Geleceğe Hapsolduk

Söyler misiniz, kim istemez çalışmanın zorunluluk olmaktan çıkacağı bolluk çağında yaşamayı, kim hastalıkları çözecek bilimsel sıçramaların yaşandığı dönemde hayatta olmayı…

Dünyanın ilk trilyoneri olabileceği öne sürülen SpaceX, Tesla, X ve Starlink’in arkasındaki Elon Musk; DeepMind’in kurucu ortağı ve Nobel ödüllü bilim insanı Demis Hassabis; Palantir’in kurucu ortağı Alex Karp; DeepSeek’in kurucusu Liang Wenfeng konuştuğunda dünya nefesini tutuyor. Kendilerini tanımayız, bizim ülkemizle alakaları bulunmuyor, geliştirdikleri teknolojiyi kullanmayı istiyor, son modellerine erişim için kafa patlatıyoruz. Egemen coğrafyalarımızdaki yöneticiler kadar güçlü oldukları kesin. 7-24 “gelecek” satıyorlar. Biz de paşa paşa alıyoruz.

Konuşmalarını analiz ettiğimizde, anlaşılmaları zor, sıra dışı, tuhaf, çarpıcı ifadelerle dolu; içinde geleceğin binlerce çeşidi oluyor.

Gerçek, hepsini yan yana koyduğumuzda çıkıyor. Bugünü ıskalıyorlar. Adına sürü dürtüsü mü dersiniz, tuhaf bir akıl tutulması mı dersiniz ben de bilmiyorum. Henüz gelmemiş bir zaman dilimi üzerine geliştirilen satış tekniğine, bir tür iktidar devrine şahit oluyoruz.

Henüz gerçekleşmediği için kanıtlanması gerekmiyor. Yeterince büyük anlatıldığında sorgulanması zorlaşıyor. Umut verdiği ölçüde günün faturasını görünmez kılıyor.

Gelecek Onların, Bugün Bizimdir

Ben de size “4 Adam, 4 Gelecek” hikayesini anlatmak istiyorum. “Oligark” diye anılan bu dört güçlü teknoloji lideri, birkaç haftadır birbirinden çarpıcı röportajların kahramanı.

Onları izlemeye ve dinlemeye doyamıyoruz. Eminim sizler de birine ya da ikisine mutlaka denk geldiniz… Her biri nasıl da şahane bir geleceğe doğru gittiğimizi anlatıyor, kendisini ve şirketini de o geleceğin vazgeçilmez aktörü diye konumlandırıyor.

Hiçbiri tarafsız bir gelecek tasviri yapmıyor. Sözünü ettikleri gelecek anlatısı, anlatıcıya parıltılı rol, şirketine Pazar payı, yaklaşımına meşruiyet üretiyor. Bu adamlar düpedüz kendilerini vazgeçilmez kılacak bir gelecek tasarlıyorlar.

Paranın Önemsiz Olduğu Dünya Hikayesi

Elon Musk’ın The Economist Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes’la yaptığı uzun söyleşi yankı uyandırdı. İlk bölümünde karşımızda geleceğin filozofu vardı.

Özetle şunları söyledi; yapay zekâ birkaç yıl içinde toplam insan zekâsını aşacak. Robotlar üretimi devralacak. Mal ve hizmet bolluğu yaşanacak. Çalışmak bir zorunluluk olmaktan çıkacak. Para giderek önemini kaybedecek. Musk’a göre 2036’ya geldiğimizde paranın bugünkü anlamını büyük ölçüde yitirdiği bir dünyada yaşayabiliriz.

Soyut kavramları gündelik benzetmeler anlatıyor. İnsanlarla yapay zekâ arasındaki ilişkiyi şempanzelerle insanlar arasındaki farka benzetiyor. Gelecekte insanın, çalışmak zorunda olmadığı halde bahçesinde domates yetiştiren biri üzerinden anlatıyor. Teknik bilgiyi, mizahı, anekdotu, kehaneti birbirine bağlıyor.

Tutsaklaştığımız Noktalar;

  • Musk bize çalışmanın zorunlu olmadığı dünyayı anlatıyor. O dünyaya giderken işini kaybedecek insanları anlatmıyor.
  • Paranın önemini yitireceğini söylüyor. Üretim araçlarının ve yapay zekâ sistemlerinin mülkiyetinin kimde kalacağını söylemiyor.
  • Bolluktan söz ediyor. Bolluğun nasıl bölüşüleceğini açıklamıyor.
  • İnsanların çalışmak zorunda kalmayacağını öngörüyor. Gelirini, statüsünü, mesleki kimliğini ve toplumsal yerini aynı anda kaybeden insanın hayatını nasıl kuracağını anlatmıyor.

Bugün yapay zekâyı geliştirmek için gereken çip, enerji, veri merkezi ve sermaye birkaç şirketin kontrolünde toplanıyor. Bolluk vaadi büyürken mülkiyet yoğunlaşıyor. Yapay zekânın ürettiği değerin kime ait olacağı bilgisi yok!

Söyleşinin ilerleyen bölümlerinde gelecek filozofu Musk gidiyor, hesap vermek zorunda kalan yönetici Musk geliyor. Kendisine DOGE ve USAID kesintileri sorulduğunda geniş metaforların yerini kısa ve kesin inkârlar alıyor. Musk, kesintiler nedeniyle kimsenin ölmediğini savunuyor. Veri sunmuyor. İtirazı kabul etmiyor. Soruyu tartışmak yerine hüküm veriyor. DOGE’un kamuoyuna açıkladığı tasarrufların önemli bölümünün doğrulanamadığı, iptal edilen hibeler için ileri sürülen tasarrufların yüzde 96’sını destekleyecek yeterli veri bulunmadığı söylendiğinde, Musk masadan kalkıyor.

Hassabis: Bilim Bizi Kurtaracak Hikayesi

Deep Mind’ın kurucusu Google efsanesi Demis Hassabis’in vadettiği gelecek Musk’ınkinden daha sakin, entelektüel. Onun dünyasında yapay zekâ insanlığın büyük bilimsel problemlerini çözecek. Hastalıkların köküne inecek. Proteinlerin yapısını ortaya çıkaracak. İlaç keşfini hızlandıracak. Evreni anlamamıza yardım edecek.

Hassabis, üründen önce problemi, gelirden önce bilimi, kısa vadeli kazançtan önce büyük amacı koyuyor. Erken dönem yatırımcıların “Ürününüz ne?” sorusunu fazlasıyla sıradan bulduğunu; yaptıkları işi “tüm zamanların en önemli şeyi” olarak gördüğünü söylüyor.

“Hassabis kimdir?” diye baktığınızda, satranç ustası, oyun geliştiricisi, sinirbilimci, DeepMind kurucusu ve Nobel ödüllü bilim insanı aynı hikâyenin farklı bölümlerine yerleşiyor. Hassabis’in iletişim gücü geleceği hikayeleştirirken, bilimin neyi çözebileceğini anlatıyor ama bilimsel öncelikleri kimin belirleyeceğini anlatmıyor.

  • Hangi hastalığın önce araştırılacağına kim karar verecek?
  • Yeni ilaçları geliştiren yapay zekâ sistemlerinin mülkiyeti kimde olacak?
  • Kamuya, hastanelere ve üniversitelere ait verilerle üretilen bilimsel değer patentlere dönüştüğünde kazancı kim tahsil edecek?
  • İlaç keşfinin hızlanması ilaca erişimi de kolaylaştıracak mı?
  • Yapay zekâ bilimi demokratikleştirecek mi, bilimsel kapasite bu hesaplama gücünü finanse edebilen birkaç şirketin elinde mi toplayacak?

Not: Demis Hassabis, Ağustos 2026’da Google DeepMind’in günlük yönetiminden çekildi. Google DeepMind Başkanı ve Alphabet Baş Bilim İnsanı oldu; Isomorphic Labs’in yönetimini sürdürürken uzun vadeli araştırmalara, AGI stratejisine ve yapay zekânın toplumsal etkilerine odaklanacak. Google’ın açıklaması, Reuters

Hikayede Egemenlik Kimde Sorusu Yok

Palantir kurucularından Alex Karp’ın geleceğinde bolluk ya da evrensel bilim yok. Güvenlik, güç, verimlilik ve egemenlik var. Palantir’in mali sonuçlarını açıkladığı günle eş zamanlı CNBC’ye ekranlarına çıkan Karp, biraz göz kamaştıran rakam anlattı, rakip şirketlere ve Silikon Vadisi’ne saldırdı. Karp’ın OpenAI ve Anthropic eleştirisi, şirketlerin verileri ve operasyonları üzerindeki kontrolünü kaybetme tehlikesi üzerine kurulu. Bu sav, Palantir’in “yapay zekâ egemenliği” satış tezini destekliyor. CNBC paylaşımı, Business Insider özeti Karp diğerlerinin token ürettiğini, Palantir’in gerçek ekonomik değer yarattığını savunuyor. Karp “yapay zekâ egemenliği”ni; şirketlerin verisini, devletlerin güvenliğini ve Batı’nın teknolojik üstünlüğünü koruyacak kapasitenin bir tek Palantir’de bulunduğunu söylüyor. Ticari ürünü siyasi zorunluluk olarak paketliyor.

Ne söylemiyor:

  • Devletin kritik karar sistemleri özel bir teknoloji şirketine bağımlı hale geldiğinde egemen kim?
  • Güvenlik adına toplanan verinin sınırını kim çiziyor?
  • Bir algoritmanın işaretlediği insan yanlış kişi çıktığında hesabı kim veriyor?
  • Savaşta, sınırda, göç politikasında ve istihbaratta kullanılan sistemlerin demokratik denetimi nasıl sağlanıyor?
  • Bir teknoloji şirketinin kapasitesi, devletin yapamadığını yapacak kadar büyüdüğünde o şirket yalnızca tedarikçi olarak kalabilir mi?

Liang Wenfeng: Konuşmayan kurucunun geleceği

DeepSeek’in kurucusu Liang Wenfeng diğerlerinden ayrılıyor. Musk, Hassabis ve Karp geleceklerini kendi sesleriyle anlatıyor. Liang’ın geleceği kapalı bir yatırımcı toplantısından sızdığı öne sürülen dört saatlik bir konuşmanın yeniden düzenlenmiş metninden çıkarabilirsiniz.

Metnin dayandığı toplantı kaydı kamuya açık değil. DeepSeek, Liang’a atfedilen açıklamaları resmen doğrulamadı. Bu nedenle söz konusu metni birincil ve kesin kaynak değil, Liang’ın yaklaşımına ilişkin ihtiyatla okunması gereken bir anlatı olarak ele almak gerekiyor.

Sızan metindeki güçlü gelecek vaadi şöyle özetlenebilir: Çin, ABD’nin hesaplama gücüne ve gelişmiş çiplerine sahip olmasa da daha verimli modellerle yarışabilir. Teknolojik üstünlük yalnızca daha çok para ve daha fazla işlemciyle kurulmaz. Kısıtlı kaynak mühendislik yaratıcılığını besleyebilir. Nvidia’nın CUDA üstünlüğü kalıcı olmayabilir. Çin kendi altyapısını geliştirebilir. Özetle anlatı teknolojik geleceğin Amerikan şirketinin elinde olmadığını söylerken boşluklar üretiyor:

  • Düşük maliyetin gerçek maliyeti nedir?
  • Kullanılan enerji, veri, insan emeği ve devlet desteği nasıl hesaplanıyor?
  • Teknolojik bağımsızlık, şirketin siyasi ve yönetsel bağımsızlığı anlamına geliyor mu?
  • Açık model, açık yönetim demek mi?
  • Ucuz erişim, hesap verebilir erişim anlamına geliyor mu?

Gelecek Anlatanlar, Bugünü Saklıyor mu?

Musk, bolluk vaat ediyor. Hassabis, bilimsel kurtuluş. Karp, egemenlik ve güvenlik. Liang, teknolojik bağımsızlık. Önce çözülecek büyük bir problem tarif ediyorlar. Ardından kendi teknolojilerini bu problemin anahtarı olarak sunuyorlar. Geleceğin ölçeğini o kadar büyütüyorlar ki, sorular arka planda kalıyor. Henüz gelmemiş bir gelecekte mülkiyet mi dağıtıyoruz?

  • İşini kim kaybedecek?
  • Veriyi kim verdi?
  • Enerjiyi kim tüketti?
  • İçeriği kim üretti?
  • Kamusal araştırmayı kim finanse etti?
  • Kararı kim verdi?
  • Yanlış kararın bedelini kim ödedi?
  • Kazanç kimin bilançosuna yazıldı?

Masalı Kim Anlatıyor?

Tüm sorumluluğu birkaç kişiye yüklemek kolaycılık. Biz neredeyiz? Yatırımcı gelecek masalını satın almak istiyor. Medya büyük tahminleri seviyor. Siyaset günlük sorunları çözmekten aciz olduğu için hikaye anlatmak; enerji maliyeti, eğitim açığı, gelir dağılımı gibi zor sorunlarını erteliyor.

Gelecek onların olabilir; teknolojiyi, sermayeyi ve anlatıyı kontrol ediyor. Ama bugün hâlâ bizim. İşimizi, verimizi, enerjimizi, kamusal kaynaklarımızı ve demokratik irademizi ilgilendiren soruları geleceğe mi erteleyeceği? Bugünün hesabını sormayalım mı masada yeniyor, içiliyor, gelecek satılıyor. Hesap yine bize kalıyor.

Sık Sorulan Sorular

Yapay zekâ liderlerinin gelecek anlatılarındaki ortak özellik nedir?

Her lider önce insanlığın karşı karşıya bulunduğu büyük bir sorun tarif ediyor. Ardından kendi şirketini veya teknolojik yaklaşımını bu sorunun vazgeçilmez çözümü olarak konumlandırıyor.

Bu gelecek anlatılarında hangi sorular cevapsız kalıyor?

İş kayıpları, veri mülkiyeti, enerji tüketimi, bilimsel öncelikler, teknolojik denetim, gelirin paylaşımı ve algoritmik kararların sorumluluğu büyük ölçüde cevapsız kalıyor.

Elon Musk nasıl bir gelecek öngörüyor?

Musk, yapay zekâ ve robotların üretimi üstleneceği, mal ve hizmet bolluğunun yaşanacağı, çalışmanın zorunluluk olmaktan çıkacağı bir dünya öngörüyor.

Demis Hassabis yapay zekânın rolünü nasıl tanımlıyor?

Hassabis yapay zekâyı bilimsel keşifleri hızlandıracak, hastalıkların anlaşılmasına ve yeni ilaçların geliştirilmesine yardım edecek bir araç olarak görüyor.

Alex Karp’ın “yapay zekâ egemenliği” yaklaşımı nedir?

Karp, devletlerin ve şirketlerin verileri, modelleri ve operasyonları üzerindeki kontrolü teknoloji sağlayıcılarına bırakmaması gerektiğini savunuyor. Palantir’i de bu egemenliği koruyan altyapı olarak konumlandırıyor.

Liang Wenfeng’in DeepSeek anlatısı neye dayanıyor?

Liang’a atfedilen anlatı, Çin’in daha sınırlı hesaplama kapasitesine rağmen verimli ve düşük maliyetli modeller geliştirerek ABD ile rekabet edebileceği tezine dayanıyor.

Paylaş