Çaresizlik içinde yaşlanmayı mı bekleyeceğiz?

Pek çok gelişmiş ülke demografik değerlerini iyi yönetebilmiş değil!

Dünyada yaşlı nüfusu genç nüfusa göre artıyor. Avrupa sosyal devleti çöküşte. Doğurganlık gelişmekte olan ülkelerde bile azalıyor. Genel tabloya baktığımızda ortaya çıkan endişe verici sonuç ise 2025 yılına kadar artan çalışanların yaşlıların bakımını kolaylaştıracağı, fakat 2025 sonrasında yaşlıların çalışanlara göre oranının sürekli olarak artması. OECD yaşlanma üzerine ciddi çalışmalar yürütüyor. Temel ana fikir demografi kader değil. Emeklilik yaşı, işgücüne katılım ve eğitim yaşlanmanın toplumu nasıl etkilediğini belirliyor. Akdeniz ülkelerinde, 50-64 yaşı arası grubun yarısından azı çalışıyor.

2070’te dünya nüfusunun 9 milyara ulaşıp doygunluğa ulaşacağı söyleniyor, yani bu noktadan sonra nüfus azalmaya başlayacak. Bazı ülkelerde de nüfus düşmese bile ortalama yaş yükselecek. Yaşlı nüfusun artmasıyla beraber nüfusun gittikçe artan kısmı risk almaya çok yatkın olmadığından girişimcilik azalıyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ortalama yaşam süresi birbirine yaklaşırken gelişmekte olan ülkelerde uzun süreli hastalıklar daha çok görülüyor.

Japonya’da doğum oranı 1.3’ten az. Son Japon’un 2800’de öleceği hesap ediliyor. Japonya nüfusu bu yıl, geçen yıldan 19 bin daha az. Yaşam süresi ise gittikçe uzuyor. Yaşlı oranı yüzde 19’la dünyada en yüksek olan ülke Japonya. Yaşlı nüfusun 2025’te yüzde 30’a ulaşacağı öngörülüyor. Gelecek 10 yılda genç işçi nüfusunun  3 milyon olacağı düşünülüyor. Anlamı şu; daha az çalışan sayıları giderek artan yaşlı nüfusu destekliyor. Bu da yaşam ve eğitim kalitesini etkiliyor. Emeklilik yaşının artırılması bir çözüm olarak öneriliyor. Japonya’da 2013’te emeklilik yaşının 65 yapılması düşünülüyor.

Avrupa yirminci yüzyılın ikinci yarısında problemsiz bir yaş yapısına sahipti. Çocukların sayısı fazla ve yaşlılar azdı. Avrupa’da tablo tam tersine dönüyor. Almanya, İtalya ve Yunanistan’da doğal nüfus düşüşü yaşanıyor. Durumu kurtaran ise ülkelere göç eden topluluklar. Şu anki duruma bakıldığında 2050’de AB’deki en geniş yaş grubunun 65-69 aralığı olacağı görülüyor. Nüfusun yarısı 50’nin üzerinde olacak.

Demografi konusunda dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri 15-64 arası olan çalışabilir nüfusun 65 yaş ve üzeri nüfusa oranı. Bu oran bağımlılık oranı ya da destek oranı olarak adlandırılıyor. İngiliz hükümetine göre İngiltere’nin bağımlılık oranıyla başa çıkabilmesi için önümüzdeki 20 yılda, bir milyon göç alması gerekiyor. Avrupa’da bu durum sorunun çözümsüz olduğuna dair bir yorum ortaya çıkarıyor. Avrupa Birliği genelinde 2000’de 4.25 olan oranın 2050’de 1.86’ya gerilemesi bekleniyor. Amerika’da bu oran 3’ün üzerinde kalacak.

Avrupa’da yaşlanma krizinden görece az etkilenen ülkeler arasında Fransa, İngiltere, Hollanda ve Norveç var. Hepsi yüksek sayılabilir bir doğurganlık oranına sahip ve destek oranı 2050’ye kadar yüzde 2’nin üzerinde olacak. Fakat, Almanya ve Macaristan gibi birçok AB üyesi ülkede oran yüzde 1.5 2 arasında gerileyecek. Doğum oranları düşük. Çok kötü durumda olan ülkeler ise İspanya ve İtalya gibi Akdeniz ülkeleri. Doğum oranı çok düşük ve destek oranları 1.5’un altına inecek. Bazı ülkelerde insanlar işten erken ayrıldıkları için gerçek destek oranı düşüyor. İngiltere bunlara bir örnek. Oran yüzde 2.5.

AB Dönem Başkanı Avusturya’nın programında Avrupa’da istihdam ve sosyal politika ana başlıklar arasında. Avrupa Birliği dönem başkanlığını 2006 yılının ilk yarısında Avusturya, ikinci yarısında da Finlandiya yürütecek. Avrupa Birliği 8 Aralık 2003’te Çok Yıllı Stratejik Programında düzenlenen AB Konseyi 2006 çalışma programı öncelikleri belirlenmişti. Buna göre büyüme ve istihdam AB gündeminin önemli konularından biri. Bunun nedenleri arasında ise küreselleşme ve nüfusun yaşlanması sorununun hızlı ve uzun vadeli çözümler gerektirmesi. AB’nin konudaki kapsamlı stratejisi ise 2000 yılında oluşturulan ve sorunların yeni yüzlerine göre uyarlanıp yenilenmeye devam edilen Lizbon Stratejisi. Yine 2006 yılında ve sonrasında gündemde kalacak olan “Avrupa Sosyal Modeli Sürdürülebilir mi?” tartışması aile politikası, iş ve aile hayatı arasındaki dengenin sağlanması, cinsiyet eşitliği ve sağlıklı yaşlanma gibi başlıkları içeriyor.

Geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği Komisyonu “Büyüme ve İstihdam için Lizbon Stratejisi Yıllık İlerleme Raporu”nu yayınladı. Komisyon Başkanı José Manuel Barroso önsözünde daha iyi ARGE, daha çok verimlilik ve daha iyi bir işbirliği gerektiğinden söz etti. Amaç araştırma ve yenilikçi ürünlerin servislere aktarılması, daha sonra da bunun büyüme ve iş olarak geri dönmesi.

Lizbon Stratejisi’nde küreselleşme ve nüfusun yaşlanması sorunlarıyla mücadele kapsamında ulusal programlarda uygulamaya geçirilmesinde öncelik; hizmetler, telekomünikasyon, enerji ve mali hizmetler başlıklarında iç pazarın tamamlanması için olacak. ARGE desteklenmesi, bilgi temeline dayalı ekonomi ve becerilerin geliştirilmesi, yenilikçi icatların artması üzerinde önemle durulan konulardan.

Demografiyle ilgili konuları üç ana başlık altında toplamak mümkün. Araştırma geliştirme, iş ortamını ve pazarın işlerliğini arttırmak, istihdam ve mali istikrar. Alt başlıkları arasında ise çalışanların ve bütçenin arttırılması, araştırma merkezleri kurulması, denetimin kolaylaştırılması, kamu-özel sektör ortaklığı ve telif hakları gibi konular yer alıyor. Ayrıca topluluk hukuku, e-devlet, iş kurma süresinin azaltılması, idari masrafların kısılması, vergi ayarlamaları gibi uygulamalarla serbest işlerin pazara girişi kolaylaşıyor ve rekabet arttırılıyor. Kaç yıl çalışıldığı kişinin emeklilik yaşından daha önemli hale geliyor, emekli maaşı reformu planlanıyor, eğitim, iş ortamında rahatlık, genç ailelerde iş/hayat dengesi, okullar ve kreşler, doğum izni sonrası işe dönüş gibi konulara önem veriliyor.

Avrupa Birliği üye ülkeleri nüfus artışı ve demografiyle başa çıkabilmek için ulusal programlarına başladılar. Ülkeler araştırma geliştirmeyle ilgili olarak büyüme ve istihdam hedeflerini tutturabilmek için mali teşviklerle özel sektör ARGE’sini artırmaya yönelik politikalar benimsediler. İspanya, Hollanda, ARGE yatırımı yapan şirketlerin vergi yükünü azaltma formülünü benimsedi. Macaristan vergi indirimi cetvelini basitleştirdi. Fransa araştırma için vergi indirimini 2010’da üç katına çıkaracak. İspanya, Danimarka ve Estonya’nın işletmelerdeki araştırmacıların sayısını arttırmak için özel programları var.

Almanya üniversitelerde mükemmel araştırma için uzmanlık inisiyatifi “Excellence Initiative” kurdu. Bu inisiyatifin amacı Almanya’daki bazı üniversiteleri bilimsel araştırma için uluslararası anlamda en iyi merkezler arasına sokmak. İtalya öğretim ve araştırma için Euro-Mediterranean Üniversitesi’nin uzaktan öğrenme sistemini de kapsayan uzmanlık merkezleri geliştirip, Akdeniz bölgesinde öğrenci ve eğitmenlerin hareketliliğini sağlıyor. İspanya ve Portekiz ortak bir araştırma enstitüsü kurdular.

Slovakya, İspanya ve Fransa kamuda ARGE harcamalarını geliştirmek için denetleme ve değerlendirmeye yönelik sistemler kuruyor. Fransa’da “Poles de Compétitivité” kamu özel sektör ortaklığı olarak kuruluyor. Bunlar ARGE’nin hayati önem taşıdığı işler için tamamlayıcı politikaları destekliyor ve koordine ediyorlar. Slovenya’da bir kümeleme “cluster” inisiyatifi var. 2004’te kurulan 18 kümeleme ofisi şu anda 350 şirket ve 40 eğitim/araştırma enstitüsü arasında işbirliği sağlıyor. Litvanya’da hükümet işletmeleri araştırma, teknolojik gelişim ve yenilik konularında destekleyen Teknoloji Enstitüsü’nü kurdu.

İrlanda’da kamu araştırmalarının sonuçlarının özel sektöre kullanma hakkının verilmesi yoluyla ticarileşmesiyle ilgili ya da araştırmacıların fikirlerini pazarlanabilir bir hale getirip ticari başarı kazanarak ticari sonuç elde etmeleri için çalışıyor. İtalya telif hakları konusunda şirketlere patent alma kolaylıkları sağlıyor Almanya’da patent acentelerini geliştirip genişletiyor. Belçika’da federal hükümet, Avrupa Patent Ofisi, araştırma merkezleri ve üniversiteler KOBİ’lerin telif hakkı kullanmaları için ortak çalışıyor. Latviya telif haklarını korumak ve yürütmek ve iş çevresinde farkındalığı artırmak adına bir kamu destek programı kurdu.

Latviya topluluk hukukunu uygulamak için güçlü bir siyasi taahhütte bulundu ve iç pazar direktiflerine doğru ve zamanında aktarma yapmak için somut hedefler ve süreler belirledi. İrlanda topluluk direktiflerinin uygulanmasını denetlemek için iç prosedürlerini güçlendirdi.

Belçika, Estonya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, İtalya, Polonya ve Portekiz e-devlet girişimini desteklemek için iş dünyası ve vatandaşların soruları için tek bir adres belirlediler. Böylece bürokrasi azaldı. Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya ve Finlandiya’da bir iş başlatmak için artık iki haftadan az zaman gerekiyor.
İrlanda ve Hollanda hizmetler ve enerji sektöründe kısıtlamaları kaldırdı. Slovakya finansal hizmetlere rekabetini artırmak için çalışıyor. İngiltere rekabet hukukuna ağırlık verdiği Danimarka yabancı sermayeyi çekebilmek için mevzuatı gözden geçiriyor. İngiltere’de  okullarda 14-16 yaş grubundaki gençlere beş günlük girişimcilik eğitimi veriliyor.

AB üyesi ülkeleri nüfus artışı ve demografiyle başa çıkabilmek için ulusal programlar kurgulamaya başladılar; Örneğin Danimarka, İrlanda ve Finlandiya, verimliliği ve istihdamı arttırmak amacıyla devlet bütçesi oluşturdu. Belçika, İspanya, Fransa, Avusturya, Portekiz ve Finlandiya emekliliği yeniden düzenliyor. İsveç, İtalya, Latvia ve Polonya’da da ciddi çalışmalar var.

Finlandiya’da yaşı ilerlemiş çalışana eğitim programları kurgulanıyor. İrlanda yetenek ağı programı oluşturdu şirketlerin daha esnek, yenilikçi ve maliyet etkinliği olan eğitimlere ulaşmasını sağlıyor. Böylece 30 bin çalışanın yetkinlikleri arttırıldı. Estonya mesleki eğitime yatırım yapıyor. Avusturya düşük ücret nedeniyle istihdam yaratılması güç 5 bin pozisyon için özel uygulama başlattı. Altı aydan fazla işsiz olan gençler ile 1 yıldan fazla işsiz olan ileri yaş grubundakileri hedeflediğini, istihdam yaratılan her pozisyon için işçiyi de işvereni de ödüllendireceğini duyurdu.

Hollanda çalışanlar için gönüllü tasarruf modeliyle maaşlarının bir kısmını ayırıp izin, eğitim gibi durumlarda kullanmaları için cesaretlendiriyor. Slovakya genç ailelerin iş/yaşam dengesini geliştirmek için çalışıyor. Devlet okul ve kreşleri destekliyor. Doğum izninden sonra kadınların işe dönüşü teşvik ediliyor.

Uzun lafın kısası; Avrupa demografik değerlerinin bozulmuş olduğu tespitini yapmış görünüyor. Önlemlerini geç de olsa almak adına radikal adımlar atıyor. Kişisel değerlendirmem şu; pek çok gelişmiş ülke demografik değerlerini iyi yönetebilmiş değil.

Türkiye’de genç nüfusun, genel nüfusa oranla yüksek oluşu yanıltıcı. Tahminlere göre 2012 yılında 65 yaş üzeri nüfusun genele oranı yüzde 7, bu oran 2039’da ise yüzde 14 olacak. Kısaca ifade etmek gerekirse Türkiye’de de yaşlanma hızlı olacak.

Bizim hala şansımız var. Bugünden yarını planlamalıyız.

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir