Yatırım Çekmenin Yeni Formülü; Vatandaşlık Ekonomisi

Türkiye herhalde hiç olmadığı kadar göç veriyor dışarıya. Haberleri okudukça üzülüyoruz çünkü gençlerimiz doludizgin gidiyor, beyin göçü yaşıyoruz. Bununla birlikte Türkiye mülteci trafiğini taşıyan en önemli ülkelerden bir tanesi. Malum Suriyeli mülteciler… Ülke çapında farklı farklı duygulara neden olduğu gibi ekonomik açıdan bizi zorladı. Gündeme getireceğim bir başka göç daha var. Beyin göçü değil, gençlerin göçü değil, mülteci göçü değil…  Oturma ve yerleşim göçü. Bütün dünyada bir hareketlilik var ki sormayın gitsin. Ev satın al, oturma iznine kavuş… İş kur vatandaşlık al… Bu devinimi anlayana aşk olsun. Oturum alayım, vatandaşlık alayım, yatırımcı vizesi alayım gibi kavramlara açıklık getirmek istedim. 

Türkiye son bir yılda 250 bin Dolara 2 bin 600 yatırımcıya vatandaşlık verdi. Bunlar 7500 tane aile üyesini getirdiler. Yaklaşık 10 bin yabancı uyruklu kişi Türk vatandaşlığına hak kazandı. Grupta Irak, Afganistan, Filistin, Mısır ve Libya’dan gelenler yoğunlukta. 

Bizde hal böyle, küresel pazarı domine eden iki sosyoekonomik grup var. Bunlardan bir tanesi servetinin kişi başı değeri 5 milyon doların üzerinde olan yatırımcılar. Bir de üst segment var, 30 milyon doların üzerinde servete sahip bireyler. Yapılan bir araştırmaya göre bu kişilerin yüzde 36’sının kendilerini güvende hissedebilmek adına zaten ikinci pasaportu var. Geride kalan, yüzde 64’lük dilimin yüzde 30’u da önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde mutlaka ikinci pasaport almayı planlıyor.

Türkiye’nin vatandaşlık politikasını iyi bir stratejiyle yürüttüğünü söylemek mümkün değil. 250 bin Dolar hem düşük hem de pasaportumuza biçtiğimiz değer düşük. Bir örnek; Güney Kıbrıs dünyanın en değerli 9’uncu pasaportu. 2 milyon Euro yatırım karşılığında konuşmaya başlıyor. Bizim pasaport sıralamasında yerimiz 37. kategoride. Güney Kıbrıs’ın onda birine vatandaşlık satabiliyoruz. 

Siyasi ve fiziki insan trafiğinin ötesinde dünyada alternatif yaşam arama göçü var. Bu yeni nesil göçün ekonomisi de şartları da çok kuvvetli. 

Bu konuda profesyonel çalışma yürüten ve deneyime sahip olan Vesta Global Şirketi’nin kurucu ortaklarından Teuta Narazan’la sohbetimi sizinle paylaşmak istiyorum. 

Yaprak Özer: Yaptığınız işin tanımı nedir? Göç diye tarif ettiğim konuda sizin hizmetiniz ne?

TEUTA NARAZAN: Tabii, biz aslında buna tam olarak göç demiyoruz, yatırımcı vizeleri danışmanlığı yapan bir firmayız. Türkiye, Avrupa ve Amerika kıtasına yatırım yoluyla oturma izni ve vatandaşlık danışmanlığı almak isteyen yatırımcılara, ağırlıklı Ortadoğu ve Çin pazarında Türkiye’ye yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı almak isteyen yatırımcılara danışmanlık veriyoruz.

Yaprak Özer: Bir pasaport endeksiyle karşılaştım; değerli pasaportlar daha az değerli pasaportlar ve üzülerek gördüm ki, Türkiye kategorilerde 37’nci, bireysel sıralamada 90’ıncı. 116 ülkeye vizesiz giriş sağlıyoruz ki, anladığım kadarıyla değerli olmanın unsurlarından biri. Özetle pek de iyi bir noktada değiliz, gönül isterdi ki, en değerli pasaport olsun. Nedir bu endeks?

TEUTA NARAZAN: Bu endeks ağırlıklı olarak ülke vatandaşı, yani pasaport sahiplerinin vizesiz veya kapıda vize alarak girebildiği ülke sayısıyla, yani dünyadaki mobilitesiyle eşdeğer diyebiliriz. 

Yaprak Özer: Yani 116 ülkeye girebiliyormuşuz. 37’nci kategoride Nikaragua’yla aynı kategorideyiz. Birinci kategori Birleşik Arap Emirlikleri. BAE pasaportu çok mu değerli?

TEUTA NARAZAN: Evet

Yaprak Özer: Neden?

TEUTA NARAZAN: Emirati pasaportu kralın soyundan çok küçük bir bölgede yaşayan insanların pasaportu. Sadece doğum yoluyla, belli ailelere mensupsanız alabileceğiniz bir pasaport. Dünyanın 180 ülkesinde vizesiz serbest dolaşım var. İngiltere, İsviçre, Amerika dahil vize talep etmiyor, aynı şekilde birçok ülkede yaşama ve çalışma hakları var. Bunun da en büyük sebebi, Emirati sayıca küçük gelir seviyesi çok yüksek. Zenginler. Kapılarını severek açıyorlar. 

Yaprak Özer: İkinci kategoride Almanya, Lüksemburg, Finlandiya ve İspanya var. Üçüncüde: Singapur, Danimarka mesela bu kategoride Singapur var. İtalya, Hollanda, Avusturya, Portekiz, İsviçre mesela Japonya, Güney Kore, İrlanda ve Amerika var… 

TEUTA NARAZAN: Aslında iki üç dört arasında çok büyük fark yok. Üçten altıya kadar ağırlıklı olarak Avrupa Birliği ülkeleri.

Yaprak Özer: Biz 37. Önümüzde çok ülke var.

TEUTA NARAZAN: Çok uzun bir yol var. Ama farkındaysanız mesela Amerika da üçte yer almıyor.

Yaprak Özer: Evet Rusya’yı da görmedim, Çin de listede aşağılarda bir yerlerde.

TEUTA NARAZAN: Arap ülkeleri ağırlıklı diyebiliriz. 

Yaprak Özer: Gördüğüm kadarıyla bu ülkeler biraz daha güvenli…

TEUTA NARAZAN: Evet. Güvenli ekonomiler bir kere hepsi.

Yaprak Özer: Örneğin İtalya güvenli ekonomi değilse de istikrarı yakalamış görünüyor…  Singapur. Tahminim başka kriterler de rol oynuyor örneğin sürdürülebilir ya da yeşil ekonomi. Refahın farklı noktaları… 

TEUTA NARAZAN: Aslında gönül ister ki, olsun.  Burada yeşil ekonomi yok, refah yok, kişi başı ortalama gelir yok, bu sadece daha kapitalist bir bakış açısıyla hazırlanmış. Bu ülkelerde belirli seviyenin üzerinde yüksek gelirli kaç yatırımcı var, kaç kişi mobil ve kaç ülkeye vizesiz seyahat ediyor gibi kriterler etkin. Sadece kapitalist bir liste diyebiliriz.

Yaprak Özer: Ne kadar kişi oturma izni / vatandaşlık için nerelere başvuruyor?  

TEUTA NARAZAN: 2019’un Eylül ayında en son bir araştırma yapıldı güncel sayılabilir rakamlar. Eylül 2018’den Eylül 2019’a kadar 250 bin dolarlık Türkiye’ye gayrimenkul yatırımıyla vatandaşlık programından 2 bin 600 yatırımcı faydalandı. Bunlar da 7500 tane aile üyesini getirdiler. Yaklaşık 10 bin yabancı uyruklu kişi Türk vatandaşlığına hak kazandı.

Yaprak Özer: Hangi ülkeden?

TEUTA NARAZAN: Bu kişilerin yüzde 13’ü bin 300 kişi Irak’tan, bini Afganistan’dan, 700’ü Filistin’den, 420’si Mısır’dan, 2 bin 500’ü Libya’dan gibi uzayan bir liste var. 

Yaprak Özer: Batılı bir ülke görmüyoruz listede.

TEUTA NARAZAN: 7 kişi Amerika’dan var. Bu listede şu anda gözükmese de Çinli yatırımcılar son üç ayda çok büyük ilgi göstermeye başladılar. Çin’in en büyük sebebi Avrupa ve Amerika pazarı için bir geçiş noktası Türk vatandaşlığı. Çin kotalarını çok kolay aşabiliyorlar gerek Avrupa’da gerek Amerika’da.

Yaprak Özer: Öngörünüz ne önümüzdeki dönemler için trend neyi gösteriyor sizce? 

TEUTA NARAZAN: Genellikle zaten bu yatırım yoluyla oturma izni ve vatandaşlık programları Doğu’dan Batı’ya doğru akış gösteriyor. Bir tek Güney Amerika ülkeleri Batı’dan Doğu’ya kayıyor o da Güney Amerika’da Brezilya, Arjantin, Venezuela gibi ülkeler…  Avrupa programlarını tercih ediyorlar.

Yaprak Özer: Temel sebep örneğin Venezuela’da kişilerin yaşam kaygısı ekonomik ve güvenlik açısından. 

TEUTA NARAZAN: Aslında böyle küresel bir tablo da var; özgürlüğün kısıtlandığı ülkelerden, daha özgür ülkelere kayış var.

Yaprak Özer: Başka neden farklı arayışlar var? 

TEUTA NARAZAN: Mobilite en önemli faktörlerden biri.

Yaprak Özer: İkincisi; yaşam standardı, üç; güvenlik endişeleri, dört; sağlık ve eğitim, beş; vergilendirme, emeklilik ve şirketini geleceğe taşıyabilecek olan kadrolar gözüküyor sıralamada. 

TEUTA NARAZAN: Evet, bir de ondan sonra gelecek jenerasyonlara bırakacağı güvenli miras istiyorlar. Bu oturma izni ve vatandaşlık programlarını tercih eden yatırımcıların hakkında yapılmış bir araştırma mevcut olmamakla beraber, gözlemlerimiz genellikle çocukları olan bireyler. Çok düşük oranla bekar yatırımcılar bu programları tercih ediyor. Ağırlıklı aileler ve küçük çocuklu aileler. Hem eğitimi için hem daha liberal bir toplumda büyümesini istiyorlar. Daha iyi şartlarda eğitim alması, daha kolay iş imkânlarına sahip olması için isteyenler var. Bir de tabii ki, yatırımlarını farklı ülkelere bölmek isteyen yatırımcılar da oluyor.

Yaprak Özer: Adeta borsada yatırımcı olma mantığı. 

TEUTA NARAZAN: Aynen öyle. Vergi avantajı sağlayan ülkeler var. Pazarı domine eden iki sosyoekonomik grup var. Bunlardan bir tanesi servetinin kişi başı değeri beş milyon doların üzerinde olan yatırımcılar. Bir de üst segment “ultra high network” dediğimiz 30 milyon doların üzerinde bireyler. Şöyle bir örnek verebilirim. 2023’te 5 milyon dolar ve üzeri serveti olan birey sayısının Çin’de 2 milyon kişi olması öngörülüyor. Türkiye için öngörülen rakam 86 bin kişi. Yapılan bir araştırmaya göre bu kişilerin yüzde 36’sının kendilerini güvende hissedebilmek adına zaten ikinci pasaportu var. Geride kalan, yüzde 64’lük dilimin yüzde 30’u da önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde mutlaka ikinci pasaport almayı planlıyor.

Yaprak Özer: Peki ok nereleri gösteriyor, bu ikinci pasaportlar için?

TEUTA NARAZAN: Türk yatırımcılar yatırım yapmak istedikleri tutara göre seçimler yapıyorlar. Bazı yatırımcıların Türkiye’de hali hazırda ya kurulu düzene sahip, işleri veya serbest meslek sahibi olduğu zorunluluklar var. Zaten yatırımcıların neredeyse hiçbiri göç etmeyi planlamıyor. 

Yaprak Özer: Ne istiyorlar?

TEUTA NARAZAN: Göç dalgası dediğimiz, aslında ağırlıklı beyaz yaka ve mavi yakanın iş bulmak amacıyla çalışma vizelerine başvuran kesim. Yatırım yoluyla oturma izni alan kesim ağırlıklı olarak hiç göç etmiyor. Bir kere yatırımcı zaten göç etmiyor, çocukları eğitim sebebiyle gitsin istiyorlar. Çocukların hem eğitim hem de tecrübe kazanabilmek için yabancı ülkelerde bir süre bulunup sonra geri dönüp ülkelerine gelmesini hayal eden kesim bu kesim. Özellikle Türkiye’de Anadolu kentlerinden birçok yatırımcımız var. Bütün Anadolu kentlerindeki yatırımcılarımız kendi kentlerinde kalmayı ve çocuklarının da kendi değer, örf ve adetleriyle bu kentte büyümelerini önemsiyorlar. Ama gitsin diyor. Bir süreliğine gitsin tecrübe edinsin benim gibi vizeyle uğraşmasın üniversitelere girme şansı yükselsin, ama dönsün yine ülkesinde vatanına. 

Yaprak Özer: Yatırım programlarının faturası ne?

TEUTA NARAZAN: Yatırım programlarının en düşüğü 250 bin Euro’dan başlıyor, Türkiye 250 bin dolar ama. 250 bin Euro’luk program Yunanistan programı. 

Yaprak Özer: En düşüğü bu mudur?

Yaprak Özer: Ne veriyor Yunanistan bunun karşılında?

TEUTA NARAZAN: Yunanistan’da oturma ve iş kurma hakkı, Avrupa Birliği serbest dolaşım imkânı. Vatandaşlık vermesi için ülkede 6 aydan daha uzun süre için 7 yıl boyunca yaşamanız gerekiyor.

Yaprak Özer: Bu arada oturma izniyle, vatandaşlık arasındaki farkı da bir açıklar mısınız?

TEUTA NARAZAN: Oturma, izni ilgili ülkede oturma bazen çalışma, bazen iş kurma hakkı sağlıyor ve bağlı olduğu bölgede serbest dolaşım hakkı veriyor.

Yaprak Özer: Yani her zaman oturma izni çalışma hakkı vermiyor mu?

TEUTA NARAZAN: Vermiyor, her zaman vermiyor. Ülkeden ülkeye kanunlar değişiyor. Vatandaşlıktan ayıran en önemli özelliği ise seçme seçilme hakkınız yok, onun dışındaki bütün sosyal haklara sahipsiniz. Eğitim, sağlık güvenlik gibi her türlü sosyal hakka sahipsiniz. Bir de Avrupa Birliği ülkelerinden bir tanesinden aldığınızda onların mobilite yaşam ve çalışma haklarından Avrupa Birliği kanunları kapsamında yararlanıyorsunuz. Örneğin siz Portekiz’den vatandaşlık aldığınız zaman Almanya, Fransa, İtalya’da oturma ve çalışma izniniz var. Portekiz’den oturma izni aldığınızda serbest dolaşım alıyorsunuz. Ama oralarda oturma izniniz olmuyor. 6 aydan daha uzun süre oturamıyorsunuz. 

Yaprak Özer: Türkler neden Yunanistan ve Portekiz’e çok ilgi gösteriyor?

TEUTA NARAZAN: En önemli sebep çok yakın bir kültürümüz var. Din, dil ve sınırlar dışında aslında hiçbir farkımız yok birbirimizden; yemek-içmek, eğlence, insanlar, hal, tavır, hayat birbirine çok benziyor ayrıca kilometre olarak çok yakınız. İstanbul’dan Anadolu’da bir kente gitmekten daha kısa sürede Atina’ya varabiliyorsunuz. En düşük yatırım tutarı 250 bin Euro. Bir de hiçbir şekilde ziyaret zorunluluğu yok. Beş yılda yenilenen bir vizeniz var o 5 yıl boyunca bir daha Yunanistan’a giriş çıkış yapmanıza gerek yok bu da kolaylık sağlıyor. İkinci en çok ilgi gösterilen ülke Portekiz programı. Portekiz programını diğer tüm programlardan ayıran en önemli özellik en düşük yatırım tutarıyla yaşamadan vatandaşlığa gitme imkânı. Bu da 350 bin Euro’dan başlayan yatırım tutarlarıyla yılda sadece 7 gün o ülkeyi ziyaret ederek 5’inci yılın sonunda kriterleri sağlıyorsanız vatandaşlığa başvurma hakkı sağlıyor. 

Yaprak Özer: Çok duyduğumuz İngiltere furyası var anlatır mısınız?  

Teyuta Naraza: Ankara Anlaşması, Türkler arasında çok cazip çünkü minimum yatırım tutarı bu programlardan tamamen farklı. İngiltere’nin yatırım yoluyla oturma izni programı, İngiliz bankalarına yapılan para yatırımıyla eşdeğer. Bir İngiliz bankasına 2 milyon Pound’dan başlayan yatırımla size oturma izni, 5 yıl sonra da vatandaşlığa başvurma hakkı veriyor. Tabii 2 milyon Pound çok yüksek tutar. Çok zorluyor. Genellikle Türkler Ankara Anlaşması’nı tercih ediyorlar. O da iş kurarak bir oturma iznine sahip olma ama bu işin daimi olması, kar etmesi ve sürdürülebilir olması gerekiyor. Yaklaşık 3 ile 5 yıl içerisinde yaşarsanız eğer İngiltere’de vatandaşlığa gitme hakkı sağlıyordu. Yeni Ankara Anlaşması kanunuyla artık vatandaşlığa gitmeyi kaldırdılar. Her 3 yılda bir şirketiniz ve oradaki yatırımlarınız iş süreçleriniz ve iş planlarınız kontrol edilecek. Eğer kriterleriniz tutuyorsa 3 yıl daha size oturma izni veriyor olacaklar.

Yaprak Özer: Yani aslında bir tür uzun vadeli vize almak.

TEUTA NARAZAN: Aynen.

Yaprak Özer: Amerika veya Rusya veya Çin, Türklerin radarında yok mu?   

TEUTA NARAZAN: Amerika var, çok düşük. Çekilişten bağımsız olarak bir fona ya da devletin onayladığı EB5 izni olan yatırım projelerine 500 bin Dolar yatırdığınız zaman yatırımcıya ve 18 yaşın altında aile bireylerine Green Card veriyor.

Yaprak Özer: EB5 nedir?

TEUTA NARAZAN: Vize aslında. Yatırımcının 10 kişilik istihdam sağlaması gerekiyor. İş kuracak, 5 yıl boyunca 10 kişinin istihdam sağlaması çok zor olduğu için 500 bin dolarlık büyük projelere yatırım yapıyorsunuz. Bunlar genellikle inşaat projeleri, otel projeleri oluyor. Her yıl 10 bin kişiye veriliyor bu hak. Kimi çok uzun bekleme süreleri var. Bugün Çin’den başvuran bir kişinin 15 yıl Green Card çıkma süresi var. Hindistan için 7 yıl bekleme süresi var. Türklerin ise bir süreleri yok sadece süreç devam ediyor. 1 yıl içerisinde geçici Green Card çıkıyor.

Yaprak Özer: Oturma izni ya da vatandaşlık için başvuran insanlar dünya nüfusunun büyük bir kesimini oluşturuyorlar mı?

TEUTA NARAZAN: Dünya nüfusunun büyük bir kesimini oluşturmuyorlar. Çünkü aslında herkes için minimum 250 bin Euro’dan başlayan Avrupa programları en düşük programlar; genellikle bazı Karayip Adaları’nda var 100 bin Dolar civarında sadece mobilite sağlayan pasaportla. Onlar da soru işaretli. Ciddi yatırım tutarı gerektiği için dünya nüfusunun sadece üst segmenti ilgi gösterebiliyor bu programlara. 

Yaprak Özer: Tabii ki teröre, savaşlara bağlı göçler var ama bu da iş ya da entelektüel göç. Farklı bir hareketlilik.

TEUTA NARAZAN: Doğru. Aslında bütün bu göç programları ilgili ülkelerde kendi ekonomisini de yaratıyor, en büyük sebeplerinden bir tanesi bu. Sadece bir gayrimenkul yatırımıyla inşaat sektörüne değer kazandırmıyor. Bu yatırımcılar on binlerce kişi geliyorlar, otellerde konaklıyorlar, alışveriş yapıyorlar, harcama yapıyorlar, hava yollarını kullanıyorlar, ülkeyi yılda bir ziyaret ettiklerinde o bir haftalık sürede yine orada harcama yapıyorlar derken inşaat sektörüyle, turizm sektörüyle beraber yan kolların da bundan fayda sağlamasına sebep oluyor. Aslında çok büyük ekonomi.

Yaprak Özer: Türkiye’nin iyi bir stratejiyle yürüttüğünü söyleyemeyiz değil mi? Yüksek hareket değerlerine sahip kişileri çekemiyoruz.

TEUTA NARAZAN: Yok kapamıyoruz tabii. 250 bin Dolar hem düşük hem de en önemlisi nasıl pasaportunuza değer biçiyorsunuz sorusu var. Bugün 2 milyon Euro’ya anında 3 ayda dünyanın en değerli 9’uncu pasaportunu Güney Kıbrıs satabiliyor, fakat siz 37’nci pasaport sıralamasında olduğunuz için siz bunun 10’da birine satabiliyorsunuz gibi düşünebiliriz aslında. Sadece insan göçü değil bu biraz da aslında göçün haricinde insanların alternatiflerini değerlendirmesi diyelim diye bakıyoruz. Enteresan bir ekonomi enteresan bir ticaret… 

Söyleşiyi youtube kanalımdan izleyebilirsiniz.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir