İki kişinin olduğu her yerde bir kişi mutlaka liderdir

 

Yaprak Özer’le kariyer yolculuğunda kendisini başarıya götüren özelliklerini, liderliği ve “”Yarının Küresel Liderleri””ni konuştuk

Kariyerinizde, sizi diğerlerinden farklı kılarak başarıya götüren unsurları bizimle paylaşır mısınız?

Böyle düşündüğünüz için teşekkürler. Ben kendimi diğerlerinden farklı ya da başarıya ulaşmış görmüyorum. Kendimi ulaşmak istediğim yolda, ciddi yol kat etmiş biri olarak görüyorum. Ama hedefler hep biraz daha ileriye taşındığı için, önümdeki yol bir türlü bitmiyor.

Kendimle ilgili birkaç şey söylemem gerekirse, okul yıllarında da, mesleğe atıldığım ilk günlerde de, bugün de; hep ileriyi düşündüm. O günlerde bu düşüncelerim belki bugünkü kadar sistematik değildi.

Hayatımda birkaç yıl sonra ne yapacağımı bilmediğim ya da “bundan sonra” ne yapacağım konusunda fikrim olmadığı çok az an olmuştur. Kendime sürekli bir hedef ya da  hedefler koydum. Kendi koyduğum hedeflere yüzmek için de sürekli plan yaptım.

Hayal kurmasını çok severim. Aslında beni tanıyan biri asla hayal kurmadığımı düşünebilir. Çünkü inanılmaz gerçekçi dururum. Öyleyim de. Çıtayı yükselten düşüncelere hep bayılmışımdır. Olmayan şeyler,  yeni hedefler, olmaz denilen şeyler ve “hayır”lar beni hep çekmiştir. Ben bunun adına ‘hayal’ diyorum. Belki başkaları için hayal kurmak anlamına gelmiyordur.

Kariyerimde yol alırken, vizyoner olmaya çalıştım. Gelecekte içinde bulunduğum alanların beni ya da genel olarak herkesi nereye taşıyacağına dair bilgi topladım, hangi alanların açılacağı konusunda uyanık olmaya çalıştım. Yani oturup bir şeylerin olmasını beklemedim.

Sanırım eğer herhangi bir şey beni diğerlerinden ayırıyorsa, farklı kılıyorsa, bunu hayal gücüme, isteklerime ve çalışkanlığıma borçluyum. Bir de disiplinli olmak.

Geçtiğimiz günlerde uzun yıllar önce birlikte çalıştığım bir arkadaşımla ilk kez telefonda konuşuyorduk. Bana medyada insanların birbirine pek etmediği kadar iltifat etti. Yıllar önce birlikte çalışırken, sürüden ayrı durduğumu, ancak gerçekleri onlardan daha önce görüp, kendimi yetiştirmek için çok zaman ve çaba harcadığımı söyledi: “Sen yatırımını kendine yaptın, kendini konumlandırdın ve haklı bir yer edindin.”

Genellikle genç arkadaşlarla konuşurken, sizin sorduğunuz soruya benzer sorular geliyor. Vereceğim yanıtı gözlerinin içi parlayarak beklediklerini biliyorum. Onlara hayatlarının sırrını vereceğimi sanıyorlar. Ben çok çalışmak dediğimde müthiş bir hayal kırıklığı yaşadıklarını da biliyorum. Gözlerinin içi sönüyor.

Kendimle ilgili söyleyebileceğim başka bir şey de şu; ben geriye dönüp bakmam.

Geçmiş benim ders aldığım, hatırlamakta fayda olan ama takılmaya değer bulmadığım bir zaman dilimi. Bazıları geçmişte yaptıkları hataları midelerinde ağrıyla anımsar, benim de hatalarım var ve bundan sonra da olacak. En azından bir süre ben de mide ağrısı çekiyorum, ama sonunda hatalarımla barışıp onları sevmeye çabalıyorum. Seviyorum da.

Sizin de aralarında yer aldığınız “Yarının Küresel Liderleri”nin ortak nitelikleri nelerdi?

Davos’da Yarının Küresel Liderleri 2003 sınıfı ve bir önceki yıl lider seçilmiş olanlarla karşılaştığımda tuhaf şeyler hissettiğimi söylemeliyim. Küçük havuzun büyük balığı olmak ve büyük havuzun normal balığı olmak gibi bir şeydi bu… Ben burada kendimi bir şey sanıyordum, oraya gittim gerçeği gördüm gibi anlaşılmasın.  Küresel Liderlerin hemen hepsinin benimle benzer duygular içinde olduklarını gördüm. Zaten orada dost olduklarım bunu söylediler.

Ama bir odaya girdiğinizde karşınızda sizin yaşlarınızda bir sürü kadın ve erkeğin yaptıkları, başardıkları ve potansiyel olarak görüldükleri kriterlerle lider olduğunu bilmek ilginç bir duygu. İlk etapta bu… İkinci saniyede ise konuşmaya başladığınız herkesin çok kısa zamanda çok şey yapmış olduğunu görüyorsunuz. Herkes yaptıklarını ve başardıklarını sıradan ve yapılması gereken şeyler gibi aktarıyor. Bana ilginç geldi. Geçmiş kuşaklardan farklı olduğumuzu hissettim.

Yapılan ve başarılan şeylerin büyütülmeden zaten olması gereken konular olduğu varsayımıyla yola çıkan ve geleceğe dair bolca hayal kuran bir sürü insan…

Yapmış olmak için değil, yaptıklarını ve yapacaklarını yapmak istedikleri için yapan insanlar gördüm. Bazı konularda kendimi yalnız hissettiğim olurdu. Orada yalnızlık hissetmedim. Aynı dili konuşmasanız da birbirini anlayan insanlar topluluğuydu. Bir de gördüğüm ve içinde bulunmaktan mutluluk duyduğum özellik, kendisini ön plana çıkarmak için çalışmak yerine toplumsal fayda için bir şeyler yapmaya çabalama arzusu herkese hakimdi…

“Yarının Küresel Liderleri” arasında yer aldığınızı öğrendiğinizde hissettiklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Yarının Küresel Liderleri arasında olduğumu, bu gruba seçildikten neredeyse bir ay sonra tesadüfen öğrendim. Gönderim yaptıkları yer, bir önceki işyerim. Türkiye’nin en büyük medya kuruluşu. İşi iletişim, ancak iletişilmediğini gösteriyor. Ben haberi, New York mahreciyle Anadolu Ajansı’nın servise alıp,  TRT tarafından fark edilince öğrendim. TRT haberi almış, ayrı bir haber yapmak üzere  neler hissettiğimi sormak için telefon etti. Ne sorduğunu anlamadığım için, “Elinizdeki metni okur musunuz” dedim. Önce onlar bana metni okudu; “Yarının Küresel 100 Lideri belli oldu, içlerinden biri, bir Türk gazetecisi” diyordu…  Dediğim gibi önce onlar okudu sonra ben ne hissettiğimi aktardım. Ardından Anadolu Ajansı aradı. Onlara “Bayram Şekeri oldu” demişim. Arife günüydü. Şeker Bayramı’na girmek üzereydik ama biz harıl harıl çalışıyoruz… Ekip arkadaşlarımla birlikte önce çok çok şaşırdık. Sonra çok sevindik. Ardından şimdi ne olacak diye birbirimize baktık. Biraz çılgın bir gündü. Zaten zamana karşı yarışıyorduk, insanlar tatile çıkacak, biz de son işleri bitirmeye uğraşıyoruz. O gün gelen telefonlarla heyecanlı bir gün geçirdik. Tam bir bayram şekeri oldu. Daha ne söylenebilir bilmiyorum.

Yaptığınız çalışmalarla insan kaynakları konusunun medya gündeminde sürekli bir yer edinmesine de olanak sağlıyorsunuz. Bu konuya eğilme nedenleriniz ve gerçekleştirmeyi planladığınız hedefler nelerdir?

Hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biri; hobimi çalışma alanım, çalışma alanımı hobim yapmak. “İnsan” benim hobim, ilgi alanım, uzmanlığım… Oysa, insan, böylesine büyük bir nüfusa sahip Türkiye’nin gündeminde bile yok.

İnsan kaynakları konusunun medyada gündeme getirilmesini sağladığım için çok mutluyum. Sağlamaya devam ediyorum. Bunun için de mutluyum. İlerideki yıllarda da çalışmalarımı sürdüreceğim.

İnsana en fazla boş verilen sektörlerden biri medya… Oysa baş tacı etmesi gerekir. Örnek olması gerekir. Doğrusu medyada bu işi gündeme getiriyor olmam, medyaya insan kaynaklarında anlamlı bir politika yerleştirmek için değil. İnsan kaynakları konularının daha hızlı ve daha geniş alanlara yayılabilmesi için. Medya için yapılabilecek pek bir şey yok. İnsana bağımlı ama ona boş vermiş bir sektör. Kendi bindiği dalı kesmeye devam ediyor. Uzmanlığa inanmıyor, kaliteye sözde değer veriyor… Ama iletişim sektör olarak dünyanın en heyecanlı iş alanı. Bana istediğimi, istediğim kitlelere duyurma fırsatı sağladı. Sonra okurlarla birlikte fikir geliştirdik. Birlikte çalıştık.

Liderliği nasıl tanımlıyorsunuz? ‘Lider ruhlu’ olarak tanınan insanların özellikleri nelerdir?

Lider ve liderlik konusunun kavram olarak çok popüler olduğunu düşünüyorum. Bu popülarite, kavramın tanınırlığıyla eşit oranda değil. Liderlik kavramını çok geride kalmış eski bilgilerle dolu, içi şişirilmiş buluyorum. Bize göre lider kurtarıcıdır, lider kahramandır, lider biraz hayal ürünüdür. Liderlik kavramının zaman içinde değiştiğini düşünmeli ve bunu benimsemeliyiz. Çünkü artık büyük bir kurtarıcı lider yerine, liderlerden söz etmek gerekiyor. Lider tanım olarak esastan bir şey yitirmiş değil. Ancak günün şartlarına uyarak bir tek lider ve onu izleyen yığınlar yerine birçok lider ve liderlerini izleyen gruplar konumuna geçmiş durumda…

Çocuğunuz sınıfta lider olabilir, siz spor yaptığınız klüpte lider olabilirsiniz, eşiniz bir çalışma grubunun lideri olabilir, ülkenin ekonomiden sorumlu bir lideri olabilir, gençlerin üniversitede bir lideri olabilir… Toplumun çevre konusunda lideri olabilir…

Tek lider kavramına inanmıyorum, gerekli bulmuyorum, yeterli görmüyorum. Bu kadar çeşitlenmiş ve karmaşa içine girmiş bir dünyada sınırlı sayıda insanın, lider olarak tüm vasıfları üzerinde toplayabileceğini sanmıyorum. Zaten hepimizin gördüğü gibi, etki alanı büyük lider, dünyanın başına büyük tehlikeler de açabiliyor.

“Liderlik, Yönetim, Türkiye” adlı kitabınızda; batıdaki liderlik kriterlerinin Türkiye’deki liderlik tanımına uymadığının altını çiziyorsunuz. Hangi öğeler bizdeki liderlik anlayışını batıdan farklı kılıyor?

Yapılan araştırmalar bizde liderliğin daha duygusal bazda ele alındığını ve liderliğin yine duygularla icra edildiğini gösteriyor. Lidere babavari bir rol yakıştırıyoruz. Onu her şeyden önce saygıyla izliyoruz. İcraatı ikinci, hatta üçüncü sırada geliyor. Böyle olduğu için sorgulamadan, itaat etmek gibi bir yaklaşım içinde buluyoruz kendimizi.

Batı kültüründe babavari bir anlayış zaten yok. Duygusallık bizim anladığımız boyutuyla yaşanmıyor. Liderin liderlik vasıflarının ölçülmesi batıda daha yaygın olarak görülen bir durum. Bizde ise ölçüm zaten itibar edilmeyen bir değer olduğu için liderlik gibi ulvi bir konunun ölçülebileceği de düşünülmüyor. Tabii tüm bunları aktarırken batıdaki liderliğin iyi, bizdeki liderliğin kötü olduğu anlaşılmamalı. Tam tersine belki pek çok durumda bizim liderlerimiz daha etkili olabiliyor.

Lider tanımını biraz evvel sorduğunuz soruda biraz açmaya çalıştım. Temel ayrılığımız aslında buradan kaynaklanıyor.

Biz lideri biraz ağlamaz, acıkmaz, kokmaz, buruşmaz, demir gibi ayakta bir figür olarak algılıyoruz. Bu figüre bir cinsiyet yakıştırmak zorunda kaldığımızda ise bunun da erkek olabileceğini düşünüyoruz. Eğer aramızda bir fark varsa, lider batıda insan gibi algılanıyor denebilir. Yani hatası olan, günahı olan, sevabı olan, etten kemikten yaratılmış bir canlı. Sizin benim gibi.

Orada bir liderin kadın da olabileceği daha az şaşırtıcı olabilir. Bu onlarda daha çok sayıda kadın lider var olduğu yönünde bir bilgi değildir. Yanlış anlaşılmasın.

Ülkemizde liderlik genellikle birilerini ödüllendirmek üzere verilirmiş gibi algılanır. Bir de bizim ülkemizde lidere tapınma gibi bir durum söz konusudur. Lider tuhaf bir yaşama sahiptir. Yürürken etrafından anlamsız kalabalıklarla yürür, söz söylerken ağzından çıkan kanun gibi algılanır… Oysa lider sizin benim gibi çalışması gereken biridir. Liderin liderliği hak etmesi gerekir. Bu bir paye değil, çalışmalarının sonucudur. Lider hak ettiği için liderdir. Öyle olmalıdır. Birilerini öyle ya da böyle korkuttuğunuz için lider olduğunuzda, uzun ömürlü olmanız mümkün değildir. (Siz şimdi içinizden bizim ülkemizde böyle değil gelen gitmez diyorsunuz, biliyorum) Kaldı ki, lider vasıflarıyla, çalışmasıyla ve başarılarıyla da örnek olması gereken biridir.

Herkes lider olabilir mi? Liderlik öğrenilebilir mi?

Ben mesleğe girdiğim ilk günler, bana gazeteci doğulacağını, gazeteci olunamayacağını söylemişlerdi. Uzun zaman, “Acaba nasıl doğdum genlerim müsait mi” diye düşündüm. Ben bunu söyleyenlerin haklı temellere dayandığına inanmakla birlikte bu cümlenin yüzde yüz doğru olduğunu düşünmüyorum. Benim mesleğim duygu yüklü bir meslek, sevilmezse yapılamaz. Sevmesini öğrenmek zor iştir. Doğduğunuzda sevmiş olmanız tercih edilebilir.

Bu örnekten yola çıkarak evet bazı insanlar doğuştan liderlik vasıflarına sahip olabilirler. Nedir bu vasıf, dikkat çekerek öne geçmek ve yığınları ya da çevresindekileri peşinden sürükleyebilmek, karizmatik olmak ve başka unsurlar…
Bunlar sonradan öğrenilemez mi?

Kim demiş? Ben her şeyin sonradan öğrenilebileceğini, geliştirilebileceğini düşünüyorum.  Türkiye’nin başına gelenler, kendilerini zaman içinde geliştirip eğitenlerin değil, kendilerini doğuştan lider sanıp, yığınları onları izlemeye mahkum bırakanların eseri…

Tarihteki liderlerden örnek alabileceğimiz isimler…

Tarihteki liderlerden söz edeceksem, kimse etmediği ve edilmesi nedense pek prim yapmadığı için Atatürk’ten söz etmeyi boynumun borcu biliyorum. Bana göre şartlar da insanları lider yapar. Atatürk lider vasıflarına sahip olan ancak içinde bulunduğu şartların onu lider yaptığı bir insandır. Örnek alınması gereken önemli özellikleri olduğunu düşünüyorum. Kendisini zamana uydurmuş, öğrenmiş ve öğretmiş bir liderdir. Kendisini geliştirmiştir. Bu çok önemlidir. Zaman zaman değişmiştir.  Liderlik  bir sanattır. Onun da bu konuda iyi bir sanatçı olduğuna inanıyorum.

Hiçbir zaman buruşmaz, kırışmaz bir görüntü vermemiştir. Elini her zaman taşın altına koymuş, başkalarından bir şey istemeden önce kendisi yapmanın yollarını aramıştır. Bu çok önemlidir. Çünkü  lider olduğunu sanan pek çok kişi, elini kirletmeden kenardan  izlemeyi tercih eder.

Eklemek istedikleriniz…

Çocuklarımıza, üzerinde dokunulmaz, hatta bakılmaz, önünde saygıyla eğilmek gerekir diyen  lider tanımları yapmayalım. Onların da bizim gibi insan olduklarını anlatalım. Zaman zaman hata yapabildiklerini söyleyelim ki, hata yaptıkları zaman hayal kırıklığına uğramasınlar. Liderliğin birilerine verilen bir paye bir rütbe olmadığını, çalışarak hak edildiğini anlatalım ki, bunun babadan oğula geçen bir şey olduğunu sanmasınlar. Çocuklarımıza herkesin lider olabileceğini söyleyelim, çünkü iki kişinin olduğu her yerde bir kişi mutlaka liderdir. Lider olmak böbürlenecek bir şey olmadığı gibi utanılacak da bir şey değildir. Çocuklarımızın lider vasıflarını geliştirmeleri için elimizden geleni yapalım. Ve tek lider değil, pek çok lider arasından bir lider olmanın güzelliğini aktaralım.

Sayın Yaprak Özer verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz…

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir