Güler misin ağlar mısın?

Biz “özel” insanlarız. Özeliz kısacası. Kimseyi ayırmadan böyle bir yargıyı paylaşıyorum sizinle. Yediden yetmişe; zenginden fakire; politikacısından öğrencisine çok özeliz çok… Çünkü biz Türküz.”;”

Biz “özel” insanlarız. Özeliz kısacası. Kimseyi ayırmadan böyle bir yargıyı paylaşıyorum sizinle. Yediden yetmişe; zenginden fakire; politikacısından öğrencisine çok özeliz çok… Çünkü biz Türküz. Kimseye benzemeyiz. Hem güldürür, hem ağlatırız. Zaman zaman aynı anda her ikisini de gerçekleştirebilir, dünyayı hayretler içinde bırakabiliriz.

Bakalım bana hak verecek misiniz?

Türkçe Dışında Dil Karmaşası

Sonunda Türkçe dışında dillerde yayın yapmak konusunda müthiş bir kararlılık gösterdik. Üstelik devlet televizyonundan… TRT gözünü kararttı, Türkçe dışındaki dillerde yayın yapmaya başladı. Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye yapmadığımız şey kalmadı. Ama ne oldu? Dağ fare doğurdu. Kimseye yaranamadık. Yayınlara beklendiği gibi ilgi yok, eleştiri çok. Önce Boşnaklar tepki gösterdi, ki küçük dilimi yutacaktım. Sonra Arap kökenliler…

Bosna-Hersek Dostları Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Erdem, “Bizler bu kararı ve uygulamayı hayretle karşılıyoruz. Bizler kültür ve inanç itibarı ile Türk milletinin bir parçasıyız ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ne mutlu Türküm diyene’ ifadesindeki ruhu ve anlayışı bütün kalbimizle destekliyoruz. Türkiye’yi parçalamak ve her bir parçayı sömürge yapmak isteyenlerin tehlikeli dayatmalar peşinde oldukları ve son zamanlarda bu oyunlarına, Türkiye’de yaşayan bizleri de alet etmek istemelerini üzülerek izliyoruz. Boşnakça’yı evde, düğünlerde ve hayatımızın her alanında rahatlıkla konuşuyoruz” dedi.

Arap vatandaşlar da benzer tepkiler gösterdi; Adana’da yaşayan Arap asıllı vatandaşlar lehçe farklılığı nedeniyle TRT 3’teki yayını anlayamadıklarını belirtti. Bugüne kadar Arap asıllıların anadilde yayın gibi bir taleplerinin olmadığını belirten vatandaşlar uygulamayı “bölücülük” olarak nitelendirdi. Sadece yaşlıların kendi aralarında Arapça konuştuklarına da dikkat çeken Arap asıllı vatandaşlar, yeni neslin çoğunluğunun Arapçayı bilmediğini söyledi.

Peki, niye yaptık? Kime yaradı? Hükümet böyle zamanlarda çok sessiz. Tısss yok.

En Büyük Mafya Başka Büyük Yok

Ankara Ticaret Odası (ATO) “Hayatımız Mafya” diye bir rapor yayınladı. Bunu onlar niye hazırladı tam anlayamadım ama önemli değil. Çalışma çok enteresan. Öğrenecek bir sürü detay var. Okudukça, bugüne kadar eksik kaldığımı düşündüm. Türkiye’de mafyanın 100’e yakın faaliyet alanı bulunuyor. Ülkemizde yeraltı ekonomisinin büyüklüğü 238 milyar dolar. Bu, milli gelirin dörtte biri olan 60 milyar doları buluyor. Bu rakam Türkiye’nin 2004 yılı bütçesinin yarısını da aşıyor.

Türkiye’deki organize suçların yarısı İstanbul’da işleniyor. En yaygın mafya otopark mafyası. Para vermeyeni dövüyorlar, arabaları çiziyorlar, lastikleri yarıyorlar. Otopark mafyasının yıllık cirosu trilyonlarla ifade ediliyor. Otopark mafyasını “arazi mafyası, çek-senet mafyası, organ mafyası, çocuk mafyası ve ihale mafyası” izliyor.

“Türk tipi mafya” şirket ya da holding yapısına benziyor. Örgüt, piramit şeklinde yapılanıyor. En yetkili karar mercii olan ‘baba’ bir holdingin yönetim kurulu başkanı gibi doğal olarak piramidin en tepesinde bulunuyor.

Üyelerden lidere karşı mutlak itaat bekleniyor. Örgütün genişlemesinde hemşehricilik önemli yer tutuyor. Aranan şahıslar pasaportlarını sicili temiz kişiler üzerine çıkarıyorlar. Mal varlıkları ise genellikle başkaları üzerine kayıtlı. Eylem yaparken kullandıkları arabalar ise genel olarak kiralık ve sahte plakalı. Raporda, mafya örgütlerinin etkili halkla ilişkiler faaliyeti yürüterek topluma hitap eden yöntemler kullandıkları belirtiliyor.

Mafya üyelerimizin son günlerin moda deyimine uyduğunu, yani metroseksüel olduğunu öğreniyoruz. Mafya üyelerinin yüzde 54’ü evli. Dörtte üçü en az 4 kişilik bir aileden geliyor ve yüzde 10’u üniversite mezunu. Televizyonda en çok izledikleri diziler, tabii ki mafya dizileri. Mafya üyeleri eğitim şansı bulmaları halinde en çok bürokrat ve mühendis olmak istiyorlar.

Mafya yöneticileri yasal örgütlerde olduğu gibi iyi giyimli, ciddi, prensip sahibi bir görüntü çiziyor. Uyuşturucu satıyor ama kendisi kullanmıyor. Ancak bu “mafyaseksüel imaj” aşağılara indikçe değişiyor. Giyim kötüleşiyor, konuşma bozuluyor.

Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz

Türk Telekom özelleşince 63 bin çalışanından 40 bini ‘işsiz’ kalacağı tahmin ediliyor. Özelleşecek Telekom’a toplam 20 bin kişi yetecek.

Türk Telekom’dan sorumlu Bakan Binali Yıldırım milletvekili arkadaşlarına yaptığı açıklamada, birbirinden ilginç bilgiler verdi; “Toplam 19 milyon abonesi olan Türk Telekom’un  63 bin çalışanı bulunuyor, bunun ancak bini kalifiye. Şirket aynı hizmeti 20-25 bin çalışanla da verebilir. Türk Telekom karının yüzde ellisini yüzde 5’lik bir abone kesiminden, diğer yüzde 50’sini ise geriye kalan yüzde 95’lik aboneden sağlıyor. Türk Telekom 10 ilde kar, 71 ilde ise zarar ediyor.”

Gelin geri kalan kısmını siz düşünün. Neden böyle olmuş, peki işten çıkarılacaklara ne olacak… Biz vergimizi neye ve ne için veriyoruz?

Bize Dokunmayın Lütfen

Yasama dokunulmazlıklarını araştıran komisyonun raporu Meclis Genel Kurulu’nda görüşülürken AKP ve CHP milletvekilleri arasında “dokunulmazlığın sınırlandırılması” tartışması yaşandı.

Tartışma evlere şenlik;

CHP milletvekilleri, hukuk sistemine 70 milyon insanın güvendiğini söyleyerek, temiz ve dürüst siyaset için dokunulmazlıkların sınırlandırılması ile ilgili düzenlemenin mutlaka Meclis’in gündemine getirilmesini istediler.

AKP grubu adına konuşan Haluk İpek ise “Biz Parlamento’ya yeni girdik. Dokunulmazlık Türkiye’nin ileri gitmesi için problemdi de, daha önce CHP niye kaldırmadı” değerlendirmesini yaptı.
Haksız değil. Ama söylediği de yenilir yutulur gibi değil. “Bana bir süre daha dokunmayın henüz yeterince yemedim, içmedim, görmedim, keyif sürmedim…” Böyle mi demek istiyor acaba?

”Fıkra Bile Anlatamıyorum”

Araştırma Komisyonu’nun başkanı olarak söz alan Fehmi Hüsrev Kutlu da, Atatürk’ün mareşal üniformalı resmini bir çay sohbeti sırasında gündeme getirdiğini söyleyip, “Partim beni disipline sevk etti. Bazı güçler açıklama yaptı. Artık kürsüde fıkra bile anlatamıyorum” yorumunda bulundu.

Böyle fıkra anlatacağına, sanırım hiç anlatmaması daha iyi, sizce de değil mi. Sayın Kutlu’nun espri yeteneğinin çok güçlü olduğunu düşünmüyoruz herhalde. Sonra başı ikide bir belaya girecek. Olacak iş değil.

Doğumlar Plansız, Halkımız Ya Oğlak Ya Kova

Türkiye’de doğumlar çoğunlukla planlı değil. İstatistiklere göre en fazla doğum Aralık-Ocak aylarında gerçekleşiyor. Bahar aylarında, doğayla birlikte insan ilişkilerinde de canlanma görüldüğü için kontrolsüz bebekler kışın en şiddetli zamanlarında doğuyormuş. Ama çalışan anne ve babalar planlı doğumda genellikle bahar ve yaz aylarını tercih ediyormuş.

Türkiye’de oğlak ve kova burcundaki kişi sayısı çokmuş… Oğlak burcunda doğanlar arasında geri planda güçlü liderler çıkıyor, oğlaklar genellikle yapıcı, ciddi çalışma karakterine sahip oluyormuş. Kova burcu insanı ise bu kadar olumlu özelliğe sahip değilmiş. Kovalar, Neptün’ün sert etkilerinden çok etkilendikleri için renkli boş hayal dünyasına yatkınlarıyla dikkat çekiyorlarmış.

Demek ki, Türkiye’deki her olumsuz konuyu “kova”ların üzerine yıkabileceğiz.
Kovalar rahatlığı sever, marjinalliğe açık olurlarmış, bir astroloğun ifadelerine yer verilen haberde; “Keşke ülkemizde Yay ve Aslan burcu doğumlular çok olsaydı. Aslan, cesur yürekli, serinkanlı, hedefe kilitlenen ve lider kişilerin özelliğidir. Yaylar da işbirliğine açık, toplumcudur” deniyor.

İsim Kıtlığına Kıran Girdi

Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasında yer alan istatistiklerden derlenen bilgiye göre, Türkiye’de 119 bin 946 erkek ve 24 bin 238 kadın, ‘Dursun’ ismini taşıyor. 128 bin 903 erkek ve 14 bin 472 kadın ‘Ayhan’, 117 bin 350 erkek ve 23 bin 655 kadın ise ‘İsmet’ adıyla nüfusa kayıtlı.

Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü verilerine göre,
59 bin 908 erkek ve 8 bin 823 kadın ‘Cihan’, 50 bin 971 erkek ve 61 bin 714 kadın ‘Deniz’, 62 bin 429 erkek ve 5 bin 7 kadın ‘Fikret’, 10 bin 363 erkek ve 22 bin 361 kadın ‘Günay’ ismini taşıyor.

İstatistiklere göre, Türkiye’de bir milyon 508 bin 846 kişinin soyadı ‘Yılmaz’. Diğer bir ifade ile 45 kişiden birisi Yılmaz soyadını taşıyor. En çok kullanılan soyadları arasında, 1 milyon 38 bin 538 kişi ‘Kaya’, 973 bin 133 kişiyle ‘Demir’, 875 bin 848 kişiyle ‘Şahin’ ve 841 bin 971 kişiyle de ‘Çelik’, ilk sıralarda bulunuyor.

Sorunlarımızın Nedeni Uykusuzluk Mu?

Her 100 kişiden beşi solunum problemleri nedeniyle uykusunu alamıyor, birçoğu ertesi gün uyuklamasına engel olamıyor.

İşte size verim sorunu. Çalışıyor gibi yapan binlerce insan var demek ki…
Türkiye’nin uyku durumunu gösteren ve 5 bin kişiyle yapılan  bir çalışmaya göre uykusuzluktan şikâyetçi olanların oranı yüzde 28. Toplumun yüzde 10’u da üç haftadan uzun süreyle, haftada üç gece ya da daha fazla uykusuzluk çekiyor. İyimser tahminlere göre Türkiye’de 5 milyon insan ciddi boyutlarda uykusuzluk çekiyor ve yatağından dinlenmemiş olarak kalkıyor.

Bu uykusuz insanların önemli bir bölümünün yönetici kademelerinde, karar veren noktalarda olduğunu unutmamak gerekiyor.

Haydi, Kadınlar Namaza

AKP, Meclis’teki muhalefet kulisinin altındaki tuvaletlerin bulunduğu yere kadınlar için mescit yapılmasını kararlaştırdı. TBMM’de, 13’ü AKP’li 24 kadın milletvekili bulunuyor. TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın onayıyla yaşama geçirilen mescit projesi, tesadüfen ortaya çıkarıldı.

Kadın tuvaletinin yanındaki odaya kırmızı – yeşil bir halı döşendiğini görünce ne olduğunu soran CHP’li Canan Arıtman, kadınlar için mescit yapıldığı yanıtını aldı. TBMM Genel Sekreteri Rauf Bozkurt’u arayan Arıtman, şu açıklamayı yaptı: “Eskiden de mescit olduğunu söyledi. Daha iyi bir yere taşıyorlarmış. ‘Kim ihtiyaç gösterdi, CHP’li kadınlar olarak biz talep etmedik’ dedim. Rauf Bey, yanıt vermedi. ‘Meclis Başkanı mı emir verdi?’ dedim, ona da cevap veremedi. Sadece, ‘Demek ki ihtiyaç var ki yapıyoruz’ dedi. Gidip baktım, duvardan duvara halı kaplanmıştı.””

AKP’li TBMM İdare Amiri Kemalettin Göktaş, “Kadınların camide namaz kılabilme imkanları yok. Paravan yapılması düşünüldü ama mimar müsaade etmemiş. Paravansız da camide namaz kılmaları zor” dedi. Göktaş, “Alevi vekiller için cemevi talebi gelirse yapar mısınız?” sorusuna, ‘Başkan karar verir’ yanıtını verdi.

Arıtman, mescit gelişmesi dışında, TBMM’de ilginç başka gelişmelerle karşılaştığını ifade etti. TBMM lokantasında çarşaflı bir kadın, kuliste ise göbeğine kadar beyaz sakalı olan şalvarlı bir erkekle karşılaştığını belirterek; “Genel sekretere, ‘Bunlar, Kılık Kıyafet yönetmeliğimize uyuyor mu? Ben de mayoyla gelebilir miyim?” diye sordum. Mayolu bir kadının Meclis’e gelemeyeceğini söyledi. “O zaman, görevinizi yapmaya davet ediyorum dedim” diye konuştu.

Diziler Geçimsizlik Sebebi

En fazla reklam alan dizi  “Kurtlar Vadisi”. İkinci dizi “Alacakaranlık”. Halkımız en fazla bu mafya dizilerini izliyor. Romantik dizi, “Bir İstanbul Masalı” ise ancak üçüncü sırada. Ortalama 60 dakika süren yerli dizilerde yer alan reklamların süresi zaman zaman dizilerin süresini bile aşıyor. Özellikle de “Kurtlar Vadisi”… Bu dizinin bir bölümünde reklam rekoru kırıldı; 60 dakikalık dizide yer alan reklamların toplam süresi 68 dakika oldu. Dizilerden bazıları aynı gün ve saate denk geldikleri için evlerde de hararetli tartışmaların kaynağı oluyor. Bunun en somut örneği, “Bir İstanbul Masalı” ve “Kurtlar Vadisi”… Kurtlar Vadisi’nin fanatik erkek izleyicileri, masalımsı aşk hikayesiyle Bir İstanbul Masalı’nın kadın izleyicileri. Bu iki dizi, evlere ikinci televizyonu kaçınılmaz kılmış. Televizyon üreticileri memnun tabii…

Avrupa’da Staja Burun Kıvırdılar

Mersin Deniz ve Ticaret Meslek Yüksekokulu’nun Avrupa Birliği (AB) eğitim fonlarından oluşturduğu 300 bin euro’luk “Denizci Hareketliliği Projesi” kapsamında, ücretsiz staj için Avrupa’ya gönderilecek öğrenci bulunamadı. Yüksekokul Müdürü Hakan İlağa, “Duyurulara rağmen başvuru olmadı. Konaklamalar ve harcırahlar fon tarafından karşılanacak” dedi. İlağa, önce dil eğitimi verileceğini, ardından da yabancı şirketlerde staj yapılacağını belirtti.

Her 3 Kadından Her 4 Erkekten Biri Şişko

Son yıllardaki beslenme alışkanlıkları ve hareket kısıtlılığı nedeniyle Türkiye’de şişmanlık giderek artıyor. Arabadan inmeden hamburger yeniyor, merdiven yerine yürüyen merdivene biniliyor, fatura ödemeleri bilgisayardan yapılıyor. Böylece harcanan kalori azalıyor, alınan kalori artıyor.

Gelir düzeyi düşük olanlarda şişmanlığa daha çok rastlanıyor. Gelir az olunca daha çok karbonhidrat ve zararlı yağlardan zengin besinler kullanılıyor. Bu kişiler daha çok ekmek yiyerek besleniyor.

Ekmek Yoksa Pasta Yesinler

Nevşehir Tarım Müdürlüğü uzmanları, dar gelirlilere dönük, bütçelerine uygun ideal beslenme önerileri hazırladı. Alım gücünün yetersiz olmasına rağmen, yetersiz beslenmenin yol açtığı sorunlarla karşılaşmamak için yiyeceklerin besin değerine bakılmasının önerildiği açıklamada, dar gelirli ailelerin en ideal beslenme yöntemleri şöyle sıralanıyor:

“”1 yumurta, 100 gram etin besin değerine eşit. 100 gram et 900 bin lira iken 1 yumurta 120 bin lira. Aynı şekilde etin sağlayacağı protein, kuru baklagiller tercih edilerek de karşılanabilir. 2,5 milyon liraya alınacak bir kilo muzun sağlayacağı vitamin, 500 bin liralık elma veya marul ile karşılanabilir. Vücudun ihtiyacı olan kalsiyumu karşılamak için süt ürünleri tüketmek gerekir. Ancak kilosu 3 milyon liraya da peynir var, 6 milyon liraya da. Yağlı peynir hem kalorisi yüksek olduğu için zararlı olabiliyor hem de yüksek fiyatla satılıyor. Onun yerine daha ucuz peynirler tercih edilebilir.””

Kebab / Turşu Yiyor, Sigara İçiyor ve Kansere Yakalanıyoruz

Türkiye’de 70 bini kayıtlı olmak üzere 100 bin kanser hastası var. Doğu ve Güneydoğu’da beslenme alışkanlıkları sebebiyle sindirim sistemi ve mide kanserleri ilk sırada. Doğrudan ateşe maruz kalan kebaplar ile turşu gibi tuzlu yiyeceklerin yanı sıra sac üzerinde yapılan ekmekler kansere davetiye çıkarıyor. Hamburger türü gıdaların da kansere yakalanmada etkili olduğuna dikkat çekiliyor. Kansere karşı süt ürünleri ile meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek gerekiyor.

Türkiye’deki 100 bin kanser vakasından üçte biri sigaraya bağlı olarak gelişirken, üçte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor.

Doğu Anadolu: Sindirim sistemi ve mide kanserleri, Karadeniz: Akciğer kanseri, Marmara: Akciğer ve bronş kanserleri, İç Anadolu: Akciğer kanseri, G.D.Anadolu: Cilt ve akciğer kanserleriAkdenizCilt kanseri vak’alarıyla zengin.

Öğretim Görevlileri Okumuyor

Üniversitelerde yapılan bir araştırma, üniversite öğretim elemanlarının yüzde 22’sinin, son altı ay içerisinde hiçbir yayın yapmadığını, yüzde 22.6’sının son bir ay içerisinde ders kitabı dışında, alanıyla ilgili hiçbir kitabı okumadığını, yüzde 24.3’ünün son bir hafta içinde internet üzerinden yayın taraması yapmadığını ortaya çıkardı.

Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yapılan “Örgütsel Öğrenme Açısından Türkiye Üniversiteleri Araştırması” ilginç sonuçlar ortaya koydu. Üniversite öğretim elemanlarının bir kısmı, yaptıkları yanlışlıkların tartışılmasını istemezken, fakülte yönetimleri de yaptıkları uygulamaların sorgulanmasına izin vermiyor. Öğretim elemanlarının yüzde 41’inin mesleki gelişimleri için öğrenmeye ayırdıkları zaman ayda 36 saat. Yüzde 25.1’i 11 – 20 saat zaman ayırıyor. Yüzde 39’u kendi görüşlerini ifade etmeden önce, meslektaşlarının görüşlerini almıyor. Yüzde 27.7’si fikirlerini paylaşmak ve görüşlerini ifade etmekten çekiniyor.

Kadın Dumura Uğratılıyor

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Şevki Aydın, kadının düşünme melekelerinin ‘dumura’ uğratıldığını belirterek, “İslam dünyasının temel sorunu kadındır. Bunu çözmeden diğer sorunları çözemeyiz” dedi. Aydın, eğitimli ve başarılı kadın yetiştirilemezse, iyi eğitilmiş erkek de yetişemeyeceğini ifade etti. Aydın, “Bireyi birey yapacak bir dindarlık sosyal ve kültürel yaşamdan kopmadan gerçekleşmeli” diye konuştu.

Her Gün 3 İşçi Ölüyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nce SSK verileri baz alınarak yapılan bir araştırmaya göre, çalışmanın başladığı ilk saatlerde her gün meydana gelen 200 iş kazası sonucunda ortalama 3 işçi yaşamını yitiriyor, 10 işçi de iş göremez derecede sakat kalıyor. En çok iş kazası, İstanbul ve İzmir’de meydana geliyor. En fazla meslek hastalığı ise Zonguldak ve Ankara’da görülüyor. 50’nin altında özellikle 1 ile 10 arasında işçi çalıştıran küçük işyerlerinde yoğun olarak meydana gelen iş kazaları sonucundaki ölümler en çok 35-39 yaş grubu arasında gerçekleşiyor. Türkiye, iş kazaları sonucunda meydana gelen ölüm ve sakatlık oranları açısından Avrupa ülkelerinde ilk sıralarda yer alıyor.

Güler  misin, ağlar mısın?

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir