İş görüşmesi

Dünyanın en zengin adamı Bill Gates’e bundan 5-6 yıl önce Dünya Ekonomik Forumu Davos toplantısında “Microsoft’un rakibi kim?” diye sorduklarında HP, IBM gibi firmaları saymış. Gates’e aynı soru son Davos toplantısında yöneltildiğinde “En büyük rakibim Goldman Sachs” demiş. Neden diye üstelemişler, “En iyi üniversitelerden mezun, en iyi yetenekleri onlar alıyor” karşılığını vermiş.

ABD’de 5 bin CEO’nun katıldığı bir ankette “Gece sizi uyutmayan sorun ne?” diye sorulmış. Yanıt: “Yetenekli çalışanları çekebilmek ve tutabilmek”.

TÜİK iki haneli çıkmasın diye ülkemizdeki işsizliği “9 nokta ve türevleri” olarak açıklıyor. Bu işsizlerin bir yüzü. Vasatların işsizliği. Bir de yeteneklerin işsizliği var. En iyimser tahminle işsizlik aslında resmi rakamın iki katı. Bugün hangi şirketin kapısını çalarsanız çalın, ben diyeyim bir, siz deyin 5 pozisyonu mutlaka boş. İstedikleri gibi eleman bulamadıkları için dolduramadıklarını duyacaksınız. Dışarıda delice işsizlik, içeride anlamsız boşluklar…

Yetenekli işgücü, bilgi birikimi gibi “maddi olmayan” şirket varlıkları 1980’lerde şirketlerin değerinin yüzde 20’sini oluşturuyordu. Bugün yüzde 80’ini oluşturuyor. Yetenek altın değerinde!

50’li yıllarda, kişi başına 300 Dolarla dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Singapur, bugün nasıl oluyor da, kişi başına 35 bin Dolar’la dünyanın en zenginleri arasına giriyor? Ulusal planla! Daha 50’lerde Harvard’da okuyan Çinli ve Hintlileri avlayıp Singapur’a çekmeye başardılar. Bir süre sonra aynı planı İrlanda uyguladı. Bir zamanlar fakirlik ve açlık yüzünden ülkesini terkeden başarılı İrlandalı avına çıktılar. İrlanda bugün Avrupa’nın beyin göçüne ev sahipliği yapıyor. Hindistan’a 2001-2004 arası 25 bin Hintli geri döndü.  Çin de benzer bir çalışma içinde… Almanya da… Fransa da… Almanya “yetenek”li kişilere daha kolay vize vermeye başladı, İngiltere ülkede kalma iznini artırıyor, ırkçılığın hortladığı Fransa “bilim adamı” vizesi kavramını ortaya atmakla kalmıyor, yabancı öğrenci oranını yüzde 7’den 20’ye çıkarmaya çalışıyor. Neden?…

Çünkü kelle çok yetenek az? Peki diyelim yetenekleri getirdik, doğrusu nasıl seçilir? Her ne yöntem uygularsanız uygulayın sonunda mutlaka bir “iş görüşmesi”, yaygın tanımıyla “mülakat” yapmak zorundasınız.

İş görüşmeleriyle ilgili şehir efsaneleri dolaşıyor işte birkaç örnek:

Neden bira kutularının altı ve üstü, ortasından daha dardır?

Aynadaki görüntüde neden ‘yukarı ile aşağı’ yer değiştirmez de ‘sağ ile sol’ yer değiştirir?

Kanalizasyon kapağı neden yuvarlaktır?

“Hangi noktada bir insan ‘ölü’ hale gelmiş olur?

Dünyadaki suyun yüzde kaçı bir ineğin vücudundadır?  

‘Neden uzay mekiğinde mum yakamazsınız?’

Yanıt vermeyi denesenize…

CNNTürk’te İş Görüşmesi adlı yeni bir ekonomi/kariyer programıyla, TRT 2’deki Kariyer Dünyası’ndan sonra yeniden karşınızda olacağım. Bu kez “yetenek yönetimi” yapıyoruz. Gençleri, en tepedekilerle buluşturuyor, gerçek bir iş görüşmesinin ardından ilk iş deneyimine kavuşturuyoruz.

Kime sorsanız iş görüşmesinde ne yapılması ve yapılmaması gerektiğini söyler. Ne işe yarar bilemem… Sallantılı küpe takma. Sakallı olma gibi anlamlı anlamsız tüyolar. İş Görüşmesi tüyosu diye bir şey varsa o da “kendin ol!”

Danışmanlık firması Deloitte’un araştırmasına göre, mevcut İK yaklaşımları işe yaramıyor. Yetenek sıkıntısı yüzünden ortaya çıkan verimsizliğin ekonomiye maliyeti ABD’de 350 milyar Dolar, Fransa’da 100 milyar Euro, İngiltere’de 64 milyar Dolar… Türkiye?… Kim bilir? Denizde kum bizde adam, hala kol gücüyle iş yapıldığını sanıyoruz, ki zaten biz siyasetten ekonomiye kol gücüyle iş bitiriyoruz. İşte eseriniz: 5 genç kafadar, Malatya’da kol gücüyle üç  kişinin boğazını kesti. Deniz bitti beyler, beyin gücünü keşfetmenin ve kullanmanın zamanı geldi!