da içimiz çoğu zaman kan ağlıyor. Üzülerek söylemek gerekirse böyle.

Hoş geldiniz Artemiz Bey. Kendisini çok uzun yıllardır tanıyorum. Bir zamanlar İnsan Kaynakları gazetesi ve insan kaynakları televizyon programı yaparken konu ve bilgi bazında çok güzel paslaşmıştık. O zamanlar çok yeni bir alandı; daha doğrusu bu şekilde HR ya da insan kaynakları olarak telaffuz edilmezdi. Hatta ‘insan kaynakları’ dediğim için, gazetede yayın yönetmeni olarak ön planda olduğum için, insanın kaynak olarak kullanılmasını çok eleştirenler olmuştu. Bu konuda bana yazılar yazanlar vardı. Haklıydılar belki ama bugün neyin kaynak, neyin tükenmiş kaynak olduğu konusunu birazdan daha fazla tartışacağız.

Neden Artemiz Güler? Yalnızca kendisini uzun zamandır tanıdığım için değil; bir pazar yerinin başında: HRTera. Şu sıralar ifade edilen Tera’yla hiçbir alakası yok. [Artemiz Güler gülüyor.] Bu bir tesadüf olsa gerek. Burası bir pazar yeri; insan kaynakları uzmanları, çalışanları buraya uğruyor. Ne için? Burada 1.200’e yakın teknoloji çözümü var. Artemiz Bey’in 30 yıllık deneyimi var. Bunun yanı sıra bu pazar yerine girenlerin, çıkanların neye ihtiyaçları olduğunu anlık görüyor. Gördüğü resim ona bir şeyler söylüyor. Aynı zamanda danışman.

Konuyu uzatıyorum belki ama bir şey daha söyleyip sorularıma geçeceğim Artemiz Bey. Kusura bakmayın.

[00:03:37,240 – 00:03:38,140] C / Artemiz Güler

Sorun yok.

[00:03:38,140 – 00:04:33,520] S / Yaprak Özer

Aldım sazı elime, gidiyorum gibi oldu. Dün bir anket açtı. Bu ankete an itibarıyla 354–355 kişi katılmış. Şunu sormuş: ‘2027 nasıl geçecek? Bugünden daha mı iyi, daha mı kötü geçer? Fikrinizi benimle paylaşır mısınız?’ İş hayatı ve insan kaynakları buradaki sorunun temeli.

Yüzde 82, yüzde 17; iki üç dakika önce kendisine sorduğum oranlar. ‘Ne tahmin ediyorsunuz?’ diye size sorayım: Yüzde 82 mi ‘Daha iyi olacak’ diyor, yoksa yüzde 17 mi ‘Daha iyi olacak, çok umutluyuz’ diyor?

Bununla başlayalım Artemiz Bey. Türkiye’de kim ne kadar umutlu, ne kadar umutsuz? 2027, insan kaynakları özelinde iş piyasalarında sizce nasıl geçecek?

[00:04:34,940 – 00:04:52,080] C / Artemiz Güler

Şu an [ifade anlaşılmıyor] çok olumlu değil. Herkesin belirttiği görüş de o şekilde. Düşük olan ‘2027 daha iyi olacak’; yüksek olan, yüzde 80 civarındaki, ‘Daha kötü olacak’ şeklinde.

Bu arada ben de çok kısa bir giriş yapayım.

[00:04:52,540 – 00:04:53,420] S / Yaprak Özer

Lütfen.

[00:04:53,420 – 00:05:25,200] C / Artemiz Güler

Sizinle sekiz yıl önce de konuşmuşuz; yayınımız, kaydımız var. O zaman çalışan bağlılığı özelinde konuşmuşuz; çalışan bağlılığıyla ilgili liderlik programı yaptığım için. Tekrar çağırdığın için teşekkürler. Esas tanışmamız biraz daha eski. O dönemi hatırlıyorum. İş arasa da aramasa da özellikle İK’cılar pazar günleri gazete eklerini alırlardı. Kim ne yazmış, ne olmuş? Gelişmeleri oradan takip ediyorduk. Gazetelerden bugünkü platformlara kadar geldik.

[00:05:25,680 – 00:06:07,696] S / Yaprak Özer

Gazeteler derken o dönemin priması Hürriyet İnsan Kaynakları’ydı. Onu söylemem lazım. Bugün esamesi okunmuyor, çok üzülerek söyleyeyim. O gün açık ara diğerlerinin önündeydi. Çünkü ayağı yere basan konular ve sorular sorardık. Zaten sonu da bunun için oldu. Neden? Çünkü hoşlanmadılar. [Artemiz Güler gülüyor.] Bunu da çok açıklıkla söyleyeyim.

Maalesef bazı sohbetlere tahammül edemiyoruz. O sohbetler aslında daha iyi olmamızı sağlayan sohbetler olabilir; farkındalık. Her neyse, sözünüzü kesmediysem…

[00:06:07,916 – 00:06:08,176] C / Artemiz Güler

Yok, buyurun.

İş arayanlar ve çalışan arayan şirketler

[00:06:08,176 – 00:06:35,896] S / Yaprak Özer

İlk sorumu o garip soruyla başlatacağım. Şirketler insan bulamıyor, insan da iş bulamıyor. İnsan diyorum çünkü bugünlerde çok robot konuşuyoruz, yanlış anlaşılmasını istemem. Allah aşkınıza nedir bu? Bunu parçalayarak devam edeceğiz; her şeyi bir kerede söylemenize gerek yok. Sizin tanımınız nedir? Ben doğru mu kurdum bu cümleyi?

[00:06:36,516 – 00:08:26,996] C / Artemiz Güler

Bence doğru. İşsizlik oranlarına baktığımızda işsizlik olarak lanse edilen rakamlar yüzde 8 civarında. Ama geniş tanımlı işsizlik neredeyse yüzde 30’a gelmiş durumda. Özellikle üniversite mezunlarında bu oran gerçekten yüzde 30 civarında. Mezun olanların dörtte biri, üçte biri iş arıyor. Son iki üç yıldır ülkedeki ekonomik koşulların da etkisi var.

Konu, dediğiniz gibi daldan dala atlayacak düzeyde. Örneğin tekstille ilgili konuştuğumuz zaman kur geliyor. Kur bir şekilde yönetildiği için, kimilerine göre olması gereken yerde olmadığı için ihraç edemiyoruz; ihracatla ilgili sıkıntılarımız var. Burada en emek yoğun sektör tekstil.

2019’daydı herhâlde, danışmanlık yaptığım dört tekstil firması vardı. Bir tanesi çok büyüktü; o dönem 6.000 kişi çalışıyordu. Haberlerde ‘2.000 kişinin çalıştığı şu şirket konkordato ilan etti’ diye duydum. Zaten 6.000’den 2.000’e düşmüşler. Şimdi de maalesef ekonomik kriz yaşıyorlar.

Burada kur önemli. Tekstil dışındaki sektörleri de etkiliyor. Bir de uzun yıllar bu işten çok iyi para kazanan üst yönetimlerin biraz payı var bence. İşi emek yoğundan daha değer yoğun hâle getirmekle ilgili çabalarının da eksik kaldığını düşünüyorum.

[00:08:27,056 – 00:09:01,236] S / Yaprak Özer

Amerikan Kongresi’nde Boeing’in CEO’sunun terler döktüğü bir sorgu var. Onun gibi bir şeyden mi söz ediyoruz? Çok yüksek ücretler alan ve alt tarafta ne olduğuyla çok ilgilenmeyen bir üst yönetimden mi söz ediyorsunuz? Hemen gazeteci tarafım ortaya çıkıyor. Böyle mi anlayayım?

[00:09:01,876 – 00:09:49,576] C / Artemiz Güler

Kısmen o. Türkiye’de ve dünyada baktığınız zaman iki gösterge var. Bir tanesi sanırım Gini katsayısı. Bir para var; o nasıl adaletli dağıtılıyor? Ülkenin kaynaklarının yüzde 80’ini yüzde 20’nin kullanması, ülkenin yüzde 60’ının da yüzde 20’yle yetinmesi gibi.

Ama benim kastettiğim, iyi olan yıllarda da bu otomotiv için geçerli, tekstil için geçerli, beyaz eşya için geçerli. İyi ve kazandıkları yıllarda bunu teknolojiye döndüremedikleri, işlerini geliştirmeye yatırım yapmadıkları, yat, kat aldıkları, parayı faize yatırdıkları için şu anda herhangi bir kriz durumunda ayakta kalamama riskleri var.

[00:09:50,596 – 00:10:53,956] S / Yaprak Özer

Bir yönetim probleminden söz ettiniz, bunun altını çizelim. OECD’nin ekim ayında yayımladığı bir rapordan alıntı yapayım. Araştırma, sağlık, eğitim ve bilgi teknolojileri gibi alanlarda çalışan açığı sürerken bazı alanlarda ciddi işgücü fazlası bulunduğunu gösteriyor. Biraz önce belki ifade etmediniz ama yöneticilerin aymazlığı ya da daha çok bencilliği gibi devam eden bir yönetim tarzının burada da başka bir tezahürünü görüyoruz.

Siz bazı sektörlerin içinde yaşıyorsunuz. Ben uzaktan bakıyorum, araştırma okuyorum, birilerini dinliyorum. Bazı yerlerde fazlalık, bazı sektörlerde eksiklik olmasının ne kadar gerçekliği var? Problem bundan da mı kaynaklanıyor?

[00:10:54,456 – 00:12:53,372] C / Artemiz Güler

Biraz ondan da kaynaklanıyor. Avukatlarla ilgili son yıllarda duyduğum bir espri var. O kadar çok avukat var ki bir boşanma davasını yarım ekmek döner, ayrana alabilecek avukatlar olduğu söyleniyor. Piyasada bir şey fazlalaştığı zaman onun değeri düşüyor. Bu bir arz ve talep meselesi.

Üniversite mezunlarına yetecek bir sanayimiz var mı? Son dört yıldaki sanayi üretimi endeksine baktıysanız görürsünüz, artmıyor. Sadece hizmetler büyüyor Türkiye’de. Üretimle ilgili bir sıkıntımız var; bunu çözemiyoruz. Bu sadece kurla ilgili değil. Evet, son üç yıldır kurla ilgili sıkıntı yaşıyorlar. Bence de kur gerçek değerinde değil. Kişi başına 18 bin, 20 bin dolar gelirimiz var ama esasında değil. Gerçek bir kurla ölçülse bu çok daha düşük çıkacak.

Arz ve talep olayına dönersek binlerce üniversite mezunu ortaya çıkıyor. Ben mühendis olduğum için söyleyeyim: Endüstri mühendisleri, çevre mühendisleri, makine mühendisleri… Piyasada bunlara iş verebilecek bir ekonomimiz, sanayimiz var mı? Buna bakmak lazım. Bu sanayi ne kadar büyüyor?

Yanlış hatırlamıyorsam Türkiye’de işsizliğin sabit kalması için Türkiye’nin her yıl yüzde 5 büyümesi lazım. Aklımda öyle bir şey var; geçmiş veri olabilir. Benim son üç beş yıldır hatırladığım, Türkiye hiç yüzde 5 büyümüyor, bunun altında büyüyor. Mezun veriyoruz ama iş olanağı yaratamıyoruz. Eğitim sisteminin, şirketlerin de payı var. Mezun verirken bunları iş hayatına ne kadar doğru hazırlıyoruz? İşverenlerin istediği yetkinlikle yeni mezunlarda olan, üniversitelerin verdiği yetkinlik ne kadar uyuşuyor? Burada da boşluklar var.

Maliyet baskısı ve işten çıkarmalar

[00:12:53,372 – 00:13:33,932] S / Yaprak Özer

Üniversite öğrencileri ve onların diğer sorunlarına geçmeden kurumları bitirelim, ondan sonra ona geçeyim istiyorum izninizle. Türkiye’nin kendine özgü sorunları var. Rekabet gücünü korumaya gayret eden pek çok sektör zorlanıyor. Çok önemli bir bölümü ya iflas etti ya konkordatoya başvurdu. Bildiklerimiz, bilmediklerimiz… Ülkemiz hiçbirimizin görmek istediği bir noktada değil şu anda.

[00:13:33,952 – 00:13:34,472] C / Artemiz Güler

Hı hı.

[00:13:34,472 – 00:14:11,732] S / Yaprak Özer

Rekabet gücünü korumak, ayakta kalmak için akıllara durgunluk verebilecek her türlü çözüm ortaya konuyor. Sizin gözlemlediğiniz, aldığınız geri bildirimler açısından böyle bir maliyet kıskacında, yaşam döngüsü sorunuyla karşı karşıya olan firmalarda İK yöneticisinin masasına ilk ne geliyor? Kurumun içinde ne oluyor, anlatır mısınız?

[00:14:13,332 – 00:14:25,132] C / Artemiz Güler

Firma finansal açıdan zorluk çekiyorsa Türkiye’deki firmaların önemli bir kısmı ‘Ben nereden çıkarabilirim?’ diye bakıyor. Emek yoğun sektörün…

[00:14:25,172 – 00:14:27,812] S / Yaprak Özer

Nereden çıkarıyorlar Artemiz Bey?

[00:14:28,352 – 00:15:13,092] C / Artemiz Güler

Emek yoğun sektörün en büyük derdi çalışan maliyeti olduğu için maalesef çalışanlardan başlanıyor. 2008 krizini örnek vereyim. Otomotiv sektöründe ilk müdür olacağım; teklif geldi. Ağustosta çok heyecanlıyım. ‘Hemen gel, mavi yaka alıyoruz, görüşmelerde sen de ol, kurumu tanı’ dediler. 2008 Ağustos’ta çalışmaya başladım; ilk müdürlük deneyimim.

Firmanın 2.000’in üstünde çalışanı vardı. Maalesef 2008 krizini yaşadık. Firma 2.500’lerden neredeyse 1.500’lere düştü. Çünkü bir şeyi 100 liraya mal ediyorsa bunun 80’i personel maliyetinden geliyordu. O yüzden en büyük kalemden başlayarak küçülmeye başlıyorsunuz.

[00:15:14,072 – 00:15:23,892] S / Yaprak Özer

Yani insan kaynakları yöneticisinin, çalışanının önüne ilk gelen şey, maliyeti düşürmek için emekten tasarruf etmek.

[00:15:23,932 – 00:15:24,892] C / Artemiz Güler

Başka bir…

[00:15:24,952 – 00:15:25,312] S / Yaprak Özer

Doğru mu?

[00:15:26,032 – 00:15:50,292] C / Artemiz Güler

Evet. Başka bir alanda aldığınız malzemeyi daha uygun alamıyorsanız, ürettiğiniz malzemeyi daha uygun fiyata, daha kârlı satamıyorsanız girdi maliyetlerini azaltmanız lazım. Girdi maliyetinin yüzde 80’inin çalışan maliyeti olduğu bir yerde, mantık olarak, Pareto olarak da maliyeti düşürmek için çalışanları azaltmakla işe başlıyorsunuz.

[00:15:50,872 – 00:16:07,332] S / Yaprak Özer

Kâğıt üstündeki en basit mantık bu. Bunun yaratıcı çözümleri yok muydu, yok mudur? Her şeyden önce şunu sorayım: 2008’den örnek verdiniz. Bugün ne oluyor? Bugün de daha farklı bir şey olmuyor, onu mu söylemek istediniz?

[00:16:07,432 – 00:17:08,512] C / Artemiz Güler

2008’de benim görebildiğim otomotiv ağırlıklı bir kriz vardı; diğer sektörleri de vurmuştu. Bu benim kişisel görüşüm: Son üç yıla kadar A sektöründe bir sıkıntı oluyorsa B sektörü iyi gidiyordu; C iyiyse D kötüydü. Mesela bilişim teknolojileri hiç etkilenmiyordu. Ama son üç yıldır IT’de de çok fazla küçülme var. Burada yapay zekânın etkisi var, yapay zekâ gibi görünen etkiler de var.

Bugün sizinle paylaşmıştım. Mesela Microsoft 60 bin seçilmiş çalışanına davetiye göndermiş: ‘Şu paketle kabul ederseniz sizi işten çıkarmayı istiyoruz’ diye. 60 bin kişi büyük bir rakam. Bu firmalarda da öyle başlıyor. Bizde ilk dalga geldiği zaman ‘Ayrılmak isteyen var mı?’ diyoruz. Önce gönüllülere soruyoruz. Onlar bittiği zaman mecburen toplu çıkışlar başlıyor.

[00:17:08,512 – 00:17:11,452] S / Yaprak Özer

‘Downsizing’ diye bir…

[00:17:11,792 – 00:17:12,692] C / Artemiz Güler

Evet.

[00:17:12,692 – 00:17:29,232] S / Yaprak Özer

…yönetim tarzı vardı. Geçmişten nostalji olarak sözünü ettiğim İnsan Kaynakları gazetesi ve televizyon programında, TRT 2’deydi program…

[00:17:29,232 – 00:17:29,852] C / Artemiz Güler

Hı hı.

[00:17:29,852 – 00:18:30,572] S / Yaprak Özer

Bunları yaparken bugün çok romantik görünen konuları tartışıyorduk. Üzülerek söylemem gerekiyor: O gün özellikle bu alanda konuştuklarımız bugünden çok daha ileride ve derinlikli konularmış. Bazı yayınlara geriye dönüp baktığımda bunu anlıyorum ve bundan büyük üzüntü duyuyorum.

Arada kendi kendime kaynattım sorumu. Bunun yaratıcı çözümü yok mudur? ‘İnsan kaynakları yöneticisinin önüne ne geliyor?’ diye sordum ama önüne gelen her şeyi noterdeki damga gibi, memur gibi kabul etmek mi gerekiyor? Yoksa İK yaratıcı çözüme ulaşmanın yollarını arayabiliyor mu? Eğri oturup doğru konuşacak olursak nasıl oluyor?

[00:18:30,692 – 00:19:09,912] C / Artemiz Güler

Gelen problemin büyüklüğü biraz kuruma özeldir. Kurumu kendi koşulları açısından değerlendirmek, durumsal yaklaşmak lazım. Ama bazen gerçekten başka çareniz kalmıyor.

Örneğin o dönem çalıştığımız sendika vardı. Yemekte kola veriliyordu. Sendikaya ‘Bu kolayı kaldıralım’ demiştik. Yanlış hatırlamıyorsam 50–100 kişiyi daha az çıkaracaktık. Çünkü kolanın yıllık maliyeti, yemeğin de önemli bir bölümüydü. Sendika bunu kabul etmedi. ‘Yok’ dedi, ‘Çalışanları atın, ben orada kolayı istiyorum.’ Benim için de…

[00:19:10,072 – 00:19:10,592] S / Yaprak Özer

Anlamlı.

[00:19:10,592 – 00:20:40,912] C / Artemiz Güler

Evet, benim için de… Bilinçli, sağduyulu, biraz da vicdanı olan her insan kaynakları çalışanı, her üst yönetim zaten ‘Başka ne yapabilirim?’i düşünüyor. Gönüllü olanları çıkarıyor, maliyetleri kısmaya çalışıyor, servisleri birleştiriyor, belki yemek kalitesini düşürüyor.

Ama başka şeylerin de yapılması lazım. Şirket araçlarının satılması lazım. On tane şirket aracı varsa bunun ikiye, bire indirilmesi lazım. Türkiye’de benim gördüğüm, bu tür durumlarda üst yönetim genelde kendi haklarından çok fazla feragat etmiyor.

Adını söylemeyelim ama haberlerde çıktığı için bahsetmekte fayda var: Bir havayolu şirketimiz çalışanlarıyla pazarlık yaptı. 30 bin çalışan kendi maaşlarından indirimi kabul etti. Ben böyle bir şeyin ilk kez olduğunu, daha önce olduğunu hatırlamadığımı yazınca birisi ‘20 yıl önce de Erdemir’de oldu’ demişti. İyi örnek olduğu için söyleyebiliriz.

Ama Erdemir’le bu havayolunu karşılaştırmak çok doğru değil bence. Ereğli’de başka gidecek yeri yoksa, ücreti Ereğli için yüksekse —20 yıl önce büyük ihtimalle öyledir— oradaki çalışan bunu kabul edebilir. Ama İstanbul’da bir havayolu şirketi bir taraftan 100 yeni uçak alıp reklama milyon dolarlar harcarken 30 bin çalışanına bunu öneriyorsa bence orada bir tercih söz konusu.

İmalat istihdamı ve yan sanayi etkisi

[00:20:41,672 – 00:21:07,872] S / Yaprak Özer

Anlıyorum, haklısınız. Ekonomi Gazetesi’nden İsmet Özkul’un Merkez Bankası ve TÜİK’in sektör bilançolarından yola çıkarak yaptığı bir araştırmadan küçücük bir şey söyleyeceğim. Bugün var, arzu eden okuyabilir. İşten çıkarmalardan söz ediyoruz…

[00:21:07,892 – 00:21:08,592] C / Artemiz Güler

Oluyor tabii.

[00:21:08,592 – 00:21:59,592] S / Yaprak Özer

2023–2025 karşılaştırmasına göre Türkiye’de firma başına çalışan sayısının imalatta yüzde 8,03, telekomünikasyon, yazılım ve bilişimde yüzde 6,88 düştüğünü söylüyor. Aynı hesaplamada kapsanan imalat sektöründeki toplam çalışan sayısı yüzde 1,16 arttı.

Bu yüzde 8, yüzde 6 dediğimiz rakamlar aslında insan. Okurken onların evde artı dört kişiyle olduğunu da düşünelim. Çok ciddi bir şey; kartopu gibi giden bir ekonomik krizden söz ediyoruz.

[00:21:59,852 – 00:22:02,492] C / Artemiz Güler

O kartopunu biraz daha büyütmek istiyorum ben.

[00:22:02,492 – 00:22:02,692] S / Yaprak Özer

Buyurun.

[00:22:02,692 – 00:22:46,992] C / Artemiz Güler

Ana sanayide küçülme olduğu zaman kartopu daha da büyüyor. Bursa’da herkes bilir: Ana sanayi Tofaş, Renault, Bosch’tur. Özellikle Tofaş ve Renault. Herkes onlara ara mamul ürettiği için Tofaş’tan birisi çıktığı zaman esasında beş kişi daha çıkıyor.

O bakkaldan alışveriş edemiyor, servisi azalıyor, yemek getiren azalıyor. O yüzden sadece o kişi ve ailesi değil, o kişi ve ailesine hizmet ve ürün sunanların aileleri de etkileniyor. Bursa’da bu beş olarak söylenir. Bursalılar bilir: Tofaş’tan, Renault’dan bir kişi çıkarsa beş kişiyi daha işten çıkarmış oluyorsunuz.

HRTera ve İK teknolojileri

[00:22:48,372 – 00:24:45,004] S / Yaprak Özer

‘Güzel söylediniz’ diyemeyeceğim çünkü güzel şeyler söylemiyorsunuz; acı şeyler söylüyorsunuz anlamında söylüyorum. Haberleri çoğu zaman Sanayi Odası, Ticaret Odası, TÜSİAD, MÜSİAD gibi belli başlı iş dünyası temsilcilerinin gözünden, daha doğrusu dilinden, demeçlerle okuyor, algılıyoruz. Gazete haberleri onları yukarı çıkarıyor. Ama sahada olanlar maalesef çok da platform bulamıyor.

Ben gazetecilik yapmıyorum ama eski bir gazeteci olarak haber farkındalığını, gündem farkındalığını haber okuryazarlığıyla birleştirmek gerektiği ve hepimizin yeterince akıllı olduğu kanaatindeyim. Okuduklarımızdan, duyduklarımızdan belli bir noktaya gidebiliyoruz. Sorgulamamdaki sebep bu. Yoksa böyle bir gazetecilik yapmıyorum.

Biraz önce teknoloji dedik ama işin içine girmedik. Sizin pazar yeriniz teknoloji çözümleri platformu. Bugün çok kızdığımız, onun yüzünden işsiz kalındığını düşündüğümüz konuların pazar yeri, değil mi? 1.200’e yakın çözüm ürettiğinizi söylediniz. Nedir onlar? İnsanın yerini alacak robotlardan mı söz ediyoruz? Ne öneriyorsunuz?

[00:24:45,064 – 00:25:56,244] C / Artemiz Güler

Esasında bir kısmının yapay zekâyla ilgisi yok. 1.200 çözümü yapay zekâ destekli olup olmamasına göre de seçebiliyorsunuz. Türkiye’de oran yüzde 30’un üstünde, dünyada yüzde 40’ın üzerinde yapay zekâ desteği var; HR tech özelinde konuşuyorum.

Buradaki çözümler İK’cının teknolojiyi kullanarak işini daha hızlı, daha doğru yapmasını sağlıyor. 35’ten fazla kategori var: İşe alım, performans, oryantasyon, koçluk, bordro, PDKS… İnsan kaynaklarıyla ilgili aklınıza gelen her türlü çözümü çalışanlar burada inceleyebiliyor, karşılaştırabiliyor.

Performansla ilgili ya da daha detaya inersek OKR’la ilgili bir yazılım çözümü arıyorlarsa kategoriyi seçip beş çözümü birbiriyle karşılaştırabiliyorlar. Aynı zamanda ‘HR Tech Radar’ diye bir bölümümüz var. Burada insan kaynaklarıyla ilgili makale, haber ve etkinliklere yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya için erişebiliyorlar.

[00:25:56,924 – 00:26:45,984] S / Yaprak Özer

Anladığım kadarıyla burası İK’cıların beslendiği, bilgilendiği, ürünleri karşılaştırdığı bir yer. Teknoloji tabanlı olduğu için bunu hemen en fazla bilinen yapay zekâyla ilişkilendireceğim. Yapay zekânın teknoloji olarak adlandırılıp adlandırılmayacağını bilmiyorum ama diyelim ki öyle.

Türkiye’de şirketler yapay zekâya yatırım yaparken çalışma biçimlerini değiştiriyorlar mı? Çözümlerin çoğunun yapay zekâyla alakası olmadığını ifade ettiniz ama bir kısmı da öyledir. Buradaki çözümlerden esinlenen ya da uygulamaya başlayanlar kendilerinde nasıl bir dönüşüm sağlıyor? Gözlemlerinizi paylaşın bizimle.

[00:26:46,044 – 00:27:09,244] C / Artemiz Güler

Kurumları birkaç kademeye ayırmak lazım. Birinde henüz politika yok, kurumsal alım yok. Kurumsal olarak herhangi bir çözüm almamışlar, kurum parasını ödemiyor. Ama çalışanlar birey olarak çok kullanıyor. İçerik, görsel oluşturacaklar, Excel’de bir şey yapacaklar…

[00:27:09,304 – 00:27:11,224] S / Yaprak Özer

Kendisi mi alıyor o çözümleri?

[00:27:11,764 – 00:28:16,664] C / Artemiz Güler

Ücretsiz olarak kullanıyor veya kendisi alıyor. Bu çok yaygın ama riskleri var. Oraya verdiğiniz Excel tablosunda şirketin bilançosunu verdiniz diyelim. [Gülüyor.] Bilançosunu bir yere göndermiş oluyorsunuz. Nereye gittiği, güvenliğiyle ilgili tartışmalar hâlâ sürüyor. Ben Artemiz olarak güvenli olmadığını düşünüyorum. Şirket için gerçekten önemli bir veriyi bence paylaşmamak lazım.

Kurumsal müşteri olduğunuz zaman kurum alıyor, örneğin 100 kullanıcı hakkı alıp çalışanlarına dağıtıyor. Orada risk daha az olabilir.

Sorunuza iş ilanlarından başlayarak döneyim. Şu an LinkedIn’de veya Kariyer.net’te yapay zekâyla ilgili bir yetkinlik henüz iş tanımlarına girmedi. Şirkette bunlar çok konuşulmuyor. Bunları çok iyi yapan şirketler var ama…

YZ yetkinliği ve kurumsal dönüşüm

[00:28:16,664 – 00:28:43,443] S / Yaprak Özer

‘Yetkinliği girmedi’ derken ne demek istiyorsunuz? Aranan elemanda yapay zekâ yetkinliği… Bir zamanlar Word, Excel arıyorduk. Şimdi ne diyecek? ChatGPT, Gemini, Claude gibi araçları kullanıyor olması mı aranacak?

[00:28:43,443 – 00:29:15,864] C / Artemiz Güler

Bunları demiyorlar ama Excel’de diyorduk. Tam doğru benzetme; ben de onun üzerinden gidecektim. Eskiden Excel kullanmıyorsanız sıkıntıydı; ilanlarda ‘MS programları, Excel, Word, PowerPoint’ yazardı.

Dediğim gibi bunu kurumsal olarak yapılandıran, çok güzel uygulayan şirketler var. Ama genel olarak çoğunlukla bireyler kullanmakta daha önde. Kendi işleri, sağlıkları, rüya tabirleri için…

[00:29:15,964 – 00:29:28,124] S / Yaprak Özer

Biz burada hep çalışandan söz ediyoruz. Rüya tabirine dalınca mevzu, sokaktaki vatandaştan söz etmiyoruz ama…

[00:29:28,204 – 00:29:29,404] C / Artemiz Güler

Evet, evet.

[00:29:29,404 – 00:30:15,144] S / Yaprak Özer

Ama çalışan da boş zamanında rüya tabirine bakıyor anladığım kadarıyla. [Gülüyor.] Sizi dinlerken şunu mu anlamalıyım: İki Türkiye var. Biri az sayıda kurumsal firmanın kümelendiği Türkiye. Bir de daha çok sayıda olan orta ölçekli firmaların, gerçeklerin yaşandığı Türkiye. Ki o da bizim için orta ölçek; küresel ölçekte küçük ölçekli firmalar. Bunu mu anlamalıyım? Siz zaten bilmediğimiz bu tarafı anlatıyorsunuz.

[00:30:15,144 – 00:31:26,156] C / Artemiz Güler

Esasında birden fazla Türkiye var ama kabaca haklısınız. Çoğunluk orada olduğu için her gün WhatsApp gruplarında konuştuğum arkadaşlardan o grubun sıkıntılarını da dinliyorum. İyi şirketlerde güzel uygulamalar da yapılıyor.

Siz ‘Eskiden daha vizyoner konuları konuşuyorduk’ dediniz ya; bugün ben şunu konuşmak isterdim: İK ne yapacak? Yapay zekâ etkisini bu kadar artırırken beş yıl sonra bir İK’cı hangi konularda zorlanacak, bugünden neye çalışması lazım? O zaman işsizliği, üniversiteyi değil, ‘Kararı kim verecek?’ sorusunu konuşurduk.

Bir veri giriyorsunuz. Pazarlamayla ilgili ‘Verilerim bunlar, hangi pazarlara gireyim?’ diye soruyorsunuz. O da ‘Afrika pazarına gir’ diyor. Ama doğru mu? Onun verileri doğru mu? Bugün yapay zekânın tarihi bile yamultabileceği, esnetebileceği konuşuluyor.

[00:31:26,216 – 00:31:41,796] S / Yaprak Özer

Konuşulmuyor, vaki zaten aslında. Peki, çok güzel sordunuz kendinize, yanıta da giriş yaptınız. Siz İK’cılar…

[00:31:42,276 – 00:31:42,696] C / Artemiz Güler

Hı hı.

[00:31:42,696 – 00:31:56,936] S / Yaprak Özer

…bu soruyu ne zaman sorarsınız kendinize? Bunları konuşmaya sıra gelir mi diye sorayım; ne zaman olduğunu bilemezsiniz.

[00:31:56,976 – 00:32:00,176] C / Artemiz Güler

Gelir, şöyle geliyor…

[00:32:00,216 – 00:32:02,736] S / Yaprak Özer

Hayır, çünkü 2027’yi…

[00:32:02,796 – 00:32:03,456] C / Artemiz Güler

Yapay zekâ çözümü…

[00:32:04,376 – 00:32:29,076] S / Yaprak Özer

Anketinize döneceğim. Bu şartlarda bu soruya nasıl sıra gelir, onu anlayamadım. ‘2027 bugünden daha iyi olacak mı?’ sorusuna yüzde 82 ‘Hayır’ diyor. Biraz önceki anket sorunuzun cevabı. Aynı ortam sonuçta. Bu şartlarda sizce buna bir gün sıra gelir mi?

İşe alımda insan kararı ve YZ

[00:32:29,136 – 00:33:35,396] C / Artemiz Güler

Geldiği firmalar var; o iki Türkiye’nin dışında da var. Sonuçta 100 kişilik bir şirkette İK uzmanıyım diyelim. Bireysel veya kurumsal bir işe alım çözümü kullanıyorum. Bunu her gün yaşamaya başlıyor. 100 CV yüklüyor, ‘İş ilanım bu, bunları değerlendir’ diyor. Orada yapay zekânın ne kadar iyi değerlendirdiğiyle ilgili bir karar var.

Daha önceki sohbetimizde bahsetmiştik: Şu an danışmanlığını yaptığım bir firmada işe yerleştirmeyle ilgili danışmanlık yapıyorum. Firma ‘Alacağımız arkadaş elektrik mühendisi olacak’ demişti. Ama sonuçta işe aldığımız kadın mühendis değil; iyi düzeyde mühendislik bilgisi, teknik bilgisi var.

Orada prompt’u doğru yazmanız önemli. Bir de prompt’u yazacak bilgiye sahip olmanız önemli.

[00:33:35,436 – 00:33:45,956] S / Yaprak Özer

Kendi aranızda konuşur gibi konuşuyorsunuz. Yani yapay zekâya soruyu sorarken senaryoyu doğru vermek lazım, diyorsunuz.

[00:33:46,036 – 00:33:46,576] C / Artemiz Güler

Evet.

[00:33:46,576 – 00:34:09,756] S / Yaprak Özer

Bu sohbetimizin ön sohbetini yaparken ‘CV’leri yapay zekâya verseydim seçtiğim aday…’ demiştiniz. Çok geç bir saatte konuşmuştuk. ‘Bu saate kadar mülakat yapıyordum’ dediniz.

[00:34:09,776 – 00:34:10,236] C / Artemiz Güler

Hı hı.

[00:34:10,236 – 00:34:51,296] S / Yaprak Özer

‘Nasıl oldu?’ dedim. ‘Enteresan bir aday seçtik’ dediniz. O adayın mühendis olmadığını ama sahada çalışacak, aranan özelliklerden daha yetkin olabilecek bir çalışan bulduğunuzu söylediniz; yönetici olarak sonuçlandırdınız. Şimdi anlıyorum ki üstelik kadın buldunuz. O da çok güzel, harikulade. O zaman söylememiştiniz.

Yapay zekâ gerçekten o adayı seçmez miydi?

[00:34:51,756 – 00:35:51,096] C / Artemiz Güler

Seçmezdi. Çünkü 100 özgeçmiş var. Özgeçmişlere tek tek bakmaya zamanımızın olmadığını düşünelim. O zaman ona güvenecektik. 100 özgeçmişi yükleyip kriterlerini bulacaktık. O da kendi kriterlerine, sıralamasına, puanlamasına göre onu örneğin 85’inci sıraya atacaktı. Çünkü zaten mühendis değil. Alt tarafta başka ilanlar da olacaktı.

Bu her zaman karşılaştığımız bir şey değil. Bahsettiğim otomotiv firmasında çalışırken de endüstri mühendisi olmayan bir kadın çalışanımız vardı. Beş yıllık endüstri mühendisliği kalitesinde iş üretiyordu. Bunlar biraz şans ve nadide şeyler. Önemli olan bunu bulmak. Ama yapay zekânın bunu bulması çok zor.

Çünkü gerçekten insanın o adayı dinlemesi, karar vermesi, bazen de şans vermesi lazım.

[00:35:51,896 – 00:36:17,256] S / Yaprak Özer

Benim anladığım kadarıyla ilan çıkılıyor ve çok sayıda başvuru oluyor. İnsan kaynakları bunların altından kalkamıyor. İK’nın yapay zekâdan en fazla yararlandığı yer mülakata seçilecek kişiler midir? Bunu mu anlamalıyım?

[00:36:17,736 – 00:37:14,788] C / Artemiz Güler

Tabii, çok büyük ölçeklerde. Bir bankayla teknoloji çözümüyle ilgili görüşüyorduk. Genel merkezlerine her yaz 60 stajyer alıyorlarmış. Başvuru 40 bin. 40 binden 60’a nasıl indireceksiniz?

Bu arada insan da hata yapıyor. ‘İK Nefreti’ diye bir profil vardı, beni de linçlemişti. Oradaki abartılı paylaşımların belli bir kısmı zaten doğru. İK’cılar, biz de insanız. Seçerken, görüşmede hata yapıyoruz. Her iki tarafta da hata var. Yapay zekâya iyi anlatmazsanız hata yapabilir; iyi anlatsanız bile bazı şeyleri kaçırabilirsiniz. Ama insan da bu hataları yapabilir.

[00:37:16,128 – 00:37:31,268] S / Yaprak Özer

Hangisini tercih etmeliyim? Beni İK’daki insan mı, İK’daki robot mu seçsin? Hangisinin insafına güvenmeliyim? Samimiyetle söyleyin.

[00:37:31,428 – 00:37:46,928] C / Artemiz Güler

Bence sayı çok büyükse, başvurular çok fazlaysa, insan olarak ona ayıracağınız kaynak yoksa eleğin deliklerini geniş tutarak ön elemeyi yapay zekâya yaptırmakta bir sakınca yok.

[00:37:48,768 – 00:37:49,148] S / Yaprak Özer

Sonra?

[00:37:50,248 – 00:38:09,308] C / Artemiz Güler

Ondan sonra kararı sadece yapay zekâyla vermemeye çalışmak lazım. Yapay zekânın seçtiği özgeçmişi alıp ‘bir numara’ dediği kişiyi doğrudan işe almayacağız. Belki ilk onunu alacağız, onlarla görüşeceğiz, ondan sonra karar vereceğiz.

Gençlerin başlangıç işleri ve öğrenme fırsatları

[00:38:10,228 – 00:38:48,128] S / Yaprak Özer

Enteresan. Kim bilir o elekten neler süzülüp geçiyor. Gençlere mercek tutarsak çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. En fazla gündeme gelen, şirkete ilk aşamada girecek gençlerin işlerinin yapay zekâya devredilmiş olması nedeniyle onlara iş, pozisyon kalmadığı yönünde.

[00:38:48,148 – 00:38:48,808] C / Artemiz Güler

Doğru.

[00:38:48,808 – 00:38:52,828] S / Yaprak Özer

‘Doğru mu?’ diyecektim, ‘Doğru’ dediniz.

[00:38:52,868 – 00:39:56,348] C / Artemiz Güler

Basit, deneyim gerektirmeyen, tekrarlı, katma değer yaratmayan işleri kurumlar, çalışanlar veya yöneticiler yapay zekâya devrediyor. Ama bir kuruma girdiğiniz zaman da genelde oradan başlıyorsunuz. Giriş pozisyonları bunlar. Abartılı örnek verecek olursam çay getirerek, fotokopi çekerek başlıyorsunuz. Ama fotokopi çekerken de o kâğıtta ne yazdığına merakınız varsa yavaş yavaş konuları öğrenmeye başlıyorsunuz. En basiti, müşteri bir mail gönderdi; ona nasıl yanıt vereceğim?

Bunlar biraz deneyimle ilgili ama çok basit şeyler. On müşteriyle iletişimi bir insan yapabiliyor. Ama 1.000 müşteri benzer şeyleri soruyorsa içeriklerini okuyup yanıtlayabilen yapay zekâ çözümleri var. O yüzden giriş pozisyonlarında sadece ülkemizde değil, dünyada da sıkıntı var. Daha az yeni mezun alınıyor. Yeni mezun işe alım oranları çok düşük.

[00:39:57,288 – 00:41:14,748] S / Yaprak Özer

Bu söyleşiye hazırlanırken radarlarım genellikle bu konulara açık oldu. Yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada özellikle 30 yaş civarında büyük bir memnuniyetsizlik, tatminsizlik ve endişe yaşandığı söyleniyor. Otuz yaş giriş seviyesinin biraz üstünde ama orayı da kapsayacak olursak bir sorum var: Nerede öğrenecekler? Yapay zekâ o basit işleri yapıyorsa onlar nerede öğrenecek?

İkincisi, bu 30 yaş sendromunun önümüze daha büyük bir iş açacağından endişe ediyorum. Hayatı yakalayacak bir grup; yeterince deneyimli, çok genç, enerjik, önünde uzun zaman var. Belki sizin konunuz değil ama Türkiye’de nerede bu? Bunu dile getirenler yabancı kaynaklar.

[00:41:14,968 – 00:41:15,748] C / Artemiz Güler

Doğru.

[00:41:15,748 – 00:41:55,568] S / Yaprak Özer

Bizde böyle bir kaynak bulmak, o kadar çok sorunumuz var ki dönüp onlara bakmak çok kolay olmuyor. Elin parmakları kadar gazeteci veya bu konuda araştırmacı var. Serbest atış vereyim size. Önce şunu söyleyin: O basit işleri yapay zekâ yapacaksa bu çocuklar nerede öğrenecek? Ne yapmaları lazım? Deneyiminizden hızlı, pratik çözümler söyleyin. Sizin de biri üniversitede, biri üniversiteye yakın yaşta iki çocuğunuz var. Durumları ne olacak?

[00:41:56,408 – 00:42:09,308] C / Artemiz Güler

Hangi alanda uzmanlaşacaklarsa onunla ilgili farklı yetkinliklere, farklı ortamlara, farklı bağlantılara girmeleri lazım.

[00:42:09,628 – 00:42:21,968] S / Yaprak Özer

Nedir o uzmanlıklar Artemiz Bey? Dünün uzmanlığıyla bugünün uzmanlığı da farklı. Belki orada biraz pencere açabilirsiniz.

[00:42:22,748 – 00:43:54,924] C / Artemiz Güler

Büyük kızımdan örnek vereyim. Şu an çevre mühendisliği okuyor. Geçen yaz kendisine bir staj imkânı yaratabildik. Belediyeye bağlı bir arıtma tesisinde, çevre mühendislerinin olduğu bir yerde prosesi, aşamaları, insanların nasıl çalıştığını gördü.

Olay sadece teknik bilgi değil. Teknik bilgiyi yapay zekâ veriyor ama hangi mühendis neyi yapıyor, ekip kurduğu zaman neye dikkat ediyor? Bunlar yapay zekânın yapamadığı şeyler: Deneyim ve insan ilişkileri. Farklı kanallardan, farklı yollardan kendilerini geliştirebilirler. Kızlarıma söylediğim şeylerden biri bu.

Kızım çevre mühendisliği okuyor, yurt dışında yüksek lisans yapmak istiyor. ‘Git, hocalarınla tanış, yakın ilişki kur’ diyorum. Kızımın adı Mare. Hocaları ‘Mare kim?’ bilsinler. Bu konularla ilgili bir fırsat çıktığında akıllarına gelen üç isimden biri Mare olmalı ki fırsatı onunla paylaşsınlar. Bir hocaya ‘İspanya’da şöyle bir yüksek lisans var, sizden kim gelir?’ diye sorulduğunda ‘Mare sormuştu’ diyebilsin. İlgili olduğunu göstermesi lazım.

Yapay zekânın yapamayacağı şey bu: İlişki ve deneyim. Bunların artması lazım. Bu stajla, biraz da bağlantılarla olacak.

[00:43:55,703 – 00:44:40,164] S / Yaprak Özer

Eğer ezkaza bizi izleyen bir genç varsa ‘Staj yapacak kurum mu kaldı Artemiz abi?’ diye soruyor olabilir. Kaldı mı? Siz kızınızı belediyede ya da ilgilenebileceği benzer bir alanda staja sokmuşsunuz. Biliyorum diye söylüyorum; bilgisayar mühendisliğinden çevre mühendisliğine geçme arzusunun onda karar olarak vücut bulmasına neden olmuşsunuz.

Bir genç size ‘Benim böyle bir şansım yok, ne yapacağım?’ diyecek. Bu tür gençlere ne diyeceğiz?

[00:44:40,964 – 00:45:13,324] C / Artemiz Güler

HRTera’da ‘Youth HR’, yani Gençlik İK diye bir bölüm var. Türkiye’de de bunlarla ilgili çözümler, şirketler var. Bazılarının ücretsiz, bazılarının ücretli programları oluyor. Bankalar, büyük sanayi ve hizmet şirketleri de ‘Gençlere tek tek ulaşmayayım; onların toplandıkları şirketler, çözümler var’ diyerek bunlarla işbirliği içinde programlar oluşturuyor. Bu programlara başvurabilirler.

[00:45:14,864 – 00:45:29,184] S / Yaprak Özer

Anladım. HRTera’da teknoloji çözümleri sunan biri olarak ‘Git dokun, git kokla, git dinle’ diyorsunuz.

[00:45:29,884 – 00:45:42,004] C / Artemiz Güler

Çünkü yapay zekânın yapamayacağı şeylerden biri bu. Herkes görüyor, ‘Yapay zekânın olmayacağı işler’ diye paylaşılıyor. Genelde hep fiziksel işler; mesela tamircilik.

Diploma zanaat ve yetkinlik

[00:45:43,144 – 00:46:34,744] S / Yaprak Özer

Kritik bir şey sorayım: Zanaat, üniversite mezunu olmak… Üniversite mezunlarının maalesef zanaatkâr olabilme şansı olmuyor; bana kalırsa bu önemli bir açık. İnsan kaynakları uzmanları hâlâ üniversite mezunlarına daha mı yakın duruyor? Meslek okulu, meslek yüksekokulu, farklı bir uzmanlık, zanaat, yetkinlik… Bunlar sizin tarafta o deliklerden süzülüp geçiyor mu? İK’cı olarak siz karşımdasınız.

[00:46:35,344 – 00:47:32,824] C / Artemiz Güler

Köşeleriniz varsa hâlâ eski şeylere takılıyorsunuz. Ben İTÜ Endüstri’den mezun oldum; 1996 lisans mezunuyum. O dönem okul 100 kişi mezun veriyordu. Arkadaşlarımın profilini bildiğim için ‘On tanesinin önüne tavuk koymam’ derdim. Bence o on kişinin işe alınmaması, iş yapmaması lazım. Bazıları çok başarılı, çok zengin olmuşlardır, ayrı. Orada başka kaynaklar, başka çevreler işe giriyor.

İyi bir üniversite, iyi bir bölüm mezunu olmak şansınızı artırıyor ama artık çok kesin ve şart değil. Biz ‘Şu okuldan, şu bölümden mezun olacak’ diye alışmışız. Bunlar insanları ve kurumları sınırlıyor. Bunlara sahip olmayan ama doğru yetkinliklere sahip olan adayları kaçırmış oluyoruz.

Gençlerin gelecek kaygısı ve mesleki geçişler

[00:47:34,344 – 00:47:39,384] S / Yaprak Özer

Anlıyorum. Bir de 30 yaş sendromu vardı.

[00:47:39,604 – 00:47:41,284] C / Artemiz Güler

Ona şöyle gireyim…

[00:47:41,284 – 00:47:41,764] S / Yaprak Özer

Yani orada…

[00:47:41,944 – 00:48:59,324] C / Artemiz Güler

Sorunuzu büyüterek gireceğim. Dünyada şöyle bir eğilim var; yine sadece Türkiye için değil. Dede, baba ve genci alırsak baba, kendi babasından, yani gencin dedesinden daha iyi şartlarda yaşadı. Daha uzun yaşadı; ortalama insan ömrü 60 iken 70, 72 oldu. Daha uzun boylu, daha yakışıklı oldu. Evini daha erken aldı. İlk kez şu anki gençler bir önceki, hatta iki önceki kuşaktan daha kötü şartlarda yaşayacaklar.

Amerikalılar da paylaşıyor: ‘Dedem 80 bin dolara ev almış, şimdi iki milyon dolar’ diyor. ‘İki evi, arabası var’ diyor. Şu an dünyada ev, araba almak zor. Hatta bazı ülkelerde yaşam süresi de düşüyor. İyi beslenememek, çevre kirliliği; bin nedeni var. O konunun uzmanı değilim. Daha zor bir hayata girmeye başlıyorlar.

Benim gördüğüm o. Lise mezunuydunuz, devlette bir işe girdiniz, 30 yıl çalıştınız, evinizi, arabanızı aldınız. Gençlerde yaşlılara karşı böyle bir öfke de var.

[00:48:59,780 – 00:50:09,780] S / Yaprak Özer

Artemiz Bey, 30 yaşa kilitlenip kalmayalım; soruyu genişleteyim. Hepimizin gözünün önünde çok sayıda işten çıkarma var. Yaşça ileri olanlar kadar daha genç olanlar da var. İleri yaştakilerin belki şu ana kadar yaptıkları birikimleri vardır. Ama diğerlerinin ne hayat birikimi ne maddi birikimi… Maddi birikimi kenara bırakalım, şu an konumuz o değil.

Bu insanlar ikinci bir hayatı, ikinci, üçüncü bir şansı Türkiye gibi bir ortamda nasıl elde edebilir? Gençlere ‘Yapay zekâ gibi davranma, git dokun, kokla, yüzeyi anla’ dediniz. Bu insanlar ne yapabilir? Bugüne kadar edindiğiniz deneyimlerden onlara söyleyebileceğiniz ne var?

[00:50:10,820 – 00:50:58,700] C / Artemiz Güler

Bir meslekleri varsa aynı yetkinliklerle başka işlere bakmalarını öneririm. O piyasada o iş yoksa… İnsanlarla iletişimi iyi olan bir satışçı, gerekli desteği, belki birkaç eğitim alarak İK’cı da olabilir. Zaten İK’da bölümler son on yılda çıktı. Herkes İK’cı olabiliyor, orada sıkıntı yok.

Hangi becerilerim var? Bunu hep A sektörü için düşünmüşüm ama aynı yetkinlik setini B, C, D’de kullanabilir miyim, nasıl kullanabilirim? Oraya giderken almam gereken eğitim, kurs var mı? Bunlara bakabilirler. Seçeneklerini artırmalarında fayda var.

[00:50:59,020 – 00:52:11,640] S / Yaprak Özer

Şunu sormadan edemeyeceğim: ‘Herkes İK’cı olabilir’, ‘Herkes banka memuru olabilir’ gibi cümleler geçmişte kalmamalı mı artık? Uluslararası ilişkiler okursunuz, her şey olursunuz, hiçbir şey olmazsınız gibi bir durum. Oysa biraz önce zanaatten, uzmanlıktan söz ettik. Allah aşkına, hâlâ aynı yerde aynı şeyleri söylememeliyiz diye düşünüyorum.

Bizler geldik; ben sizden daha büyüğüm, geldik gidiyoruz. Bırakacağımız dünya, söylemler bunlar olmasa… Sizi uzun zamandır tanıdığım için bu samimiyetle söylüyorum. Başkası olsa belki tolere etmez. Ama artık başka şeyler söyleyelim. Başka bir şarkı çığırmanın zamanı diye düşünüyorum. Başkaları söylemiyor, biz söyleyelim bari.

Ne yapacağız? Çözüm… Garip matematiği toparlayacağız artık; biraz çözüm bulalım.

[00:52:12,540 – 00:52:25,120] C / Artemiz Güler

Çözüm bence biraz açık ve esnek olmakla ilgili. ‘A’ya takılma, B’ye, C’ye bak’ derken bunu kastediyorum. Biraz esnek olmakta fayda var. Örneğin ‘Tekstil ölüyor’ diyoruz.

[00:52:25,860 – 00:52:26,300] S / Yaprak Özer

Evet.

[00:52:26,300 – 00:53:52,960] C / Artemiz Güler

Tekstil ölürken Türkiye’de yükselen bir yıldız var: Oyun sektörü. Bilgisayar mühendisinin, herkesin kendi işi açısından ‘Oyun sektöründe ne yapabilirim?’ diye düşünmesi lazım. İlla herkesin kod yazması, bir şey tasarlaması gerekmiyor. Oyun sektörünün gereksinimlerini görüp bir şey yapması lazım.

Mesela kafeler çok artıyor. Kafelerin ne ihtiyacı olabilir? Hangi ürünü veya hizmeti dışarıdan almak istiyorlar? İlla kahvecilere ‘Kahve satın’ demiyorum. Müşterinin oturmasıyla, bahşişiyle ilgili ne yapılabilir?

Bu seçeneklerin iyi olması lazım. Biraz ilgilenmekle, yine o dokunmayla ilgili. Bugün üç, beş kahveciye gidip konuşmanız lazım. Tanışabiliyorsanız üç oyun firmasında çalışanla, beş oyun firmasının sahibiyle görüşmeniz lazım. Sektör nereye gidiyor, şu an ne arıyorlar?

Evet, işsizlik yüksek, gençler işsiz ama bazıları da iş buluyor, çok güzel paralar kazanıyor. Bunlar nerede? Paketlemeyle ilgili bir arkadaşım var. Her gördüğünde ‘Abi bana satışçı bul, makine mühendisi bul, tasarımcı bul’ diyor. O da bir şekilde işini büyütüyor. Çok karamsar olmadan gözün biraz açık olması lazım: Hangi şirket, hangi sektör büyüyor? Ne arıyorlar, bunlar bende var mı?

Çalışan arayan sektörler

[00:53:54,460 – 00:54:14,540] S / Yaprak Özer

Onlar ne arıyor, onlar bende var mı? Garip bir matematik sorusu sorduk. Arkadaşınız dışında eleman arayan diğer sektörlerden söz eder misiniz? Paketleme dışında başka hangi sektörlerde eleman arayışı hâlâ devam ediyor?

[00:54:15,660 – 00:55:03,744] C / Artemiz Güler

Oyun dışında benim gördüğüm savunma sanayisi şirketlerinde büyüme var. Ben de Ankara’da bir savunma sanayisi şirketinde bir buçuk, iki yıl çalıştım. Hatta unutmuşum, şu anki genel müdürü ben işe almışım. [Gülüyor.] O hatırlattı, ‘Abi unuttun mu, sen aldın beni işe’ dedi.

Dar bakışla ilgili bir örnek vereyim. O dönem prosedürümüzde yazıyordu: Yedi üniversiteden alabiliyorduk. Umarım şu an değişmiştir. O üniversiteler dışında işe alım yapamıyorduk.

Yurt dışına iş yapan şirketler olabilir; ihracat şirketleri, inşaat şirketleri olabilir.

[00:55:04,404 – 00:55:06,784] S / Yaprak Özer

İnşaat bayağı alıyor.

[00:55:06,784 – 00:55:27,084] C / Artemiz Güler

Türkiye odaklı değil, yurt dışına iş yapan şirketler. Maliyet odaklı değil de bir avantajı olup yurt dışına iş yapan herhangi bir ihracat şirketi olabilir. Şu an bütün sektörleri bilemem ama genel olarak baktığımda benim gördüğüm oyun ve savunma.

Kapanış ve mentorluk

[00:55:27,944 – 00:55:47,804] S / Yaprak Özer

Anlıyorum. Artemiz Güler, süreyi epey aştığımızı düşünüyorum. Sizin de sabrınızı aştığımı düşünüyorum. Cevabınızın olmadığı sorular da sordum. Hoşgörünüz için teşekkür ediyorum.

[00:55:47,824 – 00:55:52,124] C / Artemiz Güler

‘İlacı olsa kel kendi başına sürermiş’ de var. [İkisi de gülüyor.]

[00:55:52,124 – 00:56:51,364] S / Yaprak Özer

Evet. Gençlerin çaresiz kalmaması, Türkiye’nin gençlerden uzak kalmaması, onların bu ülkede kalması için bu projeleri yapmaya çalışıyorum. Umarım daha güzel günler, yarınlar için yine konuşuruz. Ama konuşmak yetmiyor tabii. Bugün konuştuklarımızın çoğu sizin sahada gördüklerinizdi. Üç beş büyük firmanın sorusu, sorunu, fırsatıyla özetlenebilir gibi değil. Türkiye yalnızca o sınırlı sayıdaki kurumdan ibaret değil. 80 milyonu aşkın nüfusa sahip çok büyük bir ülkeyiz. Bizi çok güzel yarınların beklediğini ümit ediyorum deyip sizi yolculayacağım. Çok teşekkür ederim.

[00:56:51,504 – 00:56:56,764] C / Artemiz Güler

Sağ olun. Gençlere mentorluk yapılmasını, deneyimlerin paylaşılmasını öneriyorum.

[00:56:57,044 – 00:56:57,344] S / Yaprak Özer

Ne güzel.

[00:56:57,364 – 00:57:20,944] C / Artemiz Güler

Herhâlde dokuzuncu veya onuncu yılım olacak. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin burs verdiği öğrencilere mentorluk yapıyorum. Çağırdıklarında Kocaeli’ne, Ataköy’e, Beylikdüzü’ne gidiyorum. Bir şey biliyorsak, cebimizde bir şey birikmişse gençlerle paylaşmanın bir yolunu bulmakta fayda var. Deneyimli arkadaşların da mentorluk yapmalarını beklerim.

[00:57:22,364 – 00:57:23,824] S / Yaprak Özer

Teşekkürler, sağ olun.

[00:57:24,424 – 00:57:26,524] C / Artemiz Güler

Çok teşekkürler, davet ettiniz…

[00:57:26,644 – 00:57:27,844] S / Yaprak Özer

Güzel günler diliyorum.

[00:57:27,844 – 00:57:30,944] C / Artemiz Güler

[İfade belirsiz.] Sekiz yıl beklemek… [İkisi de gülüyor.]

[00:57:30,964 – 00:57:38,084] S / Yaprak Özer

Tamam, sekiz yıl beklemeyelim. Zaten benim sekiz yıl bekleyecek öyle uzun uzun ömrüm yok. [Gülüyor.]

[00:57:38,084 – 00:57:40,064] C / Artemiz Güler

Vardır, vardır da beklemeyelim.

[00:57:40,104 – 00:57:45,084] S / Yaprak Özer

Peki, görüşmek dileğiyle. İyi günler diliyorum. Sağ olun. Siz de aynı şekilde.

Paylaş