Goriller neden göğüslerini yumruklar?

Hayvan türünden öğrenmemiz gereken çok şey var, bir tanesi “önleyici iletişim” olsun!

“İnsanlar konuşarak anlaşır…” söylemi altı bomboş sallanırken, yakın gelecekte enerji dalgaları üzerinden konuşmadan beyinden beyine iletişim kurabileceğimize hükmedebilmek şaşırtmıyor da ironiyle şaka arasında bir yerde duruyor. Konuşma üzerinden iletişim kurmak ne zaman tarih olur bilemiyorum, henüz vakit varken fiili duruma bakmak istiyorum. İtiraf edeyim sık sık, “tarih olsa da kurtulsak” diyen bir ruh halindeyim; konuşma gerekmeyen konu ve zamanlarda yaşanan fikirsiz sohbet enflasyonundan şikayetçiyim, lüzumsuz bireylerin ipe sapa gelmez konu ve içeriklerde konuşma gayretinden midem bulanıyor, konuşulması gereken konuların halı altına süpürülmesini utanç verici olduğu kadar alıklıkta son durak olarak görüyorum, konuşması gerekenlerin susması üzüyor, geleceği çalıyor, yıldırıyor, hep aynı insanların konuşup durması ise ağır bir duygu demekle yetinebilir miyim, kelimeler kifayet etmez oluyor.

 

Ortada sağır eden bir uğultu var, yaşananın iletişimle uzaktan yakından alakası yok. Gürültüde, birbirimizi duymak bir yana selam vereni boğazlıyoruz. Nerede konuşmadan anlaşacak kadar ileri düzeydeki o ulvi yaratık; insan?

Konuşmak yerine, bağırmak, dövmek, yumruklamak, itmek, tekmelemek gibi zengin iletişim metotlarıyla meşgul diyebilir miyiz… Hala ilkel olmadığını iddia edebilir miyiz…

 

Goriller bizden daha iyi iletişimci! Biliyor muydunuz ki, birbirleriyle iletişim kurmak için göğüslerini dövüyorlar. Hayvan türlerinin en görkemlisini taklit ettiğimizi sanıp böbürlenmeyin hemen, detayları ve altındaki gerçeği bilseniz… Pek çok hayvan türü için olduğu gibi goriller üzerine de çok sayıda araştırma var. Sizinle paylaşacağım çalışma yaklaşık 2 yıl önce yayınlanmış. Bazı bilgileri “sakla samanı gelir zamanı” mantığıyla arşivimde tutuyorum. Neden şimdi?  Hayvan türüne önyargıyla yaklaştığımız için… Küfürlerin en hafifi olan “hayvan” sözcüğünü yerli yersiz kullandığımız için… Gelişmiş varsayılan insan türünün ne denli iptidai olduğunu anlatmak için… “Goril kadar olamadınız” demek için olabilir mi?

 

Bugüne kadar yapılan araştırmalar, goril cüssesi, üreme başarısı ve habitatında sosyal rütbe ile bağlantısına kilitlenmiş. Büyük cüsseli erkek maymunlar sosyal statülerini, güçlerini ve büyüklüklerini muhataplarına göğüslerini bir enstrüman gibi kullanarak ifade edermiş. Hatırlayın, King Kong ya da Tarzan’daki goril imajını; göğsünü yumruklar, garip sesler çıkarır, çevreye dehşet saçar… bastığı yerleri ezer geçer. Formül şu; goril ne kadar ürkütücü olursa film o kadar gişe yapar.

 

Filmlerde goril göğsünü yumrukladıkça, gerçek hayattaki insan türü, muhataplarını sindirmek, korkutmak için iletişim kurmanın yolunun kas gücü olduğunu sanıyor. Alık olma hali denebilir. Oysa yeni bulgu, klişeyi yıkıyor; araştırma gorillerin yaralanma veya ölümle sonuçlanabilecek kavgadan kaçınmak üzere göğüslerini yumrukladıkları sonucuna daha yakın duruyor. Akıllı hayvanlar, gereksiz riske girmek, habitata zarar vermek ve zarar görmek istemiyorlar.

Bu bilgiler Ruanda’da 2014 -16 yılları arasında “Volcanoes Ulusal Parkı”nda, 25 vahşi erkek dağ gorilini 3 bin saatten fazla gözlemlemiş bilim insanlarından. Araştırmacılar gorillerin çıkarttıkları seslerin frekanslarını, süresini ve diğer özelliklerini kaydetmek için özel ekipmanlar kullanmışlar, her gorilin boyutunu belirlemek üzere lazerli kameralarla sırtları fotoğraflar üzerinden ölçülmüş. Aslında goril rakibinin boyutunu bir bakışta gözlemleyebiliyor. Yoğun orman habitatında göğüslerini davul gibi kullanmalarının sırrı göremedikleriyle iletişim kurma gayreti.  Ormanda doğal olarak, rekabet kabiliyetini vücut büyüklüğü belirliyor, akustik sinyaller hayvanlar aleminin iletişim metodu. Hayvanların rakiplerini nasıl değerlendirdiğini ve eşlerini nasıl seçtiklerini anlamak için araştırmacıların başvurduğu önemli belirtiler. Araştırmacılar, vücut büyüklüğü (sırt genişliği), tepe frekansı ve göğüs vuruşunun üç zamansal özelliği vahşi yetişkin erkek dağ gorillerinin ses kayıtlarından alınan vuruş sayısı ve vuruş hızı arasındaki ilişkiyi inceliyor. Daha büyük erkeklerin, küçük olanlardan daha düşük tepe frekanslarına sahip olduğunu bulmuşlar. Ancak vücut büyüklüğü ile ölçülen zamansal özellikler arasında tutarlı bir ilişki kuramamışlar. Erkek vücut büyüklüğü, baskınlık derecesi ve üreme başarısı arasındaki pozitif korelasyonlar daha önceki bulgularla ele alındığında, goril göğüs vuruşunun rekabetçi yeteneğin işareti olduğu sonucuna varmışlar.  National Geographic dergisini bilmeyen var mı… araştırma süresince ya da sonrasında katılan uzman editörlere göre, gorillerin ellerini göğüslerinin üzerine koyarak yarattığı güçlü vurmalı çalgı, ormanda uzun mesafe kat etmek zorunda kaldıklarından çevrelerine çiftleşme durumlarını, büyüklüklerini ve dövüşme yeteneklerini bildirmek anlamına geliyor. Davranış vahşi doğada erkek gorillerde gözlemleniyor. Goriller göğüslerini döverek en önemli silahları olan cüsselerine ilişkin bilgiyi, kavgaları kışkırtmak için değil, önlemek için aktarıyorlar.   Kendini gelişmiş sayan bizlerin ilkel sandığımız goriller kadar olamadığımız yorumuna ulaşmak üzücü gelebilir, üzülmeyin bakış açınızı değiştirin… Buna “önleyici iletişim” demek istiyorum. Aynen önleyici tıp gibi. Düşünsenize ne çok can kurtarabilirdik, tıpta olduğu gibi… Önleyici iletişim bilgimiz ve yetkinliklerimiz olsaydı, ülkemizi derinden etkileyen küresel mülteci sorununu tüketen bir kriz olarak yaşamazdık… Önleyici iletişim yapabilseydi insanoğlu, Avrupa’nın ortasında, Ortadoğu’da, Uzakdoğu Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da halklar ölüm kalım savaşı vermezdi. Önleyici iletişim yapabilseydik, yarın tüm dünyaya dağılacak iklim mültecilerinin arasında biz Türkiyelilerin de olacağını bilir, önlem alabilirdik. Önleyici iletişim nedir bilseydik, kendimizden öne koyduğumuz yönetenlerin verdiği zararı görmek için bu kadar zaman kaybetmezdik, önleyici iletişim olsaydı eğer, menfaat sandığımız konuların türümüzün sonu olduğunu görebilirdik.

Neden olmuyor? Nitelikli konuşmanın karşılığını alamıyorsunuz, üretmesi zahmetli, hızlı geri dönüşü yok ve pahalı bir yöntem. Gürültü öyle değil; uğultu büyüdükçe korku artıyor, etki alanı genişliyor, sonucu kriz ve veya çözümsüzlük olsa da arzulanıyor olsa gerek güç piramidinin üzerinde duruyor. Üstelik ucuz! Tabii sonrasını hesap edemeyenler için ideal bir yöntem. Ukrayna’da dağı taşı kentleri döven Rus tankları, Rusya’ya ceza kesen müttefikler, eş ve sevgililerini döverek seven erkekler gürültünün parçaları… dehşet dalga dalga yayılırken sayısız örneği hayal gücünüze bırakıyorum.

Madem kendi kendimize doğruyu bulamıyoruz, goril usulü iletişimi taklit etmeyi marifet saymayı bildiğimize göre, öykündüğümüz bu canlının önleyici iletişim metodunu anlamaya çalışsak olmaz mı?  Bir rica; ağızlara pelesenk olan “hayvan” kelimesini kullanmamaya ve kullandırmamaya özen göstermenizi diliyorum, ayrıca unutmayalım biz yapay zekamızla onların organik beyinlerinin kesinlikle gerisindeyiz.