Ekonomik şiddet: kadına yönelik bir şiddet türü

 

Ekonomi Muhabirleri Derneği “Süper Kadın Süper Zor” başlıklı bu araştırma yaptı. Araştırma 2010 başında yayınlandı. Doğrusu ya, hiç de ses getirmedi. Türk kadının fiziksel şiddetin yanısıra ekonomik şiddet mağduru olduğunu ortaya koyan araştırma nedense kimseyi şaşırtmadı.

Dünya nüfusunun yüzde 51’ini oluşturan kadınlar dünyadaki toplam işlerin üçte ikisini yapıyor; buna karşılık dünyadaki toplam gelirlerin onda birini alıyor. Kadınlar dünyadaki özel mülkiyetin sadece yüzde birine sahipler. Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım rakamları 1955’lerde yüzde 72 iken bu oran 2009’da yüzde 24’lere geriledi. (Kaynak ILO). Birleşmiş Milletler’e göre tüm dünyada şiddet mağduru kadınların yaklaşık üçte ikisi aynı zamanda ekonomik şiddete de uğruyor.

Bir kadın olarak gözden kaçmaması ve  kalıcı olmasına yardımcı olmak  için araştırmanın özellikle tanım bölümlerini alıntılıyorum. Çünkü fiziksel şiddeti rahatlıkla tanımlayabiliyoruz. Morarmış gözler, tekme izleri, yarıklar, tacizler tecavüzler… Peki ekonomik şiddeti nasıl tanımlayabiliriz? Ankara, İstanbul, Konya, Rize ve Adana’da değişik sektörlerde ücretli iş yaparak para kazanmış veya halen kazanmakta olan 55 kadınla yapılan yüz yüze görüşmelerde kadınlar ekonomik şiddeti bir güzel tanımlıyorlar. Lütfen okuyun, siz ekonomik şiddet görmeseniz de mutlaka tanıdığınız bir kadın görüyor. Ona yaşadıklarının şiddet olduğunu söyleyin, bilsin.

İşte kadına yönelik ekonomik şiddet türleri:

 

Aile içi ekonomik şiddet;

  • Kadının çalışmasına yahut işinde ilerlemesine engel olmak
  • Zorla istemediği bir işte ya da iş kolunda çalıştırarak maaşına, bankamatik kartına, gelirine veya mal varlıklarına el koymak,
  • Çalışmayı reddedip kadının gelirini harcamak, kadının gelirini içkiye kumara yatırmak, Ailenin geçimini sadece kadının kazandıklarıyla sürdürmeyi istemek,
  • Kendi parasını yatırım amaçlı biriktirirken kadının parasını harcamak,
  • Kadını başlık parası, süt hakkı parası ile ya da mihir ile evlenmeye zorlamak
  • Ekonomik imkanları kısıtlamak,
  • Çalışan kadının ziynet eşyalarının tümünü ya da bir kısmını elinden almak,
  • Aileyle ilgili tüm maddi bilgileri eşinden saklamak,

Akrabalık ilişkileri içinde ise

  • Kadın olduğu için mirastan mahrum edilmek, miras hakkından yönlendirilmiş bir gönüllülükle vazgeçmek,
  • Mal ve mülklerin sadece erkeğin üzerinde olmasını sağlamak, maldan (toprak) değil mülkten (ev, dükkan) – o da çok daha az bir kısım halinde- vermek,
  • Miras malını çok ucuza elinden almak gibi haller bu türden şiddetin içinde sayılıyor.

Kamusal alana baktığımızda

  • Eşit işe eşit ücret ödememe,
  • Kadın işi erkek işi ayrımı yapma,
  • Terfi kanallarını kadınlar için kapalı tutma,
  • Torpil mekanizmasını işletmeme,
  • Sigortasız çalıştırma,
  • Her an işsiz kalma riskiyle çalışmak zorunda bırakma,
  • İşyeri cinsel tacizi,
  • İşyeri psikolojik tacizi,
  • Kadınların daha çok enformel sektöre ve esnek, yarı zamanlı, ev eksenli çalışma pratiklerine itilmesi
  • Kimi sektörlerde kadınlar sözleşmelerle hamilelikten men edilmesi
  • Hamilelik durumunda işveren tarafından işten çıkartılmaları
Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir