Fikir Buluşmaları’nın Konuğu Prof. Dr. Emre Alkin

yo-emre

Fikir Buluşmaları’nın bugünkü konuğu ekonomi ve piyasa çevreleri tarafından tanınan bir isim olan Prof. Dr. Emre Alkin. Söylemleri ile zaman zaman şaşkınlık yaratan Alkin ile şaşırmaya hayran ve şaşırmaya her daim gerekçesi olan bir toplumun piyasa kodlarını tartıştık. Ortaya oldukça keyifli bir söyleşi çıktı.

  

Yaprak Özer: Erken seçimin piyasaya yani ekonomiye etkisi ne olur?

Emre Alkin: Bence olumlu olur. Hatalı davranış şuydu: Bir referandum yapıldı, 2019 Kasıma kadar atılmış bir seçim. Şimdi bunu zaten Türkiye kaldıramazdı kaldırmadı da. Kimse yatırım yapmıyor. Niye yapmıyorlar?

Yaprak Özer: Yapacaklarmış Hazirana kadar.

Emre Alkin: Yaparlar bizim memleketimizde. “Bir seçim geçsin bakarız.”

Yaprak Özer: Ondan sonra yaz var.

Emre Alkin: Eylülde biraz kıpırdanma olur. Okul açılıyor falan diye ama şöyle bakın. Yani siyasal değişiklikler önemli değişiklikler. Niye? Ekonominin üstünde de değişiklikler. Çünkü insan hayatı ekonomi gibi değil. Ekonominin bazen dolaylı etkilediği anlar olur. Siyasal değişim tam birebir. Sokaktaki vatandaşı işte nasıl bir konuşma özgürlüğünden tutunda bir iş yaratma özgürlüğü bir iş kurma özgürlüğü kadar var dimi? Bir olağanüstü hal yasası var yasaklar var. Müsaade edilenler var yasaklananlar var. Şimdi seçim olduğu zaman herkesin beklentisi olağanüstü hal kalkacak. Seçimden sonrada güçlü bir hükümetin ortaya çıkması ki bu hükümetteki bakanların da siyasetçi değil teknik anlamda bilgili insanlardan seçileceği konusunda çok şiddetli bir beklenti var.

Yaprak Özer: Şimdi bir grup da “beni karşılayacak bir siyasi parti yok” diyor. Bu da başka bir gerçek.

Emre Alkin: Bir kere hiç kimse iktidarı sevmez. Oy veren de sevmez bütün dünyada böyle, verir oyunu sonra başlar eleştirmeye. Muhalefette sıkıntı yok çünkü muhalefet muhalefette. AK Parti olmasaydı başka bir parti iktidarda olsaydı yine aynı şeyleri yaşayacaktı. Çünkü diyecekti ben hoşlanmıyorum senin yaptığından. Ben de diyorum ki Türkiye Cumhuriyeti’nde entelektüel tabakanın şimdi kendi evinde davranışlarına bakalım; biz çocuğunu küfürle seven, futbol maçlarında yarı beline kadar eğilip karşı tarafa küfür eden, trafikte canavarlaşan, sigara içmek istediği zaman her yerde içebileceğini düşünen ondan sonra…Ve  hiç bir gelir seviyesi farkı gözetmeksizin bunu yapan ayrıyeten de kadının kadına en fazla kötülük ettiği ülkelerden bir tanesidir. Bunu çok net söylerim.  Şimdi kaldırıma araba park ediyor. Şimdi adamlar bunu yapıyorlar sonra affedersiniz güzel plazaları ve güzel evlerinin içerisinden dışarıya baktığında böyle şey olur mu diyor. Arkadaş sen de millet gibi yaşıyorsun aslında ama farkında değilsin. Tenzih ediyorum ahlaklı etik şekilde yaşayanları.

Her iktidar her seviyeden vatandaşın izdüşümüdür. Dolayısıyla o genel müdürler de olsun veya şu an sokakta geçerken gördüğümüz sade vatandaşımız olsun onların aklı ne kadar teknolojide? Tüketmeyi mi istiyor? Üretmeyi mi istiyor? Şimdi bu sorudan başlayalım. Bence Türkiye’de koca koca holdinglerimiz de dahil olmak üzere öyle çarpıcı, sıra dışı, marifetli bir şey yapan yok. İşte konuşan buzdolabı yapıyor efendim işte güneş açınca rengi değişen perde yapıyor. Ondan sonra cep telefonu yapıyor. Halbuki bilmiyor ki cep telefonunun bir marifeti yok yazılımlar uygulamalar yapmak zorundasın. Niye bunu söylüyorum çünkü ben sanayinin içindeyim.18. yıl oldu yani ihracatçılar dairesinin genel sekreteriyim. Sorduğunuz zaman ya arkadaş bir de ithalat vergisiyle kendinizi koruyorsunuz ayıp değil mi yani? Kaliteli mallar sizden daha pahalı hale gelsin diye uğraşıyorsunuz iç rekabette güç kazanmak için. Cevap; seni bu ithalat vergileri korumayacak. Siyasette iktidarıyla muhalefetiyle anlayış neyse sanayicisinde iş adamın da o, sokaktaki vatandaşın da…

Yaprak Özer: Peki ne yapacağız?

Emre Alkin: Şimdi burada iş eğitimden geçiyor. Finans müesseselerinin başında duran kişiler yine nispeten çoğunluğun içindeki en entelektüel azınlık. Şimdi bu arkadaşların tasarruf açığı yaşayan bu memlekette birisine kredi verirken çok iyi düşünmeleri gerekiyor. Şimdi ben bunların paralarını bir yere vereceğim ama bu adamın şirketi 5 sene sonra 10 sene sonra yoksa yazık değil mi ya ben aslında memlekete fayda sağlayan bir başka yere versem diye çok iyi düşünceleri var biliyor musunuz? İstese karşısına çok firma gelecek ama o diyor ki 100- 150 vereyim ben birisine 20 – 30 dağıtmaktansa şimdi şurada kıymetli.

Yıl 1923 yılında daha Cumhuriyet kurulmamış daha devletin ne olduğu bilinmiyor. Lozan görüşmeleri askıda, kriz var. Ama Atatürk 1. İktisat Kongresi’nde her zamanki basiretiyle kalkıyor kürsüde diyor ki şahsi menfaatler ekseriyetle toplum menfaatine aykırıdır. Ama şahsi menfaatler nihayetinde ekonomi için çok gerekli olan rekabetinde bir unsurudur. Ama diyor ki, bütün ekonomiyi şahsi menfaatlerle oluşan rekabete bırakırsak güçlü zayıfı ezer. Hiç bir şey çıkmaz. Dolayısıyla devletin burada düzenleyici bir rol oynaması gerekir. Bunu da piyasa kurallarına saygılı olarak yapmak zorundadır. Nihayetinde ferdin yerine geçemez. Devlet ferdin yerine geçti mi bitti iş. O yüzden bakıyoruz ki biz bugün fertlerin bir kısmı devletin görevini yapmaya çalışıyor ki Atatürk bunu eşittir anarşi diye tarif etmiş yine aynı konuşmasında. Devlet de fertlerin görevini yapmaya çalışıyor. Sanata karışıyor. Spora karışıyor. Teknolojiye karışıyor. Neden karışıyorsun? Bir de devlette çalışan kişilerin liyakatları iyi değil. Soru soruyorsunuz diyor ki, boşver Türkiye zaten Silikon Vadisi olmuş. Kaldı mı ya silikon Vadisi? O bir zamanların projesi.

Eğitim burada şart.  Bu kredi verenler kime kredi veriyorlarsa demek ki 1. öncelik oraya doğru gidecek. Demek ki eğitim de o önceliğe doğru oluşmalıdır. Ben her banka genel müdürüne diyorum ki Türkiye’nin en önemli adamları sizsiniz haberiniz yok. İnisiyatif sizde. Sen buna versen unicornlar çıkacak yani milyon dolarlık ürün devleri çıkacak. Vermiyorsun, niye? Bilmiyorsun, inanmıyorsun. Bilmiyorsan yanına danışman al.

Yaprak Özer:  Herhalde orada altında yatan sebepler daha başka şeyler.

Emre Alkin: Siyasette böyle özel sektörde böyle hepsi birbirinin aynı.

Yaprak Özer: 25 Sabahı?

Emre Alkin: Benim şirketlere tavsiyem şu: Bir kere ummayacakları bir şekilde kendilerini garip bir dönemin içinde bulacaklar.  Ayrıca Türkiye’de değil dünyada yüksek enflasyon yüksek faiz ve yüksek büyüme olacak. Yani Türkiye büyüyecek, büyümekle ilgili bir sıkıntımız yok. Türkiye’nin büyümelerden geri duracağı beklentilerden düşük büyüme vereceği hiç yok, altını çizerek söylüyorum.

Benim tavsiyem, bir kere cirondan fazla borç yapma enayilik edersin. Nasıl olsa 24 Haziran’da seçim olacak, 25 Haziran sabahı da fişek gibi olacak her şey benim de bir milyar cirom var deyip bir buçuk milyar kredi al yapma arkadaş yapma batarsın zaten. Şimdi ben bakıyorum bütün bilançolara, halka açık şirketlere tuhaf tuhaf rakamlar var görmüyoruz. Şimdi orada biliyorsunuz solo bilançolar var fakat grup bilançolarını bir toplayın toplam borç toplam cirodan çok.

Hep bir hikaye uyduruyoruz. Herkes kızıyor iktidara ya da muhalefete siyasetçiye kızıyor hikaye uyduruyor, e sizde uyduruyorsunuz hikaye. Siz ne diyorsunuz: bak bu şirket çok iyi olacak. Biz de senin hikayeni yutuyoruz kredi veriyoruz sana.  O yüzden 24 Haziran sabahına kadar herkes bir kere olduğu yerde dursun. Ben işleri durdursun demiyorum ki.

Ama en güzel şey burada döviz gelirin varsa döviz borcu alabilirsin zaten kanun da düzenlendi. İkincisi bir stand-by da bir yatırım bekleniyorsa bence bu yatırım çok elzemse niye bekliyorsun?  Yatırımına başla gönül rahatlığıyla zaten sen bu kapasiteyi arttırmak zorundasın.

Seçim olduktan sonra zannediyor musun ki, faizler düşecek döviz kuru rahatlayacak en fazla döviz kuru 3 95’e kadar rahatlar. Hiç geriye falan düşme ihtimali yok. Türkiye’nin konjonktürü belli. Bugün de yarın da şunu söyleyebilirim; faizler hiçbir zaman düşmeyecek. Düşmesi imkansız çünkü. Amerika faiz arttırıyor, Avrupa Merkez Bankası faiz artırıyor. Libor olmuş 3 siz şimdi duracaksınız diyeceksiniz seçimlerden sonra faizler radikal bir şekilde düşecek. Yok rüya görüyorsun o yüzden sen şimdi yatırımına başla. Çünkü daha yüksek faiz vereceksin.  Kaçınılmaz bu. Önümüzdeki dönem sen daha yüksek faiz göreceksin bunu bil ona göre yap o yüzden Türkiye’de kimse faize bakarak yatırım yapmaz. Kendini kandırmasın kimse. Herkes döviz kuruna bakarak yatırım yapar.

Yaprak Özer: Peki küçükler var burada çok sıkışmış olanlar var. Gördüklerimiz bir de görmediklerimiz var.

Emre Alkin: Biz herkesi kurtaramayız. Liberal ekonomik sistemde herkesi kurtarmak üzerine değil. Kalitesiz alımı desteklediğiniz sürece fonlanma da kaliteli adamın morali bozuluyor. Ya arkadaş ben çalışıyorum didiniyorum kahrediyorum öbürü batıyor. Sen batanı kurtarıyorsun ama beni kurtarman lazım, batanı kurtarırsan vatanı kurtaramazsın. Büyük Düşünmek derken sadece siyasetin gözünün içine bakarak bu iş olmaz.

Yaprak Özer: Değer ve para ilişkisinden söz edebilir miyiz?

Emre Alkin: Herkesin bildiği bir hikaye; Picasso’nun tablosunu satın almak isteyen biri galeriye geliyor. Picasso içeride oturuyor… Adam diyor ki, ben tablonu beğendim alacağım. Kaç paran var, diyor Picasso. Ben öğretmenim deyip hayatı boyunca ne biriktirdiyse vermiş, tabloyu almış gitmiş. Arkadaşı demiş ki; deli misin sen ya en güzel tablolarından bir tanesi. “Vallahi tablom için servetini veren hiç olmamıştı” demiş Picasso. Şimdi bu ilişkiye dikkat etmek lazım.

Yaprak Özer: Anlayamadığımız şeylerden bir tanesi.

Emre Alkin: Anlamamazlıktan geliyoruz. Sevgisizlikten.

Yaprak Özer: Değer, para, sevgiyi nasıl buluşturacağız?

Emre Alkin:  Şimdi bir insana sormak lazım. Arkadaş sen bu işi açtın amacın ne? Kar etmek. Ya bırak her işletmenin zaten amacı o. Kamu iktisadi teşekkülü değilsin ki. Nedir abi amacın para kazanmaktan başka amacı yok. Adam inşaat işinden başlamış fırına kadar gitmiş niye diyorsun cevap veremiyor.

Yaprak Özer: Çünkü o anda bir fırsat var…

Emre Alkin: Ama hayatta böyle geçmez ki!

 

Yaprak Özer: Bulunduğumuz coğrafyada 1-0 ya da 2-0 düzeyinde yaşarken endüstri 4-0 ve hayali ve hatta 5-0 hedefi ile ilerlemenin nasıl mümkün?  

Emre Alkin: Hemen söylüyorum. 1970 yılında bir değer zincirine baktığımızda fabrikasyon üretim fena değil. Yine öyle ahım şahım değil ama fabrikasyon öncesi ve sonrası hizmetler çok daha fazla değer yaratan durumdaydı. Bugün baktığımızda fabrikasyonun hiçbir önemi kalmadı.  Tamamen üretim öncesi ve sonrası hazırlıklar finansmanından başlayarak satış sonrası hizmetlere kadar gider. Muazzam değer zincirlerinin içerisinde üretimin yeri pek bir yani üzücü ama gerçek dolayısıyla biz bugün endüstri 3-0’dayız. Fakat endüstri 4-0’ın ne olduğunu tam anlamamış ki insanlar sürekli olarak bana soruyor.

Yaprak Özer: Soru doğru e tabi tam neyi soruyorsunuz yani.

Emre Alkin: Robot koymak endüstride 3-0. Endüstri 4-0 sattığınız çözümün tüketici tarafından nasıl kullanıldığı, kullanırken ne şekilde kullandığı ne tepkiler verdiğini, ne beklediğini yapay zekanın marifeti ile dijital bir omurga ile toplayıp o mal ve hizmet ürettiğiniz yere kadar getirip onların arzusu doğrultusunda bir daha üretmek dedim ve dolayısıyla sürekli müşteri memnuniyeti sağlamak verimini arttırmak karını yükseltmek. 5-0 daha deli bir yerde.

Yaprak Özer: Yok aslında pozisyon almak

Emre Alkin:  Yarın olmayacak meslekler kasiyer yok oluyor.  CEO neye yarıyor? CEO olarak oturuyorsun diyorsun ki Türk Ticaret Kanunu 327. maddesi bilmem kaçıncı bende böyle komik bir şeyler. Yeminli mali müşavir oluyor. Başkasının üşendiği şeyleri ezbere bildiği için öne çıkan insanlar ben bunlardan bir tanesiyim. E yapmıyorum bu işi zaten. Birçok meslek avukat dahil olmak üzere örneğin hosteslik olmayacak…  Sanatçı olmaya karşı çıkan ailelerimiz var. Sporcu olmaya karşı çıkan ailelerimiz var. Spordan sanattan para kazanıyor insanlar zengin olmasına gerek yok ki. Kendine bakıyor. Mühendis olsun ya kardeşim mühendisten geçilmiyor ortalık. Niye bir insanı sanatçı tasarımcı yazılımcı olmasına karşı çıkıyorsunuz yani? İleride cerrahların da olmayacağını düşünüyorum.

Yaprak Özer:  Eski konularla yeni sistem yaratılır mı?

Emre Alkin: Tek motto şu olur “Yarın var olacaklar için bugünden çalışmaya başlamalıyız” Ama yok oluşları izleyeceksiniz! Kötü haberi vereyim bir gecede büyük imparatorlukların yok olduğunu göreceksiniz.

 

İndeks Konuşmacı Ajansı üyesi Emre Alkin’in biyografisine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Röportajımızı Youtube kanalımdan izleyebilirsiniz.