HAYIRDIR, BİT PAZARINA NUR MU YAĞDI…

 

 

Neydim değil, ne olacağım diyeceksin… Ne güzel söylemişler! Bazı sözler çok anlamlı canım! Vee ne yazık ki acı!… Neden öğrenmek için yaşamak zorundayım! Yok mu bunun hapı?

 

Konumuz yaş. Ben, üstünden bilmem kaç yıl geçtikten sonra otuz yaşıma geldiğimi idrak ettim. Bunun gerisini getirip yaşımı hesaplama mutluluğunu vermeyeceğim size… Yaşımı geç kavramak halini, siz isterseniz “işine gelmemek” hali diye tercüme edebilirsiniz.

 

Şöyle geriye dönüp bakıyorum, hep gençlerle ilgili yazdım durdum, hala da yazıyorum. Sanırım işime gelmeyen durumlar ruhumu genç tutuyor. Karar verdim, biraz da ‘sonrası’na yatırım yapacağım. Aman yanlış anlaşılmasın, Zincirlikuyu Mezarlığı’nın girişine asılan o şahane yazı gibi “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır” ruh halinde değilim. Memlekette öbür dünyaya hazırlık yapan çok, biz azınlık bu dünyayı düzeltmek için uğraşmalıyız. Çoluğa çocuğa, her şeye karşın iyi Türkiye bırakmaya kararlıyız.

 

Benim derdim emeklilik hali. Buna sosyal güvenlik de denebilir. İyi okuyun, hala “gencim güzelim” diyorsanız, ne mutlu size, ama yıllar takvimde durduğu gibi durmuyor.

 

Yıl 1991, Fortune Dergisi işsiz yöneticiler üzerine bir araştırma yaptı, 50 yaş üstü orta ve üst düzey yöneticilerinin işlerinden ayrıldıktan sonra yeniden iş bulma süresinin sekiz ay olduğu tespit edildi. Aradan 14 yıl geçti, yıl 2005, araştırma yenilendi. Geçen zaman, içinde işten çıkarılan 50 yaş üstü yöneticilerin iş bulmakta zorlanmadığını gösterdi. Tam da biz yaş 70 iş bitmiş deyip modası geçenleri çöpe atmaya hazırlanırken… Bit pazarına nur yağıyor. Göreceksiniz yakında yaşlı olmak moda olacak.

 

Yaşlanan kuşağın en önemli sorunu, yeniden işe girdiğinde eskisinden daha düşük seviyede/ücrete çalışmak zorunda kalması. Olacak o kadar. İş bulmuşsun bunama… Deneyimi 25-30 yılı bulan insanların işlerini hızla kaybetmelerinin nedeni araştırılmış; Amerikan İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği’nin 428 insan kaynakları yöneticisiyle görüştüğü çalışmada, katılımcıların yüzde 53’ü yaşlı çalışanların “teknolojiyi takip edemediklerini”, yüzde 28’i  “esnek olamadıklarını” belirtmiş. Kısaca enerjik/güncel değiller ve pahalılar! Ekonomik kriz anında işten öncelikli olarak çıkartılanlar yaşlılar. ABD’de 1981-83 arasında 20-24 yaş grubunda işten çıkarılanların oranı yüzde 8, 2001-3 arasında yüzde 5’e inmiş. Aynı zaman aralığında 55-64 yaşları arasındakilerde bu oran yüzde 5’ten 7’ye çıkmış. İşdünyası kriz anlarında deneyimsiz ama ucuz ve uzun saatler çalışabilecek genç iş gücünü seviyor.

 

Amerikan Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre genç nüfus hızla azalıyor, 2012 yılına kadar 35-44 yaş grubu 3.8 milyon kişi azalacak, aynı dönemde 55-64 yaşındakilerin sayısı ise 8.3 milyon artacak. 50 yaş ve üstündekileri işten çıkarmak çözüm olmayacak.

 

Türkiye’de henüz yaşamadığımız bir deneyim! Sorun hızlı yaşlanan ülkelerde gözlemleniyor. OECD ülkelerinde 60 yaş üstü nüfus toplam nüfusun yüzde 20’sine ulaşıyor. Türkiye’de  nüfusun yüzde 7’si.  Ohh ne güzel, genciz güzeliz!.. Her zamanki gibi de şanslıyız. Dönemin başındayız. Çözüm üretebiliriz. Tabii, istersek. Ama yumurta kapıya gelmeden bize çözüm haram.

 

Kritik yıl 2030. Unutmayın yıllar su gibi akıp geçiyor. Türkiye hızlı yaşlanacak. Tahminlere göre 2030’da yaşlıların nüfusa oranı yüzde 16’ya, 2050’de yüzde 23’e çıkacak. Yaşlanma  Fransa’da 115 yılda, İsveç’te 85, ABD’de 75 , İngiltere’de 45 yıla yayılmış.

 

Bir de iyi haberim var; meğer yaş 70, iş bitmemiş. Yaşlanan çalışanlar üzerinde türlü testler yapılıyor. Bu insanlarda ölçülemeyen, sayıya dökülemeyen ama işleri hızlandırabilen bir bilginin olduğu kesin. Adına pratik zeka deniyor. Siz kısaca deneyim de diyebilirsiniz. 200 banka yöneticisinin davranışları üzerinde çalışan psikolog Regina Colonia-Willner, pratik zekanın gençlerde olduğu kadar yaşlılarda da görüldüğünü bulmuş, yaşasın! Artık yaşlanmaktan korkmuyorum.

 

Türkiye’nin hızlı yaşlanma sürecine gireceği gelecek 30 yılda yaşlıların iş gücüne katılımı  önem kazanacak. Sosyal yardım ve sigorta kurumlarımızın açıklarının çalışan nüfus tarafından karşılanamadığı şu döneme kıyasla, gelecekte yaşlı nüfusun işgücüne katılması kendi sosyal güvenlik sorunlarının önüne geçmesi açısından da yararlı olacak.

 

Bu hızlı yaşlanma döneminde Türkiye’nin sadece çalışır, fayda sağlar bir sosyal güvenlik sistemi değil, hızlı yaşlanan nüfusunun becerilerini paraya dönüştürebileceği, katma değer yaratabileceği bir ortamı da hazırlaması gerekiyor.

 

Eyvah, işin bu kısmını anlatmak çok zor işte. Yok ben korkuyorum, bu ülkede hep korkmak gerek… Neme lazım, ben en iyisi nüfus yaşımı koyvereyim gitsin, ruhumu onlara teslim etmeyeceğim ama. Artık pratik zekamla bir şeyler bulurum!

 

Paylaş