Gerçekler mi komik, komikler mi gerçek?

  • Komik olsanız ciddiye alınmıyor, ciddi olsanız komik oluyorsunuz, sizce de tuhaf değil mi?
  • Olması gerektiğini düşündüğünüz normal, hatta sıradan konular mucizeye dönüşüyor, hayal edemeyeceğiniz tuhaflıklar, sıradan sayılıyor.
  • Bir komedyenin liderliğe soyunması akıl dışı karşılanıyor, beklenmeyen liderlik gösterdiğinde komedyen olduğu söylenebiliyor.
  • Gizemli, güçlü, tehlikeli görünmek için az konuşuyor haliyle bir şey söylemiyor, tehdit etmek, korkutmak, had bildirmek için konuşuyor yine bir şey söylemiyor. Her şey yine aynı kapıya çıkmıyor mu?
  • Koltuğa oturunca güçlü olacağını sananların sayısı, koltuktan kalkınca gücü yakalayanlardan daha çok olduğu için kafalar karışık.
  • Lider doğulduğunu düşünsek de lider ancak olunabiliyor ve doğaldır ki, bir gün raf ömrü doluyor.
  • Dikkat çekecek kadar çok vaad, hayrete düşürecek kadar az üretim… dikkat çekecek kadar az düşünce hayrete düşürecek kadar çok eylem… komik diyemiyorum!
  • Başkasını etkilemek için söylediklerimize, en çok kendimiz inanıyoruz. Yaptığını söylemek ya da söylediğini yapmak konusunda en ufak bir fikrimiz yok. Belki de şundan; merakımız yok, hobimiz yok, meziyetimiz yok, ehliyetimiz yok… doğaldır ki, mesleğimiz de yok.
  • Kavramları yanlış kullanıyoruz. Samimiyet, şeffaflık… kelimelerini “sevimli” buluyoruz. Yakın zamanda moda olan sürdürülebilirlikten artık sıkılmış olsak da söyledikçe itibarlı olduğumuzu düşünüyoruz. Dönüşüm demek daha kolay olsa gerek, başka bir şey demiyoruz. Bir de “Sadeleşelim” diyoruz aslında ama niye diyoruz belli değil. Sizin favoriniz hangisi?
  • Yüzü kızararak mendil satan işçi ve memur emeklilerinin sayısı artıyor; “gerçekten çok ihtiyacım var” derken, bir umut ikna etmek için senin gözlerinin içine bakıyor… sen onunkine bakamıyorsun, utanıyorsun! Sosyal içerikli (!) dizilere “Komşun açken sen tok kalamazsın” diyen replikleri özenle dizince komşumuzun gerçekten aç olduğunu idrak edebiliyoruz.
  • 2022’den henüz bir Ocak bir de Şubat’ı devirdik 108 grev ilan edilmiş. Süper Hero Haluk Levent olmasa aralar bulunmuyor, pop rock söylemeye sahneye mi çıksın, işçi haklarını mı müzakere etsin, o da şaşırdı… Direnen işçiler ne avukat ne yönetim… Haluk Levent’in yolunu gözlüyor.
  • Maldivler’de dillere destan düğün haberleri çıkan ünlü girişimcinin eski firması grev dalgasıyla boğuşuyor, “…ben sattım alakam yok…” açıklamaları yaptığı yetmezmiş gibi doğruysa eğer yansıtılanlar “…başta olsam nankör işçileri kovardım” diye açıklama yapmış. Bir insan neden böyle bir üslup kullanır?
  • 10 belki 20 yıl öncesi bir şarkının sözleriyle, piyasaya çıkmamış yeni bir şarkının asker mektubu misali uzayan sözleri olay oluyor. Yaz bizi bekler… “geçcek geçcek” diye eller kollar yine göğe yükselir.
  • Tekme ve çalımlarıyla ünlü, ekonomi tahsili olmayan birini Avrupa’nın önemli merkezlerinden birine ticaret ataşesi atayınca, orada olay oldu… Aylarca göreve başlayamadı, ama dik durduk tepki ve protestolara karşın göreve başlamış. Sorum şu; yükte mi paha da mı ağır olmalı?
  • Bir Türk yönetici dünyanın büyük havayollarından birinin başına transfer oluyor, bence gurur verecek bir gelişme! Yerel halktan şahsına gelen tepkiler o kadar güçlü ki, göreve başlamadan istifasını sunuyor… Buradaki gurur şahsı mı ülkeye mi adresliyor?
  • Kendi ülkesinde dayak yiyen, horlanan genç doktorlar, “barista” olmak için sertifika programında sırada bekliyormuş, uydurmuyorum bilgi ilk ağızdan! Aç ve darp edilen doktorlarımız altın bilezik peşinde.
  • Rahmetli asrın bilim insanının balmumu heykeliyle uzun uzun konuşup, şaka değil iki büklüm gözlerinin içine bakıyor, sonra kameralara işte böyle yaparlar diye gülüyor. Bu iletişim metodu dünyanın hiçbir yerinde yok, sanmam yoktur!
  • İklim krizinden endişeliyiz, hangi sebze/meyvelerin daha çok su tükettiğini bilmiyoruz ama fark etmez tercih ediyoruz, “…Bir kelebek kanat çırpınca …” diyerek başlayan bilmiş cümlelerimize kahveyle eşlik ederken Amazonlar’da Yağmur Ormanlarının tarım arazileri için açıldığını bilmiyoruz.
  • Güney sahillerimiz görebileceğimiz kısa bir gelecek içinde sıcaktan kavrulacak. Yaşam belki de mümkün bile olamayacak. Bodrum’da emlak fiyatları tavan.
  • Doping yapan ülke sporcuları bayraklarını taşımadan yarışıyor, Kış Olimpiyatları özel ve yapay kar üretilerek gerçekleşebiliyor, çevre konferansına özel jetle gitmek de haliyle garip olmuyor.
  • Oturma izni, ikinci vatandaşlık için ülke ülke geziyoruz. Karasularımızda yerli teknelerimiz yabancı bayrakla süzülüyor, Covid yüzünden Yunanistan seyahati engelleyince bütün yaz koylara tıkılıp kalmaktan nasıl sıkıldığımızı anlata anlata bitiremiyoruz.
  • Aylarca savaşı dillendiriyoruz, sonra çıkarıyoruz, sivil halkı koruyamıyoruz bari lidere iltica daveti çıkaralım deniyor… davet çıkmadan “topuklayan”lar da var, onları da siliyoruz. Yarattığımız savaşı naklen CNN’den izliyoruz… emekli askerler, “top yuvarlaktır” mealinde yorumlarıyla sanal oyun senaryolarının gerisinde kalıyor. Konuyu anlamakta güçlük çekiyoruz ama biliyoruz ki, kısa bir süre sonra Netflix yapımlarından gerçeğe daha yakın yorum izleyeceğiz. Tarih de böyle öğreniliyor zaten. Doktor bekleme salonunda iki kadının sohbetine tanık oldum; askeri uzman ya da Milli İstihbarat Teşkilatı mensubu olduklarını düşünüyorum, Zelenski’yi ordusu olmadığı için eleştirdiler, halkı sokağa döktüğü için linç ettiler, sivil yerleşim alanlarını vuran Putin’i “adam söylemişti ama…” diye akladılar, 15 Temmuz’da sokağa çıkan halkımızı hiç anmadılar.
  • Metaverse diye diye sanal dünyaların alimi olduk… Yarın öbür gün hınzır Facebook’un ismin üzerine kondurduğu jenerik konsept metaverse’de yaşayacağımız söyleniyor. Yıl 2022 Avrupa’da savaş hala bildiğin top tüfekle icra ediliyor. Analistlerin “sitting ducks” diye alay ettiği kolay av olarak görülen tampon tampona kilometrelerce kuyruk olmuş süper güç Rusya’nın tank ve zırhlılarında yüzlerce asker ölüyor.
  • Bütün dünya söz birliği edercesine despotları kınıyor, bu arada sağladıkları konfordan vaz geçen yok… Ama Oligark’lar seslerini yükseltmiş. Kimden feyz almış olabilirler?… Çiftçiler tarlada kalan domatesleri portakalları ana yollara dökerler yıllardır, en son tır şoförleri Kanada-ABD ticaretini haftalarca felç etti… olabilir mi? Hiçbir ulusal ve uluslar üstü kurumun kuru sıkıları kar etmiyor ama Apple, Google, hatta Facebook, Shell, BP, Disney, Nike, Volkswagen ve diğerleri… Rusya’ya bildiğiniz ayar verebiliyor! 2. Dünya Savaşı artığı düzeni düzeltmeye gerek var mı yoksa zahmet etmeyelim, taşlar yerine mi oturuyor?
  • Birkaç gün sonra 8 Mart. Kadınların Günü. Mangalda yine kül kalmayacak.
  • Bu arada farkında mısınız, genç kızlar yayvan yayvan konuşuyor, kelimelerin sonunu uzatıyorlar, neden acaba? Bir de aralarda bir şey daha söyleyecekmiş gibi bekliyor. Cümlenin sonunu siz de bekliyorsunuz ama meğer nokta koymuş. Yeni bir Türkçe mi doğuyor? Erkekler konuşamadıkları için mi söyleyecekleri bir şey olmadığından mı susuyor, kızlar böyle seviyor galiba…
  • İçki sofrasında öldürülüyor, medya günlerce kaç lira için öldü diye konuşuyor. Rakam arttıkça ölüm makul tonda yazılıyor… Mafya babası herkesin ipliğini pazara çıkarıyor, güven endeksinde tırmanıyor, halk kahramanı oluyor.
  • Yeri geldikçe tüm dünya vicdan temizliyor, şimdilik en şanslılar ABD’de zenciler ile Epstein seks mağdurları. Göçmenlere henüz sıra gelmedi, sınırda donmaya, denizde boğulmaya devam.
  • Göbeklitepe, Aşıklı Höyüğü, Çatalhöyük… Truva! Efes… hangi birini sayayım. Zaman hiç mi geçmiyor. Tarih hep mi aynı yerde duruyor. Sanki günler hiç ilerlemiyor…
  • Hepimiz aynı gemideyiz diyorlar bazılarımızın kamaraları lüks mevkide, diğerleri ambarda yolculuk yapıyor.
  • Bu satırları yazarken maskeler fora, HES tarih. Covid pandemisinin sonu geldi. C ile başlayan Cehaleti Covid’le kıyaslasam, pandemi mi epidemi mi diye tanımlarım diye sordum kendime… cevap veremedim, belki siz bilebilirsiniz.
  • Bütün dünya az çok bu renklerde.
  • Hiç komik değil!
Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir