İktisatı Menemenle Anlatan Akademisyen

Featured Video Play Icon

Çizgi roman sanatçısı akademisyen Caner Özdurak ekonomist, yoğun özel sektör tecrübeli bir iktisat doktoru. Ciddi ve hatta sıkıcı ve kritik konuları öğrencilerine eğlenceli anlatan nam’ı diğer Dr. Cozi. Tepe yönetici ve ekiplerine yıllardır ve halen kurum ekonomi danışmanlığı yapıyor. Bundan olsa gerek, konuları kitaplardaki steril formundan uygulamalı perspektife taşımış. Menemen Endeksi meşhur örneğin. Ekonomiyi Çukur’daki “Sıkıntı yoksa sıkıntı var demektir” diyerek açıklayınca öğrenciler anlıyor. “Şevket Pamuk mu, Orhan Pamuk mu iktisat yazsın” diye sorabiliyor, “İktisat romantik olur mu?” tartışması açabiliyor.

Yeni nesil öğrencilerin daha iyi ve kolay anladığına şüphe yok. Biz de mi iktisat bilimini bu şekilde öğrenseydik acaba? İlerleyen yaşlarda iki de bir duvarlara toslamaz, gül gibi geçinip giderdik… 

Uzun lafın kısası ortaya İktisat Kantini adlı yaygın ve popüler bir eser çıkmış. Görseniz “böyle ders kitabı olur mu” dersiniz ki, zaten ders notları. Bir Fanzin! Bilen bilir, bilmeyenlere kısaca bir not; Fanzin, fanatik ve magazin kelimelerinin bir araya gelmesiyle türemiş bir kavram. Popüler olan bir şeyi pek de ekonomik gücü olmayanlara ulaştırmayı ya da prensip olarak ekonomik güç yaratmadan teksir-fotokopiyle çoğaltılan bir yayın. Özelliği ucuz olduğu kadar nadir olması. Sayılı baskı! Fanatik koleksiyonerleri var. Burada ilginç olan bir ders notu olması.

Ve çizgi roman sanatçısı olan ekonomi hocası, popüler ismiyle Dr. Cozi doğmuş! Size sanatçı diyebilir miyim diye sorduğumda, “teveccühünüz olur” şeklinde karşılık verdi. Takipçileri ve koleksiyonerleri o kadar çok ki, aksi ayıp olurdu. 

İktisatın temel kuralı Dr. Cozi’nin çalışmasında da ortaya çıkmış.  Çizgiyle anlattığı seriler popüler oldukça talep artmış, talep artınca klasik fanzin olmaktan teknolojik fanzine dönüşmüş. Gerçi öğrenci işi olsun diye iktisatın ticari kurallarını çiğneyip ulaşılabilir şekilde satışa sunuyor.

Akademik kariyerine abisinden esinlenip endüstri mühendisliğiyle başlamış, babasından esinlenip diş hekimliğiyle devam etmiş. Sonra çevreden esinlenip mühendis olmak istemediğine karar vermiş.  Fen-matematikle başlayan iktisat, işletme, mimarlık ve animasyon diye giden kendince çok tutarlı bir gidişi var. Tutarlı kısmıyla ilgili; Türkiye’ye özgü mü desem acaba. 

Tesadüfen elime İktisat Kantini geçti. Elime aldıktan sonra kenara koyasım gelmedi. Konsantre olunca adeta grafiti içinden iktisat fışkırdığını fark ettim. Benim zamanımda böyle çılgın ders notları yoktu, doğrusu. Ekonomiyi sevmememiz bundan mıydı acaba? 

Caner Özdurak’ı popüler kılan İktisat Kantini olsa da onu tanıyanların bildiği eserler arasında Saklıkent, Karıncayiyen başlıkları öne çıkıyor. Kendi ifadesiyle “İktisat Kantini en favori çalışmam değil, en popüler olanı. Benim gönlümde yatan Karıncayiyen gibi toplumsal konulara odaklanan çizgiler.” Ne yalan söylemeli sözü geçen çizgilerin tarzı bana çok çok sert geldi. Caner Özdurak yeni baba oldu, ben sert deyince “Bana da öyle geliyor artık” diye karşılık verdi. Belli etmesem de babalıkla tanışmasına verdim, malum insan ebeveynliğe adım atar atmaz yumuşuyor… Bu da pekala benim fantazim olabilir, siz aldırmayın mutlaka Dr. Cozi ve eserlerini keşfedin. 

Yaprak Özer: Fanzin nedir, çalışmalarınıza ne şekilde giriyor? 

Caner Özdurak: Fanzin 1990’larda ortaya çıktı…  90’ların sonu 2000’lerin başında çok popülerdi hatta o zaman 4 tane çizgi roman fanzini vardı. Bunlar da bilinir piyasada, meraklıları toplamaya çalışır. Çok az sayıda basıldığı için.  Hangi konuya ürün üretiyorsanız ucuza az miktarda onun dergisini basıp bilinen kitapevlerine, bilinen underground mekanlara bıraktığınız bir yayın… Aslında o kadar underground da değil. Şöyle söyleyeyim; Akmar Pasajı’na bıraktığımız kitaplardı o zaman. 

Biraz yüksek sesle müzik dinlendiği için Akmar Pasajı’nın başka bir imajı vardı o dönem. Şimdi bildiğiniz sahaf ama oralara bırakılıyor. Bu tarz dergilerin bırakıldığı bilinen yerler bunlar. İktisat Kantini başlangıcında bir fanzin olarak bu felsefeyle ücretsiz çıktı

Fanzin, fanatik ve magazin kelimelerini bir araya getiriyor. Popüler olan bir şeyi ekonomik güç vermeden teksirle-fotokopiyle çoğaltılan bir yayın. Ucuz ve sayılı baskı.

Yaprak Özer: Ve bu nedenle değerli olsa gerek… 

Caner Özdurak: Doğru. Ücretli olanları da çok var. Ama ben İktisat Kantini’ni özellikle de öğrencilere ulaştırmak istediğim için yaklaşık 800 adedi kendim bastırdım ücretsiz. Bunu 20’nin üzerinde üniversiteye dağıttık. Üniversitelerden dağıtımcılar kendileri gönüllü mail attılar bana, ben de o mail listelerine kargoyla gönderdim, ama benim de kendi zaman kısıtımdan dolayı her sayıda yapabileceğim bir operasyon değil bu. Dolayısıyla Yazardan Direkt’le görüşüp daha sonraki sayıları onların basımına ve onların dağıtımına e-kitap seçeneğiyle beraber sunduk.  Şimdi Yazardan Direkt kanalıyla devam ediyor.

Yaprak Özer: Doktor Cozi, ders notlarınız menemen fışkırıyor. Nasıl oluyor? 

Caner Özdurak: Menemen, aslında Menemen Endeksi.  Menemen, ekonomiye mizahla yaklaştığımız bir şey oldu. Enflasyon ölçülmesiyle alakalı bir endeks. Hani işte sokaktaki enflasyonla bize açıklanan enflasyonla uyuşmuyor muhabbetinden doğdu. Artık nedenini niçinini herkes biliyor ama her seferinde aynı şey tartışılıyor. Çıkış noktası bu. Hatta Dr. Cozi ile Menemen Endeksi, eski yöneticilerimden biriyle yaptığımız muhabbetten geliyor. Caner Özdurak demeye üşendikleri için Cozi lakabıyla çağırırlardı beni şirkette, Cozi oradan geliyor. Menemen Endeksi de işte bir Bigmac Endeksi var bunun bir Menemen Endeksi karşılığı olmaz mı düşüncesinden çıktı. 

Yaprak Özer: İktisat Kantini’nden okuyorum; şurada notunuz var… 2016 tarihli Founder filmini izlerken aklıma geldi demişsiniz ders notunda… The Economist dergisinin (1986) yayınladığı Bigmac Endeksi ile açıkladığı reel döviz kuru tahminlerini biz neden menemenle izah etmeyelim?

Caner Özdurak: Fikren aslında bu çok matematiksel aslında. Bigmac Endeksi rahat anlaşılabilir ama ikonik bir hale getiriyor. Menemen Endeksi de enflasyon gibi bambaşka bir şey ölçüyor, fonksiyon olarak aynı içerik olarak bambaşka.

Yaprak Özer: Bizim enflasyonumuzu ancak menemen mi ölçebiliyor?

Caner Özdurak: Şimdi domates var içinde, yumurta var, soğan var isteğe göre…

Yaprak Özer: Maydanoz var, peyniri var… 

Caner Özdurak: Maydanoz yok, peynir de koymuyoruz. Dümdüz menemen…  yumurta, domates çarliston biber, isteğe göre de soğan. Bunun bir tarifi var; 2 yumurta, 100 gr domates, 50 gr çarliston biber tarifine göre yaptım ben. Bu fiyatlar üzerinden menemen maliyeti çıkıyor. Bu menemen maliyetini de bir önceki ayın artış oranına endekslediğiniz zaman her ay menemen endeksinin, maliyetinin artma veya azalma eğilimini bir önceki aya ya da bir önceki yıla göre karşılaştırıyorsunuz. 

Yaprak Özer: Türklerin fenomen yiyeceği. Fakat çok enteresan hani unutulacak bir şey değil Menemen Endeksi. Evet, sonra çocuklara bunu sınavda nasıl soruyorsunuz? 

Caner Özdurak: Sınavda bunu sormuyoruz tabi.

Yaprak Özer: Sormuyor olabilirsiniz, ama buradan öğrendikleriyle ters köşe yapıyorsunuz… 

Caner Özdurak: Bu aslında çok bir araya gelmeyecek gibi görünen iki kavramı bir soyutlama mekanizmasıyla Menemen ve Bigmac’ten endeks türetmek.  Çok basit matematiği var aslında. Basit matematik kullanarak; “bize bunları öğretiyorsunuz ama gerçek hayatta ne işimize yarayacak?” sorusunun yanıtını veriyoruz. 

Yaprak Özer: Bravo.

Caner Özdurak: Bunun cevabını en rahat verebilen kişiyim herhalde şu anda Türkiye’de, çünkü 12 yıl özel sektörde çalıştım. Hani “bu ne işimize yarayacak hocam” dediklerinde cevabım var.

Yaprak Özer: Dur bir dakika diyorsunuz, öyle mi?

Caner Özdurak: Geçen gün “… hocam çok yoğunuz biz derslere çalışamıyoruz falan…” diyorlardı.  Dedim ki, “sevgilimden ayrıldım diyebilirsiniz, hastayım diyebilirsiniz bugün canım istemiyor çalışmak diyebilirsiniz… ama bana gelip de çok yoğunum hocam diyemezsiniz. Söyleyemeyeceğiniz tek bahane bu.” O yüzden o konuda biraz rahatım öğrencilere karşı.

Yaprak Özer: Şimdi notlardan ikinci alıntı geliyor. Çukur dizisi de var İktisat Kantini’nde.  Çukur’dan duvar yazısı alıntısı yapmışsınız: ‘Sıkıntı yoksa sıkıntı var demektir’ Bunu bana kısaca izah eder misiniz, derste bu hangi konuya denk geliyor?

Caner Özdurak: Son zamanlarda özellikle piyasalarda “dolar kuru çok oynak önümüzü göremiyoruz” diye yükselen sesleri duyuyoruz. Oynaklıktan getiri sağlayan opsiyonlar veya türev ürünler var piyasada. Bu ürünler için bir not yazın derseniz; sıkını yoksa sıkıntı vardır yani oynaklık yoksa biz para kazanamıyoruz demek.

Yaprak Özer: Dersi dinleyesi geliyor insanın. Neden güncel konularla harmanladığınız için. Örneğin cripto paraları nasıl anlatıyorsunuz? 

Caner Özdurak: Burada konu cripto para bitcoin değil, buradaki konu aslında kim çok iyi anladığını ya da çok iyi bildiğini iddia ediyorsa şu an…  öyle bir şey yok; çünkü nereye gideceğini bilmiyoruz. Benim gördüğüm şu eskinin Trump ekonomisine dönüş sağlayabilecek bir şey, çünkü paranın fonksiyonunu bir noktada ortadan kaldırıyor. Bir yatırım aracı veya değer saklama aracı değil ama işlem yapma fonksiyonunu parayı kullanarak sağlayabilen bir sistem. Dolayısıyla da bütün ekonomiyi bankaların işlevini sadece ekonomi değil para transferi de değil aslında bütün bu internet of things dediğimiz makinelerin birbirine bağlı olarak çalışması hikâyesi vs. bunların birbirleriyle iletişim kurması ve işlem yapması. Aslında insanın olmadığı fütüristik bir sistem altyapısı sağlıyor. Dolayısıyla altın dövizin dışında yeni bir oyuncak bulduk, bundan para kazanalımdan çok daha başka noktada… 

Yaprak Özer: Peki gelecek görüyor musunuz?

Caner Özdurak: Şu anda herkes kendi alanını muhafaza etmeye çalışıyor. Bankalar girmeye çalışıyorlar, bu teknoloji bir yere gelecek, karşımıza çıkacak biz bir yerinden dahil olalım gafil avlanmayalım gibi bir durum var. Paranın da dışında olmasını önemsememe nedeni o. Bu sistem üzerinden politik seçimlerinizi yapabilirsiniz. 

Yaprak Özer: Üstündeki para birimini yaşatırlar mı yaşatmazlar mı?

Caner Özdurak: Bence yaşatıp, yaşatmamalarından bağımsız, o yaşayacaktır kendi kendine. Biz esprisini yapıyoruz ama dünya hakikaten oraya gidiyor. Robotlar bizi terminatördeki gibi öldürecek falan filan gibi ama bakıyorsunuz Boston Dynamics’in yaptığı köpekler kurtarma robotları şu an insan refleksine sahipler. Bütün sistemi şöyle düşünün yani kişilerin hissedarı olmadığı şirketler tamamen blockchain üzerinden yapay zekalar tarafında yönetiliyor ve siz yine çalışıyorsunuz ve sizin paranız bankaya yine yatıyor blok zincir üzerinden. Şimdi bu parayı size hissedarın yatırmasıyla bir robotun yatırması arasında fark var mı, yok. İnsanların çok umurunda olur mu bu sistem böyle devam etse… Umurunda olmaz.

Yaprak Özer: Yok olmadıkları sürece değil mi?

Caner Özdurak: Hatta ülkeyi de robot yönetiyor gibi daha da fütüristik düşünelim.

Yaprak Özer: Fena da olmaz diyelim.

Caner Özdurak: Var o tarz roman çalışmam aslında.

Yaprak Özer: Öyle mi?

Caner Özdurak: Tamamen blockchain ve ekonominin nereye gidebileceği ve o fütüristik dünyada nasıl ete kemiğe bürünebileceğiyle alakalı. 

Yaprak Özer: Notlarınızdan bir alıntı daha romantik iktisat. Ama anlattıklarınız hiç romantik değil. Orhan Pamuk ve Şevket Pamuk göndermeniz var…  

Caner Özdurak: Bana çok romantik geliyor bütün bu anlattıklarım. 

Yaprak Özer: Şaka gibi…

Caner Özdurak: Bu romantizmin altında aslında romantik iktisadında altında önerdikleri şey şu; sadece matematiksel denklemlerle sosyal bir bilim olan iktisadı rasyonalize edemezsiniz, bunun altında bir yaratıcılık bir romantizm olması lazım toplumu anlamanız lazım. 

Yaprak Özer: Saf ve düşünceli iktisat! gibi mi…

Caner Özdurak: Gibi evet. Şimdi yapay zekanın altında da baktığınız zaman aslında çok farklı değil. Bir şeyler yanlış gidiyor, insani güdülerden dolayı yanlış yapılan parantez açmak gerekirse şöyle bişey var: İki kişiyi oturtuyorsunuz robotun başına yapacağı tek şey robotun verdiği komutları girmek. Birisi hiç ekonomi bilmiyor hiç finanstan anlamıyor öbürü biliyor. Hiç ekonomi bilmeyen daha başarılı oluyor, öbürü bir noktada “…ya ben robottan daha iyi bilirim…” deyip kendi emirlerini girmeye başlıyor. Şimdi bunun gibi bir şey buradaki romantizm aslında. İnsanın bu defosunu ortadan kaldıracak bir sistem kurmak. Romantizm de işte yaratıcılıktan, o yaratıcılıkta yine soyut düşünceden veya işte yaratıcılık nedir, yaratım süreci nedir, orijinal bir fikir bulmak nedir, bu yaratıcılık makinelerde var mıdır gibi… Makineler artık hani fraktal geometrilere resim yapıyorlar veya işte contemporary art’ta var bu şekilde; bilgisayar programı kendisi sanatsal resim yapıyor.

Yaprak Özer: Orhan Pamuk’un dilinden iktisat olur mu, Şevket Pamuk roman yazsa nasıl olur diye düşünüyorum olur mu?  

Caner Özdurak: Orijinal olur ve hiç okunmaz bence. Hiç okunmaz derken çok satar… Mutlaka çok satar ama okunabilir mi pratikte?…

Yaprak Özer: Öğrencilere yakınlığınız hayal gücünüzden kaynaklı olabilir mi?

Caner Özdurak: Gig ekonomisi veya o pop kültüre yakın olduğum için çizgi romanlar, alt edebiyat, bilim kurgu daha soyut düşünmeye veya yaratıcı düşünceye yakın olduğu için hep bir tarafım küçük kalıyor ve onları anlamaya çabalıyor. Yani evet öğrencilerde kayıp bir nesil var… Her neslin bir önceki nesli biraz hırpaladığı duruşumuz var. Bizim için de “bunlar olmadı” diyorlardı. “Biz olmadık da siz olmuş musunuz hani siz nasıl bir ülke bıraktınız ki ya da nasıl bir şey bıraktınız ki bizden ne bekliyorsunuz” şimdi bu alt taraftaki jenerasyon için de argüman. Bu iki argüman sürekli birbiriyle çatışıyor… Anlamsız bir çatışma çünkü bir yere götürmüyor. Ben orada Atatürk’ün çocuklara önem vermesini, gelecek yeni nesillerindir demesini çok kıymetli bulurum. Biz o fikri biraz unuttuk. 

Yaprak Özer: Yeni kitap çalışmanız var mı?

Caner Özdurak: Üçüncüsü çıkacak. Ama üçüncüsü çıkmadan 20 Kasım’da 8 bin katılımcılı Sermaye Piyasası Kongresi için ara sayı çıkacak. Tabii benim 8 bin katılımcıya yetme şansım yok ama orada özel kongre baskısı olacak. Yani iki sayının birleştirilmiş hali olacak ve yeni gelişmeler. ABD Türkiye gibi.

Yaprak Özer: Başkan Trump’ın açıklama ve yaptırımları sarstı, yorumunuz ne?  

Caner Özdurak: Onun da sarsmasının altında aslında çok matematiksel bir model var. Tweetleri atmasının arkasında çok net bir matematiksel model var. Sıkıntı yoksa sıkıntı vardır dediğimiz şeye benzer bir şey…  Ekonomide veya sektörlerde veya hangi ülkeyi hedeflemişse o ülkenin ekonomisiyle ilgili bir oynaklık bir rahatsızlık yaratıp hani bundan parasal bir getiri kazanma en basit anlamıyla kovana çomak sokmak ki, sonucunda yarattığı devinimden birileri fayda sağlıyor. 

Yaprak Özer: İktisatçı gözüyle baktığınızda başından itibaren sonunu görebildiğini düşünüyor musunuz?

Caner Özdurak: Trump’ın ben bir şey gördüğünü düşünmüyorum. Zaten o tarz figürlerin herhangi bir şey gördüklerini düşünmüyorum, arkalarındaki mekanizmadır. Şimdi Çin ile uğraşıyor. Çin ile uğraşmasının arkasına da baktığınız zaman hakim güçtü Amerika karşısında; hem teknolojik olarak hem eğitim olarak hem gelişmişlik anlamında refah düzeyinin artması anlamında. Bize hep şey gösteriyorlar Çin’i, işte Nike ayakkabılarını yapıyorlar da şöyle oluyor, böyle oluyor tamam o kısmı da var ama ülke kalkındı günün sonunda.  

Yaprak Özer: Farklı çizgi romanlar üretiyor musunuz?

Caner Özdurak: Karıncayiyen’in üçüncüsü gelecek, albüm haline gelecek. Dehliz olarak çıkardığımız bir fanzin vardı onun ismini Lozan Grand yaptık o çıkacak. İktisat Kantini’nin yeni sayısı çıkacak bir de Naim Süleymanoğlu üzerine çizgi roman yapıyorum. Saha Çizgisi diye başlığımız var bizim, futbolla ilgiliydi. Önce Galatasaray dergisinde yaptığım çizimlerden oluşan bir sayısı çıktı sonra global yaptık; diğer takımlar ve Avrupa ülkelerini de içine alan bir şey yaptık şimdi üçüncü sayısında. Futbol yeter zaten anlatılacak futbol da yok ortada. Saha Çizgisi’nin daha geniş bir açılımı olsun ne yapalım diye bakarken Naim Süleymanoğlu fikri takıldı.