Fabrika ayarlarına dönebilir miyiz

 

İnsana yapay zeka uygulanabilir mi?

Organik zeka sahibi bizler, yapay zeka üretiyor geliştiriyor, hatta hayatımızı emanet edebilecek kadar ileriye taşıyabiliyoruz. Yapay zeka öğrenebiliyor, hata yapmıyor…

Organik zekamız ise ne kadar iyi olursa olsun  hatalardan öğrenemiyor, tekrardan kurtulamıyor… Bize de duygusal zekamızla övünmek kalıyor. İki kere iki bazen 5 bazen 3 yapar diyebiliyoruz. Anlaşılan o ki, makinelerin öğrenme yetisini geliştirirken, bizdeki öğrenme yetisi durdu. Organik zekaya “level” atlatılamıyor.

Acaba yapay zeka entegre edilebilse, fabrika ayarlarına dönebilir miyiz?

İnsanı yendi!
Yakın geçmişte, Google’ın DeepMind ekibi tarafından geliştirilen yapay zeka “AlphaGo”; Go oyunu efsanesi Lee Sedol ile yaptığı 5 maçlık karşılaşmayı kazandı. AlphaGo, bir insanın yapamayacağı hamleler yapabiliyormuş… Bunu söyleyen Sedol’un kendisi. Sedol, Go’daki en üst seviye olan 9 derecesine sahipmiş. Nasıl oluyor derseniz; öğrenme yeteneği olan AlphaGo, bir kez yaptığı hatayı bir daha yapmadığı için başarıyormuş. İşin sırrı bu!

Nereye

Yapay zeka, artık bilim kurgu veya pahalı Ar-Ge çabası olarak görülmüyor. Kognitif teknolojiler yeni pazar ve yeni gelir alanı. Paradigma değişimi yaşadığımız söyleniyor: Ar-Ge şirketleri, yarı iletken üreticileri, donanım şirketleri, BT sağlayıcıları, yazılım geliştiricileri, internet sektörü oyuncuları gibi neredeyse bütün teknoloji alt sektörlerinde yapay zeka yatırımı gözleniyor. “Yapay Zeka” son trend. Süreç tamamlandığında elden fazla bir şey gelmeyecek. Hukuk, sağlık, iletişim, yönetim ve hayatın her alanı dönüşmüş olacak…

Değiştir bizi teknoloji

Teknolojiyi yaratan beynimize hükmedemiyoruz. Anlaması güç… İçinde yaşadığımız coğrafya, güneş tutulması yerine akıl tutulması yaşıyor. Teknoloji geliştiriyoruz, bilime sırtımızı dönüyoruz. Ne yaptığımızı çoğu zaman bilmiyoruz.  Teknolojiyi akıllı telefon ve bilgisayar teknolojileri sayıyoruz. Teknolojiye içerik sağlayamadığımız için belki de bu noktadayız.

Oyunlara dalalım

Bilgi teknolojilerinin içerikten anladığı temel; oyun!… Araştırmalar geleceğin iletişim teknolojisinde görünen iki içerik unsurundan söz ediyor: müzik ve oyun pazarı.

Sanırım gerçekle kuramadığımız bağın şifresi burada! Gerçeği oyun, oyunları gerçek sanabiliyoruz, kendi yazdığımız senaryoların içine kuruluyoruz. Ölüyoruz, ciddiye almıyoruz. Öldürüyoruz, dirilecek zannediyoruz. Kan akıtıyoruz, içine su koyarsak yine kan yapar sanıyoruz. Sanal gerçeklikte yarattığımız vahşi oyun içerikleriyle “hayatın içeriği”ni dinamitliyoruz.

Organik zekamızı fabrika ayarlarına döndürmek gerek, hayatı ıskalıyoruz.