Fikir Buluşmaları’nın Konuğu Tuğçe Ergün

İndeks Konuşmacı Ajansı’nın hazırladığı Yaprak Özer’le Fikir Buluşmaları heyecan verici işler ve girişimleri ekrana taşımaya devam ediyor. Bu bölümde Yaprak Özer’in konuğu Tuğçe Ergün. Genç girişimci Tuğçe Ergün Ochi Food’un kurucusu. Başarıyı yakalamak için kalpten geçen girişime odaklanmak gerektiğini söyleyen Ergün’ün ilginç deneyimleri var.

 

Yaprak Özer: Merhaba, İndeks Konuşmacı Ajansı’nın Fikir Buluşmaları’nda Tuğçe Ergün’ü konuk ediyoruz. Tuğçe Ergün Ochi Food kurucusu. Genç bir girişimci. Marka serüveninde çok uzun ve zahmetli bir yolu olmuş. Zorluklar yaşamış, büyük fırsatlar yakalamış. Ochi’yi Tuğçe anlatıyor:

 

Yaprak Özer: Ochi’nin bir anlamı var mı?

Tuğçe Ergün: Ochi benim takma ismim. Kardeşim Tuğçe diyemiyor, Oçi diyormuş, aileden sonra arkadaşlarıma da yayıldı. Markanın kendisiyle özdeşleştirdim, markanın ismini de kendimden koymak istedim.

 

Yaprak Özer: Çok samimi… Galiba bu samimiyeti yakalamak özenle aranan bir durum. Seni tanıyabilir miyim?

Tuğçe Ergün: Üsküdar Amerikan Lisesi mezunuyum. Üsküdar Amerikan Lisesi’nden işletme veya ekonomi okuruz diye geldik. Gerçekten de ekonomi okudum, Kanada’ya gittim. Mezuniyetten sonra girişimci bir ailenin çocuğu olarak, girişimci kanım kaynamaya başladı. Ailem ilaç ve kozmetik sektöründe. Sonrasında Londra’ya gittim, arada bir sene ilaç ve kozmetik firmalarında çalıştım. Döndükten sonra gerçekten artık böyle bir şeyler yapmaya hazırdım. Ama öncelikle reklam ajansında stratejist olarak çalıştım. Marka kurmak, geliştirmek üzerine çok güzel bir deneyim oldu.

Planlar mı, tesadüfler  mi?

Yaprak Özer: Seçimlerin planlı mı yoksa tesadüfler güzel bir planlama mı yaptı?

Tuğçe Ergün: Aslında gerçekten kafamda girişimci olmak olduğu için bunları kendim planladım, biraz da hayat getirdi. Bir tarafım danışmanlık firmalarına mı gideyim, bankalarda mı çalışayım diye soruyordu… Onları da yaptım birkaç aylık deneyimlerim oldu.  Ama sevmedim, yok.

 

Yaprak Özer: Neyi sevmedin?

Tuğçe Ergün: Ben yaratıcı olmayı seviyorum, fikir yaratmayı, onunla oynamayı, onu insanlara sunmayı. Kurumsal hayat ve rakamlar bana çok uymadı. Şu an bile işimde en çok sıkıntı çektiğim yer finans tabii. Onun için daha yaratıcı tarafta olmayı tercih ediyorum.

 

Yaprak Özer: Ochi Food nedir?

Tuğçe Ergün: Ochi Food şeker içermeyen, tamamen yerel tohumlardan elde ettiğimiz unlardan ev yapımı sağlıklı atıştırmalıklar.

Geleneksel ile inovasyon buluşur mu?

Yaprak Özer: Yaratıcı girişim tarafı da burada galiba, inovasyonu geleneksel bir alana taşımışsın.

Tuğçe Ergün: Ochi’den önce bir girişim maceram olmuştu. Hüsranla sonuçlandı. İlk deneyim için öğretici yoldur derlerdi. Hakikaten yaşadım bunu. Öğreticiydi ama sonrasında ben bir sağlık problemi yaşamaya başladım, biraz fazla stres yaratmış vücudumda. Bir anda ciddi kilo almaya başladım, hormon dengem bozuldu, cildimde yaralar çıkmaya başladı.

 

Yaprak Özer: Stres kaynaklı mı?

Tuğçe Ergün: Evet. Tamamen bir stres hormonu. Doktorlar nedenine bakmadı, genellikle sonuç odaklı, kısa dönemli iyileştirmek üzere ağır ilaçlar sundular bana. Bir süre kullandıktan sonra sağlığımın kötü gittiğini görünce ben bu işi kendim çözeceğim diye yola çıktım. Bunun üzerine bütün gıda sistemimi değiştirdim yani beslenme şeklimi değiştirdim.

 

Yaprak Özer: Kontrolü ele almak gibi bir şey.

Tuğçe Ergün: Evet. Aynen öyle. Beslenme şeklimi değiştirmek için araştırma yapmaya, paketli hiçbir gıdayı hayatıma sokmamaya başladım, şekeri bıraktım. Küçük küçük etkiler yaratmaya başladı. İyice araştırmaya başlayınca GDO, katkı maddesinin ne demek olduğunu, konvansiyonel tarımın bize neler yedirdiğini daha iyi öğrendim, iyi ve lokal üreticiler bulmak için ailemle Türkiye’yi gezmeye başladım.

 

Yaprak Özer: Tedavi süreci devam mı? 

Tuğçe Ergün: Evet, aynen öyle. Bu üreticileri gezerken bunu bir iş haline dönüştürebileceğimizi düşündük. Kars’ın, Manisa’nın üreticisine kadar herkesi gezdik, ürünlerini aldık. Sonrasında ben bunu nasıl iş haline getiririm diye düşündüğümde Nişantaşı’ndaki Kantin Restoran’ın sahibiyle görüşme yaptım. O da “gel önce işin bir mutfağını gör” dedi. Bir çıraklık dönemim oldu mutfakta. Sonrasında “tamam” dedim “bu sektörde iş yapmak istiyorum, hazırım.” Burada inovasyon dediğimiz şeye gelirsek gıda konvansiyonel bir iş, geleneksel ürünlerle inovatif atıştırmalıklar üzerine kafayı yorduk.

Başarılı girişim fikrinin sırrı nedir?

Yaprak Özer: Tek başına mısın yoksa…

Tuğçe Ergün: Şu an tek başımayım. Evet, bir süre ayda iki üç bin adet ürünü ben yaptım. İlk evde başladı. Sonra tanıdığımız birinin mutfağını kullanarak başladı. Sonra başka birinin mutfağını kullanarak devam ettik. Gittikçe büyüdü mutfaklar. Daha profesyonel bir üretici ile devam ediyorum.

 

Yaprak Özer: Başarı ve girişimciler için ne önerirsin, sen ne öğrendin?

Tuğçe Ergün: Birincisi, işi seçerken kalbimizden gelen işi, kendimizden çıkan işi seçmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir yerde fırsat var, onu yaparım’dan ziyade kalpten girişimci olunabileceğini gördüm…

 

Yaprak Özer: İçselleştirmek diye yorumlayayım. İkincisi?

Tuğçe Ergün: İkincisi ben tanımadığım belki yüzlerce kişiye e-mail attım ve kapılarını çaldım. Onun için utanmadan, çekinmeden, bolca kapı çalmanın çok önemli olduğunu…

 

Yaprak Özer: Israrcı olmak lazım. Üçüncüsü?

Tuğçe Ergün: Üçüncüsü de vazgeçmemek lazım.

Başarısızlık yaşadın mı?

Yaprak Özer: Başarısızlık yaşadın mı? Başarısız deyince ne anlamalı?

Tuğçe Ergün: Başarısızlık benim için doğru hayal kuramamaktı ve yaptığım işin altını boş bırakmaktı. İlk başta moda sektöründe bir girişimim oldu ve hiç alakam yoktu. Aslında orada beni heyecanlandıran başka hayallermiş, ben onun üzerine çok durmamışım, çok detayları düşünmeden girmişim. Ben marka yaratmayı seviyorum. Marka yaratmak benim için çok önemli ama bu markanın hangi sektörde olacağı da çok önemli.

Marka ile moda arasında nasıl bir ilişki var?

Yaprak Özer: Marka ve moda birbirine yakıştığı için mi kaydın?

Tuğçe Ergün: Evet, aynen öyle. Çok da iyi bir ortak bulmuştum o zaman, moda sektöründe tecrübeliydi. Beraber yapabileceğimizi düşünmüştüm ama hiçbir detayı, altı aylık-senelik hedeflerimizi doğru konuşmadığımızı ve çok acele ettiğimizi gördüm. Zaten bir senenin sonunda da yollarımızı bunun için ayırmak durumunda kaldık.

 

Yaprak Özer: Özetlemek gerekirse iş planı eksik olduğu için, doğru hayal yok. Ortaklık nasıl bir şey?

Tuğçe Ergün: Ortaklık evlilikten zor derlerdi inanmazdım ama gerçekten de iki kişinin hayallerinin çok örtüşüyor olması gerektiğini sonra anladım. Yapabilen de az örnek var. Biz yapamadık ama kişisel olarak birbirimize en azından düşman olmadık, çok kötü hikayeler olabiliyor.

Varlığının hayali mi, markanın hayal mi daha büyük?

Yaprak Özer: Güzel ip uçları… Bir marka kurduktan sonra bir başka markanın hayalini kurar mısın?

Tuğçe Ergün: Hayaller bitmiyor. O kadar çok var ki, kendimi nasıl bir insan olarak hayal ediyorum: markanın yanı sıra insanlara yardım eden, farkındalık yaratan bir kişi ve marka sahibi olmak istiyorum.

 

Yaprak Özer: Varlığının hayalini anlattın. Hangisi öne çıkıyor, varlığının hayali mi, işinin hayali mi?

Tuğçe Ergün: Ben işi, bu varlığın hayali için kullanma taraftarıyım.

 

Yaprak Özer: Derin bir felsefe oldu, belki de başarı buradan geliyor?

Tuğçe Ergün: Evet aslında herkesin bir motivasyonu var hayatta. O motivasyonlarla bence girişimciler girişimlerini yapıyorlar ve bu kadar zorluğa da onun hayaliyle katlanıyor. Bazıları için maddi kaynak bazıları için itibar, güç. Ben hep kendi motivasyonumu sorguladığımda hep bir farkındalık yaratmak, fark yaratmak, iyi bir insan ve iyi bir marka sahibi olmak olarak içime geliyor.

 

Yaprak Özer: Bir girişimci finansmana nasıl bakmalı?

Tuğçe Ergün: Finansmanı biz ilk deneyimimde çok yanlış kullanmışız. Şöyle ki hayallerimiz çok yukarıda olduğu için gelir modelimizi yanlış ölçmüştük. Bunun için de finansmanı çok daha düşük gelir modelleri için bitirdik, hata yaptık. Finansman gerçekten bu işin olmazsa olmazı. Gelir modelini çok doğru uygulamak gerekiyor.