Bir Asansör Süresi Kadar Zamanınız Olsa

İyi konuşma nasıl yapılır, hikaye kısa, öz, çarpıcı nasıl anlatılır, dinleyenleri etkilemek nasıl mümkün, konuşma yaparken ne kadar öne çıkmalı, içerik nerede durmalı, vücut dili, ses nasıl kullanılmalı, heyecanın üstesinden gelmek nasıl mümkün?… Sahneleri hedefleyenler için soruların sonu yok…

Şu meşhur “elevator pitch” denen, asansör sunumu ya da ayaküstü konuşma diye Türkçeleştirebileceğim saniyeler, bilemediniz birkaç dakikada kendinizi gösterme marifeti ya da etkili konuşma yapma sanatından söz edeceğim. Diyelim hayatınızın dönüm noktasını yaratacak kişiyle asansördesiniz, akılda kalacak kadar çarpıcı, yeniden buluşma şansı yaratacak kadar ilginç bilgiyle kendinizi nasıl anlatırsınız. Kulağınıza klişe gelebilir, tuzağa düşmeyin… etkili bir konuşma egzersizidir. Eğitimlerimde sıklıkla benzer bir yaklaşımı çalışırım hiçbir zaman yanıltmaz, zordur.

Konuşma yapmak eğitim, çalışma gerektirir, ama öncelikle de iyi bir hikaye. Dinlediğiniz çoğu konuşmanın ilginizi çekmeme nedeni temelinde içeriğin ve sunumun zayıf olmasından kaynaklanır. Nasıl aşılır sorusuna yanıt olarak 4 dakika süren bir konuşma paylaşacağım.

Konuşan Sebastian Vettel, Alman Formula 1 pilotu. Aston Martin F1 takımı, BMW Sauber, Scuderia Toro Rosso, Red Bull Racing ve Scuderia Ferrari için yarışan 2010-13 arasında üst üste 4 kez şampiyon olan Vettel yalın, basit, samimi bir üslup ve görüntüyle 35 yıllık ömrünü, değerlerini, gelecekten beklentileri aktarıyor. Formula izleyicileri canlı enerjik biri olduğunu mutlaka keşfetmiş olsa da kimsenin kafasında harika bir konuşmacı olarak yer almadığını düşünüyorum. Demek, herkes iyi konuşabilirmiş diyebilirsiniz. Yeter ki, anlatacak hikayesi olsun ve çalışsın.

Vettel, yarış hayatını bu yılın sonunda bırakma kararı aldığını duyuruyor, nedenlerini açıklıyor, hayallerini aktarıyor, dinlemenizi öneririm. Şüphesiz başka pek çok başarılı konuşma örneği var, gündemde güncel ve kısa olması nedeniyle sunuyorum.

Fiziksel kurgu, içeriğin giriş gelişme sonucu… gayet iyi hazırlanıldığını gösteriyor. Gri fonda siyah t-shirt, oturarak hareketsiz konuşmasını ilk bakışta küçümsemeniz için her türlü neden var. Devam edecek olduğunuzda, iyi hesaplanmış bir prodüksiyon olduğunu keşfedeceksiniz. O kadar basit ki, konuşma metniyle yarışmıyor, yeteri kadar geride, şöhreti kapamayacak kadar ortada.

Vettel 4 dakikada ağır konuya giriyor, hayatının önemli kısmını geride bıraktığını duyurmakla kalmıyor, dünya meselelerine girerek hedef göstermeden dozunda eleştiriyle çıkış yapıyor, bizi aktivist kimliğiyle tanıştırıyor ve kişisel gelişim dersine dönüşen metinde bireyin kendisini her yaşta ve koşulda gerçekleştirmesi gerektiğine ikna ediyor.

“F1 pilotu olmak benim hiçbir zaman yegane kimliğim olmadı” diyerek başladığı sözlerini duyunca sosyal içerikli bir konuşma dinleyeceğinizin sinyalini alıyorsunuz. Dozu artırarak sürdürüyor sözlerini, “…kimlik, kim olduğunuz değil başkalarına nasıl davrandığınızla alakalıdır….” F1 pilotu dışındaki rollerini baba, eş diye tanımladıktan sonra “En çok mavi rengi,  çikolatayı severim, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusuna bayılırım…  Formula dışında da hayat kurdum, tek hedefim yarışta birinci gelmek değil, çocuklarımın büyüdüğünü görmek, onlara değerlerimi aktarmak, düştüklerinde kaldırmak…” diye devam ediyor! Dünyanın kritik zamanlardan geçtiğini, salt konuşmanın değişim yaratmakta yetersiz kaldığını, yarışın hepimiz için devam ettiğini söylüyor. “Daha kazanılacak birçok yarış var” diyerek noktalıyor.

Belli ki burada durmayacak, kendisini bundan sonra hangi pistlerde göreceğimi merak ederek veda ediyorum. Bir konuşma, anı yakalarsa güzel, son bulduktan sonra düşündürmeye ve ilham vermeye devam ederse çok güzel diye nitelendirilmeli.

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir